·
Okunma
·
Beğeni
·
41
Gösterim
Adı:
Firak 1
Baskı tarihi:
Aralık 2019
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058031593
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yılkad Yayınları
Kerem'in bağırışı herkesi derinden etkiledi. Yaşlarla ıslanmış gözlerini Levent'in gözlerine çevirip zorla da olsa konuşmaya çalıştı.

"Biraz olsun sen de hatırım varsa vur beni!" Sesi boğuk çıkıyordu.

Kafasına dayanmış namlunun ateş almasını ümit etti.

(Tanıtım Bülteninden)
226 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Meri babası İran'da asıldıktan sonra kaçak yollardan Türkiye'ye kaçmıştır.
Türkiye'de annesinin üvey kız kardeşine sığınır,fakat teyzesinin asıl amacı Merinin akıl hastası olduğuna dair rapor alıp Merinin tüm mal varlığına konmaktır.
Bu arada Kerem komutan yanlışlıkla nöbette arkadaşını vurmaktan ordudan üç ay ihraç edilmiştir Kerem ve Merinin yolu bir şekilde kesişir.Kerem ona evini açar,Meri başına gelenleri Kereme anlattığında ona yardım edeceğine söz verir
Bir sabah haberleri dinlediklerin de Merinin teyzesi televizyonlara çıkıp yeğenini bulana ödül vereceğini duyurur.
Öte yandan İran'da muhafazakar kesim yöneticileri Merinin yakalanıp ülkeye geri getirilmesi için düğmeye basarlar. Malesef Meri ve Kerem için zaman daralmaya başlamıştır.
Acaba Kerem Meriyi kurtarabilecek mi
Meri için tüm bu kabus bitecek mi

Yine muhteşem yazmış yazarım ️ Çok beğendim okurken sanki bende onlarla birlikte yaşadım her şeyi .
Yazarım kaleminiz daim okurunuz bol olsun sabırsızlıkla ikinci kitabı bekleyeceğim
Bu tarz severlere kesinlikle okumalarını tavsiye ederim

# Kız,pencerenin dış korkuluğu küpeşte ye çıkmış, güç bela dengede durmaya çalışıyor saçları rüzgarda uçuşuyordu.
Kerem güçlükle yutkundu İn ordan aşağı !
Neden göğsü dehşetle sıkışmıştı ki ?
226 syf.
·Beğendi·10/10
FİRAK 1 / YILÇAY ATAR
KİTAP SAYISI: 226
Kerem'in bağırışı herkesi derinden etkiledi. Yaşlarla ıslanmış gözlerini Levent'in gözlerine çevirip zorla da olsa konuşmaya çalıştı.

"Biraz olsun sen de hatırım varsa vur beni!" Sesi boğuk çıkıyordu.

Kafasına dayanmış namlunun ateş almasını ümit etti.

KİTAP YORUMUM: iran rejiminin getirisi olan Meri ile Kerem'in yollara acı bir şekilde çakışır.
Bazen yanlış yerde yanlış zamanda bulunursanız eğer istemeden de olsa önyargıların getirdiği acımasız düşünceler ile seni önce kafalarında yargılarlar, sonra sen ne yaparsan yap infaz ederler.
Meri babası ve annesi haksız yere öldürüldüğünde Türkiye'ye kaçmaktan başka çaresi kalmamıştı. Teyzesinin evine sığındı ama bazı insanların para için maalesef yapacakları şeylerin sınırı yoktur. Kendi işine yaramayan anne ve babasını kurtaramayan büyük servet teyzesinin aç gözlülüğü ile paraları harcanmaktaydı. O açlıktan tanımadığı kişilere güvenerek ayakta kalmaya çalışırken teyzesi onun parası ile aç gözlerini doyurmaya çalışıyordu.
Meri'nin aslında Kerem'e güvenmekten başka çaresi yoktu. Ama Barney geldikten sonra halen Kerem ile görüşmek istemesi yeni bir aşkın başlangıcı mı yoksa?
Gerisini sizler okuyup karar verin.
Şeyhin iki yüzlü kendine göre insanların hayatını mahfetmesine, cahil getirisi ile insanları yargılayıp infaz etmesine insan çok sinirleniyor. Teyzeye de çok sinirlendim ama ah almak diye bir şey var. Sonuna çokta üzülmedim. Levent ise yapması gerekeni yapıyor. o an ki şartlar ne gerektiriyorsa.
Kitabın devamı Firak 2 eseri ile devam ediyor. Ben devamının çıkmasını sevgiyle bekliyorum.
Yazarımızın kalemine sağlık.
DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
226 syf.
·Beğendi·10/10
Hocamızın ikinci kitap serisinin ilki olan Firak 1 muhteşemdi.Yine harika bir konu ve anlatış tarzı var.Bayıldım ve yine ikinci kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.Diğer okuduğum Gelincik serisi'nde kullanılan bazı esintilere burada da karşılaştım.Bu esintileri çok güzel bağlıyor hocamız.Gelelim özetimize:

