Göç Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Balkanlar'ın Makus Talihi

9,0/10  (2 Oy) · 
5 okunma  · 
2 beğeni  · 
386 gösterim
Rumeli'den Anadolu'ya yönelik üçyüz yıldır devam eden göç süresi Avrupa Tarihi'ndeki nüfus hareketlerinin en önemlilerindendir. Boyun eğdirme, göç, şiddet kullanma ve savaş silsilesinin en haysiyetsiz merhalesi göçe zorlamadır. Şüphesiz göç hadisesi hangi millet ve din mensubunun başına gelirse gelsin bir insanlık dramıdır. Bu bağlamda Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne zaman zaman kesilse de Balkanlar'dan sürekli olarak devam eden göç süreci, Balkanlar'daki soydaş ve dindaşlarımızın makus tahilidir. Araştırmamızda 1687'deki ilk göçlerden günümüze kadar olan göçler özet olarak verilmiştir. Balkan Harbi'nden I. Dünya Savaşı'na kadar olan mezalim, göç, iskan politikaları, iskandan sonra ortaya çıkan problemler ve muhacirlerle ilgili meselelerin, sosyal projeksiyonu ise arşiv belgeleri ve ayrıntılarıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Serpil Ağ 
28 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

" Göç " kelimesini nerde, ne zaman duyarsam duyayım hemen aklıma " dram " kelimesi gelir. Çünkü, göç hadisesi hangi millet ve din mensubunun başına gelirse gelsin, yaşanılan trajik olaylar bir insanlık dramına eşdeğerdir aslında. Bu öyle bir dramdır ki, yıllar geçse de göç esnasında gelişen hadiseler, yaşayan insanların hafızalarından silinmemekle birlikte, onarılmaz yaralara da sebebiyet vermektedir. Ne acı bir hakikattir ki evim, ocağım dediğin vatanından sürülmek. Bilmediğin tanımadığın yabancı diyarlarda sil baştan, yeniden var olmaya çalışmak. Yazarın da biz okurlara bahsettiği gibi, Rumeli'den Anadolu'ya olan göçler, Avrupa Tarihinde son üç yüzyıldır görülen en büyük felaketlerden olması hasebiyle hatıralarımızda hala canlılığını yitirmemiştir. İnsanoğluna zorla yaptırılan fiili yaptırımların başında, belki de en haysiyetsiz, en merhametsiz olanı insanı göçe zorlamadır. Yazarın muhacir olan anne babasına ithaf ettiği bu kitabı, bir muhacir çocuğu olarak okumanızı tavsiye ederim. Benim ebeveynlerim de, daha üç yaşındaymışlar bu topraklara geldiğinde. Yaşadıkları travmalar bir masal anlatılır gibi, anlatıldı biz çocuklara. Halen annemin doğduğu topraklar olan, Bulgaristan'ın Şumnu bölgesi gönlüne düştüğünde annemin gözleri dolar. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen, annemin gözyaşlarını gördükçe benim, canım yanar. Lanet olsun! Bu acıları yaşatan insanlara...Yazarın bilimsel verilere dayanarak, hazırlamış olduğu ayrıca, yaşanılan rezilliği ve dramı belgelercesine fotoğraflarla zenginleştirdiği kitabı okumalısınız.