Adı:
Hanan Bey
Baskı tarihi:
Aralık 2019
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257012089
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ateş Yayınları
İnsanlar gibi, milletlerin de uğruna bedel ödediği tutkuları vardır. Biz hürriyetine düşkün bir millet olarak en büyük bedelleri bu uğurda ödemişiz.

Şu dünyadaki en güçlü silah insan yüreğidir. Çoğunluğu ihtiyarlardan oluşan bir avuç köylünün verdiği amansız mücadelenin destanıdır. Mevzubahis vatan toprağı olunca ağzında diş, kafasında saç kalmamış ihtiyarların nasıl yirmilik birer delikanlıya dönüştüğüne şahit olacaksınız. Çocuk deyip geçmeyin; iş başa düştüğünde bir çocuğun neler başarabildiğini göreceksiniz. Tıpkı Halep Yolu’ndaki kahramanlarımız Selim ile Ökkeş gibi…

Bu bir avuç insanın Fransız ordusuna karşı yüreklerinden başka ortaya koyacakları pek bir şeyleri yoktur. Üstelik içinde bulundukları koşullar hiç de adil değildir. Onlar sadece düşmanla değil, aynı zamanda açlıkla da mücadele etmek zorundadırlar. Fakat bütün olumsuzluklara rağmen zafere olan inançları tamdır. Destansı mücadele, henüz on üçünde olan Ökkeş’in ilk kurşunuyla başlar.

İnanmışlığın verdiği güçle kazanılan zaferi bulacağınız Hanan Bey’i okurla buluşturmak bizim için bir onurdur.
222 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
HANAN BEY

“İnsanlar uzaklara giderken yanlarında götüremediği sevdiklerini yüreğinde taşırmış.”

Topal Selim, Ökkeş, Abdülkadir, İbrahim amca, Hanan bey, Hamo ve diğer karakterler ile geçmişte yaşanmış hayatları okurken hep birlikte yaşadık. Eserde çok fazla karakter vardı, ancak hikâye içinde başka hikâyeler olduğu için mecburen o kadar karakter yazılmak zorunda. Maşallah İbrahim amcanın da hikâyeleri ne çoktu, anlata anlata bitiremedi ve ben de Ökkeş gibi keyifle dinledim her birini. Her biri birbirinden güzel ibretlik hikâyelerdi. Hele ki s.73 teki Konyalının yaşadığı olay sonrası başına gelen ve ‘aklım aktı’ sözü ile birlikte diğer dediklerine bir kahkaha patlattım. Ne kadar saf ve temiz insanlarımız.

Hanan beyin oğlu Ali’nin hikâyesine ben de üzüldüm. Hiçbir ana baba evladı ile sınanmasın. Yalnız bu hikâyede sadece erkek çocuğuna değer verilmesi, kız çocuklarının değeri olmaması beni üzdü. Oranın kültürü o yönde olabilir, ailenin neslinin ilerlemesi için önem verilebilir ancak kız çocukları da unutulmamalı derim. Ali’den sonra doğan kız çocukları hiç anılmamış bile, konağın tek neşesi erkek çocuğu olmuş. Bu konuda ben oradakileri yadırgadım açıkçası…

Hanan bey, Selim, Ökkeş, Hamo ve diğerlerinin, çocuk, genç, yaşlı demeden vatanını korumak için canını ortaya koyarak mücadelesini, tarih kokan sayfaları merak duyarak okudum. Fransız işgalini anlatan hikâyede Türk halkımızın yaşanmış bir kahramanlık destanını yazarımız çok güzel ifade ederek anlatmış biz okurlara. Okuma sürecinde kendinizi sürekli onların yanlarında gibi hissediyorsunuz. Korda pişirilen kahveleri bile birlikte yudumladım sanki. Yazarımız bir kez daha konuşturmuş kalemini. Yazarımızı tebrik ediyor ve eline, yüreğine sağlık diyorum.

