Bismillahirrahmanirrahim,
Merhabalar Cenâb-ı Hakk’ın Selamı üzerinize olsun...
Söze Efendimizin Hadis-i Şerifi ile mülaze edelim,
«»
Yerde ve gökte bulunanların hepsi, âlim bir
kimsenin affedilmesi için Allahla yalvarır.
«»
//Hadis-i Şerif
Âlim, kendi işleriyle meşgul iken yer ve
gök ehli de onun affı için istiğfar etmekle
meşguldürler. İnsanoğlu için bundan daha
büyük bir şeref düşünülebilir mi?
Bu kitapta da Mübarek Zaat
İmam Gazali, ilim, irfan ve âlim olmanın fazileti, bereketi ve faideleri hakkında muazzam bilgiler vermektedir. Kitaba başlar iken ilmin fazileti hakkında ayetler den bahsedip akabinde Hadis-i Şerifler ve Dahi âlimlerin, evliyaların ve Ehlullah'ın da sözlerine yer vererek muazzam bir eser çıkartmış ortaya.
Ve de ilim öğrenmenin farzları hakkında epeyce bir durup Ayet, Hadis ve âlimlerin sözleri ile insanı çok etkiliyor. Özellikle âlim olmak veyahut ilim öğrenmek hakkında öyle hadislere yer vermiş ki, insan okuduğu zaman,
-"Kararımı Verdim, Herşeyi bırakıp Kendimi sadece ilim öğrenmeye adıyacağım." ya da
-"Kararımı Verdim, âlim olamasamda en azından onların dizinin dibinde ilim öğreneceğim." gibi kararlara varıyor insan. Çünkü ilim öğrenmenin veyahut âlim olmanın fazileti o kadar çok ki, anlatmakla bitmez. Hayret üstüne hayret, heyecan üstüne heyecan yaşıyor insan.
Âlim, kendi işleriyle meşgul iken yer ve gök ehli de onun affı için istiğfar etmekle meşguldürler. İnsanoğlu için bundan daha büyük bir şeref düşünülebilir mi?
«»
Yerde ve gökte bulunanların hepsi, âlim bir kimsenin affedilmesi için Allah'a yalvarır.
«»
//Hadis-i Şerif
_
«
Kıyamet gününde âlimlerin mürekkebi, şehidlerin kanıyla tartılır.
“Hiç şüphesiz ki ilim nurdur.Allah için ilim tahsil etmek ibadettir.İlmi aramak cihaddır.Bilmeyene öğretmek sadakadır.İlmi müzakere etmek tesbihtir.Allah ancak ilimle bilinir ve Allah’a ancak ilimle ibadet edilir.Allah,kavimleri ilimle yüceltir ve diğer insanlara üstün kılar.Milletler ancak ilimle doğru yola erişebilir.”*
*İbn-i Abdilber bu sözü daha uzun bir şekilde Muaz b.Cebel’den merfu olarak rivayet etmiştir.Ancak senedi zayıftır.İbn-i Teymiye ise Mecmuu-l Feteva isimli eserinde nakletmiştir,10/39.
“Ben aslında medreseye ilim elde etmek ve maişetimi temin etmek için başlamıştım.Ancak ilim öyle lezzetli bir hazinedir ki,kendisini dünyevi şeylere alet ettirmedi ve beni Allah için çalışmaya sevketti”
İmam Gazali
Bu kitap İmam Gazali’nin “İhya-u Ulumiddin” isimli dev eserinden küçük bir bölümdür.
Kitabın ağır bir dili var İmam Gazali'nin eseri olması hasebiyle...)
Bilgi ağırlıklı... İçinden kendimize ders çıkarmamız gereken konuların olduğunu da düşünüyorum...
Kitabımız o kadar güzel ki her konuyu bölüm bölüm ve her bölümde bir sürü alt başlıklı konular bulunuyor. Her konudan yeni bir bilgi öğreniyoruz ayetler ile de bunu desteklediği için okuması ayrı verimli geçiyor.
