Uzun zaman sonra Doruk Kirezci okumak güzeldi.
Biraz Uyusam Düzelirim'i unutmuş değilim ve Bilge'yi hâlâ iyi hatırlıyorum. Guguk'ta yazarımız ilk kitabını andıran bir anlatım tarzıyla hikâyesini anlatıyor: hızlı, bir çok olayın yaşandığı ve açık, duru bir anlatımın kullanıldığı Guguk meramını çok iyi anlatıyor. Doruk Kirezci en azından bu iki kitabında belli ki zaafları, bağımlılıkları olan ya da bu bağımlılık ve zaafları büyüten karakterleri anlatıyor.
Doruk Kirezci'nin öncelikle övülmeyi hak eden ilk yönü, bence kitabın olaylarla dolu olması. 'Edebiyat yapmaya' çalışmıyor yazarımız, onun anlatmak istediği bir hikâye var ve o da bu hikâyeyi anlatıyor. Bu hikâyeyi anlatırken tutturduğu hız kesinlikle kitaba uygun bir hız. Çok olay var, çok karakter var ve bunlar asla derin değiller ancak hikâyenin akışına uygun düşen bir derinlik de taşıyorlar. Bence iki kitap da gayret göstermenin, çabalamanın ve bu çabanın insaniliği içerisinde insan olmanın ne olduğunun gösterilmesi anlamına geliyor. Bilge de Cengiz de kendilerini aşan koşullar içerisinde kendilerini zehirleyen, yok eden, çürüten olay ve durumlarla karşılaştıkça seçimler yapıyor ve o seçimlerin sonuçlarıyla karşılaşıyorlar. yani, yaşıyorlar. İşte 'guguk' da 'biraz uyusam düzelirim' de bu yaşama gayreti içerisinden iki insanın hikâyesi.
Yazarın hikâyesini anlattığı çizginin edebiyatın kıyıları olduğunu da söylemek isterim. Karakter yaratabilmek, onun kanlı canlı hale getirebilmek ve bir de bunu edebiyatın kendi yollarında, alanlarında gerçekleştirebilmek kolay değil, herkes başaramıyor bunu. Doruk Kirezci'nin dolaştığı yerler edebiyatın dışı asla değil, kesinlikle kendine özgü, kolay ama asla kötü olmayan bir üslûp içerisinde cümleler kurarak bir anlatım tarzı oluşturmaya başladığı söylenebilir. Bir çok olayın