Felsefe-i Ferd (Anarşizmin Osmanlıcası)Baha Tevfik

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.297
Gösterim
Adı:
Felsefe-i Ferd
Alt başlık:
Anarşizmin Osmanlıcası
Baskı tarihi:
Aralık 1992
Sayfa sayısı:
113
Format:
Karton kapak
ISBN:
001333270
Kitabın türü:
Çeviri:
Burhan Şaylı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş
Görülüyor ki sosyalizm ve anarşizm akımları birbirinin kardeşi değil, belki düşmanıdır. Bunları bir değil, ayrı anlamalı, birbirinin zıddı bellemelidir.
Ben bu yeni çağın içinde "anarşizm"i görüyorum. Kanımca kölelikten, ücretli köleliğe ve ücretli kölelikten sosyalistliğe geçen insanlık en sonunda anarşizme ulaşacak ve orada bireyselliğin bütün bağımsızlığını, bütün azametini duyumsayacaktır.
Baha Tevfik Osmanlı'nın son dönemlerinde yaşamış ve Osmanlı Devleti'nin icinde olduğu bozulma ve çözülmeye şahit olmuş bir yazardır. Bu durumdan çıkış için birçok düşünür ve aydın gibi kafa yormuş, çareyi batılılaşmakta ve bireyi devlet karşısında yücelten liberal ve hatta anarşist anlayısta bulmustur. Yazar 18. ve 19. yüzyılda Avrupa'da son derece hakim olmuş pozitivist maddeci dünya görüşünü de benimsemistir. Bunu kitabında felsefenin günümüzde bilim ve teknikle son derece uyum sağlamıs olduğu ve bilim ve tekniğe aşina olmayan, buluşlar ve teknik yaratımlarla yakından ilgilenmeyen kimselerin yeni bir felsefi düşünce ortaya koyamayacakları görüşüyle de ifade etmektedir. Bu benim asla kabul etmediğim ve felsefeyi sınırlamak ve aslında felsefenin özünü olusturdugunu düşündüğüm metafiziği felsefeden dışlamak olarak gördüğüm bir düşüncedir. Malesef dönemin ağır sartları içinde ve Batı karşısında geri kalmışlığın getirdiği psikolojik etki ile Batı'yı çok yüceltme ve onu her yönüyle taklit etme ve icselleştirme -Batı'da hakim olan dünya görüşünü de kapsayacak biçimde- dönemin kimi diğer aydınlarında da görülen bir özelliktir. Simdi kitapla ilgili bazı notlarımı ve eleştirilerimi paylaşmak istiyorum.

1)Yazara göre birey bağımsız olmazsa hükümet de bağımsız olamaz.

2)Yazar için bireye büyük önem vererek herkesin düşünce ve cabasına saygı göstermek gercek ozgürlügün en önemli yükselme noktasıdır.

3) Yazar özgürlüğe dayanan güc ve etkinliğin tahakkumle elde edilen üstünlük isteğinden yüz bin kat daha meşru ve etkili olduğunu belirtir.

4)Yazara göre dünün felsefesi bugünün bilim ve fenni, yarının bilim ve fenni bugünün felsefesidir.

5) Yazar Türklüğü kurtaracak şeyin bir düşünsel amac olduğunu ve bunun da Avrupalılaşmak, medeni ve ilerlemiş olmak olduğunu belirtmektedir. Burada Avrupalılaşmak kavramı ile yazarın bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi mi yoksa tüm değer ve kurumlarıyla Batı'yı tümüyle benimsemeyi mi kast ettiğinden emin degilim. Eğer ikinci durumu kast ediyorsa buna katılmadığımı söylemem gerekir. Medeniyetler birbiri ile etkileşim içindedirler ve olmalıdırlardır ama bu etkileşim asla ötekine tam bir dönüşüme yol açacak boyutta olmamalıdır ve olamaz da.

6) Yazarın aile, evlilik, milliyetcilik, özgürlük ve diğer bazı konularda alışılmısın dışında görüşleri vardır. Bunlar oldukça tartışmalıdır ve bazılarına katılmak benim için mümkün değildir. Örneğin ona göre ülkemizde (Osmanlı Devleti'nde) ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle evlenmek bir felakettir ve bundan sakınmak gerekir. Bu benim için çok radikal bir düsüncedir.

