Erkeğini İlahlaştıran Kadınlar (Kadını Aşağılayan Kültür ve İnançlar)Hamdi Kalyoncu

·
Okunma
·
Beğeni
·
477
Gösterim
Adı:
Erkeğini İlahlaştıran Kadınlar
Alt başlık:
Kadını Aşağılayan Kültür ve İnançlar
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055011376
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yediveren
"Hiç evlenmedim! Bu anlayışla ben evlenemem de!

İçimde hep, yenemediğim bir kuşku var!
Neden, kadın kocasına 'secde eder gibi' itaat etmek zorunda olsun ki?!

Erkekler bu kadar 'yüce' mi?

Kadınların hiç mi değeri yok? Evlenince kocasına secde etmesi mi gerekiyor?

Eğer böyleyse, benim asla bir kocam olmayacak demektir. Kimseye secde eder gibi itaat etmem ben!

Hem, evlenmeden önce bir erkeği nasıl tanıyıp güvenebilirim ki? Ya kötü birisi çıkarsa?

O, bana emredecek, benden kendisine köle gibi hizmet etmemi isteyecek! Ben de secde eder gibi itaat edeceğim öyle mi? İstemez, kalsın!

Aslında kafama takılmıyor da değil. Diyorum ki, 'Rabbim, kadınların da, erkeklerin de Rabbi! Ama nasıl oluyor da erkekleri kayırıyormuş gibi anlaşılıyor? Kadınları kayırması gerekmez mi? Onlar daha duygusal, daha narin, daha zarif değil mi?'

Bu işte bir terslik olmalı! Ne dersiniz?"
Kısa ama kısalığının ötesinde de başarılı ve çok derin bir kitap. Adından da anlaşılacağı üzere kadınların çektiklerini ve kadınların erkeklerine ne şekilde bağlılık gösterdiğini ve onları ne şekilde ilahlaştırdığını anlatıyor. Yazar Hamdi Kalyoncu’nun da uzman bir psikiyatir olmasından dolayı da kadınların çektiklerini ve yaşadıklarını anlatmakta da daha kesin sonuçlu tespitlere yer vermiş.

Nedir mesela kadınların her kültürde ve her bir millette geride kalmasının sebebi, birçok şiddete ve dogmatik söylemlere maruz kalmasının sebebi, bunlar şüphesiz çok öncelere dayanıyor, o kadar öncelere gidiyor ki yaratılışın ilk başı, Hz. Âdem ve yasak meyve kıssasına kadar gidiyor. Bildiğimiz üzere, İncil’de, Tevrat’ta ve hadis rivayetlerinde öğreniyoruz ki Allah Âdem’i çamurdan ve kadını da, ona “eş” olarak yaratılan Havva’yı da Âdem’in kaburga kemiğinden yaratıyormuş. İşte her şeyin başı bu yaratılışa ve kaburga kemiğine dayanıyor, kaburga kemiği belki ilk duyduğumuzda dikkat çekmiyor olabilir ama İncil’e, Tevrat’a gitmeden de uydurma hadis kültürümüze baktığımızda kaburga kemiğinin esas manası ortaya çıkıyor. Kaburga kemiği yaratılıştan eğridir, yamuktur onu kim düzeltmeye çalışırsa çalışsın düzeltemez çünkü düzeltilmeye meyilli değildir, onun için de kaburga kemiğinden yaratılan bir kadın da yaratılıştan yamuktur ve eğridir(!) Erkekler de onu düzeltmeye ne kadar çalışırsa çalışsın bu çalışmaya kadın cevap veremez, olumlu tepki veremez kadın kırılır, yani ne yaparsak yapalım kadının eğriliği kabul edilmiş ve yaratılıştan onlar zaten cezasını almış ve yamukturlar, onun için Âdem yasak meyveyi Havva yüzünden yemiştir. Şeytan zayıf olan Havva’yı kandırmış, Havva da Âdem’i yoldan çıkarmıştır. Bu bilgiler hadislerde de karşımıza çıktığı kadar İncil ve Tevrat’ta da karşımızdadır.

