Анна Каренина

Lev Tolstoy

Puan

8.510 üzerinden
13,5bin kişi
Ne öldürücü severiz...
Puan vermedi·800 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 23:28
Ah, ne öldürücü severiz biz, Tutkuların o hırçın körlüğünde; En çok da onu yok ederiz kuşkusuz, Kalbimize en yakın olanı bir gün. Fyodor Tyutchev Anna Karenina, Lev Tolstoy’un otobiyografik romanlarından biri sayılır. Roman, Anna ve Levin (Lyovin - yazarın yakın çevresinde kendisine hitap edilen adıyla Lyovuşka) karakterleri etrafında ilerler. Levin, Tolstoy’un doğru bulduğu ve yaşamak istediği hayatı temsil ederken, Anna yazarın korkularının gerçekleşmiş hâli gibidir. Anna, tutkudan uzak, heyecansız bir evlilik yaşamaktadır. Hayatı düzenli, sakin ve dışarıdan bakıldığında kusursuz görünür. Eşi Aleksey Karenin, başarı ve görev odaklı yaşayan, duygularını göstermeyen bir adamdır. Oğlu Seryoja’ya karşı bile mesafeli ve soğuktur. Anna, eşini adeta duygusuz bir makine gibi görmeye başlar. Annan'ın abisi Stiva, eşine ihanet etmiş ve bu ihanetinden utanmadan karısının yüzüne bakarak aşk dakikalarını hatırlayarak gülümseyen bir karakterdir. Anna, abisinin ailesini kurtarmak için Moskova’ya gelir. Tren istasyonunda hayatının dönüm noktası olacak kişiyle, Vronski ile karşılaşır. Tam o sırada tren altında kalan bir adamın çığlığı duyulur. Bu sahne, romanın ilk trajik işaretlerinden biridir. Anna, abisinin evliliğini düzeltip geri dönerken tren istasyonunda Vronski ile tekrar karşılaşır. Şiddetli korkunç bir fırtına vardır ve bu fırtına eşliğinde başlayan duygu, kısa sürede tutkuya dönüşür. Böylece yasak aşk başlar. At yarışları günü Anna, Vronski’ye hamile olduğunu söyler. Aynı gün Vronski’nin Frou-Frou adlı atı, onun hatası yüzünden yarış sırasında düşer ve beli kırılır. Frou-Frou kelimesi Fransızcada elbise hışırtısı anlamına gelir ve romanda hem Anna’yı hem de Tolstoy’un annesine duyduğu hassasiyeti simgelediği yorumları yapılır. Bu sahne de Anna ile Vronski’nin
İnsan ve Duygular
Анна КаренинаLev Tolstoy · Издательство АСТ · 202155,6bin okunma
9/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2021 20:14
Kırk üç gün gibi oldukça uzun bir zaman diliminde okudum Anna Karanina'yı ve oturup hakkında bir şeyler yazma konusunda da ciddi tereddütlerim var. Nerdeyse külliyatını hatmetmiş olmama rağmen Kont beni her seferinde ısrarla şaşırtmaya devam ediyor. Sürprizlerle dolu bir adam değil elbette kendisi, öylesine sıradan ve bu sıradanlığı ile sıradışı ve aynı zamanda derin çok derin, bu derinlik insanı hem içine çekiyor hem de ürkütüyor. Anna Karanina bir aşk romanı izlenimi verse de katiyen bir aşk romanı değil. Kadın erkek ilişkileri ve evlilikler üzerine muazzam değerlendirmeler ve ancak bir ilişki uzmanı tarafından yapılabilecek durum tespitleri, tümüyle tarafsız ve objektif bir bakış açısıyla yaklaşılmış insan kusurları ki Kont gibi ahlakçı ve erdemler üzerine keskin savunuları olan birinin bu yaklaşımı insanda takdir uyandırmakla beraber biraz şaşkınlığa da sebep oluyor. 1870'li yılların Rusya'sının sosyo-kültürel yapısını, siyasetini ve toprak yasalarını, serflikleri, kadınların toplum içindeki hak ve durumları hakkında da fikir ve görüş sahibi olmanızı sağlayacak, Ekim Devrimi öncesi Rusya'sını net bir şekilde kafanızda canlandıracaktır. Kitabın ana karakterleri Anna Karanina, onun eşi Aleksey Aleksandroviç Karenin, Anna'nın kardeşi Stepan Arkadyiç, Stepan Arkadyiç'in eşi Dolli, Dolli' nin kız kardeşi Kiti, Kiti'nin aşkı ama daha sonra Anna'nın büyük aşığı ve aşkı olacak olan Vronskiy ve Kiti'ye aşık Levin. Kitabı okuyan ve Tolstoy'u az biraz tanıyan birinin de kolaylıkla farkedebileceği üzre Levin otobiyografik bir karakterdir. Tolstoy Levin ile kendi fikirlerini konuşturmuş düğündeki gömlek mevzuna kadar hayatından kesitler koymuştur. Levin Kiti'yi büyük bir sadakatle ve sabırla sever. Sabrının mükafatını da alır elbette. Kiti ve Levin ilişkisinde aşkta gurur
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Reklam
Anna Karenina- L. N. TOLSTOY /Okumadan ölmeyin!
