Ablamın rafından arakladım. Çaldığımı anlamadan okumam lazm kapağı güzel diye seçtim kitabın ortalarına doğru güncelleme yaparım
Ve evet kitapları kapağına göre seçiyorm
Ben hayatımda bu kadar kötü bir kitap ve okudum ne de varlığını duydum.
Beğenenleri var mı bilmiyorum ama kusura bakmayın.
Kitaplar konusunda çok seçici biriyimdir, bu yüzden her önüme gelen kitabı da okumam, alıp biraz okumaya çalıştım ancak sonunu getiremedim ne yazık ki.
Olay bütünlüğü ve kurgu düzeni taşımayan bir kitap ve ana karakterin düşünce anlayışının edebiyatla uzaktan yakından ilgisi yok, çok düz çok kabataslak anlatılmış, edebi bi derinliği yok.
Asla önermem, ben hiç beğenmedim.
Bu kitapta devamlı merak içinde kalıyorsunuz. Her an ne olacağına anlam veremiyorsunuz. Kitap gerçekten güzel ama bazı yerleri fazla tekrar ettiği için sıkılabilirsiniz. Bunun dışında konu ve akıcılık oldukça sarıyor.
Yarım bırakmak istemediğim için bitirdim. Lakin, kurgusal açıdan o kadar vasattı ki büyük hayal kırıklığı yaşadım. Tekrarlar çok fazlaydı. kurgu Tamer ile Aylin arasındaki aşkı arasında sıkışmış, kısır döngü şeklinde ilerliyor. Gençlik romanı diyeceğim değil, polisiye diyeceğim değil. Yazar, cinsellik de katmaya çalışmış ancak her seferinde benzer satırları okumaktan sıkıldım. Olayların sürekli tesadüflere dayalı gelişmesi (Bir kez anlaşılabilir ancak dört ya da beşinci tesadüf gerçekleştiğinde inandırıcılığı kalmıyor) ve kurgu içinde tutarsızlıklar esere olan ilgimi tamamen kaçırdı. Özellikle bir bilgi, ( Okuyacaklar için detay yazmıyorum) kitabın en başlarında hiç bir şekilde bahsedilmemişken damdan düşer gibi okuyucuya aktarılması hoş değil.
"Kırmızı ve kan... Gördüğü hayallerin iki ana karakteri..."
Kitabı yarım bırakmak istemediğim için okudum ama gerçekten harcadığım zamana değmeyecek bir eserdi. Osman Aysu hiç okumamıştım bazı kitaplarının yorumlarına denk gelmiştim çok sevilen bir yazar olduğunu biliyorum ama benlik değilmiş. Kurgusal olarak vasattı ayrıca çok tutarsızlıklar vardı.Tekrarlar çok fazlaydı.Yazar Tamer ve Aylin aşkı üzerinden polisiye roman yazmaya çalışmış ama olmamış olduramamış. Kısır döngü içinde dönüp durmaktan çok sıkıldım ama inatla da bitirdim Aferin bana
Kitabı sevmek ve sevmemek arasındayım. Kitabın başlarında sıkıldım ve bırakmayı düşündüm ama kendimi zorladım ve okumaya devam ettim. Okudukça da konu hızlı ilerledi. Kitabın sonunda ki olaylar olmasaydı ki çok büyük bir olay yok ortada - yine de olay akışını hızlandırıyor- büyük ihtimalle 5 puanlık bir kitap olacaktı benim için.
çok sevdiğim kitaplar arasında. gerçekten muhteşem dili ile sonunu sezdirmeden çok güzel yazmış Osman AYSU. kitabın sonunda aşırı şaştım kaldım. mükemmel polisiye bir eser.
Iste beni mest eden bir kitap daha...
Ustadan tam bir baş yapit olay anlatimi betimlemeler kurgu harika
Tabi icine biraz serpiştirilmis erotizm var ki tam kararinda ve konuyu kesmeyen turden bence ideal okunmasi cidden siddetle tavsiye ettigim bir kitap...
Kitabin sonuna yaklastigimda sasirdim. Sona degildi saskinligim. Hayiflandim kendime! Anlatiminda ustalikla kullandigi detayla sonucu sezdirmesini bu kadar gec farketmemeliydim.
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.