“Rab Tanrı Âdem’e derin bir uyku verdi. Âdem uyurken, Rab Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı.”
“ Âdem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Âdem’e getirdi.” Yaratılış 2:21–22

İnsan eli değmemiş Kur’an’da ise;

“Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan eşini vücuda getiren ve o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının. Adını anarak birbirinizden dilekler dilediğiniz Allah'tan korkun. Rahimlerin haklarına saygısızlıktan da sakının. Şu bir gerçek ki Allah, Rakîb'dir, sizin üzerinizde sürekli ve titiz bir gözetleyicidir.” Nisa Suresi 1. Ayet

Kur’an’da Allah diyor ki; “sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan eşini vücuda getiren” diye belirtiyor, burada önemli olan virgülden sonraki “ondan” sözüdür, Kur’an’dan tek ayet alıp, bir bütün olarak okumayanlar “ondan” kelimesini Âdem’den diye yorumlayıp, kaburga kemiği inanışına inanıp bir de uydurma hadislere de inanmışlardır; ama hâlbuki, Kur’an bir bütün olarak okununca “ondan” kelimesi Âdem’in yaratıldığı çamurun olduğu anlaşılmaktadır.

“Allah sizi topraktan, sonra embriyodan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. O'nun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır, ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz bunlar, Allah'a kolaydır.” Fatır Suresi 11. Ayet

Sizi ifadesi ve ondan kelimesi Havva ve Âdem’in aynı şekilde çamurdan yaratıldığını ve çiftler kılmasından, eş olarak belirtilmesinden de yaratılış olarak kadın ve erkeğin arasında hiçbir fark olmadığı gayet açık bir şekilde bellidir. Hristiyan ve Yahudiler kendi kitaplarında, insan eli değmiş olmasına rağmen kitaplarında kaburga kemiğinden yaratıldı yazıyor diye kabul edebilirler ama biz Müslümanların kitabında böyle bir ibare olmamış olmasına rağmen kaburga kemiğinden kadının yaratılışına sırf hadislerde geçiyor diye inanmak son derece yanlıştır, kaburga kemiği kabul edilip de kadının eğriliği ve yamukluğuna uydurma demek de doğru değildir, Kur’an’da kaburga kemiği hiç geçmez, şunu da düşünmek lazım ki erkekten alınan kaburga kemiği ile yaratılan bir kadın yamuk, eğri ve düzeltilemez ise o kaburga kemiğinin sahibi nasıl oluyor da o kaburga kemiğinden içinde fazlası ile olmasına rağmen bu kadar düzgün olabiliyor, bu da bir başka cevaplanamamış sorudur!

İnsanoğlunun yaratılışı Âdem ile başladı ve Havva ile tamamlanmıştır. Hamdi Kalyoncu, yaratılış kısmındaki kadının aşağılara çekilmesini anlattıktan sonra yine bu sefer yasak meyve olayını anlatıyor ve yasak meyvenin yenilmesinin tek suçu olarak da Havva’nın gösterilmesini anlatıyor. Bunun için Tevrat ve Tevrat’tan Pavlus sayesinde türeyen İncil tamamen kadını suçlar ve sonra da kadının Yaratıcı tarafından lanetlendiğini belirtmektedirler. Yani bir nevi düşününce insanoğlu cennetten Havva yüzünden, bir kadın yüzünden kovuluyor yani bu kadını erkekler lanetlemesin de ne yapsın?

“Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. “ Yaratılış 3:6 detayı için 1 ve 6 pasajlar arası.

Ama Kur’an’da ise Allah hiçbir şekilde Havva’ya laf söylememekte aksine tabir-i caizse Âdem’e yüklenmektedir.