Sonuç olarak kitap içinde katılmadığım birçok düşünce olmasına rağmen benim için ilginç bir okuma oldu. Osmanlının icinde bulunduğu cözülme dönemindeki düşünsel dünyaya bir yönden aşina olmak açısından yararlı oldu diyebilirim.
Gerçek özgürlük
hükümetin biçiminden çok bireyin tahsil ve terbiyesiyle
irfan seviyesinin mümkün ölçüde yükselmesiyle mümkündür.
Bu temel ilkeler ortaya konulmadıkça ve her türlü noksanlanmızın,
her türlü acizlerimizin, hatta yoksulluk ve gereksinimlerimizin
bile hafifletilmesini ve tedavisini hükümetten bekledikçe
özgürlük ve meşrutiyetimizin biçiminde yükselmeyi değil alçalmayı
beklememiz gerekir.
Memleketimizin en büyük siyasi olgusu demek olan geçen
seneki partiler hayatına göz atacak olursak ahlak ve metanetin
derecesi hakkında bh fikir elde etmek mümkün olur. Her hafta
partisini değiştiren ve bu eylemini gazetelerle ilana gerek gören bir birey; açıktır ki kendince bilinen ve seçilmiş bir siyasi çabaya
değil, ayda kazandığı veya kazanmayı ümid ettiği beş on kuruşun
devam ve teminine koşuyor. Ciddi bir siyasete arka çıkmakla
elde edilecek genel ve büyük çıkan bugünün adi ve sefil
çıkarına feda ediyor ve sırf bu sahte ve anlayışsız fedakarlığı
aleme göstererek amacına daha çabuk ulaşmak için gazetelere
kadar başvurmaya karar veriyor. Bir ay önce olanca vicdani (!)
kanısıyla dahil olduğu partiden bugün yeni bir vicdani kanının
zorlamasıyla istifa ettiğini ilan ediyor. Ciddi bir siyasi ve toplumsal
öğretinin, ciddi bir çabanın yıllann araştırma ve deneyiminin
sonucu olduğu biliniyorken her ay değiştirilmesi itiraf
edilen bu tür günübirlik vicdani (!) kanıyı nasıl açıklamak gerekir;
bu konuda para çekmek, göze girmek, mevki tutmak sonuçta
ihtiras ve ahlaksızlıktan başka nasıl bir sebep tasavvuruna
imkan vardır?..
"Yüce temeli kendi vasıflarında pozitif ve her cihetle tükenmez
güç sahibi olarak onaylamak tanrıyı kendinden zeka,
adalet ve mutluluk diye anlamaktan ibarettir. Yüce temel tam
bir mükemmeliyet olduğundan eksik mükemmeliyetlere özgü
vasıflarla nitelenemez."
Görülüyor ki Muhyiddin'in birer felsefi yaratımı olarak
anlaşılan sözleri kendisinden yaklaşık bin yıl önce söylenmiş,
hatta daha belirgin, daha açık bir dille söylenmiştir.
Uyruklar üzerinde etkinlik gerçekleştirmek, meşrutiyetle
bağdaşmayan bir yönetim tarzıdır. Bu tarzın biricik dayanağı
da; Abdülhamid'in pek iyi keşf edip uygulamış olduğu şiddetli
merkeziyet usulü oluyor. Etkin bir hükümet; memurları sorumluluk
tanımayan ve astları hakkında istediği gibi ödüllendirme
ve cezalandırma gerçekleştirmede özerk olan hükümettir.
Etkin bir hükümet; uzun uzadıya soru, açıklama, ulusal
denetim gibi ulusun meşru haklarını tanımak istemeyen hükümettir.
Etkin bir hükümet; eleştirilere katlanmayan, halkın düşüncelerinden
korkarak onun sakin ve suskun kalmasını sağlamaya
çalışan hükümettir.
Böylece etkinliğini uyrukları üzerinde gerçekleştirmeye çalışan bir hükümetten yarar değil, zarar beklemelidir; yaşam değil
uyuşukluk, ölüm beklemelidir; düşüş, hastalık, hatta çöküş
beklemelidir.
Böyle bir etkinliğin yalnız memurlar arasında cereyan edeceğini
zannedenler de var. Bizde memurların az çok aydın bir
tabaka oluşturduğu düşünülürse onlar üzerinde gerçekleştirilecek
bir istibdadın kapsamının derecesi hakkında bir fikir elde
edilmek mümkün olur. Halbuki bu etkinliğin sınırları memurları
daima aşar. Ve çok aşar. Üstünün buyruk ve isteğine boyun
eğmek istemeyen memur nasıl yaşama ve geçinme zorunluluğunu
düşünerek bu fikrinden vazgeçerse hükümetle ve memurlarla
işi olan her birey de başanya ulaşmak ve rahatlamak için
daima onlara yoldaşlık eder, ve bizde her iş memurlardadır. Sözün
gelişi bir ilçeye gidelim. Oranın kaymakamı mutasarrıfa,
mutasarrıf valiye, vali İçişleri Bakanlığı'na bağlı ve onun boyunduruğu
altındadır. Bu her gitmek istediğimiz ilçemizde de
böyledir. Her işi hükümetle olan eşraf çoğunlukla ve hatta tamamen
kaymakamla iyi geçinmek düşüncesiyle bu isteğe boyun
eğerler, eşrafın çiftliklerinde, tarlalarında, bağlarında çalışan ekinciler ve ırgatlar da aynı isteğe bağlı olmak zorunda kalırlar.
Görülüyor ki hükümetin etkinliği meşru da olsa, müthiş ve
sürekli bir istibdad oluşturmaktan geri kalmıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felsefe-i Ferd
Alt başlık:
Anarşizmin Osmanlıcası
Baskı tarihi:
Aralık 1992
Sayfa sayısı:
113
Format:
Karton kapak
ISBN:
001333270
Kitabın türü:
Çeviri:
Burhan Şaylı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş
Görülüyor ki sosyalizm ve anarşizm akımları birbirinin kardeşi değil, belki düşmanıdır. Bunları bir değil, ayrı anlamalı, birbirinin zıddı bellemelidir.
Ben bu yeni çağın içinde "anarşizm"i görüyorum. Kanımca kölelikten, ücretli köleliğe ve ücretli kölelikten sosyalistliğe geçen insanlık en sonunda anarşizme ulaşacak ve orada bireyselliğin bütün bağımsızlığını, bütün azametini duyumsayacaktır.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Yusuf
  • Rainbow 2071
  • Orberk Katar
  • Burak Taşcı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0