#yılmazali #hananbey #okudumbitti #yorum
222 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar
Tarih kitapları okumayı ne kadar sevdiğimi çoğunuz bilir bu kitapta milli mücadele döneminde yaşananları anlatan çok güzel bir kitaptı.
Kitabımız köye yeni gelen, öğretmene Topal Selim'in eskileri anlatması ile başlıyor. Hanan Bey'in hikayesini okuyoruz başta. Ne babayiğit adam diyorsunuz okurken.
Topal Selim'in askere gitmek istemesi ve Topal olduğu için askere alınmaması ama sonra Hanan Bey'in ona ve çocuk yaşta olan Ökkeş'e bilgi almaları için Halep'e göndermesi ile kurtuluş mücadelesinde önemli rol oynarlar. Topal Selim ve Ökkeş ile Halep sokaklarında gezmek çok zevkliydi.
Fransız askerlerini Maraş'a sokmamak için, Hanan Bey'in önderliğinde bir avuç yaşlı ve çocuğun planlar yapıp mücadelesini ve Fransız askerlerini geri püskürtmelerini okurken çok gururlandım.
Kitapta, birçok kişinin hikayesi de anlatılıyordu. Ama bazı hikayeler fazla uzatılmıştı. Ve hikayeler arasında geçişlerde kopukluklar vardı maalesef
Kim hangi hikayeyi anlatıyor bazen anlamakta güçlük çektim.
Yalnız ne olursa olsun, kitabın konusu çok güzeldi. Okunması gerek diye düşünüyorum. Yazarımızın kalemi daim olsun inşallah
222 syf.
·7 günde·Beğendi·6/10 puan
Herkese merhaba,
Bugün tarihi roman #Hananbey' den bahsedeceğim sizlere...Hikaye Fransız işgalinin yaşandığı millî mücadele yıllarında geçiyor.
Hanan bey, Maraş çevresinde sevilen sayılan, sözü dinlenen kişilerdendi. Bir gün Fransız ordusunun Maraş'a girdiği ve halka zulmettigi haberi gelir. Hanan bey eli silah tutan kim varsa düşmana karşı vatan toprağını korumak için etrafında toplar. Toplanan kişilerin çoğunluğu ihtiyarlardan olusmaktaydi. Ikisi ise çocuk; 13 ünde Ökkeş ve 16 sında Selim. Bu bir avuç insanın onca imkansizliga rağmen düşmanı topraklarindan def etme çabası anlatılıyor kitapta. Mevzu vatan olunca ihtiyarı da, çocuğu da nelerin üstesinden gelebildiği anlatılıyor...
Yazarın tarihi mekan betimlemelerini çok beğendiğimi söylemeliyim.Okurken adeta oraları gezmiş, görmüş kadar oldum. Kitapta hikaye içinde gecen hikayeler vardı. Aslında bu hikayeleri sevdim ama bazen kafa karışıklığı yasatmadi değil. Hikayeleri anlatan kişiler zaman zaman değişiyordu. Ama kitabın anlatımına bence aykırı değildi. Çünkü anlatımın geçtiği ortam buna müsait. Bakkalindan, muallimine bütün köy ahalisi toplanmis, Fransız işgalinin üzerinden 60 yıl geçmiş. Olayın kahramanlarından Ökkeş ve Selim o zaman yaşadıklarını samimi bir şekilde anlatıyor... Anlatılan hikayenin içinde başka başka hikayeler okurken kafa karışıklığı yaşatsa da ben çok sevdim. Yüreğe dokunan, mücadele ruhunu çok güzel anlatan bir kitaptı okumanızı tavsiye ederim.
222 syf.
•⁣
Bugün Tarihi bir roman yorumuyla geldim. Çocuk ve yaşlı bir avuç köylünün kurtuluş savaşında ki mücadelesini çok duygulanarak ve gurur duyarak okudum.⁣
Kitabın akıcı bir anlatımı vardı okurken geçişlerde biraz sıkıntı yaşadım ama bunun dışında çok keyif alarak okudum.⁣
Hikayede, topal Selim'i, çocuk yaştaki Ökkeş'i köyün muhtarı Hanan Bey'in onları kanatları altında alıp, Fransız askerlerinin yurdu işgal için aldığı duyumların doğruluğunu öğrenmek için ikisini Halep'e göndermesi ile bu ikili ile Halep sokaklarında tarihi bilgiler eşliğinde bir yolculuğa çıktım. Bu Halep yolculuğu çok güzeldi⁣
Kitapta bir çok kişinin hikayelerine yer verilmişti. Kimilerini okurken hüzünlendim, Topal Selim'in Fato'suna olan aşkını okurken duygulandım ama davulcu Cafer'in hikayesini okurken çok da güldüm. ⁣Hanan Bey'in önderliğinde bu bir avuç köylünün Fransız askerlerini plan yapıp geri püskürmesini okurken çok duygulandım ve gururla onları yad ettim.⁣
Özellikle Tarih kitapları okumayı sevenlere bu kitabı okumalarını tavsiye ediyorum. Gerçi kurtuluş mücadelesi olan bir kitap olduğu için herkesin okuması gerekir. ⁣
•⁣
222 syf.
·Beğendi·10/10 puan
#Okudumbitti
YILMAZ ALİ
HANAN BEY

“ Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak,eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

Mithat Cemal Kuntay

Konu vatan olduğu zaman genç,yaşlı demeden eli silah tutan herkes’in mücadele verdiğini tarih kitaplarından biliyoruz.Kadınlarımızın uğruna feda ettikleri eşleri,evlatları olmasına rağmen cephelerde üzerine düşen ne varsa yaptıklarını bilen o vatansever insanların torunlarıyız.

Hanan Bey kitabı Fransız işgaline karşı bir avuç yaşlı ve iki çocuğun verdiği destansı mücadeleyi konu alıyor.Selim ve Ökkeş çocuk yaşta olmasına rağmen Hanan Bey ile verdikleri amansız mücadele içinde küçük bedenlerine rağmen yılmadan,yıkılmadan tek amaçları olan Fransız askerlerini taşıyan tren’in Maraş’a girmesini engellemekti.

Hanan Bey idaresinde kimler yoktu ki;Katırcı Hasan,Kel Haydar,Hacı Bekir,Pala Halil,Halipçi Osman,Hamo ve diğerleri.Ellerinde teçhizatları tam olmasa da güç olarak karşı taraftan eksik olsalarda onlar için tek bir amaç vardı VATAN

Evlerinden ayrı geçirdikleri günlerde aç kaldılar,gelen tehlikeyi yok edebilmek adına birbirlerine kenetlenerek gece gündüz demeden düşman askerlerini beklediler.Hanan Bey ve yanındaki bir avuç insan bir plan yaptılar.Fransız askerlerini taşıyan tren Maraş’a girmeyecekti ama nasıl?Raydan çıkartarak bunu başarabileceklerine kanaat getirdikten sonra Selim ve Ökkeş rayların somunlarını sökmeye başladı.Geceleri Hamo’nun közde yaptığı kahve,İbrahim amcanın anlattığı hikayeler eşliğinde motive olurken açlığa ve umutsuzluğa mahal vermeden beklediler.

Kitabımız da Halep’in gezilecek yerlere değinilmesi biz okurları muhteşem bir gezintiye çıkartıyor.Şems i Tebrizi sözlerine yer veren yazarımız okurken bizleri düşündürmeye sevk ediyor.Kimi zaman gülümseten bölümler bizi karşılıyor.Davulcu Cafer’in yaşadıklarını okurken sesli güldüm.Fransız askerlerini taşıyan tren ufukta belirir ve beklenen gün gelmiştir.Selim ve Ökkeş neler yaşayacak?Hamo,yanık sesli delikanlımızı neler bekliyor?Hanan Bey amacına ulaşabilecek mi?Tüm soruların cevabı kitabımızda.