10/10
·1062 syf.··
2023 46. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 23:03
Bir kitapla yaşamaya alışmak! Gittiğin her yere onunla gitmek! Onunla aynı yağmurda ıslanmak! O kahramanlarla uyuyup yine onlarla uyanmak! Ve eser bittiğinde oluşan o derin boşluk! 22 gün olmuş Anna Karenina serüveni başlayalı. Kitaplarına gözü gibi bakan biri olarak yıllar sonra ilk kez bir kitabı eskittim! Ve şimdi o eskilik bana o kadar huzur ve gurur veriyor ki... Hayatımdan bir Anna Karenina geçti. İlk cümlesinden son cümlesine kadar benimle yaşadı. Birlikte şehirlerarası yolculuk yaptık, birlikte otostop çektik. Ve ben onunla yaşadım, yeri geldi Anna oldum yeri geldi Vronskiy. Ama en çok da Levin... Öncelikle şunu söylemek istiyorum. İncelemelerimde en nefret ettiğim şey "spoiler"dir. Ama bu eseri spoiler vermeden inceleyebilecek kadar yeterli görmüyorum kendimi. Yine de bende uyandırdığı duyguları yazmaya çalışacağım. Ona göre okumanızda fayda var. Güzel bir gün. Birbirimizin kalbini kırmak fazla gereksiz olur. İncil'den bir alıntı ile başlıyor eser: "Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim." İlk okuduğumda anlam vermekte oldukça zorlandım. Fakat eser bittikten sonra söyleyebilirim ki şu an çok iyi anlıyorum... Ardından eserin ilk cümlesi geliyor. Eminim eseri okumasanız bile bu cümleyi bir yerlerden duymuş, hafızanızda yer vermişsinizdir: "Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mut­suzluğu kendine göredir." (s. 3) Anna Karenina Aşk, Aile, Kıskançlık, Ölüm, Toplum, Toprak, İnsan psikolojisi, İnsan ve dinlere dair bir eser. Onu tek bir kategoriye sığdırmak oldukça zor olacaktır. Kahraman tiplemelerini oldukça başarılı buldum. Eser her ne kadar Anna Karenina isimli kahramanı merkeze almış olsa da Levin de en az onun kadar ön plandaydı. Hatta son bölümlerde onun dahi önüne geçtiğini düşünüyorum. Onun düşünceleri, dine bakışı, maddi hayattan manevi hayata
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
9/10
·1062 syf.··
2022 21. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2022 08:30
"Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir." Cümlesi ile edebiyat tarihinin en iyi giriş cümlesine sahip kitaplardan biri #k:357. Sadece bu giriş cümlesinin hatırı için bile kalbimde ve beynimde bu eserin yeri ayrı olacak. Tam 32 gün süren uzun bir yolculuğa çıktığımız Anna Karenina ile bugün yollarımız ayrıldı. Tökezlediğim, çoğu kez yorulup duraksadığım zor bir yolculuk oldu ama yine de okuduğuma pişman değilim. Sadece kalbime dokunan, kendimden izler bulduğum satırlar için bile harcadığım zamana ve çabaya değer diye düşünüyorum. Anna Karenina, her ne kadar aşk kitabı okunacağı izlenimi uyandırsa da, aşk dışında pek çok farklı konuyu barındırıyor. Hatta aşk konusu, yazarın hayatını ve düşüncelerini yansıtma durumuna göre biraz daha arka planda kalmış diyebilirim. Kitapta dönemin ekonomisi ve politikası üzerinde oldukça ayrıntılı