Olabilecek en subjektif incelemeyi yazıyorum sanırım ama cidden olmadı yine...The Slaughterhouse-Five macerama döndü yine zevk alamadım. Kurt Vonnegut eğlenmek için başvurduğum bir yazar, acaba burada mı bir hata yapıyorum? Siz yine de bu incelemeyi dikkate almayın.
Gece AnaKurt Vonnegut · April Yayıncılık · 2016184 okunma
Arafta kalmak mi? Vatansız kalmak mi? Sevdiklerinin hepsinin hain çıkması mi? Yoksa daha kötüsü mu var? Tek nefeste okuyacaginiz bir vonnegout eseri daha!
Gece AnaKurt Vonnegut · April Yayıncılık · 2016184 okunma
Kitap boyunca düşündüğüm bir şey vardı, eğer ki bir büyük savaş sırasında üçüncü bir devletin casusu olarak katliam yapan tarafta yer alsam bu vicdan azabıyla nasıl yaşardım. Amerikalı Howard Campbell jr ikinci dünya savaşı sırasında Almanya'da yaşayan bir oyun yazarıdır. Sonrasında casus olarak görevlendirilir ve Yahudilere karşı propaganda maksadıyla radyo programcılığı yapar. Tüm Almanya savaştan kırılırken ateşli bir ss gibi Yahudi düşmanlığı yapar. Hitler dahil tüm üst kademe ile tanışır. Savaş sonunda ise Amerika'ya döner fakat adı aranan savaş suçluları arasında üst sıralardadır. Yakalandığında ve İsrail'de yargılandığında bir Amerikan casusu olduğunu kanıtlayacak hiçbir şey yoktur. Sonrasını ise kitaptan okuyun bence.
Gece AnaKurt Vonnegut · April Yayıncılık · 2016184 okunma
Kurt beyfendi ile tanışmamız tamamen tesadüfi olmuştu. Lakin hayatta her daim güzel tesadüfler olmayabiliyor. Her ne kadar en başlarda kitaba karşı muhteşem duygular hissetsem de her bir sayfada hayranlığım ve sabrım tükenmek durumunda kaldı. Evet belli bir dönemsel kaygı barındırıyor içerisinde. Evet 2. Dünya savaşının en karanlık evresine götürüyor bizi. Kayıpları seriyor gözler önüne. Lakin bunu ele alış biçimi o kadar muğlak ki kitap bittiğinde hala kafanızda binlerce soru kalmış oluyor. Bu bir okur için çok da hoş bir durum olmuyor.Çok fazla bir şey dememi gerektirmeyecek bir kitap oldu, dürüst olmak gerekirse. Bir daha okur muyum bu yazarın eserini, belki çok sonra. Gerçekten çok.
Gece AnaKurt Vonnegut · April Yayıncılık · 2016184 okunma
Howard W. Campbell Jr. kendini “aslında” bir Amerikan ajanı olarak tanımlar. İç dünyasında doğru tarafta olduğuna inanır.
Ama Vonnegut şunu sorar:
İnsan kendine anlattığı hikâye midir?
Yoksa başkalarının ondan gördüğü şey mi?
Campbell’ın sözleri milyonlara ulaşır, antisemitizmi besler, nefreti meşrulaştırır. İç niyeti ne olursa olsun, dünyada bıraktığı etki gerçektir. Roman bu noktada niyeti değil, sonucu merkeze alır.
“Biz, ne yapıyorsak oyuz.”
Romanın ahlaki omurgası budur.
Psikolojik açıdan okunduğunda Gece Ana, bir casusluk ya da savaş romanından çok, uzun süreli rol yapmanın benliği nasıl parçaladığına dair klinik değeri olan bir metindir. Vonnegut neredeyse farkında olmadan, bugün psikolojide adlandırdığımız birçok süreci edebi olarak görünür kılar.
Campbell’ın anlatımındaki duygusal mesafe, klasik bir dissosiyatif savunma örneğidir:Duygular anlatılır ama hissedilmez,suçlar aktarılır ama sahiplenilmez,ölüm betimlenir ama yas yoktur.
Bu, travma literatüründe “duygusal uyuşma (emotional numbing)” olarak tanımlanır.
Savaşın dehşetiyle başa çıkmanın bedeli, duyguya erişimin kapanmasıdır.
Alıntıda geçen:
“Hiçbir şeyi arzulamamayı öğretmiştim kendime.”
cümlesi, tam olarak anhedoni tanımıdır.
Roman boyunca Campbell çok şey kaybetmiştir:Ülkesini, ahlaki konumunu,karısını,kendine dair anlatıyı…Ama bunların hiçbiri için yas tutulmaz.