Eşsiz bir kitap okudum.Tarzı sevenlere kesinlikle tavsiyemdir.Yilmaz Ali hocam yüreğiniz hiç susmasın.Emeğinize sağlık.Okurunuz bol yolunuz açık olsun.Saygılar...
222 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Değerli yazarımızın Yılmaz Ali beye bu güzel kitapla beni buluşturduğu için çok minnettarım, zira "geçmişini bilmeyen, geleceğini bulamaz" cümlesini hatırlatmış oldu. Vatanımızın her karışınin kıymetini bilmemiz gerekiyor. Ruhunuzun derinliğinde hissedeceğiniz bir kitap.....
Anlatımı cok güzel yazilmis bir kitap. Taaki 180.sayfaya kadar; sakin,  usul usul ve içinize sindire sindire okuyorsunuz. Göz yaşlarıma hakim olamadığım, savaşı birlikte yaşadığım bir kitap.
Yakın tarihimizde yasayan kahramanlarımız Hanan Bey, Ökkeş, Selim, Bedihi,  Cabbar, Dedo, Hamo, Dikdik Ismail, Seyfi, Vakkas, Asiye ve yasli kadın Mimo' nun; Fransız, Ingiliz ve (komsu, dost gözüküp düşman olan ) Ermeniler ile verdikleri savaşın hikayesi bu.... Kahramanlarımızın her birini minnetle anıyorum.....
   Kitabın 180.sayfasında tüylerim diken diken oldu, gözlerim doldu, durduramadım....
Halep'i o kadar güzel betimlemiş ki yazarımız, adeta her yeri birlikte gezmiş ve görmüş gibi oluyorsunuz. Örneğin:
Sabuncu Hani, Şune hani, Emevi Camii, Selahattin Eyyubi türbesi, Hüsreviye Camii/Külliyesi, Ermeni Kilisesi vb.
Ökkeş ile Selim Halep'e giderken yolda türlü maceralar yaşar. Eşkıyalar Ökkeş' i soymak isterken, Selim den neden korkuyorlar?
   Şerikanli da muhtar olan Hanan Bey, herkes tarafından sevilen ve sayılan birisidir. Ökkeş gibi bir çok delikanlıya cesaret veren ve ilgi gösteren muhterem bir insan. Hanan Bey'in ilk oğlu Ali cirit oyunundan birinci cıkmış ama nazardan ateşlenip, yatağa düşmüş ve kısa sürede hayatını o küçücük yasta kaybetmiş. Hanan Bey yıllarca Han'inda yas tutmuş, taki Allahın mucizesi oğlu Salih doğana kadar.
Fransızlar vatan toprağına girmek için hain planlar yaparken, Selim bunu tesadüf öğrenir ve Hanan Bey'e bildirir. Hanan Bey köydeki gerekli erkeklere savaş ilanı yapar. Ancak gönüllü olarak savasa katılan  kişilerin sayisi 17 ve 60 65 yaşları civarında olur.  Verem hastası olan Katırcı Hasan amca "Gerekirse son nefesimi burda veririm" demiş olup, asker kaçağı Hamo önce hain gibi gözükse de, sonradan gönüllü katıldığı savaştan şehit olarak veda etti dünyaya. Gözleri kara, cesur ve hic birseyden korkmayan 13 yasindaki Ökkeş ve 16 yaşındaki Selim Fransız'larin Maraş'a gitmesini engellemek için, alet hırdavat olmadığından dolayı tren raylarıni taşlarla sökerler. Ülkenin korunması için, düşman trenini beklerken yiyecek birşeyleri kalmayınca, at pisliginin içinden topladıkları arpa ile karnını doyuran yüce insanların hikayesi bu....
   Romanin içinde farklı konu ve anlatımlara yer verilmiş olup, hiç sıkılmadan hatta farkına varmadan geçiş yapıyorsunuz.
          Yörük olan Seydi ve ailesi  göçebe hayati yasarlar. En küçük kardeşi Vakkas'a Muhtarın kızını Asiye'yi 300 Resat altınıni baslik parası vererek alır. Oysa Asiye'nin Malatya da muhtar olan babasi göçebe hayatına kızına vermek istemediği ve dostunu da bu yüzden kaybetmemek için yüksek rakamda, altın talep etmiştir. Ama bunu kafasina koyan Seydi 300 altini verir.  Malatya da muhtarın akrabası olması onlara güç kazandıracaktir, zira göçebe oldukları için zamanla çok zarar görmüşler. 
   