bir şekilde durulmuş. (Bu kitabın beni en çok zorlayan kısımlarından biriydi.) Bunun yanı sıra evlilik ve ilişkilerin kişilerin psikolojileri üzerindeki seyrini göstermesi bakımından da oldukça başarılı bir kitap. Aslında çoktan bitmiş olan evliliklerin, sırf toplum baskısı ve uyulması zorunlu din kuralları sebebiyle devam ettirilmesinin meydana çıkardığı sorunlar Anna Karenina-Aleksey Aleksandroviç Karenin ve Dolli-Stepan Arkadyiç karakterleri üzerinden etkileyici bir biçimde anlatılmış. Kitabın başlarında oldukça neşeli ve kendiyle barışık olan, evli ve bir çocuk annesi Anna'nın aşkın ve tutkunun peşinden giderek sürüklendiği ruh hali beni üzdü. Paranoyakça kıskançlık krizleri ise okurken beni bile bezdirdi, Vronsky karakterine acıdım sık sık. Levin karakterinin ise pastoral yaşantısının detaylarını okurken pestilim çıktı diyebilirim:) "Seni hiç sevmedim, sevemedim Levin!" demek istiyorum ve
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Karenin'den Levin'e
10/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 18:07
Anna Karenina’yı bitirdiğimden beri kafamın içinde garip bir yankı var. Sanki yüzyılı aşkın süre önce yazılmış bir romanı okumadım da, kendi içimde uzun süredir kaçtığım, yüzleşmeye cesaret edemediğim o sessiz odalara girdim. Tolstoy, sayfalarca akıp giden o devasa kurgunun içinde aslında hepimizin bir yerlerde sakladığı o görünmez korkuları, o mükemmel olma çabasını yüzüme vurdu. Kitap boyunca kendimi iki ayrı adamın arasında, sanki iki farklı zaman diliminde sıkışmış gibi hissettim. Bir yanda Karenin duruyordu... Hayatı sadece kurallara, toplumsal beklentilere ve dışarıdan nasıl göründüğüne göre yaşayan o adam. Onun o buz gibi duvarlarına, duygularını bir zırh gibi gizlemesine bakarken kendi geçmişimdeki o "iki kişilik siper" günlerini gördüm. Hata yapmaktan o kadar korkmuşuz ki, hayatın o kaotik ama canlı olan tarafına geçmemek için kendimize yapay, güvenli köprüler inşa etmişiz. Kitapta bahsedilen, o köprünün altındaki girdabın aslında gerçek hayat olduğunu anladığım o an, nefesimi kesti. O güvende hissettiren eylemsizliğin aslında nasıl bir mezar olduğunu çok net anladım. Diğer yanda ise Levin var. Buz pistindeki o meşhur sahnede etrafındaki herkesi kusursuz, kaygısız ve mutlu sanan; sadece kendini dışarıda, eksik ve yalnız hisseden Levin. O durum bana o kadar tanıdık ki... İnsan bazen sırf kendi içindeki o kusurluluk inancı yüzünden bütün dünyayı erişilmez bir vitrin gibi görüyor. Bir kelimeyi söylerken bin kere düşünmek, başkalarının en ufak bir soğukluğunu veya sessizliğini dünyanın sonu gibi kişiselleştirmek... Levin’in zihnindeki o bitmek bilmeyen analiz motoru, benim yıllarca kendi içimde susturmaya çalıştığım o yorucu sesin tam olarak aynısıydı. Bu kitap bana bir şeyleri sürekli onarmaya çalışmanın ya da kusursuz, risksiz bir anı beklemenin ne kadar
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Reklam
Reklam