·
Okunma
·
Beğeni
·
17
Gösterim
Adı:
İkinci Dünya Savaşı ve Türk Dünyası
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
383
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056586323
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Dünyası Belediyeler Birliği yayınları
383 syf.
·3 günde·7/10
Kitap, Türk Dünyası Belediyeler Birliği adına birlik başkanı ve eski AKP Kocaeli Belediye başkanı İbrahim Karaosmanoğlu tarafından bastırılan ve alanında uzman tarihçilerin makalelerini bir araya getiren bir bilimsel derleme. Amacı, 2. Dünya Savaşı’nın Türklerin bulunduğu coğrafyalarda nasıl yaşandığını ve Türk nüfusunu ekonomik, siyasal ve kültürel olarak nasıl etkilediğini tespit etmek. Çalışmaya katkı veren tüm tarihçilerin hepsini araştırmadım, ama çoğunlukla yazılmış makaleleri bilgilendirici ve derin buldum -birkaç istisnası var, onlardan sonra bahsedeceğim-. Ayrıca tarih okumayı sevdiğim ve özellikle son yıllarda 2. Dünya Savaşı tarihini özellikle araştırdığım için benim için keyifli ve yararlı bir okuma oldu.

Eserin “milliyetçi-muhafazakar” çizgide olması istenmiş, muhtemelen de bu amaçla yazdırılmış. Ancak katkıda bulunan araştırmacıların çoğu bu talebe itibar etmemişler ve konuya bilimsel çerçevede yaklaşmışlar. “Taraflı” tarih yazımı çabalarından içtenlikle nefret ettiğimden, buna prim vermeyen kalemleri mesleklerine saygılarından ötürü tebrik ediyorum. Prim verenlere ise şaşırmıyorum artık, zira kendileri ile televizyon programlarında ve dizi senaryolarında sıklıkla müşerref oluyoruz.

Kitap, birçok istatistiki bilgi ve analiz içeriyor, ilgilenenler için önemli bir hazine niteliğinde, ilgilenmeyenler için bu kısımlar sıkıcı olabilir. Bunun yanı sıra 2. Dünya Savaşı döneminde Türk nüfusun yaşadığı coğrafyalarda çekilmiş çok sayıda fotoğrafa da yer verilmiş, ki benim en çok hoşuma giden yanlarından biri bu oldu.

Çok kısa bir giriş yapmam lazım 2. Dünya Savaşı’na ilişkin; savaşı özetlemekten ziyade kitapta bahsi geçen önemli noktalarını vurgulamak için. Almanlar 1939’da savaşı başlatmadan önce Ruslar ile anlaştılar; hem karşılıklı bir saldırmazlık paktı imzaladılar, hem de Ruslara 7 yıl için 200 Milyon ReichsMark’lık ucuz faizli kredi sağlayan bir ekonomik yardım paketi verdiler. Bu sayede Hitler Doğu’dan saldırıya uğramamayı garanti altına alırken Stalin de -Batılı ülkelerin Almanya ile boğuşacağı o günlerde- hakimiyet alanını ve komünizmi doğuya, Çin ve Japonya’ya, doğru genişletmesini sağlayacak büyük bir kaynak elde etmiş oldu. Bu karşılıklı saldırmazlık anlaşması 1941 yılına kadar devam etti. Stalin’e güvenmeyen, üstelik savaşı hızlı bitirebilmek için petrole ve maden kaynaklarına müthiş ihtiyaç duyan Hitler, tüm Avrupa’yı 2 yıl olmadan dize getirmiş olmanın da verdiği özgüvenle, anlaşmayı bozarak Rusya’ya saldırdı. “Barbarossa harekatı” olarak bilinen bu harekat ile 3 koldan Rusya içlerine giren Alman ordusu, sırasıyla St Petersburg, Moskova ve Hazar havzasını hızlıca ele geçirmeyi hedefledi. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı; önceleri çok hızlı ilerlemelerine karşın ölümüne Rus direnişi ile birlikte hızları giderek azaldı, harekatı kış gelmeden bitiremediklerinden geri püskürtüldüler. Özellikle Petersburg’daki büyük çarpışmalar savaşın kaderini belirledi; Rusya ile anlaşmasını bozan Almanya kendi eliyle tuzağa düşmüş ve savaşı başarısız Rusya seferi nedeniyle kaybetmiş oldu. 1943’e kadar Alman tehlikesi devam etse de gücü hiçbir zaman ilk dönemlere ulaşamadı. Stalin Almanların anlaşmayı bozmasının akabinde hemen müttefiklerin safına geçti ve savaş sonunda -savaştan çıkan yorgun müttefikler bir de Rusya ile karşı karşıya gelmeyi göze alamadığından- tüm Doğu Avrupa’yı, parmağını kıpırdatmadan hakimiyetine aldı, uzun yıllar komünist rejim altında yönetti.