“Andolsun ki, daha önce Âdem'e emretmiştik, fakat unuttu; onu gayretli de bulamadık.” Taha Suresi 115. Ayet

Kadınların lanetlenmesi ise İncil’de;

"Rab Tanrı, kadına, "Çocuk doğururken sana çok acı çektireceğim!" dedi.
Ağrı çekerek doğum yapacaksın. Kocana istek duyacaksın. Seni o yönetecek.” Yaratılış 3:16

Hadislerimizde ise hâşâ Peygamberimize kadınlara sorun onlar ne cevap verirse tersini yapın, cehennemi gördüm çoğunluğu kadındır, kadın, kocasının vücudu tamamen irin kaplı olsa ve onu dili ile temizlese bile kocasının hakkını ödeyemez gibi akla, mantığa sığmayan, Kur’an’a ters denilmesine bile gerek olmayan sözler sözde söylettirilmiş ve bazı kesimler tarafından da maalesef kabul edilmiştir. Kur’an’da ise kadın ve erkeğin eşitliği tamamen açık bir şekilde belirtilmektedir.

“Yine sizin için kendileriyle huzur bulasınız diye kendi türünüzden eşler yaratması, aranıza sevgi ve merhameti yerleştirmesi de O'nun mucizevi işaretlerinden biridir: Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir topluluk için alınacak bir ders mutlaka vardır.” Rum Suresi 21. Ayet

Cennetten kovulma meselesi kadınlar için maalesef ayrı bir hadisedir. Kur’an harici diğer kitaplarda ve hadislere göre insanlığın maalesef Havva yüzünden cennetten kovulduğuna inanılmaktadır, bu inanış Kur’an’ın bakış açısında akıllara birçok soru getirmektedir. İnsanoğlu cennette mi yaratılmıştır? Tüm insanlar bu ilk günah sebebiyle dünyada çile mi çekiyorlar? Hâlbuki Kur’an der ki kimse kimsenin günahını çekmeyecektir! Eğer böyle bir durum söz konusu ise yaratılışta ve sorgulamada sıkıntılar var demektir. İnsan yaratıldı ve şeytan ilk ırkçılığı yaparak, “ben ateştenim, o topraktan” diyerek yaptığı ırkçılık sonucu kovulur ve kovulmasının sebebi olarak da gördüğü insanı gözden düşürmek ve onu bir günahkâr, bir isyankâr yapmak için var gücüyle çalışır. Âdem ve Havva’yı yanılttı ve bunun sonucu olarak da ikisi cennetten çıkarıldılar. Düşünmemiz gereken tüm mesele bu, insanoğlu hangi cennetten çıkarıldı? Kur’an der ki cennette giren bir daha oradan çıkmayacaktır, orada günah işlenemez ve en önemlisi de şeytan cennette miydi? Çıkarıldıkları cennet kutsal kitaplarda insanlara bir ödül olarak verilecek “uhrevi cennet” midir yoksa “cennet” kelime manası itibariyle anlamamız gereken güzel bir bahçe midir? Ödül olan uhrevi cennetin içinde tek bir ağaç ve dalındaki meyveler gibi yasak olabilir mi? Tabii ki de Âdem ve Havva’nın kovulduğu cennet Kur’an’da bizlere belirtilen, fani dünyada yaptıkları iyilikler için insanlara ahiret hayatında ödül olarak müjdelen cennette günahın işi nedir?

Hamdi Kalyoncu, genel olarak iki bölümden oluşan kitabın ilk bölümlerinde Hristiyanlık inancı ve İncil’deki kadına olan bakış açısını, Yahudilikteki inancı ve Tevrat’taki kadına bakış açısını verirken bunların hadisler ile uyumluluğunu gösterip aynı şekilde de Kur’an içinde tamamen olmadığını belirtiyor ama keşke Kur’an’dan verdiği birkaç örnekte sure adı ve ayet numaralarını da belirtseydi. Bu üç din haricinde özellikle Budizm ve Hinduizm inanışlarındaki, Yunan mitolojisindeki kadına bakış açıları ve yapılanlar kısımları da çok etkiliydi.