222 syf.
·9/10 puan
"Hayatın benden götürdüklerine takılmadım, çünkü hayatın aldıklarına karşılık verdikleri de vardı..."
.
Hanan bey Ökkeş,Selim hikayemizin baş kahramanları tabi ki başka kahramanlarımız da var çünkü bizler yediden yetmişe daima bir olmayı başarmış bir milletin evlatlarıyız.Size gerçek bir olaydan kağıda dökülmüş #hananbey 'in yorumu ile geldim.Vatan sevgisi için bir araya gelmiş yiğitler ve bu uğur da canlarını hiç düşünmeden feda etme istekleri.Aç susuz dağ başında kaldılar tek istekleri Fransız'ların düzenine çomak sokmaktı.Başardılar ama kayıplarda verdiler ama değerdi çünkü Vatan uğrunda ölen varsa vatandır...
.
Kitabı severek okudum.bu tarz tarih kokan kitapları okuyorsanız tavsiye ederim.
Hocam yüreğine emeğine sağlık.

İnsanlar yaşamları boyunca üzerine koyarak ilerlemeli
.
Anne olmak için illa doğurmak gerekmez, yürekten hisseden biri anne olmuştur zaten.
.
Kalmak isteyenin nedeni, gitmek isteyenin bahanesi çok olur
.
Ömür umuttan önce bitmeli..
222 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Hikayemiz Antep'in adı Şerinkan olan köyünde geçmekte kahramanlarımız Ökkeş ve Selim'in ağzından dinliyoruz tam 60 sene önce Fransız askerlerinin Halep'ten Maraş'a giderken kullandıkları trenin raydan çıkmasıyla askerlerle çatışmaya başlayan Hanan Bey,Selim,Ôkkeş ve yaşça yaşlı olan kahramanların hikayesi bu.
Eğer onlar olmasaydı gerisini varın siz düşünün

Okurken tüylerimi diken diken eden bu kahramanlık öyküsünü gözlerimden sicim gibi yaşlar aktı çünkü hikayenin geçtiği yerler benim memleketimdi. Her köşesinde ordaymışcasina bir hisle okudum ve hissettim kesinlikle bu kitabı alıp okumanızı tavsiye ederim yazarımızın kendi ağzından anlattığı bu kitabı okurken sizde kesinlikle o günleri hissedeceksiniz ve son olarak selam olsun memleketimin kahramanlarına vatan size minnettardır

✓ İnsanlar gibi milletlerin de uğruna bedel ödediği tutkuları vardır.
Biz hürriyetine düşkün bir millet olarak en büyük bedelleri bu uğurda ödemişiz.

✓ Amansız mücadele henüz 13 ünde olan Ökkeş'in ilk kurşunuyla başlar. Fransız işgalini anlatan bu hikaye yaşanmış bir kahramanlık destanıdır.
222 syf.
·5/10 puan
HANAN BEY

Seksenli yılların başlarıydı ...
Kaçakçılığın yasaklanmasıyla hudut birliklerine vur emri verilmiş yasakla beraber ölüm haberleri gelmeye başlamıştı . Gelen ölüm haberlerinin insanlar üzerinde bırakmış olduğu acı tesir nedeniyle gençler ekmek parası çıkarmak için başka yollara başvurmuştu. Yeniden para eden krom madenlerinde çalışmak da bu yollardan biriydi. Köyümüzün gözü kara üç delikanlısı ne pahasına olursa olsun kaçakçılığa devam etmekteydi bu üç delikanlının arasında benim babam da vardı. Babam her kaçağa gittiği geceler annem bizi erken yatırıp sabaha kadar babamın yolunu gözlerdi. Annem babam kaçakçılığa her gittiğinde şu sözü söylerdi "Aç kalmaya razıyım sen yeterki kaçakçılığa gitme" ama her seferinde yine giderdi.
O zamanlar ilkokula giderdim. Mustafa'yla maden toplayıp bakkala satardık. Bazen pizkivü verirdi bazen de borçları silerdi, sürekli aynı şeyleri yapardık.

Yaşanmış bir hayat hikayesinin anlatıldığı ve tarihi roman severlerin ilgisini çekecek bu eserde Yılmaz Ali’nin babasına sonradan ne oldu, daha sonra neler yaşandı hepsi kitabımızın sayfalarında saklı..

“Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil."