Kerem ile Er Serdar buz gibi bir günde varacakları karakola doğru yol alıyorlardı.Soğuktan artık elleri sızlıyordu ikisininde.Serdar arkada yavaş yavaş geliyor,Kerem ise beklemek zorunda kalıyordu.Serdar aşk konularında konuşmaya başlayınca Kerem tahammül edemiyor, susturmaya çalışıyordu Serdar'ı.Kerem bir sesler duydu etrafında çalılıklar ya da ağaçlar var gibi ama etrafta hiçbir şey yoktu.Silahları elindeydi.Kerem etrafta kimsenin olmadığını anlayınca elindeki silahı havaya doğru kaldırdı ama ucunda beyaz bir ışık gördü.O anda bilinci yerinde değil gibiydi.Gözlerinin önüne Serdar'ın kanlar içinde hâli geldi ve kendisi de Serdar diye bağırarak bayıldı.Gözlerini açtığında ise karşısında Levent komutanı vardı ve bir şey yapmazsa Serdar'ı görmesine izin vereceğini söyledi.Serdar'ı görünce ise büyük bir üzüntüye düştü çünkü Serdar'ı kendi vurmuştu ve hayalleri Kerem yüzünden yok olmuştu.Kerem böyle düşünüyor ve suçluyordu kendisini.Bir süre görevinden uzaklaştırıldı.Kendisini toplayıp geri dönmesi için Levent komutan sürekli teklifini yöneliyordu ama Kerem kabul etmiyordu.

Meri Janan Alborz İranlı önemli ve zengin bir kişinin kızıydı.Yaptığı işler nedeniyle idam edilmiş,annesi ise yine öldürülmüştü.Oklar kendisine dönünce üvey abisi tarafından ülkeden kaçak olarak çıkarılıp Türkiye'ye Necla teyzesinin yanına gönderilmişti.Necla teyzesi ve eşi kızın mal varlığını duyunca iğrenç planlarını devreye soktular.Kıza el suyuna kattığı zehirle zehirleyip öldürecek,sonra da tüm mal varlığına el koyacaktı.Zorla kıza içirdi.Meri öldü sanıldı ve morga kondu ama otopsi yapılacağı sırada yaşam belirtileri gösterince hemen çıkardılar.Bu sefer de intihar etiketini yapıştırdılar ve kıza deli raporu aldılar.Meri bunları öğrenince kahroldu.Hastaneden kaçar bunun üzerine.Cebinde beş parasız kalır.Sonra otelde kalan bir bayanla tanışır.Bu kadının kaldığı yer aslında genelevdir ama bunu Meri'ye söylemez.Meri birgün tesadüf eseri bunu öğrenir ve kadın gizliden onun yaptıklarını dinleyince sinirlenir ve Erdal tarafından Kerem için ayarlanan randevu için Meri odada tutulur.Kerem gelir ve Meri'ye dokunmak isteyince Meri daha fazla bunlara dayanamaz ve kapıyı açtığı gibi kaçar.Neyse baya kaçar akşam olur.Açıkır ve bir fırından ekmek ister adam azarlar gibi kovunca yanlışlıkla ekmek sepetini düşürür ve herkes peşine takılır hırsız diye.Tam o sırada zaten sabahtan beri Meri'yi arayan Kerem onunla karşılaşır ve alır evine götürür.Evinde bir sürü olay geçer ve sonunda Meri'nin o yolda olan bir kız olmadığını anlar.Gerçekleri öğrenir ve Meri'nin eve dönmesi için söz verir.Ama Kerem ve Meri arasında dayanılmaz bir aşk ve tutku olur.Tabi henüz anlayamazlar.Kerem bu konuyu Levent komutanına anlatır,gelir kızın ifadesi alır gizli bir şekilde tabiki.Olaylar böyle devam eder.Sonra Meri babasının avukatına mail atmıştır ve o da onun üzerine hemen Türkiye'ye gelir.Meri ile büyük bir sevinçle kucaklaşırlar.Tam o sırada Kerem gelir ve bu durumu görür.Tabi kıskançlık krizine girer.Hemen yanlarına gider ve neler olduğunu anlamaya çalışır.Meri'yi gitmeyip yanında kalması için ikna etmeye çalışır.Tam ikna olmuştur ki birden özel kuvvetlerden, polislerden oluşan bir grup Kerem'in etrafını sarar ve teslim olmasını ister.Çünkü biri tarafından Meri'nin Necla teyzesi öldürülmüş, parçalara ayrılmış ve her parçası ayrı ayrı çöplere atılmış.Bu durum bazı sebeplerden dolayı Kerem'i işaret ediyordur.Ve Kerem tutuklanıp arabay bindirilir.O sırada mı ? O sırada Meri ile Kerem arasında aşk tavan yapar ve çaresizlik içinde çırpınırlar.Gerisi ve diğer olaylar sizde canlar

