Kitabın tarihsel arka planını Soğuk Savaş ve nükleer teknolojinin insanlığı tehdit etmesi oluşturuyor. Bunun yanı sıra, Berthold Brecht ile çıkan bir fikir ayrıcalığı sonucu kaleme alınmış bir eserdir.
Oyun, 21 Şubat 1962 yılında, Zürih'te ilk kez sahnelendi. #fizikçiler “deli” ve “normal” kategorilerinin ayırt edilebilirliğini yitirdiği bir dünyanın sembolü haline geliyor.
Özel sanatoryum "Les Cerisiers" Mathilde von Zahnd tarafından yönetilen bir villada, üç ay içinde ikinci kez bir cinayet işleniyor.
Usta fizikçi Möbius "dünya formülünü" buldu ve şimdi insanlığı keşfinin korkunç etkilerinden korumak için deliyi oynuyor.
Albert Einstein ve Sir İsaac Newton olduklarını iddia eden iki istihbarat ajanı, kendi ülkelerinin lehine Möbius'un formülünü elde etmek isterler. Her üç fizikçi de, ikili varoluşlarının sırrı ortaya çıktıktan sonra bir hemşireyi öldürüyor. Sonunda, gerçekten çılgın olan tek kişi - bir fizikçi değil 😉 Möbius'un kayıtlarını kopyaladığı ve böylece dünyaya hakim olmak üzere bir şirket kurduğu ortaya çıkıyor. Möbius'un trajedisi, kendisi çoktan gerçek bir delinin oyuncağı olurken, deliymiş gibi davranarak, dünyayı kurtarabileceği olan inancından ibarettir. Kimin, kim olduğu ve kimin deli ya da normal olduğunun belirsizliği, sürekli sürprizlere yol açıyor.
Oyunun odak noktası, her şeyden önce bilimin, dünyanın yıkımını olasılıklar alanına getiren atom fiziğidir. Brecht, “Galilei’nin Yaşamı” kitabında, Galileo’nun Katolik Kilise’den korktuğu için buluşunu saklarken - Dürrenmatt'ta ise durum tam tersidir. Sorumlu bilim adamı araştırmasının sonuçlarını, insanlığa yarar değil, zarar geleceği için kendisine saklar. #friedrichdürrenmatt ‘tan yıllar sonra okuduğum ikinci eser ve her cümlesinden ironi akıyor desem yeridir. Eğlenceli ve çerezlik bir