"İlim öğrenin ! Zirâ Allah için ilim öğrenmek , Allah ' a tazim ve ibadettir. İlmi müzakere etmek tesbih , araştırmak cihaddır. Bilmeyen bir kişiye ilim öğretmek sadakaların en makbulü , ehline öğretmek ise Allah 'a yakınlıktır. İlim , yanlız kalındığında en yakın arkadaş , tenhada ise en emin yoldaştır. Dinde kılavuzdur. Genişlikte ve darlıkta sabrı öğreten , dostlar yanında yardım eden bir vezir , yabancılar yanında ise en büyük destektir. Cennet yolunun nişanıdır. Allah (subhanehu ve Te'âlâ) ilim sayesinde toplumları yüceltir ve onları hayırda önder ve izlerinden giden rehberler yapar. İnsanlar onların eserlerine itibar eder ve gösterdikleri yolu takip ederler. Melekler bu kimselere dostluk yapmayı ister ve kanatlarını onların üzerine gererler. Dünyada kilerin tümü; denizdeki balıklar, karadaki yabani hayvanlar ve evcil hayvanlar , gökteki yıldızlar da onlar için Allah ( subhanehu ve Te'âlâ) 'dan mağfiret dilerler. Çünkü ilim , insanları karanlıktan aydınlığa çıkaran bir ışıktır. Kul ancak ilmi sayesinde Allah'ın seçkin kullarının mertebesine varır ve yüce derecelere ulaşır. Allah 'a itaat ve ibadet ,ancak ilimle mümkün olur. Allah ' ın birliği ancak ilimle bilinir ve yanlızca âlimler , Allah'ı hakkıyla tesbih ederler. Kişinin muttaki olması da ilmi sayesindedir. Haram ve helaller yanlızca ilimle bilinir. İlim öncüdür , ameller ise ancak ona her konuda tabi olmak zorundadır. Allah ilmi , said kullarına ihsan eder , şakiler ise ondan mahrum kalır.
Allah ( C.C ) Kur'an-ı Kerim ' de şöyle buyurmuştur;
Allah ' tan kulları içinde ancak âlimler korkar ( 35 fatır / 28 )
Peygamber efendimiz ise şöyle buyurmuştur;
İlim öğrenmek her müslümana Farz ' dır.
İlim Çin 'de bile olsa bulup öğrenin !
Şayet ilim olmasaydı insanlar hayvanların seviyesine hatta daha aşağıya
Gazzâlî (Farsça: الغزّالی) (d. 1058, Tus - ö. 18 Aralık 1111, Tus), Büyük Selçuklu Devleti devrinin İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Fars asıllı olduğu sanılan Gazzâlî'nin lakapları Hüccetü’l-İslâm ve Zeynüddîn'dir. Genel olarak Gazzâlî ve İmam-ı Gazzâlî isimleriyle tanınmaktadır.
Gazzâlî Hicri 450 (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus'ta Ahmed bin Muhammed er-Razikânî’den almış, daha sonra Cürcân şehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadî düşünce olarak Ebü'l Hasan Eş'arî’den ve ameli görüş olarak ise Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gider. Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin baş müderrisliğine tayin edilir. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. Tasavvuf'a yöneldi ve Ebû Alî Farmedî'nin tesiriyle bu alanda yoğunlaştı. Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki vazifesini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti. Şam da iki yıl kaldıktan sonra 1097 yılında hacca gitti.
Hac sonrası Şam'a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus'a geçti. Şam ve Tus'ta bulunduğu sürede uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında ilerledi. Bağdat'tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk'ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesinde tekrar eğitim vermeye başladı. Buradan kısa süre sonra Tus'a dönerek yaptırdığı tekkede müritleriyle birlikte sufi yaşamı sürdü. Gazzâlî 1111 (Hicri 505) yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde öldü.
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamasına karşın Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfuzu artıyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, ilim meclisleri denilen tartışma ortamlarını ve medreseleri açıyordu. Bu dönemde Mısır tahtında Şiî-Fâtımî hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devleti gerilemekte idi.
İlk Haçlı Seferi de Gazzâlî döneminde yapılmış, Gazzâlî 40 yaşında iken Antakya haçlılarca kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmiştir. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazzâlî ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. İslam âlemindeki bu karışıklığı fikrî bir çöküntü tamamlıyordu.
Gazzâlî'nin öğrenme merakı onun çok sayıda dini ve fikrî akımları araştırmasına neden oldu. Yaşadığı dönemde hakikati bulmak isteyen insanların dört kısıma ayrıldığını ve her birinin hakikati kendi yolunda aradığını gördü. Bunlar; felsefeciler, kelâmcılar, sûfiler, bâtınîlerdi. Hepsinin görüşlerini inceleyerek; kelâm, felsefe ve Bâtınîlik yolunu kitaplarında ayrıntılarıyla tenkit etti ve sûfilerin yolu olan tasavvufa yönelerek hakikati bu yolda aradı.