Değerli yazarımızın Yılmaz Ali beye bu güzel kitapla beni buluşturduğu için çok minnettarım, zira "geçmişini bilmeyen, geleceğini bulamaz" cümlesini hatırlatmış oldu. Vatanımızın her karışınin kıymetini bilmemiz gerekiyor. Ruhunuzun derinliğinde hissedeceğiniz bir kitap.....
Anlatımı cok güzel yazilmis bir kitap. Taaki 180.sayfaya kadar; sakin, usul usul ve içinize sindire sindire okuyorsunuz. Göz yaşlarıma hakim olamadığım, savaşı birlikte yaşadığım bir kitap.
Yakın tarihimizde yasayan kahramanlarımız Hanan Bey, Ökkeş, Selim, Bedihi, Cabbar, Dedo, Hamo, Dikdik Ismail, Seyfi, Vakkas, Asiye ve yasli kadın Mimo' nun; Fransız, Ingiliz ve (komsu, dost gözüküp düşman olan ) Ermeniler ile verdikleri savaşın hikayesi bu.... Kahramanlarımızın her birini minnetle anıyorum.....
Kitabın 180.sayfasında tüylerim diken diken oldu, gözlerim doldu, durduramadım....
Halep'i o kadar güzel betimlemiş ki yazarımız, adeta her yeri birlikte gezmiş ve görmüş gibi oluyorsunuz. Örneğin:
Sabuncu Hani, Şune hani, Emevi Camii, Selahattin Eyyubi türbesi, Hüsreviye Camii/Külliyesi, Ermeni Kilisesi vb.
Ökkeş ile Selim Halep'e giderken yolda türlü maceralar yaşar. Eşkıyalar Ökkeş' i soymak isterken, Selim den neden korkuyorlar?
Şerikanli da muhtar olan Hanan Bey, herkes tarafından sevilen ve sayılan birisidir. Ökkeş gibi bir çok delikanlıya cesaret veren ve ilgi gösteren muhterem bir insan. Hanan Bey'in ilk oğlu Ali cirit oyunundan birinci cıkmış ama nazardan ateşlenip, yatağa düşmüş ve kısa sürede hayatını o küçücük yasta kaybetmiş. Hanan Bey yıllarca Han'inda yas tutmuş, taki Allahın mucizesi oğlu Salih doğana kadar.
Fransızlar vatan toprağına girmek için hain planlar yaparken, Selim bunu tesadüf öğrenir ve Hanan Bey'e bildirir. Hanan Bey köydeki gerekli