Mustafa Necati Bursalı’nın daha önce Hz.Ömer (r.a.) hakkında yazdığı kitabı okumuştum. Haklarında kulaktan dolma bilgiler yanında çok az şey bildiğim bu önemli şahsiyetlerin zamanında yaşama özlemini biraz olsun gidermek adına, tanıyormuş ve o zamanda yaşamış gibi hissetmek için daha çok şey okumam, öğrenmem gerektiğine inanıyorum.
Hz.Ali (r.a.)’ye gelecek olursam, hakkında çok şey söylenilmiş, inanç geliştirilmiş; belli kesim nerdeyse Peygamberimizden üstün göstermiş, kimileri öyle gösterildiğini zannetmiş, kimileri nerdeyse İslam’dan ayırmış, kimileri de hakkı yendi diyerek diğer önemli zatları ayırmış. Her zaman söylediğim şey şudur: Bir inanç taşırken her zaman durumun iki boyutu vardır. İlki çevreden, kulaktan dolma bilgilerle, çevrenin yaşamını kopya ederek, kendi düşüncelerine göre şekillendirdiğin nefsani inanç; diğeri de araştırıp okuyarak, aklı selim, bilgisiyle, imanıyla sağlam kişilerden yardım alarak, hakikatten doğan inanç. İşte bugün günümüzde İslam’ı bölmeye çalışan ve kısmen de olsa başarılı olan kişiler bu iki ayrımı çok iyi biliyor ve yönetir olduğundan İslam aleminin durumu içler acısı.
Kitapta bebekliğinden ölümüne kadar Hz.Ali’nin künyesi çıkarılmış. Her açıdan ele alan yazar, müthiş bir saygı, hürmet ve muhabbet içinde aktarmış. Peygamberimizin yanında büyümüş, Kur’an-ı baştan sona ezberlemiş, hangi ayet ne zaman,hangi olay üzerine inmiş hepsini bilen, Arap diline gramer olarak hakim olacak ölçüde bilgisi olan, matematikte çarpım tablosunu ilk ortaya çıkarması yönünü de öğrendiğimde şaşırdığım Hz.Ali.. Birçok özelliği ile ilminin bu derece büyük oluşu, Kur’an-ı bu kadar iyi sindirmiş olmasına işarettir. Kitabın sonlarına doğru sırasıyla İlmi bilgisi, hikmetli sözleri, davranışları kitaptan aldığınız tadın doruk noktası diyebilirim.
Kitapta en