Göç (Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Balkanlar'ın Makus Talihi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
495
Gösterim
Adı:
Göç
Alt başlık:
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Balkanlar'ın Makus Talihi
Baskı tarihi:
Kasım 2001
Sayfa sayısı:
398
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758414313
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
Baskılar:
Göç
Göç
Rumeli'den Anadolu'ya yönelik üçyüz yıldır devam eden göç süresi Avrupa Tarihi'ndeki nüfus hareketlerinin en önemlilerindendir. Boyun eğdirme, göç, şiddet kullanma ve savaş silsilesinin en haysiyetsiz merhalesi göçe zorlamadır. Şüphesiz göç hadisesi hangi millet ve din mensubunun başına gelirse gelsin bir insanlık dramıdır. Bu bağlamda Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne zaman zaman kesilse de Balkanlar'dan sürekli olarak devam eden göç süreci, Balkanlar'daki soydaş ve dindaşlarımızın makus tahilidir. Araştırmamızda 1687'deki ilk göçlerden günümüze kadar olan göçler özet olarak verilmiştir. Balkan Harbi'nden I. Dünya Savaşı'na kadar olan mezalim, göç, iskan politikaları, iskandan sonra ortaya çıkan problemler ve muhacirlerle ilgili meselelerin, sosyal projeksiyonu ise arşiv belgeleri ve ayrıntılarıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır.
398 syf.
·Beğendi·10/10
Yüzlerce yıl oturdukları evlerinden, mahallelerinden, şehirlerinden, ülkelerinden, türkülerinden, bahçedeki mahsüllerinden, emek verdikleri topraklarından kimisi iskân politikasıyla, kimisi bir devletin çöküşüyle zorla,zulümle,kimileri devletlerin mübadele politikasıyla göç edişlerini belgeler ve fotograflarla bir çok kaynak esas alınarak yazılmış bir eser.
Okurken gözlerinizin dolacağı ,içinizin titreceği "bu nasıl bir zulüm ya rab !" diyerek hayretlere düşeceksiniz.Tek Türkler değil zulüme uğrayan ,çingeneler,yahudiler,müslüman olan Boşnaklar,Arnavutlar,Pomaklar ve dâhi Anadolu'dan mübadeleyle giden Rumlar binbir çeşit zulme uğramış.
Balkan Savaşları sırasında gazetecilik yapan gördüğünü ve konuştuğu çete liderinin zevkle anlattıkları zulümlerini aldığı tehditlere rağmen korkmadan gazetede yazan ve zulmün her karesini yayınlayan LEV TROÇKİ neye inanıyorsun bilmem ama mekanın cennet olsun.Avrupa susma diye verdiğin savaşa helal olsun!
Bizi birileri söküp köklerimizden, başka bir toprağa dikerse anlayacağız o insanları. İşte o zaman anlayacağız bu adına göç sevimliliği verilmiş insanlık suçunu !
Dili ,anlatımı yalın acılarla dolu,bilgilendirici kesinlikle okumanız gereken bir eser.
398 syf.
