Adı:
Göç
Alt başlık:
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Balkanlar'ın Makus Talihi
Baskı tarihi:
Kasım 2001
Sayfa sayısı:
398
ISBN:
9758414313
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
Rumeli'den Anadolu'ya yönelik üçyüz yıldır devam eden göç süresi Avrupa Tarihi'ndeki nüfus hareketlerinin en önemlilerindendir. Boyun eğdirme, göç, şiddet kullanma ve savaş silsilesinin en haysiyetsiz merhalesi göçe zorlamadır. Şüphesiz göç hadisesi hangi millet ve din mensubunun başına gelirse gelsin bir insanlık dramıdır. Bu bağlamda Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne zaman zaman kesilse de Balkanlar'dan sürekli olarak devam eden göç süreci, Balkanlar'daki soydaş ve dindaşlarımızın makus tahilidir. Araştırmamızda 1687'deki ilk göçlerden günümüze kadar olan göçler özet olarak verilmiştir. Balkan Harbi'nden I. Dünya Savaşı'na kadar olan mezalim, göç, iskan politikaları, iskandan sonra ortaya çıkan problemler ve muhacirlerle ilgili meselelerin, sosyal projeksiyonu ise arşiv belgeleri ve ayrıntılarıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır.
" Göç " kelimesini nerde, ne zaman duyarsam duyayım hemen aklıma " dram " kelimesi gelir. Çünkü, göç hadisesi hangi millet ve din mensubunun başına gelirse gelsin, yaşanılan trajik olaylar bir insanlık dramına eşdeğerdir aslında. Bu öyle bir dramdır ki, yıllar geçse de göç esnasında gelişen hadiseler, yaşayan insanların hafızalarından silinmemekle birlikte, onarılmaz yaralara da sebebiyet vermektedir. Ne acı bir hakikattir ki evim, ocağım dediğin vatanından sürülmek. Bilmediğin tanımadığın yabancı diyarlarda sil baştan, yeniden var olmaya çalışmak. Yazarın da biz okurlara bahsettiği gibi, Rumeli'den Anadolu'ya olan göçler, Avrupa Tarihinde son üç yüzyıldır görülen en büyük felaketlerden olması hasebiyle hatıralarımızda hala canlılığını yitirmemiştir. İnsanoğluna zorla yaptırılan fiili yaptırımların başında, belki de en haysiyetsiz, en merhametsiz olanı insanı göçe zorlamadır. Yazarın muhacir olan anne babasına ithaf ettiği bu kitabı, bir muhacir çocuğu olarak okumanızı tavsiye ederim. Benim ebeveynlerim de, daha üç yaşındaymışlar bu topraklara geldiğinde. Yaşadıkları travmalar bir masal anlatılır gibi, anlatıldı biz çocuklara. Halen annemin doğduğu topraklar olan, Bulgaristan'ın Şumnu bölgesi gönlüne düştüğünde annemin gözleri dolar. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen, annemin gözyaşlarını gördükçe benim, canım yanar. Lanet olsun! Bu acıları yaşatan insanlara...Yazarın bilimsel verilere dayanarak, hazırlamış olduğu ayrıca, yaşanılan rezilliği ve dramı belgelercesine fotoğraflarla zenginleştirdiği kitabı okumalısınız.
Yüzyıllardır bitmeyen zulüm; göç... Bazen filmlerde görürsün de bu kadar olmaz ya dersin. İşte tamda o kadar, hatta daha fazlası. İnsanların canlarını kurtarmak için can havliyle girdikleri göç yolu aksine yine canlarına mal oluyor... Ne kadar zor Allahım...
Kitap konu bakımından çok iyi, farklı, güzel bir çalışma olmuş. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde Balkanlardan gelen göçler, göç şartları, göçmenlerin durumları, sağlık sorunları, mali durumları, yerleştirilmeleri v.b. gibi bir çok konuyu yazar ele almış, göç ile ilgili geniş kapsamli bir araştırma olmuş. Görsellerle destekli olması da daha iyi bir hava katıyor.
Geçmiş aslında geçmemiş bâbında düşünürsek, ülkemiz hala sıkı göçlere tabi tutuluyorken, iyi bir kaynak olacaktır kitab.
Balkanlardan alınan ders ve uygulanan radikal politikalar, Anadolu'nun kaybedilmesini önleyecekti. Nitekim Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğindeki Milli Mücadele'ye katılan, tümen ve daha üst kademelerdeki komutanların %60'ının Balkan doğumlu olması, bu bağlamda değerlendirildiğinde tarihi bir rastlantı değildir.
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 135 - İz Yayıncılık, 9.Baskı
"...Çocuklar, kadınlar süngülerimizin parıltısını görünce, derhal haçı öperek Hıristiyan oluyorlar. Mutaassıp Türklerin kafalarını, kasaturalarımızla vücutlarından ayırıyoruz...Uğursuz birer numune olan minare ve camiler derhal dinamitlerle havaya uçuruluyor...Alman gazeteciler yüzünden, Türk esirleri aşikare boğazlayamıyoruz. Ama bir doktor ile yeni bir usul bulduk. Şişelerle dizanteri, tifo mikrop kültürlerini bakkallara dağıttık. Müslüman müşterilerinin aldığı şeylere, hemen bir iki damla katıyor. Hastalık alametleri başladığında, o havaliyi kordon altına alıyoruz ne konsolos, ne de gazeteci giremiyor. Bundan sonra, kuvvetli zehirleri ilaç diye veriyoruz. Kıvrana, kıvrana telef oluyorlar. Türk çocuklarına, şeker satarken kolera mikrobu bulaştırıyoruz hemen ölüyorlar...Türkleri katlederken kurtulanlar bir camiye sığındılar ve sürgüleri kapadılar. Caminin dört tarafına gazyağı dökerek ateşleyince, ikinci bir eğlenceye tesadüf ettik kapıdan çıkanlar derhal süngüleniyordu... Kadınların saçlarından tutuşunca pervane gibi, nasıl dans ettiğini görmeli. Hele Türklerin vücudu tutuştuktan sonra, mısır kızartırken hasıl olan çatırtılardan daha müthiş sadalar çıkarıyor..."
