Bu tarz kısa öykülerden oluşan kitapları yorumlamakta her zaman zorlanmışımdır. Çünkü kitabı bir bütün halinde incelemek pek mümkün olmuyor bu durumda.
Kitap on bir kısa öyküden oluşmakta ve her biri tek bir oturuşta rahatça okunabilmektedir. Benim en sevdiğim öyküler; kitaba da adını veren Gökçukuru, Çocukluk Arkadaşı ve Önlük. Bu öyküleri daha çok sevmemin sebebi muhtemelen içlerinde kendimden bazı parçalar bulmuş olmamdan kaynaklanıyor veya bana ait bir parça bulunmasa bile karakterin içinde bulunduğu duruma daha çok empati yapabilmiş ve durumunu daha iyi idrak edebilmişimdir. Boon-Nam öyküsü ise benin biraz yaraladı. Çünkü bahsi geçen hikayenin karakterlerinden biri aslında olduğu kişiyi kabul etmeyip başka bir dünyanın başka bir insanıymış gibi davranıyor ve bunu şiddetle yapıyor. Belki de kabul görme çabası içinde ve aslında bu çaba beni hüzünlendirdi. halbuki hiç kimse olmadığı kişi olmaya çalışmak zorunda kalmamalı ve herkes olduğu kişi olarak (elbette bir başkasına zarar verme eşiğine ulaşmadığı takdirde) kabul görebilmeli. Yine aynı hikaye içinde şöyle bir cümle ile karşılaştım : "Bence bütün canlılar içinde en talihsiz olanıdır insan. Başka hiçbir varlığın özüyle ilgili kaygıya kapıldığını veya doğasıyla ilgili sorular sorduğunu görmedim ama biz insanlar her sabah uyandığımızda o özü ve doğayı yeniden tanımlamak zorundayız." Durumu gayet güzel bir şekilde açıkladığını düşünüyorum. Olduğunuz kişi olarak kabul gördüğünüz dünyalara...
Kitaptan Alıntılar
-"Bence bütün canlılar içinde en talihsiz olanıdır insan. Başka hiçbir varlığın özüyle ilgili kaygıya kapıldığını veya doğasıyla ilgili sorular sorduğunu görmedim ama biz insanlar her sabah uyandığımızda o özü ve doğayı yeniden tanımlamak zorundayız."
-Onu daha iyi tanıdıkça, Almanlara özgü kimi davranışları
Gökçukuru roman olmalıydı, bir annenin hayata her açıdan güzel bakması ve çalışkanlığı. Çocukluk Arkadaşı ; iki arkadaşın içtikçe içinde ne varsa dökmesi. Cihan ; Cihan ' ın bir Alman ile evlenme arefesinde tereddüt ve heyecanı . Ve su gibi akan diğer öyküler.
GökçukuruRamazan Güngör · Can Yayınları · 202167 okunma
Şahane bir öykü kitabı buldum keşfettim, okudum size anlatmaya geldim. Okuma isteğimi pekiştirdi bu yazım tarzı. Yazarın başarısı anlatılamaz derecede güzel. Konular çok derin anlamlı sarsıcı. Tüm bu üslubun yanında
kelimlerin ve akıcı yazımın etkisi ile siz karakterler ile özdeşiveriyorsunuz. Kendinizden biraz tanıdık gelenler ile bütün oluyor, hiç anlayamayacağınız bir konuda bir anda empati kurar hale gelirken buluyorsunuz kendinizi.
Etkilendiğim öykülerden biraz bahsedecek olursam; Kitaba ismini veren Gökçukuru isimli öykü sevdiklerim arasında öyküde bir kısımda bulunan
...Peki sen aynı insan mıısn? sorusunun derinleri, insana anlattıkları ve düşündürüdkleri oldukça kıymetliydi. En etkilendiğim belki de kendim ile çok içşelleştirdiğim "Çocukluk Arkadaşı" isimli öykü oldu. Orada haykırışları kendim yapmışcasına rahatlama geldi okuduğumda. (Artık yapabiliyor ve bunun kötü olduğunu düşünmediğim anların kıymetine teşekkür ederek.) Cihan ah ne güzel anlatmış göçmen olmayı, kültür farkını. Bu öyküde en etkilendiğim cümle şüphesiz "Bireyselliğim çok geri planlara atılıp etnik ve kültürel kimliliğim önem kazanacaktı." bu oldu. Size bu duyguları o kadar doğal bir şekilde geçirmiş ki yazar, bir anda Cihan olup çıkıveriyorsunuz öyküden. Ve daha nicelerii.. Okumanızı tavsiye ediyorum.
İlk defa tanıştığım yazarın her bölümde farklı hayatlara, farklı hikayelere yönlendirdiği, okurken her bölümde farklı bir karakterle ilerlediğim, okuması kısa süren ve zevkli bir kitap olmuş.
GökçukuruRamazan Güngör · Can Yayınları · 202167 okunma
1977’de Ordu’da doğdum. 1999'da Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. 1999-2015 yılları arasında İstanbul'da çeşitli okullarda öğretmen olarak çalıştım. Şu an meslek yaşantıma İstanbul'da devam ediyorum.
Çeşitli dergilerde ve internet sayfalarında öykü, şiir ve yazılarım yayımlandı. Lodos Güncesi 2015’te, Yalpa 2019’da h2o kitap’tan, "Gökçukuru" Can Yayınları'ndan Nisan 2021'de yayımlandı.
Edebiyat, politika ve sosyal bilimler alanlarında çeviriler yapıyorum:
“Yaklaşan İsyan”, Görünmez Komite, Sel Yayıncılık, 2012; “Büyülü Ada”, L. Frank Baum, YKY 2015; “Ekmek Yoksa Abur Cubur Yesinler”, Robert Albritton, Otonom Yayıncılık, 2016; “Fokus”, Arthur Miller, Sel Yayıncılık, 2017; "Yüzde Bire Karşı Birlik, Vandana Shiva, Yelkovan Kitap