İkinci bölümde ise bu inanışlardan etkilenen ya da etkisinde kalanların himayesinde olan, onlardan etkilenen kadınların ne şekilde erkeklerini ilahlaştırdığını anlatıyor, madde madde sıralamak gerekirse;

- Erkeği, “hayatının vazgeçilmezi” olarak görmek
- Erkeği, “her şeyden çok sevmek”
- Erkek karşısında güçsüz olmak, güçsüzlüğünü hissetmek
- Erkekle birlikteliği “hayatın anlamı” olarak görmek
- Kadının değerini erkeğin takdirine bırakması
- Erkeği her şey olarak görmek
- Ekonomik bağımlılık
- “Ölümüne evlilik” anlayışı içinde olmak
- Kocaya itaati abartmak, saygıdan çıkıp mutlak hakimiyete gelmesi

Güzel, başarılı bir kitaptı, sapkın inanışların, dine insani duyguların girip aşırılığa gitmenin sonucunun nerelere gittiğinin en güzel örneklerinden biriydi. Yazarın da psikiyatri uzmanı olup bazı kısımlarda ara ara sanırım danışanlarının düşüncelerini (isim vs. belirtmeden) aktarması ise kitabın etkili yerlerinden biriydi.

Bu kadar özel, yaratılıştan kutsal, iffetli erkekleri, hâşâ Yaratıcı tarafından lanetlenmiş, eğri ve yamuk olan, gemiye alınması bile uğursuzluk olarak görülen iffetsiz kadınlar nasıl olur da bu özel erkekleri yetiştirip ve büyütmüş sorusu sanırım bu inanışlarda her zaman cevapsız kalacak.
Neden kadın kocasına secde etmek gibi itaat etmek zorunda?
Erkekler bu kadar yüce mi?
Kadının hiç mi önemi yok?
Kadın ne yaptı ki cehennemin çoğunluğunu onlar oluşturuyor?
Neden ailesini ziyaret etmeye giderken bile kocasından izin almalı?
Erkeğe herşey mübahken kadının önüne bu kadar yasak niçin konuluyor?
Kadın gerçekten uğursuz mu?
Allah'ın adaleti sonsuzken kadını bu kadar dışlaması hakir görmesi (haşa) mümkün mü?
Hz. Peygamberin hayatı ve birçok hadis çelişmiyor mu? Bunu alim dediğimiz kişiler bile bile niye kadın hakkında ki kuranla çelişen sözleri ısrarla kitaplarına alıyorlar?
Kadını aşağılayan Müslüman hocalar(!) hiç mi Allah'tan korkmuyor?
..........
Bu ve buna benzer birçok soruyu defalarca kendime etrafımda ki hocalara sormuştum. Sonunda kemdim araştırmaya özellikle uydurma hadisler mevzusunu, Kur'an'da kadınla ve insanlarla ilgili ayetleri,İslam dininde kadının yerini araştırmaya karar verdim. Yaşanılan,inanılan din ve Kur'an da buyurulan dinin ne kadar farklı olduğu bariz ortadaydı. Ataerkil toplumda ataerkil düşünceye sahip erkekler İslamı kullanarak kadını kendi benliğinden, İslam dininden resmen uzaklaştırmaya çalışmışlar. Sonuç olarak kendine güvenini yitiren kadınlar, erkeği olmadan ayakta duramayan maddi imkansızlıklar çeken, erkeğini ilahlaştıran, kendi kimliğini kaybetmiş bir insan modelini oluşturdular.
Hamdi Kalyoncu kitabında bu konulara hem dini hem psikolojik açıdan değinmiş. Ortaya çok sağlam bir çalışma çıkmış. Herkesin okuması gereken önemli kitaplardan biri. Belki biraz daha açıklayabilirdi konuları. Bazılarını çok kısa geçmiş.
Tüm kadınların Kendi değerinin eşrefi mahlukat olduğunun farkında olması dileklerimle...
"Amerika'da üniversite öğrencilerinin denek olarak kullanıldığı bir araştırma yapılmış, deneklerin yarısına makalenin yazarının bir kadın olduğu, diğer yarısına ise yazarın bir erkek olduğu söylenmiş, sonuçta erkek yazarın daha yüksek değerlendirildiği ortaya çıkmıştır."
Hamdi Kalyoncu
Sayfa 83 - Yediveren Yayınları
İslam'ı sadece tahtadan yapılmış ve taştan imal edilmiş putları yok edip, onların yerine, o putlar gibi hiçbir fonksiyonu olmayan, kişi ve toplum hayatına müdahale etmeyen, hükmetmek gibi bir sıfatı bulunmayan, soyut bir tanrı inancı getiren din olarak algılayanlar, nice sahte ilahların hükümlerine uyarak gönül hoşluğuyla yaşarken La ilahe İllallah'ı arada bir mırıldanarak cenneti garantilemiş olmanın hayalleriyle avunur dururlar.
" Benden sonra birtakım hadisler yayılacaktır. Onları Kur'an'a sunun, hangi rivayet Kur'an'a uygun ise o benim kelamımdır. " ( Ed-Derekutni, 4. S. 208'den )
Erkeği, daha çok, iş ve ekonomik sebepler intihara sürüklerken, kadınlarda "eş" ve erkeklerle ilgili sebepler önde gelir.
Hamdi Kalyoncu
Sayfa 137 - Yediveren Yayınları
Son dinin yüce mesajına rağmen, maalesef, "kadın", Yaratıcının ona bahşettiği onura hasretin acısı içinde bugün de perişan.
Çoğu milletin kültürü ise "kadını aşağılayan" inançlarla dopdolu.
Hamdi Kalyoncu
Sayfa 16 - Yediveren Yayınları
Cenab-ı hak, onları en mükemmel şekilde yaratmış, onlara "güzel" kelimesiyle ifade edilebilecek olan tüm özellikleri bahşetmiştir.
Dünyada, kadın ile güzellik kadar birbirine yakışan başka iki husus yoktur.
Hamdi Kalyoncu
Sayfa 40 - Yediveren Yayınları
İnsanoğlu Âdem'le gözlerini dünyaya açtı. Ve Âdem'in yaratılışı Havva ile tamamlandı.
Şeytan bundan hoşlanmadı. Hasedi ile kıvrandı; yandı kavruldu.
Hamdi Kalyoncu
Sayfa 15 - Yediveren Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erkeğini İlahlaştıran Kadınlar
Alt başlık:
Kadını Aşağılayan Kültür ve İnançlar
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055011376
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yediveren
"Hiç evlenmedim! Bu anlayışla ben evlenemem de!

