Geri Bildirim
Adı:
Kambur
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
208
ISBN:
9786053605096
Kitabın türü:
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Bir pencereden izlenen şimdiki zaman, öteki pencerenin önünden geçerken değişiyor, Kambur'da ilk gün son güne dönüşerek akıp gidiyor. Necati Tosuner'in bu kitabında anlattığı öyküler çekinerek, gizlenerek, kaçarak, umuda dair bir küçük çıkış yapamadan yaşamanın öyküleri... Yılgınlık içinde oyalanırken yine de umut bilinmedik bir yerden çıkıp geliyor, satırlara yerleşiyor. Ama umutla şımartılmayı isteyen kişi, kendini durmaksızın yanıltan umuttan da bunalıyor...

Ortalıkta yaygın ve yapışkan dolaşan umudu görüyorum. İspirto kokusu gibi mavi. Sarıyor. Korkuyorum. Söyle, beni yanıltmadığın oldu mu hiç? Diyorum, bulaşmayayım. Bırakmıyor. Ben ürktükçe inatlaşırmış gibi, sarıyor. Hani, beni aramışsın, işte, umut... Bakmışsın, taş duvarda bir tutam dal yeşillenmiş. Bir cami avlusunda, yüksekte ve oymalar arasında, umut da öyle yeşillenir. Hiç ummadığın bir yerde ve anda... Ama, ben bu işten usandım, umut yeşertmeyi bıraktım artık. Erken soluyor. Doyamadan. Ve kalıyorsun kendi başına, -hiç de hoş şey değil doğrusu. Bir baygınlık gibi basıyor umutsuzluk. Eziyor. Bende ezilecek ne kaldı? Eziyor.

Necati Tosuner, yaşamı sadece katlanarak sürdürmenin nasıl bir kamburluk olduğunu anlattığı öykülerden "İki Gün"le TRT Öykü Başarı Ödülü'nü de kazandı...
(Tanıtım Bülteninden)
Hikaye olarak beni etkilemese de dili etkiledi .
Bir iç sıkıntısı ancak bu kadar şiirsel anlatılabilirdi.
Monologlar da çok başarılıydı bence.
Ama umut dolu bir insandan ziyade derdi olan ,derdiyle barışmak için sürekli kendiyle konuşan bir insanın halini anlatıyor.
#necatitosuner
#kambur
Boş kalmak bize gelmiyor, sevdalanıyoruz. Ne de kolay sevdalanıyoruz? Ve ne de güzel... Bunun güzelliğini kimse anlamayacaktır. Ve bunun güzelliğini hiç kimseye anlatmaya gücüm yetmeyecektir benim. Biliyorum, ölçümüzden taşkın bir giysidir sevda bize, akar üstümüzden. Aksın.
Mithat Bey, serinlerim diye yakasını açmıştı pencereye karşı, -ki pencereden serinlik değil, bezgin bir sıcak doluyordu içeri. Doğrusu, Mithat Bey de terledi mi, iyi terliyordu ve dikiyordu boyalı gazozu. Hiç de kötü adam değildir ya, onda çoğu aman bir ateştir yükselir. Karşısındakine kendisiyle nasıl da ilgilendiğini belirtmek istermiş gibi bir şey... Hani, biraz gö çıkarır bu. Geçende:
   "Ne o, daldın yine..." dedi bana. "Karadeniz'de mi battı, Akdeniz'de mi?.."
   Böyle anlarda, yüzüne bir yamadır gelir, yayılır. Aman, her şeyi öyle de bilir ki...
   "Nerde olması önemli mi?.." dedim.


 
 
Önce bir kağıt gibi buruşturuyorum yaşamayı. Buruşuk, bumburuşuk bir şey oluyor avcumda. Sonra geliyor pişmanlık. Sonra geliyor umut: "Hele bir dur bakalım..." Ve bir büyük özenle düzeltiyorum kırışıklığını.
"Seviyorum."
Kişi biri için bunu dedi mi, akan sular durmalı. Ya da daha bir coşkun akmalı sular, taşmalı.. taşmalı...
Yaşamak diye benim yerime adlandırdıklarına ve ısınmış soğumuş ve yeniden önüme konulmuşa baktım da sevdiğim, ölüm kalıyordu bir sözünü etmeden bıraktığımız, eh, ölümse ölümdür.
Güzel, biçimli süsler işleyeceğimi umuyorum. Sevdayı öreceğim. İncinmeye gelmez sevdayı ve umursamaz yalnızlığı ve kavruk acıyı sevdiğim... Ve alnımın karanlığını ve ince bir güldür yüzün, ki güldün mü, açtığını,-hele bunu- anlatmayı başardığımı düşün bir...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kambur
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
208
ISBN:
9786053605096
Kitabın türü:
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Bir pencereden izlenen şimdiki zaman, öteki pencerenin önünden geçerken değişiyor, Kambur'da ilk gün son güne dönüşerek akıp gidiyor. Necati Tosuner'in bu kitabında anlattığı öyküler çekinerek, gizlenerek, kaçarak, umuda dair bir küçük çıkış yapamadan yaşamanın öyküleri... Yılgınlık içinde oyalanırken yine de umut bilinmedik bir yerden çıkıp geliyor, satırlara yerleşiyor. Ama umutla şımartılmayı isteyen kişi, kendini durmaksızın yanıltan umuttan da bunalıyor...

Ortalıkta yaygın ve yapışkan dolaşan umudu görüyorum. İspirto kokusu gibi mavi. Sarıyor. Korkuyorum. Söyle, beni yanıltmadığın oldu mu hiç? Diyorum, bulaşmayayım. Bırakmıyor. Ben ürktükçe inatlaşırmış gibi, sarıyor. Hani, beni aramışsın, işte, umut... Bakmışsın, taş duvarda bir tutam dal yeşillenmiş. Bir cami avlusunda, yüksekte ve oymalar arasında, umut da öyle yeşillenir. Hiç ummadığın bir yerde ve anda... Ama, ben bu işten usandım, umut yeşertmeyi bıraktım artık. Erken soluyor. Doyamadan. Ve kalıyorsun kendi başına, -hiç de hoş şey değil doğrusu. Bir baygınlık gibi basıyor umutsuzluk. Eziyor. Bende ezilecek ne kaldı? Eziyor.

Necati Tosuner, yaşamı sadece katlanarak sürdürmenin nasıl bir kamburluk olduğunu anlattığı öykülerden "İki Gün"le TRT Öykü Başarı Ödülü'nü de kazandı...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • İlknur öztulum
  • Zübeyde Uyutmaz
  • Kesilmiskitap
  • caner dilsiz
  • A
  • meyus
  • Dralice
  • Yüksel Bulut
  • Muharrem Torak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%66.7 (2)
7
%0
6
%33.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0