Devamını sabırsızlıkla bekliyorum hocam.Emeğinize,yüreğinize sağlık
226 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
F İ R A K 1

“Darmadağın olmuş bir yüreğin harabe gönlünde, uçmaya gayret eden kanadı kırık bir kuştu…”

“Sana ait olduğuna inandığın hiçbir şeyi, sonuç ne olursa olsun almaktan korkma!”

Üsteğmen Kerem Acar, Er Serdar Güneş, Meri Janan Alborz, Garnizon komutanı Levent, Necla teyze, Süreyya, Zuzu, Erdal, Aysel hanım, Hasan dayı, Ela, Amir Ghorbani, Şeyh, Muhammed Ali Alborz, Raşit, Barney Vincent, Golrıkh Ebrahimi, Zafer, Cemal ve Cellat Hamit ile acılarla dolu hayatlarda beraber yol aldık.

Daha ilk sayfalarda görevde iken Kerem’in silahının patlaması sonucu olanlar beni çok üzdü ve yorumu yazarken bile o sahne gözümün önüne geldikçe yüreğim acıyor… Meri’nin anne ve babasının Tahran’da başına gelen olaylar yürek parçalıyor… Nasıl yasaları var öyle, okudukça insan darmadağın oluyor. Meri varlıklı iken, gelişen olaylar sonucunda zorluklar yaşaması ve geldiği son nokta içler acısı… Kerem ile yollarının çok kötü şartlarda iken kesişmesi, yanlış anlaşılmalar sonucu Meri’nin hep mağdur durumda kalması kötüydü. O sahnelerde neredeyse Meri’nin masumluğunu Kerem’e ben anlatacaktım…

Bir yandan Meri’nin üvey teyzesinin yaptıklarının sonrasında akıl almaz olayların yaşanması, para, mal, mülk için Meri’ye yaptıkları beni çok sinirlendirdi ve o anda saçını başını yolasım geldi… Ama etme bulma dünyası… Meri’nin herkese güvenmesi sonucu başına türlü türlü işlerin gelmesi, tam bu sırada Kerem ile karşılaşmaları onun için büyük ikramiye idi… Kerem’in de çocukluk döneminde yaşadıkları sonrası psikolojisinin iyi olmaması, arada dengesizleşmesine sebep olsa da içinde ne kadar güzel bir yüreği olduğunu onca yaşananlara rağmen Meri’nin görmesi beni mutlu etti. Kereme takılan lakapta ayrı bir güzeldi Nazik Gladyatör… Kerem’in kuzeni Ela ne kadar kişiliksiz, karektersiz bir varlıkmış öyle… Kadın kadın değil sanki canavar. Nefret ettim Ela’dan, insan babasından az da olsa güzel bir huy almaz mı?


Meri Amir’in ona iyilik yaptığını düşünürken içindeki şeytanı görememiş olması, yaşadığı kötü zamanların onun iftiraları sonucu yaşadığını bilse ne der, nasıl davranır merak ediyorum. 23. Bölüm sonu okuduklarım resmen kan dondurucu… recm cezası da neymiş yaaa bu kadar vahşet mi insanoğlu… Meri’nin ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın mücadelesini takdir ettim. Ancak eserin sonunda çoğu yaşananların yarıda kalması okuyucuyu merakta bırakıyor. Şimdi devam kitabını nasıl bekleyeceğim ben, meraktan çatlamadan Firak 2 çıkarsa harika olur. Yazarımız öyle özenerek yazmış ki basım hataları bile göz ardı ediliyor. Yılçaycığım eline yüreğine sağlık, bu film tadında olan eseri biz okuyucularına sunduğun için. Nice güzel yeni eserlerin ile buluşmak ümidiyle.