Kitap, Sovyetler Birliği sınırları içinde yaşayan Türk kökenli nüfus (Kafkasya, Kırım, Sibirya, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan Türkleri), Balkan Türkleri (Yunanistan, Romanya, Bulgaristan Türkleri, Boşnaklar), Suriye Türkmenleri ve Doğu Türkistanlılara kadar her coğrafyada savaş sırasında yaşananları ve savaş sonrası yansımalarını paylaşıyor. Niyetim uzun analizler eşliğinde her coğrafyada yaşananları özetlemek değil, kitabın bende yarattığı çağrışımları paylaşmak istiyorum sadece:

1. İnsan hayatı ucuz, cepheye sürülebilecek nüfus ne kadar fazla ise o kadar ucuz. Rusların Almanya’ya karşı başarısı askeri dehalarından ziyade sınırsız sayıda insanı ser sefil, aç bilaç, gözlerini kırpmadan ölüme sürükleyebilmelerinde. Cepheye gidenlerin ortalama yarısı hayatını kaybetmiş, ya da kaybolmuş.

2. Rusya’daki Türk kökenli toplulukların yaşadığı acı bir tecrübe. 1917 devriminden bu yana komünizme karşı mücadele veren Müslüman Türklerin bir kısmı Almanları kurtarıcı olarak görüp Ruslara karşı Almanlarla birlikte savaşınca ve casusluk faaliyetlerinde bulununca tüm Türk toplulukları büyük sıkıntı yaşıyor. Türk nüfusun büyük kısmı cephede Ruslarla yan yana çarpışmasına rağmen ihanet edenler nedeniyle güvensizlik tohumları atılıyor; bazı Türk kökenli gruplar sürgüne gönderilirken kalanlar savaş sonrası dahi şüpheli görülüyor. Pantürkist ve panislamik yaklaşımlar ve hamasi nutuklar -Enver Paşa zamanında da olduğu gibi- havalı görünse de sonuçları yine çok acı oluyor. Oluşan güvensizlik ortamı akabinde yaşanan sürgün, sindirme, asimilasyon faaliyetlerinin etkisi günümüze kadar geliyor.

3. İnanç konusunda daha az bağnaz olan, eğitimli -ya da eğitimi reddetmeyen- ve uzlaşmaya daha yatkın gruplar en az hasarla atlatıyorlar süreci, Azeriler gibi. Körü körüne inanç ve ülküleri peşinden koşan, ancak elde tutulur hiçbir gücü olmayan gruplar ise eziliyorlar. İçi boş hamasetin ve kafası boş, cahil kahramanların kimseye faydası yok yani. Toplumlarını kendileri ile birlikte felakete sürüklüyorlar.

4. Cehalet ve hamaset kolay kandırılmaya yol açıyor. Tüm Türk gruplarda eğitim ya hiç yok, ya da çok kısıtlı. Kimi Türk kökenli gruplar büyük hesaplar yaptıklarını, -ne eğitim, ne de teknoloji açısından hiçbir birikimleri yokken- sadece lafla o büyük devletleri kandırdıklarını düşünürken bir anda ortada kaldıklarını görüyorlar, ama geç oluyor.

5. Uzlaşma kültürü genlerimizde yok herhalde. Dünya daha önce hiç karşılaşmadığı kadar büyük bir savaş ile çırpınırken ve milyonlarca insan açlıktan, sefaletten ve salgın hastalıklardan ölürken, bir çok devlet geri adım atıyor, eski düşmanı ile bir araya gelip kazan-kazan ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ancak Türk coğrafyası kendi içinde ayrıldıkça ayrılıyor.

