Külliyat-ı Şems-i Tebrizî Güldestesi

Etme

Mevlana Celaleddin-i Rumi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·192 syf.··
2024 112. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2024 01:53
Bu kitap Mevlana'nın "etme" redifli gazellerinden doğmuş Farsça, Arapça, Türkçe gazel ve kasidelerden oluşan bir Divan-ı Kebir seçkisidir. Seçkiye ismini veren "ediyorsun etme" redifli gazel, 1992'de Türkçeye çevrilmiştir.Daha sonraları 2010 yılına gelindiğinde öteden beri süre gelmiş olan bu türden çeviri çalışmaları derlenerek "etme" adı altında bir kitaba dönüştürülmüştür.
EtmeMevlana Celaleddin-i Rumi · Kapra Yayıncılık · 202452 okunma
Şems'in Gidişine, Zamanın Ötesinden Bir Ağıt
9/10
·336 syf.··
2026 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 15:08
"Herkesin kolayca tükettiği bu çağda, bin yıl öncesinden gelen bir sadakat çığlığına kulak verdim..."Mevlana’nın zamana meydan okuyan eseri Etme, sadece kelimelerden ibaret bir şiir kitabı değil; insan ruhunun derinliklerine, sadakate ve ilahi aşka dair yapılmış en içten yakarışlardan biridir. Bir okur olarak bu kitabı elime aldığımda, sayfaların arasında kaybolmaktan ziyade, kendi iç dünyamın kuytularında bir yolculuğa çıktığımı hissettim. “Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme...” diye başlayan o ilk cümle bile insanı olduğu yere çivileyen cinsten bir ağırlığa sahip.Kitap, Mevlana'nın ruh ikizi, hocası ve adeta canından bir parça olarak gördüğü Şems-i Tebrizi’nin Konya’dan ayrılışı üzerine döktüğü o derin sitemi ve özlemi merkezine alıyor. Benim bu eserde en çok hissettiğim duygu, saf ve karşılıksız bir bağlılık oldu. Günümüz dünyasında her şeyin bu kadar hızlı tüketildiği, dostlukların ve sevgilerin pamuk ipliğine bağlı olduğu bir dönemde, bu kitabı okumak bana çölde su bulmuş gibi hissettirdi. Yazar, ayrılığın getirdiği o amansız sızıyı öyle bir anlatmış ki, bin küsur yıl öncesinden gelen bu ses bugün hala insanın kalbine dokunabiliyor.Üstelik kitapta kullanılan dil insanı yormayan ama içine çeken tasavvufi bir derinliğe sahip; çevirinin o naif ruhu korumuş olması da okuma keyfini iki katına çıkarıyor. Okurken kendime sık sık "Ben hayatımda birini, bir değeri ya da bir inancı bu denli saf bir bağlılıkla sevebildim mi?" diye sordum. Bu yüzden eseri sadece edebi bir metin olarak okursanız eksik kalır; bu aslında ruhun olgunlaşma çabası, terk edilme korkusu ve nihayetinde ilahi olanı arayış hikayesidir. Eğer hayatın koşturmacasından, samimiyetsiz ilişkilerden ve derinliği olmayan sözlerden sıkıldıysanız, bu kitaba mutlaka bir şans verin. Sayfaları kapatıp kitabı
Şiir
EtmeMevlana Celaleddin-i Rumi · Kapra Yayıncılık · 202552 okunma
Puan vermedi·162 syf.··
2020 32. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2020 11:10
Harika bir kitabı daha bitirmenin üzüntüsü içerisindeyim. Buyuleyici bir siir kitabi okuyayim, her satirin altini cizeyim diyorsaniz iste buyrun. Şiir kitaplarını çok seviyorum ama bu kitap çok ayrı. Içerisinde harika beyitler var. Tek bir cümle de bile çok farklı duygulara kapılmak mümkün. Bu şaheserleri çevirerek bizlere kazandıran insanlara sonsuz teşekkürler... Keyifli okumalar
1000Kitap
Etme; Külliyat-ı Şems-i Tebrizi GüldestesiMevlana Celaleddin-i Rumi · Genesis Kitap · 201152 okunma
Puan vermedi
Şems gitmesin diye Konya’dan, ay kapkara olmasın diye gamdan, etme diye haykırdı Celâleddîn-i Rûmî. Aşıklarla başa çıkacak gücü olmayanların hayretinden, Rûmî kaybetmişti Şems’ini. Şems giderse eğer felek harab olur, ziyan olurdu onun için. Şems giderse eğer ayın da evi yıkılırdı. Şems giderse, tüm şekerler zehr olurdu. Peki çektiyse ışığını Şems Rûmî’den, artık hangi ay ışıtır Tebriz’i ?
Etme; Külliyat-ı Şems-i Tebrizi GüldestesiMevlana Celaleddin-i Rumi · Genesis Kitap · 201152 okunma
9/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Bazıları Mevlâna Celaleddîn Rûmî hazretlerine kızar, ağızlarına ne gelirse söyler ve ona hakaret ederlermiş. Yine bir gün bir saygısız adam: “Sen inançsızlara bile kucak açıyorsun, onlarla bir araya geliyorsun; günah işleyenlere dahi “gel” diyorsun... Böyle yapmakla dinin izzetine dokunuyor, İslam`ın onurunu iki paralık ediyorsun.” şeklinde hakaret dolu bir mektup göndermiş. Hazret, mektubu açıp okumuş, tebessümle kağıdın arka tarafını çevirmiş ve tek cümle yazıp geri göndermiş. Hazreti Mevlânâ o tek cümlede: “Sen de gel, sana da bağrımı açıyorum!” demiş.
Etme; Külliyat-ı Şems-i Tebrizi GüldestesiMevlana Celaleddin-i Rumi · Genesis Kitap · 201152 okunma
10/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme. Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?  Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme. Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru. Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.
Etme; Külliyat-ı Şems-i Tebrizi GüldestesiMevlana Celaleddin-i Rumi · Genesis Kitap · 201152 okunma

Yazar Hakkında

Mevlana Celaleddin-i RumiYazar · 122 kitap
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında 'Bilginlerin Sultânı' ünvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Feridüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Feridüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kufe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Musâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler. Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de 'mutlak kemâlin varlığını' cemalinde de 'Tanrı nurlarını' görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizi'nin yerini doldurmaya çalıştılar.