Harfler Kitabı

9,5/10  (2 Oy) · 
4 okunma  · 
4 beğeni  · 
503 gösterim
Büyük Türk-İslam filozofu Fârâbî'nin Harfler Kitabı (Kitâbu'l-Hurûf) adındaki bu eseri, adını içindeki makalelerin harflerle isimlendirildiği Aristoteles'in Metafizik'inden almıştır. Filozofun eserleri ve düşünceleri göz önüne alındığında anlaşılması ve konumlandırılmasındaki zorluk ve problematik ile ön plana çıkan eser, metni neşretmiş olan Muhsin Mehdî tarafından "Fârâbî metafiziği" olarak sunulmuştur. Ancak kitabın Aristoteles metafiziğindeki içerik ve sistematik yapıyı aynıyla devam ettirdiğini söylemek zordur.

Bu Harfler Kitabı'nda filozof, başta mantık ve metafiziğe dair konular olmak üzere kendine özgü yaklaşımıyla yer yer, dil-mantık ilişkisi, toplum ve felsefe ilişkisi gibi birçok konuyu ele almaktadır. Eser mantıksal/ontolojik kategorilerin incelenmesiyle başlamakta sonrasında bu kategorilerin çeşitli dillerde nasıl dillendirildiği anlatılarak bu kategorilerin tüm yerel dillerin ötesinde evrensel olduğu vurgulanmaktadır. Bunun yanında eserde, adı geçen bu kategoriler tek tek ve derinlemesine incelenmekte, "cevher", "araz", "şey" ve "varlık" gibi metafizik ve mantığa dair kavramlar anlatılmaktadır. Daha da önemlisi filozof eserde, Metafizikten Mantığa, Mantıktan toplumbilim ve siyasete kadar birçok görüşü kendine özgü yaklaşımıyla ele almaktadır.

Tanıtım Yazısı'ndan
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2008
  • Sayfa Sayısı:
    319
  • ISBN:
    9789756329559
  • Orijinal Adı:
    Kitabu'l Huruf
  • Çeviri:
    Ömer Türker
  • Yayınevi:
    Litera
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 6 Alıntı

selim koç 
21 Mar 19:10 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Şüphesiz onlar zannederler ki, ahşap iyi olduğunda divan da iyi olur.
Çünkü alışabm iyiliği, divanının iyililiğinin sebebidir. Taş, tuğla, kerpiç
ve harç iyi olduğunda bunlardan kurulan duvar da iyi olur, zira
onların iyiliği duvarın iyiliğinin sebebidir. İşte onlar, insanın babaları,
anaları, ecdadını, kabilesi, ümmeti ve hemşerilerini bu örnekteki gibi düşünürler. Çünkü insanların çoğu kendilerini, kendilerinden veya
kendilerinde olanların maddeleri olarak tahayyül ederler. Şeyin maddeleri
ise ya onun mahiyetidir ya da mahiyetinin parçalarıdır. Öyleyse
onlar, burada cevherle şeyin mahiyetini veya mahiyetinin oluştuğu
şeyi kastederler. Bazen "bu elbisenin cevheri iyidir" derler ve bununla
onun kumaşı ve atkısının ketenden, pamuktan ve yünden olduğunu
kastederler. Bütün bunlar ise maddedir. Onlar burada cevherle yine
elbisenin maddelerini kastederler. Şeyin maddeleri ise ya onun mahiyetidir
ya da mahiyetinin parçalarıdır. Bir grup düşünür, şeyin mahiyetinin
yalnızca maddesiyle olduğunu düşünürken diğerleri onun mahiyetinin parçalarıyla olduğunu düşünürler.

Harfler Kitabı, FarabiHarfler Kitabı, Farabi
selim koç 
 22 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Felsefede ise cevher, kesinlikle bir konuda bulunmayan duyulur
nesneye söylenir; tür, cins veya fasıl gibi duyulur nesnenin ne
olduğunu tarif eden her yükleme söylenir; duyulur nesnenin türlerin
den her bir türün mahiyetini, mahiyetini oluşturan şeyi veya
kaim kılan şeyi tarif eden şeye söylenir. Açıktır ki, bu duyulurun
türlerinden her birinin ne olduğunu tanıtan şey, bu duyulurun
ne olduğunu da tanıtır. Cevher bazen genel olarak bütün kategorilerin
türlerinden herhangi bir şeyin mahiyetini tanıtana,şeyin zatını
kaim kılana söylenir. Şeyin zatını kaim kılanlar ise bir kısmı
diğerine eklendiğinde şeyin zatının meydana geldiği şeylerdir.