·Beğendi·10/10
" Göç " kelimesini nerde, ne zaman duyarsam duyayım hemen aklıma " dram " kelimesi gelir. Çünkü, göç hadisesi hangi millet ve din mensubunun başına gelirse gelsin, yaşanılan trajik olaylar bir insanlık dramına eşdeğerdir aslında. Bu öyle bir dramdır ki, yıllar geçse de göç esnasında gelişen hadiseler, yaşayan insanların hafızalarından silinmemekle birlikte, onarılmaz yaralara da sebebiyet vermektedir. Ne acı bir hakikattir ki evim, ocağım dediğin vatanından sürülmek. Bilmediğin tanımadığın yabancı diyarlarda sil baştan, yeniden var olmaya çalışmak. Yazarın da biz okurlara bahsettiği gibi, Rumeli'den Anadolu'ya olan göçler, Avrupa Tarihinde son üç yüzyıldır görülen en büyük felaketlerden olması hasebiyle hatıralarımızda hala canlılığını yitirmemiştir. İnsanoğluna zorla yaptırılan fiili yaptırımların başında, belki de en haysiyetsiz, en merhametsiz olanı insanı göçe zorlamadır. Yazarın muhacir olan anne babasına ithaf ettiği bu kitabı, bir muhacir çocuğu olarak okumanızı tavsiye ederim. Benim ebeveynlerim de, daha üç yaşındaymışlar bu topraklara geldiğinde. Yaşadıkları travmalar bir masal anlatılır gibi, anlatıldı biz çocuklara. Halen annemin doğduğu topraklar olan, Bulgaristan'ın Şumnu bölgesi gönlüne düştüğünde annemin gözleri dolar. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen, annemin gözyaşlarını gördükçe benim, canım yanar. Lanet olsun! Bu acıları yaşatan insanlara...Yazarın bilimsel verilere dayanarak, hazırlamış olduğu ayrıca, yaşanılan rezilliği ve dramı belgelercesine fotoğraflarla zenginleştirdiği kitabı okumalısınız.
442 syf.
·18 günde·8/10
Yüzyıllardır bitmeyen zulüm; göç... Bazen filmlerde görürsün de bu kadar olmaz ya dersin. İşte tamda o kadar, hatta daha fazlası. İnsanların canlarını kurtarmak için can havliyle girdikleri göç yolu aksine yine canlarına mal oluyor... Ne kadar zor Allahım...
Kitap konu bakımından çok iyi, farklı, güzel bir çalışma olmuş. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde Balkanlardan gelen göçler, göç şartları, göçmenlerin durumları, sağlık sorunları, mali durumları, yerleştirilmeleri v.b. gibi bir çok konuyu yazar ele almış, göç ile ilgili geniş kapsamli bir araştırma olmuş. Görsellerle destekli olması da daha iyi bir hava katıyor.
Geçmiş aslında geçmemiş bâbında düşünürsek, ülkemiz hala sıkı göçlere tabi tutuluyorken, iyi bir kaynak olacaktır kitab.
Rumların bir kısmı Yunanistan'a gittiklerinde Türkçe'den başka dil konuşmuyorlardı.
Bir Rum göçmen olan Nevşehirli Aleko:
"Biz Türkçe konuşurduk. Rum mektebinde biraz Rumca öğrenmiştim. Ama okul dışında hep Türkçe konuşurduk.Buradaki hükümet bize zeybek türkülerini ve saz çalmayı yasak etti" ...
Mübadele ile Anadolu'da bulunan Rumlar Yunanistan'a ilk gittiklerinde, Türk tohumu diyerek dışlanmışlardı. Anadolu Rumları da onları: "Siz çingenesiniz. Ne para kazanmasını ne de yaşamasını bilirsiniz" diye
itham etmişlerdi. Rumlar, örf ve adetleri ile farklılıklarını sürdürmüşlerdir. Mesela Türkiye'den giden Rumların çay içme alışkanlıkları Yunanlılarda yoktur veonların sadece hastalandıklarında çay içtikleri söylenmektedir.
1989 yazında Kapıkule'de yapılan psikolojik bir araştırmaya göre Bulgaristan Türkleri için yapılan
açıklamalar gayet ilgi çekicidir: "Yüz yıllık ayrılığa rağmen, Türkiye'deki soydaşlarıyla tamamen benzeşen tutum ve davranışlar yapısına ve sosyal dokusuna hala sahip olduklarını, her türlü
baskılara rağmen kendilerine güvenlerini hiç yitirmemiş, verdikleri kararlardan pişman olmayan sağlam birer karakter sergilediklerini bulmuş olduk... hayat tarzlarında İslamiyetin ve büyük bir milletin mensubu olmanın yapılaştırdığı kültür ve ahlak telakkisi ile ve Türklüğe olan bağlılıklarıyla mümkün olabildiğinden şüphe edilemez"
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 314 - Beğlan Toğrol
Her şeye rağmen bazı RumIarın ya din değiştirerek, ya da köylerinin dağlık arazide bulunmaları sebebiyle mübadele dışı kalmış oldukları ve Dönme olarak hayatlarını sürdürdükleri söylenmektedir. Bir Muğlalı "Dedem imammış, Rumlar gittikten sonra bazı köyler dedemi çağırmışlar. Para karşılığı kendilerine İslam dinini ve ibadetlerini öğretmelerini istemişler. Mübadeleden sonra İslam dinine dönenler, İslam dinini ve ibadet" şeklini bilmediği için para karşılığı imamlar getirmişler köylerine.