@yilmazaliofficial
@emrahbahadirvuralofficial
@atesyayinlari
#hananbey
#tavsiyekitap #bookblogger #bookstagramturkey #neokudum #okudumbitti #kitapönerisi #keşfetteyiz #keşfet #takipet #okumaközgürlüktür
#kitaplakal #okumakayrıcalıktır
#okuyucukadınlar #okumaeyleminekatıl #hobimphoto #hobimstyle
#hobimworld #hobimgruplar
222 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Ben zaten tarih manyağı bir insan olarak bu romana tek kelimeyle bayıldım. Vatan denilince 7'den 70'e nasıl kenetlendiğimizi anlatan bir roman. Arada çok güzel hikayeler de geçiyor. Tarih okumayı sevenler bu kitaba bayılır.
222 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Sayın @aliyilmazofficical in @ateşyayınevinden çıkan #hananbey kitabını kıymetli kitap dostlarımızla okuduk.
Her zaman derim savaşı yaşayanlar; gidenler ve kalanlar diye ikiye ayrılır. Bence ikiside ölüm gibi. Milli mücadele yıllarında eli silah tutan askere gitmeye uygun olan her vatan evladı eline silahı alıp yurdu savunmak için cepheye gider. Ve yine bizim asil milletimiz mesele memleket olunca askere gidemese bile kendi imkanlarıyla yaşlısı, genci,çocuğu, kadını vatanı savunmak için hertürlü taşın altına eline koyup gözleri kapalı ölüme yürümüştür. Yazarımızın bu yılları anlatan yaşanmış bir olayı kitap haline getirerek okuyucu ile buluşturmuş.
Hanan Bey 45 li yaşlarda oldukça saygın, itibar sahibi,sevilen,vicdanı ve merhameti bol olan bir köy muhtarıdır. Fransız ordusunun Halep ten Maraş a girmek üzere olduğunu öğrenince köyde geriye kalan yaşlıları ve güvendiği iki çocuk olan Selim(16) ve ökkeş (13)i yanına alarak ,temin ettikleri silahlarla beraber tren hattının yakınlarında güvenli bir bölgeye konuşlanırlar. Fransız askerlerini taşıyan tren gelmeden önce bir çare bulup yollarını kesmek zorundadırlar. Lakin ne yeterli cephaneleri vardır, ne yeterince yemekleri vardır, ne de sayıları yeterlidir. Yine de azim ve Allah 'ın yardımıyla bu zorlu savunmadan kayıpları olsada alınlarının akıyla çıkmışlardır.
Gelelim yazarımızdan aldığım cesaretle küçük eleştirime Bence kitap konu itibariyle güzel olsada o milli mücadele nin coşkusunu, duygusunu okuyuca yansıtamamış . Hikaye içinde hikaye olması ve bunların çok uzun olması bütünlüğü ciddi anlamda bölmüş. Arka kapak yazısında olanlar maalesef ki hikayenin geneline yansıtılamamış.
222 syf.
·5 günde·5/10 puan
”Bastığın yerleri, ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.”
diyor ya Mehmet Akif Ersoy;
Vatan sevgisi, evlat sevgisi gibidir. Aklınla, kalbinle, ruhunla, bileğinle, emeğinle, bütün gücünle, gözünle, tüm benliğinle, her şeyi göze alarak, arkada gözünü bırakmayarak seversin onu.
O senin anan, baban, evladın, ekmeğin, suyun, yerin, malın, mülkün, namusun, geleceğin, hayalin, canın, cananındır. Bastığın yer senin uğruna atalarının kanıyla, canıyla kazanılmış emanetidir.

