Otomatik Piyano

7,8/10  (4 Oy) · 
9 okunma  · 
5 beğeni  · 
842 gösterim
III. Dünya Savaşı sürerken, Amerikalı müdürler ve mühendisler, hiç insan emeği kullanmadan üretim yapmanın yollarını geliştirdiler. Bu yöntem o kadar kazançlıydı ki, savaş bittikten sonra da aynı minval üzre devam etmekte bir sakınca görmediler. Bir tek sorun vardı; o da savaş bittiğine göre artık bir işi gücü kalmayan insanlar ne yapacaktı? Herkes işsizlik sigortasından parasını alıyordu (tüketecek kimse olmazsa üretimin ne anlamı olurdu ki zaten?), sorun burada değildi. Sorun insanların yaşamak için bir amaca, kendilerini anlamlı ve gerekli hissedecekleri bir meşgaleye ihtiyaç duymalarındaydı. Yeni sistem tam da bunu esirgiyordu onlardan.

"'Bu şarkıyı senin şerefine çaldım, Doktor,' diye bağırdı, Rudy gürültüyü bastırarak. 'Bitene kadar bekle.' Rudy, antika enstrüman sanki en son teknoloji harikasıymış gibi davranıyor, heyecanla inip kalkan tuşların ardından seçilebilen müzik kalıplarını gösteriyordu: titremeleri, bütün tuşların akordiyon gibi hareket etmesini ve bas tuşların ağır ağır, düzenli inip kalkışlarını. 'Bak, şu ikisinin inip kalktığını gördün mü Doktor! Tıpkı bir adam çalıyormuş gibi. Şunlara bak!'

Müzik tam beş sentlik bir eğlence sunmuş havasıyla birden sustu. Rudy hala bağırıyordu: 'İnsan bir tuhaf oluyor değil mi Doktor, şu tuşların inip kalktığını seyrederken? Sanki bir hayalet oturmuş yüreğini döküyor gibi.'"
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 1997
  • Sayfa Sayısı:
    320
  • ISBN:
    9789753421416
  • Orijinal Adı:
    Player Piano
  • Çeviri:
    İrma Dolanoğlu-Çimen
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:

Distopik Kitaplar Serisi Vol 5

Kurt Vonnegut'un ellerine sağlık. İncelemeye bu cümle ile başlamak benim açımdan en iyi tercih. Bir nevi kitabın bütün anlattıklarını da tek kelimeyle özetlemiş oluyorum sanki. Çünkü kitabımız sistemin insanlardan çaldığı en büyük değerlerden birini geri istiyor: El emeğini.

Otomatik Piyano herşeyin makineler tarafından yapıldığı bir dünyayı anlatıyor. Yaşam için size hangi araç gereçler lazımsa bunların hepsini makineler yapıyor. Sizin çalışmanıza gerek bile yok. Tabi yine de herşey onların ellerinde değil. Makineleri icad eden mühendisler ve fabrikaları idare eden müdürler var. Ama işin içinde yine ironi mevcut. Diyelim ki mühendissiniz ve yaptığınız işi sizin için kolaylaştıracak bir makine icad ettiniz, artık size de ihtiyaç kalmadı değil mi? O zaman güle güle efendim, artık işsizsiniz. Gerçekten işsizsiniz çünkü hiçbir mesleği yapamazsınız. Marangoz, çilingir, saatçi, kitapçı vs bunların hepsini makineler yapıyor zaten sizin yerinize. İnsanlara faydalı olduğunuzu, bir işe yaradığınızı size hissettirecek herşeyden mahrumsunuz. Tabi mühendis veya müdür değilseniz. Gerçi iyi hoş, okulda makineler tarafından yapılan analizlerle okul başarınız belli zaten. IQ seviyeniz düşükse mühendis veya müdür olmayı da beklemeyin. Ama buna da üzülmeyin yine. Medya aracılığı ile size IQ seviyesi yüksek olan insanların ne kadar çok sorumluluk yüklendiğini ve onların yerinde olmak istemeyeceğinizi anlatır, sizi uyutur, el emeği ile kendinizi faydalı hissetmenize dair özleminizi size unuttururuz. Hiç mi el emeği yok derseniz, hayır yok. Çamaşırlar mı yıkanıp ütülenecek, tek düğmeye basmanız yeterli. Yemek mi pişirilecek, yarım dakikada yemeğiniz hazır. Kitap mı okumak istiyorsunuz, hiç sıkıntı değil, kurulumuz sizin için en uyutucu kitapları seçip basmakta zaten.

Ziyadesiyle distopik gibi geliyor dimi. Ama nedense o kadar uzak görünmüyor bana. Sanki içinde yaşadığımız hayatı anlatıyor. Birşeyler üretmenin, insanlara faydalı olmanın, en basiti çocuğunuza kendinizin pişirdiği yemeği vermenin hazzını duymak göz ardı ettiğimiz şeyler maalesef. Ortaya koyduğunuz her emeğin aslında bir değeri olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorsanız, Otomatik Piyano'yu mutlaka okuyun derim.