#yılçayatar #firak1 #okudumbitti
226 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Zavallı Meri ailesini kaybettikten sonra İran' dan Türkiye'ye teyzesinin yanına kaçmıştır, onları ailesi gibi göremi ve hayata tutunmaya başka bir isteği yoktur. Ama teyzesinin niyeti başkadır, Meri'nin mal varlığını ele geçirmek ve ondan kurtulmaktan başka bir amacı yoktur.
Bir tesadüf sonucu görevinden geçici bir süre için ihraç edilen Komutan Kerem ile tanışır ve Kerem komutan ona yardım etmeye karar verir, ama teyzesi Meri için çok kötü bir plan yapmış ve uygulamaya başlamıştır.
Bundan sonra Meri ve Kerem komutan için zor günler başlar.
Meri teyzesinin kurduğu plandan kurtulabilecek mi?
Meri ile Kerem komutanı nasıl bir son bekliyor?
Bu soruların cevabı bu güzel kitapta serinin devamını da heyecanla bekliyorum.
Yılkad Yayınları
226 syf.
·Beğendi·10/10
#OcakAyındaNeOkuyorum
#okudumbitti #kitapyorumum
#Firak1#Yılkad yayınlar
Duygularınıza dokunan bir kitaptı. Umut, aşk, hüzün, dostluk, pişmanlık ve daha nice duyguları barındırıyor.
Konusuna gelince
Kerem Komutan ve Er Serdar’ın hüzünlü hikayesiyle başlıyor kitabımız. Üsteğmen Kerem, nöbet sırasında yanlışlıkla arkadaşını vurur. Vicdan azabına dayamayıp, ölmeyi ister. Ama bunu başaramaz.
Diğer yandan Meri Janan Alborz, İran asıllı bir adamın ve Türk bir annenin tek kızıydı.O henüz 19 yaşında bir veteriner adayıydı. Annesiyle babasının haksız yere öldürülmesiyle kaçak yollardan Türkiye’ye gelir. Türkiye'de annesinin üvey kız kardeşine sığınır. Üvey teyzesi onun mal varlığına el koymak için Meri'nin akıl hastası olduğuna dair rapor çıkartır. Akıl hastanesine yatırılan Meri, kaçmayı başarır. Süreyya adında bir kadınla karşılaşır Meri. İyi kalpli olduğunu sandığı bu kadın, genelevde çalışıyordur ve Meriyi de bu hayata almak ister. Kerem ve Meri'nin yolları kesişir. Kerem onu önce hayat kadını sanar fakat gerçeği öğrenince ona yardım edeceğine dair söz verir.
Bilemezlerdi aşkın onları tutsak edeceğini...Harikaydı, diyebilirim ve tavsiye ediyorum Akıcı bir dil ve etkileyici kurgusuyla okuyanı etkisi altında bırakan bir kitaptı.
#Alıntılar
Kanatların kırılmışsa istediğin yere tek uçamazsın!
Aşk ve ben, gece ve gündüz gibiyiz.
Aslında en tehlikeli görevlere gitmek ve çarpışmak için içinde delicesine bir istek oluşsa da Levent’in sözleri çok ağır gelmişti. Adam bir tabur askerin önünde bağırarak “Silahına sahip çıkamayan adam hiçbir yerine sahip çıkamaz, ona emanet verilmez!” diye bağırmıştı. Haklıydı!
Gözleri! Kerem o gözleri okuyamıyordu. Sadece öyle bir ifade yerleşmişti ki iri koyu gözlere, acı değildi kanar gibiydi…
Çaresizlik, insanın en büyük ve en acımasız düşmanıydı.
Acılarını dindirmek için başka acılar şart mı?
Darmadağın olmuş bir yüreğin harabe gönlünde, uçmaya gayret eden kanadı kırık bir kuştu…
Genelde kadınlar bunu yapar. Ağlarına bir erkeği taktılar mı başlarını yakmadan bırakmazlar!
Eski dost değil ihtiyacı olduğu zaman hep yanında olan bir dosttu.
Gitmek mi, yoksa kalmak mı?
Aşk nasıl bir şeydi ki insanı yeniden şekillendiriyordu.
Nefret geçicidir! Ama ölürse onu geri getiremeyiz!
Kapıların kilitlenirken çıkardığı ses kızı ürküttü.
Adam Keremin yokluğundan yararlanıp,abla bir sorun varsa karakol yakında seni götüreyim mi ? diye bir çırpıda sordu.