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 66 - KUM SAATİ YAYINLARI
Balkan Harbinde muhacirlerin savaş çıkması ile birlikte alelacele nakledilmeleri va bazılarının farklı şehirlere düşmesi sebebiyle ortaya birde parçalanmış aileler sorunu çıktı. Halep'te Mukaddemiye Camisi'nde ikamet ettirilen Selanik muhacirlerinden Ahmed oğlu Mümin'in 22 yaşındaki karısının, anne ve babasının Selanik'te kalması ve Halep'e gelememeleri üzerine, üzüntüsünden cami avlusunda boğazını ustura ile keserek intihar etmesi örneğini verebiliriz.
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 347 - İz Yayıncılık
Bir Yunan yedek subayın hatıratından: "Alman gazeteciler yüzünden Türk esirleri aşikare boğazlayamıyoruz. Ama bir doktor ile yeni bir usul bulduk. Şişelerle dizanteri, tifo mikrop kültürlerini bakkallara dağıttık. Müslüman müşterilerin aldığı şeylere hemen bir iki damla katıyor. Hastalık alametleri başlayınca o havaliyi kordon altına alıyoruz ne konsolos ne de gazeteci giremiyor. Bundan sonra kuvvetli zehirleri ilaç diye veriyoruz. Kıvrana kıvrana telef oluyorlar. Türk çocuklarına şeker satarken kolera mikrobu bulaştırıyoruz hemen ölüyorlar. Türkleri katlederken kurtulanlar bir camiye sığındılar camiinin dört tarafına gazyağı dökerek ateşleyince ikinci bir eğlenceye tesadüf ettik kapıdan çıkanlar derhal sunguleniyordu... Hele Turklerin vücudu tutuştuktan sonra mısır kızartırken hasıl olan çatırdılardan daha müthiş sadalar çıkarıyor..."
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 79 - İz Yayıncılık
Kırcaali kazasının 6 köyünde 570 hanede oturan 3.430 nüfusun çoluk çocuğu da dahil olmak üzere tamamı katledilmiştir. Eğridere kazasının Gümülcine'ye hicret etmeyen kısmında kalan 11 köyde 1.490 hanenin tamamı yakılmış ve tek bir kişi kalmamacasına 7.600 nüfus katledilmişti.
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 87 - İz Yayıncılık
1912 ile 1922 yılları arasında çoğu Karadeniz Bölgesi'nden ya da Batı Anadolu'dan olmak üzere 300.000 kadar Rum açlık, hastalık ve cinayetler sonunda ölüm telefatına uğradı. Bunların bir kısmı Anadoludaki Yunan istilası sonrasında ölmüş, diğer kısmı ise I.Dünya Savaşı yıllarındaki sefalet sebebiyle ölmüştür. Yunanlıların Anadoluyu işgali Türklere olduğu kadar Anadolu Rumları'na da zarar vermiştir.
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 152 - İz Yayıncılık, 9.Baskı
Sonuçta Hükümet askerî açıdan aldığı büyük yenilginin farkında olarak muhacirleri bulundukları yerlerde koruyamayacağı gerçeğiyle yüz yüze kalmış ve istemeyerek ve maddi-manevi büyük zorluklara katlanarak muhacirlerin gelişini (teşvik etmeden) kabul etmek zorunda kalmıştır.
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 181 - İz Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Göç
Alt başlık:
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Balkanlar'ın Makus Talihi
Baskı tarihi:
Kasım 2001
Sayfa sayısı:
398
ISBN:
9758414313
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
Rumeli'den Anadolu'ya yönelik üçyüz yıldır devam eden göç süresi Avrupa Tarihi'ndeki nüfus hareketlerinin en önemlilerindendir. Boyun eğdirme, göç, şiddet kullanma ve savaş silsilesinin en haysiyetsiz merhalesi göçe zorlamadır. Şüphesiz göç hadisesi hangi millet ve din mensubunun başına gelirse gelsin bir insanlık dramıdır. Bu bağlamda Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne zaman zaman kesilse de Balkanlar'dan sürekli olarak devam eden göç süreci, Balkanlar'daki soydaş ve dindaşlarımızın makus tahilidir. Araştırmamızda 1687'deki ilk göçlerden günümüze kadar olan göçler özet olarak verilmiştir. Balkan Harbi'nden I. Dünya Savaşı'na kadar olan mezalim, göç, iskan politikaları, iskandan sonra ortaya çıkan problemler ve muhacirlerle ilgili meselelerin, sosyal projeksiyonu ise arşiv belgeleri ve ayrıntılarıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Kemal EFE
  • Şeyda
  • Hazal çınar
  • Anıl Haco
  • Serpil Ağ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0