Size 10 dk izin veriyorum.Önce bulunduğunuz odayı ,sağı solu , köşeyi bucağı , tavanı iyi kontrol edin .Bakın bakalım kara örümcek oralarda bir yerde mi? Oradaysa kaçınnn ! Bosverin yorumu okumayı️
Şaka bir yana, bu öyle bir örümcek ki, okuduğum satırlarda bir an onu ayağımın altına alıp ezesim geldi.Bir ordaaa ,bir burda .Nereden, ne zaman çıkacağı belli değil.Bir bakıyorsun yanında , başında, omuzunda sana bakıyor .Nereye koştuğunu bilmeden kaçıyorsun ondan.Sonra bi bakıyorsun senden önce gitmiş, gittiğin yerde ,pişkin pişkin seni bekliyor .Kaçış yok . Neden mi ?Bunu anlatamam yoksa bol spoili bir yorum olur bu post.
Gotthelf ,insanların Tanrı'ya inanmayı terk edip dünyevi işlere daldığında ,gurur ve kibrin nelere yol açabileceğinin hatırlanması üzerine çelişik ifadelerle dolu bir öykü anlatmış okuruna. Zaten bazı sayfalarda ,yazarın Protestan bir din adamı olduğunu okudukça anlıyorsunuz. Yazarın ,kitapta karanlığı davet eden ,o toplumun lanetlenmesine sebep olanı, bir kadın olarak göstermesine de hiç mi hiç şaşırmadım.Neden mi ? Dönem itibari ile erkeklerin daha egemen olduğu kadınların daha pasif etkisiz olduğu yıllarda yaşandığı için şaşırtıcı gelmedi bana.
Kara örümcek, on dokuzuncu yüzyıl tuhaf kurguları arasında, kendisine sağlam bir yer edinmiş, ki o dönemde yaşasam ve bu hikayeyi dinlesem evden dışarı adımımı bile atmazdım.Evin içine ışık sızdıran her deliği de tıkardımm. .
Son olarak kitabın sonsözünde yer alan Yankı Enki'nin kitapla ilgili olan analizini çok beğendim.Edgar Allan Poe ,Clemence Housman'nın hikayeleri ile asıl adı Albert Bitzius olan yazarımızın hikayesini karşılaştırması ve bu kitaplardaki ortak noktanın dönüşüm geçiren kahramanlarının hep kadın olduğunu yazması ilgimi çekti.Onları da bir ara alıp okumayı düşünüyorum.
Evet benden bu