Harfler Kitabı, FarabiHarfler Kitabı, Farabi
selim koç 
18 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Öyleyse mevcut, üç anlama söylenmektedir: Bütün kategorilere,
doğru denilen şeye, ister tasavvur edilsin isterse edilmesin nefsin
dışında bir mahiyete sahip olan şeye. Bölünerek bir toplama ve o toplarnın
özetine sahip olan şeye gelince, mevcut ve varlık bunda farklılaşır.
Bu takdirde mevcut, toplamdır -ki bu, mahiyetİn zatıdır-, varlık
ise o şeyin özetlenmiş mahiyetidir veya toplarnın parçalarından her
biridir, ya cinsi ya da faslıdır. Faslı ona özgü olduğundan ona özgü
varlığı olmaya daha layıktır. Doğru olanın varlığı, makullerin nefsin
dışınciakine olan bir göreliliğidir. Yüce cinslerden her biriyle nitelenen
şeyin varlığı, onun cinsidir.

Harfler Kitabı, FarabiHarfler Kitabı, Farabi
selim koç 
22 Haz 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Açıktır ki, duyulura söylenen kategorilerden her biri,
akledilmeden önce nefsin dışında bir mahiyete sahiptir -bu mahiyet
ister bölünsün isterse de bölünmesin fark etmez-. Bununla birlikte
onlar düşünüldükten sonra doğrudurlar, çünkü düşünüldüideri ve
tasavvur edildiklerinde nefsin dışındaki şeylerin makulleri olurlar. Dolayısıyla
onlarda diğer iki yönden mevcut olmaları birleşir. Böylece
mevcudun anlamları, iki anlama yükselir: Doğruluk ve nefsin dışında
bir mahiyete sahip olmak.

Harfler Kitabı, FarabiHarfler Kitabı, Farabi
selim koç 
06 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Halk arasında cevher; madenden ve taştan şeylere söylenir.
Bunlar yakut, inci vb. onların değerli kabul ettiği, elde etmekte yarış
tığı ve aşırı ücret takdir ettiği şeylerdir. Çünkü bu taşlar, gerek doğaları
gereği gerekse mevcutların mertebesi açısından ne varlıkta üstünlüğe
ne de doğa bakımından ululuk ve himayeye ehliyet kazanılacak
bir yetkinliğe sahiptir. Yine insan, bunları elde etmek suretiyle diğer
insanlar nezdinde güzellik, şeref, ululuk ve itibar kazanır; cismani ve
nefsani güzellik değil; yalnızca kabul ve itibar. Bu taşların renkleri
vardır ve insanlar yalnızca bu renklerden hoşlanırlar; yalnızca onların
görünüşlerini beğenirler. Onlar, az bulunur. Bu nedenle insanlar nezdinde
değerli ve erdemiere sahip kişi hakkında "0, bir cevherdir" denir.
Yine ateşte eritildiği ve kaynatıldığında kendisinden altın, gümüş,
demir veya bakır elde edilen taşa cevher denir. Dolayısıyla o , bir yönden
maddelerdendir, bunlar ise heyulalarıdır.

Harfler Kitabı, FarabiHarfler Kitabı, Farabi
selim koç 
19 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Göreliliğin türlerinin bir kısmının kesinlikle ismi yoktur. Bu
durumda iki göreli, görelilik türlerinden o türe sahip olmaları bakım
ından isimsiz kalırlar ve onların zatlarına -göreli olmaları bakımından
değil (başka bakımdan) - delalet eden isimleri alınarak görelilik
esnasında kullanılır. Dolayısıyla onlardaki görelilik anlamı, açığa çıkmaz.
( Görelilik türlerinden bir kısmı) , iki göreliden biri için alındığında
bir ismi bulunan, ama diğeri için alındığında bir ismi bulunmay
ayandır. B u nedenle görelilik esnasında diğerinin zatına delalet eden
ismi ve birincinin o görelilik türüne sahip olması bakımından kendisine
delalet eden ismi kullanılır. ( Görelilik türlerinden bir kısmı ise, her
biri de iki göreliden birine o görelilik türüne sahip olması bakımından
delalet eden iki ismi bulunandır) . Bu durumda o ikisinden her birinin
20 diğerine göreliliği (izafeti) esnasında o ikisinin söz konusu görelilik
türüne sahip olması bakımından ona delalet eden ismi alınır

Harfler Kitabı, FarabiHarfler Kitabı, Farabi