Basım Tarihi:
1891
Yayınevi:
Kasbar Matbaası
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Türler:
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Anti romantik ...
9/10
·250 syf.··
2024 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2024 09:45
Farklı yayınevlerinden Türk Edebiyatı Klâsikleri'ni okurken sadeleştirilip yeniden düzenlenerek okuyucuya sunulan eserler ile ne büyük adımlar atıldığını, ne muazzam kolaylıklar sağlandığını deneyimlemiş oluyorum. Bu eseri sesli olarak dinledim lâkin farklı eserlerde de gördüm ki eski eserlerimizi bilinen, güncel, başarılı yayınevlerinden okumayı tercih etmezsek bu okumalar keyiften çok zulüm hâline gelmekte. Bu kitabın özeline gelirsek, çoğu klasik gibi vapurda başlıyor. :) Behzat isimli kırklı yaşlarında evli ve bir çocuk babası bir adam bu vapur seyahatinde tanıdığı on iki yaşındaki Şahinde’ye gönlünü kaptırıyor. Artık bu dönemi okuya okuya bu yaşlara takılmamaya başladım. Ilk zamanlarda on iki yaşındaki kızın nesine gönlünü kaptıyorsun diye kavga ederdim karakterle ama bu dönemi anlatan kitaplarda bu çok yaygın malesef. :( Yolculuk boyunca Haspa adını taktığı Şahinde'nin ailesi ile de vakit geçiren Behzat kızın yatılı okula verilmesi konusuna da dahil oluyor vs. Konu olarak çok özgün, orjinal bir şey beklemeden okunabilir kısacası. Yazarımız realizmin savunucularından... Kısacık ömrüne pek çok eser sığdırabilmiş. Bu eserini de romantizme karşı yazdığı söyleniyor ama büyük bölümünde eski sözcükler anlaşılır olmasına ket vurduğu için bunu başarabilmiş mi fikrim yok...
Modern Türk Edebiyatı Klasikleri
HasbaNabizade Nazım · Kasbar Matbaası · 189117 okunma

Yazar Hakkında

Nabizade NazımYazar · 12 kitap
Nabizâde Nâzım (d. 1862 (?) - ö. 6 Ağustos 1893) Tanzimat dönemi Osmanlı-Türk yazarıdır. Şiir, anı, hikaye, roman türlerinde ve bilimsel konularda eserler veren Nabizade Nazım, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olarak kabul edilen Karabibik'in ve Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman denemesi olan Zehra'nın yazarıdır. Nabizâde Nâzım 1862 yılında İstanbul'da, Nişantaşı'nda dünyaya geldi. Tam adı Ahmet Nazım idi. Babası Nabi Efendi'yi ve annesini genç yaşta kaybetti. Ninesi tarafından büyütüldü. 'Yadigarlarım' adlı yapıtında anlattığı anılarından öğrenildiğine göre mutsuz bir çocukluk geçirdi. İlköğrenimini Tophane Mahalle Mektebi'nde tamamladıktan sonra önce Fevziye Rüştiyesi'nde sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi'nde öğrenim gördü. Okulun İdadi (lise) bölümünü de bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara Askeri Mühendis Okulu)'da yaptı. 1884'te topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun oldu. Öğrenimine Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Genel Kurmay Okulu)'da devam etti. İlk yazısını henüz öğrenci olduğu 1880 yılında Vakit Gazetesi’nde A.Nazım imzasıyla yayımlandı. Bu yazı, “Esaret” başlıklı bir denemedir. Öğrencilik ve askerlik yaşamının devam ettiği 1880-1890 yıllarını aynı zamanda çok verimli bir yazım adamı olarak geçirdi. Çok başarılı bir öğrenci olan Nabizade Nazım, 1886'da Erkan-ı Harbiye (genelkurmay) yüzbaşısı olarak mezun olduktan sonra kendi okulunda askeri öğretmenlik yaptı; yüksek cebir, istihkam ve topoğrafya dersleri verdi. Keşif ve araştırma yapmak üzere iki yıl Suriye'de görev yaptı. 1890'da İstanbul'a döndü. O yıl, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olan Karabibik adlı eserini yayımladı. 1891'de çıkmaya başlayan ve o günlerde bir bilim dergisi niteliği taşıyan Servet-i Fünun Dergisinin ilk yazarlarından birisi oldu. İstanbul'a dönüşünden bir süre sonra sevdiği kızla evlendi ancak mutlu bir evlilik yaşamı olmadı. Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı. Haydarpaşa Hastanesi'nde iki yıl kadar tedavi gördü ama iyileşemedi; 6 Ağustos 1893'te öldü ve Üsküdar'da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi. Edebî hayatı Nabizade Nazım, daha çok romantizm etkiler taşıyan şiirlerini bilimsel konuları işleyen makalelerini, öykülerini Hazine-i Evrak, Mir'at-i Aem , Rehber-i Fünun, Afak, Berk, Manzara gibi dergilerle Tercüman-ı Hakikat, Servet, Mürüvvet gibi gazetelerde yayımlamıştır. Şiirlerinde ölüm, tabiat, tanrı gibi temleri işledi. Şiirde çok başarılı olduğu söylenemez. Zaten kendisi de bunlara "Heves Ettim" adını vermiştir. 1890 yılında yayımlanan 'Karabibik' adlı uzun hikâye denilebilecek romanı, edebiyatımızda ilk köy romanı olma özelliğini taşır, kendisinin 'hakikiyyun' dediği realist bir eserdir. 'Zehra' (1896) romanı ise bir psikolojik roman denemesidir. Bu romanda Şehzadebaşı tiyatrolarının tulumbacı kahvelerini, kadın kavgalarını gerçekçi bir görüşle aktarmıştır. Eser, bir psikolojik roman kabul edilmez ama Türk edebiyatında psikoloji öğelerinin kullanıldığı ilk roman kabul edilir.