Evet çok büyük bir sorun vardı! Tanımadığı bir adam tarafından esir alınmıştı... Meri durumunu anlatmak isterdi,hemde çığlık çığlığa bağırarak,ama sesi çıkmadı.
"Olamaz!" kendi çığlığı sarp kayalarda yankılanıp gelip kulaklarına çarptı. Gözleri kararırken tetiğe yanlışlıkla dokunan sağ eline azılı bir düşmanı gibi baktı. Az ötedeydi karakol, geldikleri yönde kendilerine doğru koşan bir karartı gördü. Nöbeti devrettiği erlerden biri olabilirdi. Kim olduğunu seçemeden o da Serdar'ın yanına bilincini kaybederek düştü. İki asker arkadaşın son nöbeti böylelikle kan içinfe bitmiş oldu... "

Yilcay Atar #yılçayatar #firak #okuyorum #yılkadyayınları #yılmayankadınlar
E posta kutusu dolmuştu. Adamın bilgisayarını kullanırken aklı ondaydı. Adam hakkında duyduklarından sonra, nedense içinde ona karşı bir acıma duygusu oluşmuştu. Asıl acınacak durumda olan kendisiydi aslında, fakat yine de kazayla öldürdüğü biri için "Onun hayallerini çaldım" demesi kendisine çok dokunmustu. Birinin hayallerini çalmak nasıl bir şeydi? Akşam olmadan Kerem gelir miydi bilmiyordu. Acıkan karnı için mutfağa gidip dolabı açtı.

Fare düşse, kafası kırılır. Tabiri, kesin böyle boş olan dolaplardan türemiştir. Dev dolap bomboştu. Adamın bir şeylere hazımsız olduğu belliydi çünkü dolapta sadece bol bol soda şişesi vardı. Şansına küsüp bir soda şişesi alıp tekrar masaya, bilgisayarın karşısına geçti. Babasının şirketinde görev yapan Amerikalı avukatlardan birine önemli bir e posta yazmak istiyordu. Babasının yakın arkadaşı ve siyasi süreçte hep yanında olan Barneu Vincent...

Yilcay Atar #yılcayatar #firak #okuyorum #kitapalıntısı #alıntı #yılmayankadınlar Yılkad Yayınları
Yılçay Atar
Sayfa 112 - 112 ve 113
#kitapalıntı
#Firak1
#yılkadyayınları
Yilcay Atar

Bana ne olacağı umrumda bile değil! Yaşamak bana ağır bir yük gibi geliyor. Hamallık yapıyorum dayı! Vicdanım çok ağır geliyor taşıyamıyorum!!
Hava karamış, yağmura yakalanmanın verdiği telaşla koşuşturan insanlar, merakla ona bakıp bakışlarını hemen geri çekiyorlardı. Meri bu bakışlardan rahatsız olmadı. Aklı selim bir insanın, bankta gelişi güzel oturacağı bir hava değil di ,o da bunun farkındaydı. Ama çıldırmış gibi can havliyle koşarken yorgunluktan kitap,düşmüştü. Nerede ve nereye oturduğu önemini yitirmişti.
Hayatın an be an getirdiklerine akıl sır ermiyordu. Tıpkı çok sevdiği Farslı büyük edebiyatçı Hafız - Divan’ında dediği gibi ;

“Perde arkasında ne gizli oyunlar döner! Üzülme gönlüm, varlığımın temelini götürse de yokluk seli, Nuh’tur kaptanın, dert etme tufanı üzülme.” Babasının sevdiği dizeleri içinden zikrederken gözlerinin yanmasına engel olamadı.
“Felek dönmediyse iki gün muradımızca, devran böyle sürmez ya hep üzülme!”
Devran dönüyordu işte! Hafız -Şirazi de yanılmıştı…Babası da annesi de artık yoktu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Firak 1
Baskı tarihi:
Aralık 2019
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058031593
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yılkad Yayınları
Kerem'in bağırışı herkesi derinden etkiledi. Yaşlarla ıslanmış gözlerini Levent'in gözlerine çevirip zorla da olsa konuşmaya çalıştı.

"Biraz olsun sen de hatırım varsa vur beni!" Sesi boğuk çıkıyordu.

Kafasına dayanmış namlunun ateş almasını ümit etti.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Ayse araz
  • Serap dmrkndk
  • Gonca Çolak
  • Sanem Mönür
  • Nursemin Doğan
  • Duygu Songül Kahraman
  • Şebnem Atik
  • Vuslat teki

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%87.5 (7)
9
%12.5 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0