4 kitaptan oluşan ve 4 farklı yazar tarafından yazılan bu serinin ilk kitabını Gena Showalter yazmış. Fakat seriye o kadar içler acısı bir başlangıç yapmış ki diğer yazarlar bile bu kitabı okuyunca “Bu ne ya, keşke bu seri işine girmeseydik. Dön, dön, geri dön.” demiş olabilir.
Kitabın niye bu kadar kötü olduğunu anlatmaya nereden başlasam bilmiyorum. Yazar fantastik bir dünya kurgulamış ama bize asla anlatmadığı ve işlenişin nasıl olduğunu bilmediğimiz bir fantastik dünya bu. Mesela Nicolai'nin annesi ve babası çok güçlü bir kral ve kraliçe ama kötü büyücüler toplanıp, kral ve kraliçeyi rahatlıkla devirip tahtı hop diye ele geçirebiliyor. Tahtı bu kadar kolay ele geçirebilecek kadar güçlü olan bu büyücüler Nicolai ile kardeşlerinin izini bulamıyorlar ama. Nicolai'nin annesi güçlü bir büyü yapmış da, o yüzden bulunamamışlar da... Ya, geçelim bunları. İnandırıcı da değil gerçekçi de.
Sonra yazar kitaba belirli başlı türler eklemiş; vampirler, devler, büyücüler gibi ama bu türlerin yeteneklerini anlatmamış. Misal Nicolai bir vampir ama büyü de yapabiliyor. Nasıl? Bilmiyoruz. Yazar sanki özellikle karakterlerine dair ayrıntı vermekten ve yetenekleriyle ilgili bir şeyleri netleştirmekten kaçınmış. Bu sayede de ortalık karıştığında karakterlerini kurtarmak için, bu vampir ama büyü de yapabilir, yapamaz demedim sonuçta diyebileceği bir yol açmış kendine. Kolaya kaçmış anlayacağınız. Fakat kurallarını bilmediğim, işlenişini anlamadığım, karakterlerini tanıyamadığım bir kitabı okumanın zevkli hiçbir yanı olmadığı için yazarın bu yolu seçmesi feci mantıksız olmuş.
Olayların geçtiği dünyayı anlamadım ama yine de karakterleri ve yaşadıkları ilişkiyi sevdim demek isterdim ama o da olmadı. Yazar olayların geçtiği dünyayı anlatmadığı için tüm enerjisini karakterlerine adamış