Tutulmayan yas, duygu olarak değil,hareket edememe olarak çıkar karşımıza.
“Çakılı kalmak” bu yüzden çok isabetli bir imgedir.
Gece AnaKurt Vonnegut · Can Yayınları · 2025184 okunma
GECE ANA
KONUSU
İkinci Dünya Savaşı ajanı Howard W. Campbell Nazi savaş suçlusu olarak İsrail'de yargılanmakta. Peki, gerçekten suçlu mu? Kurt Vonnegut siyah ve beyazı grinin tonlarına çeviriyor.
DÜŞÜNCELERİM
Tek derdi oyun yazmak olan genç bir Amerikalının, casusluktan Nazi radyoculuğuna ve oradan da İsrail mahkemelerine uzanan hikayesi. Campbell fiziksel olarak tek bir insana zarar vermemiştir, Nazilere tek servisi yıllar boyunca insanların nefretini ateşleyen konuşmalarıdır. Bunu da bir Amerikan ajanının isteği doğrultusunda yaptığını savunur. Tek sorun ise bu ajanın varlığına dair hiçbir kanıtı olmayışıdır.
Bir insan fazla iyi bir casus olabilir mi? İyilik yolunda yapılan kötülük mübah mıdır? Dünyaya gösterdiğimiz dış yüzümüz mü daha gerçek yoksa içimizdeki biz mi? Yaptığımız kötülüğün bilincinde olmak mı daha büyük suç yoksa o kötülüğü iyilik olarak görmek mi?
Vonnegut'un diğer kitaplarındaki fantastik unsurlar hoşunuza gitmediyse Gece Ana'yı önerebilirim. Hoşunuza gittiyse zaten öneririm, Vonnegut bu.
Gece AnaKurt Vonnegut · April Yayıncılık · 2011184 okunma
Yine ikinci Dünya Savaşı, yine zor koşullar. Bu defa olaylar Almanya' da oyun yazarı iken kendini Amerikalıların casusu olarak bulan bir adamın hikayesi.
Yakalanmamak için Hitler hayranlığı rolünü o kadar gerçekçi oynar ki savaş sonrasında suçsuzluğuna kimse inanmaz.
Trajikomik bir hikaye.
Gece AnaKurt Vonnegut · April Yayıncılık · 2011184 okunma
Kitabı okumadan önce bu platformdaki incelemeleri okumuştum, bu yüzden beklentim oldukça düşüktü. Kitabı okurken gayet beğendim, Kedi Beşiği gibi elimden bırakamadığım bir kitap olmadı ama konusu düşündürücüydü, karakterleri ilginçti, Eichmann’la konuşmalar gibi bölümler komikti. Eleştirilerin neyi beğenmediğini düşününce belki zamanda ileri geri gelmenin verdiği kopukluk, olay örgüsünde tarif edilen detayların tamamının açıkça katkısının olmaması aklıma gelen şeyler. Yine de en iyi Vonnegut romanı olmasa da yazarın tarzını sevenler için hayal kırıklığına uğratmıyor diyebilirim.
Gece AnaKurt Vonnegut · Can Yayınları · 2025184 okunma
Kurt Vonnegut Jr. (11 Kasım 1922 - 11 Nisan 2007), ABD'li hümanist yazardır.
Kurt Vonnegut, 1922 yılında ABD'nin Indianapolis şehrinde dünyaya geldi. Cornell Üniversitesi'nde biyokimya okuduktan sonra II. Dünya Savaşı'ndaAvrupa'da asker olarak hizmet verdi. Almanya'da savaş esiri olarak ele geçirildi ve Dresden şehrinin (Almanya) müttefik kuvvetler tarafındanbombalanmasına şahit oldu. Bu olay Vonnegut'u derinden etkiledi ve sonucunda en başarılı romanı, Slaughterhouse-Five'ı (Mezbaha No 5), yazdı. Bu kitap sayesinde çağdaş Amerikan yazarlarının başta gelenlerinden biri oldu.
Savaş sonrası, yazarlığa zamanının çoğunu ayırmadan önce, Şikago Üniversitesi'nde antropoloji dalında uzmanlaştı. Başlangıçta bilim-kurgu üzerinde yoğunlaştı ve ilk yayınlanan romanı, Player Piano (Otomatik Piyano), bu dalda Vonnegut'a büyük övgü kazandırdı. Sonraki zamanlarda her ne kadar bilim-kurgu dalıdan uzaklaştığını belirtse de, yazdığı kitaplarda etkileri halen görülebilir.