Bu kitap bana, insanın en büyük enkazının dışarıda değil, kalbin tam ortasında olduğunu hatırlattı.
Aşkın bazen iyileştirmek değil, en derin yerden yaralamak olduğunu hissettim. Ama yine de insan sevmekten vazgeçemiyor.
Satır aralarında suskunluk vardı...
Söylenemeyenler, geç kalınmış cümleler, "keşke" ler...
Bazı bölümlerde durup düşündüm; gerçekten
unutuyor muyuz, yoksa sadece üstünü mü örtüyoruz?
Kırgınlık, gurur ve yarım kalmışlık o kadar gerçekti ki, hikâye degil de birinin kalbini okuyormuş gibi hissettim.
En çok da şunu fark ettim: Insan bazen yıkıldığı
yerde büyüyor. Acı, istemesek de bizi olgunlaştırıyor.
• Bu kitap, sevmenin cesaret istedigini ama gitmenin de ayrı bir güç gerektirdiğini fısıldıyor.Bazen hepimiz kendi enkazımızın içinde kayboluyoruz….. Ama inanıyorum ki her yıkımın altında yeniden ayağa kalkacak bir kalp var.
"Enkaz" bana bunu hatırlattı.