İçimde hep, yenemediğim bir kuşku var!
Neden, kadın kocasına 'secde eder gibi' itaat etmek zorunda olsun ki?!

Erkekler bu kadar 'yüce' mi?

Kadınların hiç mi değeri yok? Evlenince kocasına secde etmesi mi gerekiyor?

Eğer böyleyse, benim asla bir kocam olmayacak demektir. Kimseye secde eder gibi itaat etmem ben!

Hem, evlenmeden önce bir erkeği nasıl tanıyıp güvenebilirim ki? Ya kötü birisi çıkarsa?

O, bana emredecek, benden kendisine köle gibi hizmet etmemi isteyecek! Ben de secde eder gibi itaat edeceğim öyle mi? İstemez, kalsın!

Aslında kafama takılmıyor da değil. Diyorum ki, 'Rabbim, kadınların da, erkeklerin de Rabbi! Ama nasıl oluyor da erkekleri kayırıyormuş gibi anlaşılıyor? Kadınları kayırması gerekmez mi? Onlar daha duygusal, daha narin, daha zarif değil mi?'

Bu işte bir terslik olmalı! Ne dersiniz?"

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • AylinB.
  • Duygu Erdem
  • H. Havva Ergün
  • Ayşenur
  • mithrandir21 | Uğur
  • mehmet emin coşan
  • derda

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (3)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0