#kitapyorumu
İşte Hanan Bey de Fransız işgalinde yaşanmış bir kahramanlık destanı.
Fransız askerlerini ve mühimmatlarını taşıyan treni, köyleri Maraş’a girmesini engellemek için inançlarından başka hiçbir şeye sahip olmayan bir avuç köylü... Hanan Bey, Selim, Ökkeş, Hamo, Katırcı Hasan, Pala Halil ve diğerleri...
Tam donanımlı Fransız ordusuna karşı kazanılmış büyük bir zaferi anlatıyor #hananbey .
Hikaye içinde hikayelere yer verilmiş ve oldukça uzatılmış. Hikayeyi anlatan kişiler de değişince çok zorlandım; hikayeyi anlatan kim, olayı yaşayan kim? Bence biraz bütünlük bozulmuş. Oysaki kitabın kendi konusu dışına çıkılmasaydı sadece arka kapak ekseninde dönseydi olaylar muhteşem olurdu.
Sevgi ile kalın, keyifli günler sizin olsun...
"Ömür umuttan önce bitmeli" derdi rahmetli babam. Neden diye sorduğumda "Umut bitince yaşamın bir anlamı kalmıyor" demişti
Yılmaz Ali
Sayfa 182 - Ateşyayınları
"Unutma! Büyük adamların hataları güneş tutulmasına benzer ve o hatalar herkes tarafından rahatlıkla görülür." Dedi.
Yılmaz Ali
Sayfa 193 - Ateş yayıncılık
 "Onlar elini kolunu sallayarak buradan geçip gidemeyecekler! Bizi geçseler bile, onları durduracak nice vatan evladı vardır. Onlardan korkmamız için herhangi bir nedenimiz yok, kahpe Fransız'in kendisi korksun! Evvel Allah Güvercin Gecidi'ni onlara dar edeceğiz.....
Yılmaz Ali
Sayfa 186 - Ateş yayıncılık
Hamo'nun türküsüyle efkar bastı, gözlerden yaşlar dökülmeye başladı. Kolay değil, kimi kardeşini, kimi torununu, kimi de evladını kaybetmişti adı konmamış bu savaşlarda. Öyle ki kime dokunsan ağlamaya hazırdı.
Yılmaz Ali
Sayfa 114 - Ateş yayıncılık
Önü tamamen açık olan çadırı izliyorduk. Dedi yer yatağında yatmakta olan hasta kadının yanına çöküp, sıvazladıgi elini yanağına sürüp öptü. Kadın.ona tepki vermeden öylece uyuyordu. Dedo'nun gözleri yaşardı, elinin tersiyle sildiği gözyaşlarını yenileri takip etti. Yerde yatan kadın, Dedo'nun altı ay önce kaybettiği babasının ardından üzüntüden yatağa düşen annesiymiş.
Yılmaz Ali
Sayfa 101 - Ateş yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hanan Bey
Baskı tarihi:
Aralık 2019
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257012089
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ateş Yayınları
İnsanlar gibi, milletlerin de uğruna bedel ödediği tutkuları vardır. Biz hürriyetine düşkün bir millet olarak en büyük bedelleri bu uğurda ödemişiz.

Şu dünyadaki en güçlü silah insan yüreğidir. Çoğunluğu ihtiyarlardan oluşan bir avuç köylünün verdiği amansız mücadelenin destanıdır. Mevzubahis vatan toprağı olunca ağzında diş, kafasında saç kalmamış ihtiyarların nasıl yirmilik birer delikanlıya dönüştüğüne şahit olacaksınız. Çocuk deyip geçmeyin; iş başa düştüğünde bir çocuğun neler başarabildiğini göreceksiniz. Tıpkı Halep Yolu’ndaki kahramanlarımız Selim ile Ökkeş gibi…

Bu bir avuç insanın Fransız ordusuna karşı yüreklerinden başka ortaya koyacakları pek bir şeyleri yoktur. Üstelik içinde bulundukları koşullar hiç de adil değildir. Onlar sadece düşmanla değil, aynı zamanda açlıkla da mücadele etmek zorundadırlar. Fakat bütün olumsuzluklara rağmen zafere olan inançları tamdır. Destansı mücadele, henüz on üçünde olan Ökkeş’in ilk kurşunuyla başlar.

İnanmışlığın verdiği güçle kazanılan zaferi bulacağınız Hanan Bey’i okurla buluşturmak bizim için bir onurdur.

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Nursemin Doğan
  • Şebnem Atik
  • @okuyanbirnefess
  • Kahvekokulukitaplar1
  • Nigar Səttarzadə
  • Gül Genç
  • Bahar Eybey Şimşek
  • Hatice K
  • MELDA MERİÇ
  • BURCU

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55.6 (10)
9
%5.6 (1)
8
%0
7
%16.7 (3)
6
%11.1 (2)
5
%11.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0