6. Kitapta “2. Dünya Savaşı ve Türkiye” başlığını yazan Prof. Dr. Vahdettin Engin TV programlarında ve özellikle Abdülhamit sohbetleri ile tanınan bir isimmiş. Kısa makalesi parti propaganda broşürü gibi; kimi çevrelerin standart söylemini; “İsmet Paşa halkı aç bıraktı.”, “İsmet Paşa ekmeği karneye bağladı”, “İsmet Paşa erkekleri orduya alınca kadınların namusu gitti.”, “İsmet Paşa savaşa katılsa Türkiye’de savaş sonrası paylaşımdan pay alırdı.” peş peşe sıralamış. Hani insanın sorası geliyor; diğer ülkeler yıllarca cephede savaşmış, milyonlarca evladını kaybetmiş, parayı su gibi harcamış Almanlarla savaş uğruna; savaş ganimetlerini Türklerle neden paylaşsınlar? Kaldı ki savaşta Almanlara karşı savaşmış ve yerle bir olmuş Doğu Avrupa’yı savaş sonrası tümüyle komünist Rusya’ya teslim edenler, Türkiye’ye neden farklı davransınlar? İsmet Paşa kimi yerde başarılı, kimi yerde başarısız; ancak anladığım bir şey var ki onun sayesinde yakılıp yıkılmamış, evlatlarını kaybetmemiş, Rus etki alanına ve komünizm hakimiyetine girmemiş Türkiye.

İyi mi olmuş, kötü mü? Varın siz karar verin.
"Kırım Türkleri'nin sürgün edilmesi operasyonunun başarı ile neticelenmesi şerefine, operasyonda görev alanlar Sovyet yönetimi tarafından mükafatlandırıldı. Ancak tören sırasında gelen bir haber Arabat adlı bir Türk köyünün unutularak boşaltılmadığını gösteriyordu. Sovyetler köyün hemen boşaltılması emrini verdi, oysa Kırım Türkleriyle dolu yük katarları çoktan yol almıştı ve onlara yetişme imkanı yoktu.

Bunun üzerine Arabat'taki bütün Kırım Türkleri oldukça büyük ve eski bir gemiye bindirilerek mahzene kapatıldılar. Denizin en derin yerine getirilerek mahzen kapakları açılan gemi, içindeki insanlarla birlikte batırıldı.

Bu olay sonunda Arabat köyünde yaşayanlardan kurtulan tek kişi bile olmadı. Bu operasyondan sonra Kobulov Kırım'ın Türklerden tamamen temizlendiğini belirten raporunu iletti."
"2. Dünya Savaşı, Türkiye dışındaki Türklüğün topyekün iştirak ettiği ve sonuçlarına da herkesten çok muhatap olduğu bir savaştır. 1938-1945 yılları arasındaki bu savaşla ilgili olarak hazırlanmış hiçbir belgeselde, yazılmış hiçbir kitapta, romanda, hikayede, şiirde, piyeste ve çekilmiş bir filmde, Tüklerin bu savaşa iştiraklerinden ve bu savaşta yaşadıklarından hiç söz edilmez."
"Terk edilen bebekler, yoksul kadınlar arasında bir başka erkekle birlikte yaşamanın artması, evliliğin maliyeti nedeniyle evlilik dışı ilişkilerin yaygınlaşması, bu tür ilişkiler sonucu doğan bebeklerin ortada kalması ya da ortadan kaldırılması, yasak olmasına karşın kürtaj, çocuk düşürme ya da bebeğini doğumdan hemen sonra öldürme olaylarındaki artış, toplumsal sorunların aile kurumunu ve ahlakı nasıl çürüttüğünü de gösteriyordu."
"Kafkas halkları arasında devlet planlaması ve kontrolüne bağlı olmaya karşı güçlü bir direniş mevcuttu. Alman askerleri Karaçaylılarda eski çağlarda çok şerefli bir meslek olan ve işine engel olmaya kalkan her düzene karşı kendini müdafaa eden haydutluğa bile şahit oldular. Kafkasyalılar bunlara "abmek" adını veriyorlardı."
"2. Dünya Savaşı sırasında Almanlarla işbirliği yaptığı gerekçesiyle ilk önce Kırım Türkleri, akabinde Kafkasya halklarından Çeçenler, İnguşlar, aynı bölgede yaşayan Türk asıllı Karaçaylar, Balkarlar, Kalmuklar ve Gürcistan'ın güneybatısında yaşayan Ahıska Türkleri topyekün sürgüne uğrayarak anavatanlarından koparıldılar. Kırım Türklerinin yaklaşık yarısı bu yolculuk esnasında ve sürgünü takip eden yıl içinde açlık ve sefalet yüzünden hayatını kaybetti."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İkinci Dünya Savaşı ve Türk Dünyası
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
383
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056586323
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Dünyası Belediyeler Birliği yayınları

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • AkilliBidik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0