Kamus-ı Türkî'de, Muhacir: "Ailece yerleşmek üzere diyar-ı ahara giden adam"; Mülteci ise "Bir yere ya da bir adama kaçıp himaye talep eden" olarak geçmektedir. Mülteciler askerlikten muaflar ve devletten hertürlü yardımı alabiliyorlardı.
1.Dünya savaşındaki Türk subayların çoğu balkan asıllı olmasından anlaşıldığı gibi.
Bulgarlar tarafından evlerinin yanında kafaları ezilerek öldürülen yaşlı Türk kadın - erkek ve çocuklar ..
Trokçi'nin çektiği fotografta ;Bulgarlar tarafindan gözleri çıkarılıp, parmakları kesilerek, kafası
parçalanan bir mazlum.( Resim 5 )
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 70 - Leon Trokçi Balkan savaşları
Yugoslavya Türkleri'nin göç etmesinde en önemli
Sebepler
-Mali sebepler: 100 dekardan büyük toprak sahibi olanların topraklarına el konulması.....Türkler'e yüksek oranda vergiye tabi tutulması vb.

-Sosyal Sebepler: Türk evlerinin mahremiyetine saygı duyulmayarak ... komünistlerin evlere mecburi kiracı olarak yerleştirilmesi, kıyafetlere ve özellikle kadınların örtülerine müdahale edilmesi...

Dini ve Milli Sebepler: Dini tatillere hürmetsizlik, cami-
lerin kapatılarak depo, işyeri vb. olarak kullanılmaları, camiye gidenlerin hapsedilmeleri...
H. Yıldırım Ağanoğlu
Sayfa 321 - Sabahaddin Zaim "Son Yugoslav Muhacirleri Hakkında Rapor"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Göç
Alt başlık:
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Balkanlar'ın Makus Talihi
Baskı tarihi:
Kasım 2001
Sayfa sayısı:
398
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758414313
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
Baskılar:
Göç
Göç
Rumeli'den Anadolu'ya yönelik üçyüz yıldır devam eden göç süresi Avrupa Tarihi'ndeki nüfus hareketlerinin en önemlilerindendir. Boyun eğdirme, göç, şiddet kullanma ve savaş silsilesinin en haysiyetsiz merhalesi göçe zorlamadır. Şüphesiz göç hadisesi hangi millet ve din mensubunun başına gelirse gelsin bir insanlık dramıdır. Bu bağlamda Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne zaman zaman kesilse de Balkanlar'dan sürekli olarak devam eden göç süreci, Balkanlar'daki soydaş ve dindaşlarımızın makus tahilidir. Araştırmamızda 1687'deki ilk göçlerden günümüze kadar olan göçler özet olarak verilmiştir. Balkan Harbi'nden I. Dünya Savaşı'na kadar olan mezalim, göç, iskan politikaları, iskandan sonra ortaya çıkan problemler ve muhacirlerle ilgili meselelerin, sosyal projeksiyonu ise arşiv belgeleri ve ayrıntılarıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Verda
  • Gamze & Anıl
  • Hatice Ozdemir
  • Anıl Haco
  • Anıl Haco
  • Anıl Haco
  • Mustafa Dülger
  • İlhan Engin
  • Mewlü
  • Kemal EFE

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (3)
9
%0
8
%25 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0