Beni bir hayli zorladı. Kendimi yeterince vererek okuduğum söylenemez. Tabii ki zaman kaybı oldugunu dusunmuyorum...bu yazara ait okuduğum ilk kitap....
Kayıp MalikâneAlain Fournier · Karbon Kitaplar · 2021679 okunma
Çok çok değişik bir kitap okudum. Biraz Max Frisch biraz José Saramago biraz da Umberto Eco karışımı idi. Hayalle gerçeğin iç içe geçtiği, biraz zorlayıcı bir anlatımdı. Yazarın hayat hikayesinden esintiler barındırıyordu. Çok genç yaşta ölmüş Alain Fournier ve zaten yazarın tek kitabı. Bence yazmaya devam etseymiş çok ses getirecek başka kitaplar da gelir gibiymiş. Enteresan bir şekilde Bütün İsimler kitabının hikayesine benziyor. Bir kadın ve o kadının peşinde koşan, adsız bir ülkede onu bekleyen bir adam. Sevdiğim bir kitap oldu. Zaten Umberto EcoKitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın ‘da bahsediyor idi. O sebeple alıp okumuş bulundum. Şans verilebilir diyorum, herkese iyi okumalar diliyorum efenim.
Anlatmak İçin Yaşamak adlı eserinde Marquez , bir gemi yolculuğu esnasında kitap kurdu adını taktığı bir yolcunun elinde görür bu kitabı ve ilave eder : O güne kadar adını dahi duymadığım bu kitabı kısa süre içinde okudum ve en sevdiğim romanlar arasında yerini aldı. Gabito'dan görüp edindiğim Adsız Ülke, belleğimi eşeleyen bir çocukluk anlatısı bir masal esintisi olarak yerini aldı diyebilirim ve okudukça da bir gençlik yüreğinden süzülen bu kitabı, Marquez'in niçin sevdiğini ve farklı bir kültürde kendi yeni yetmeliğine nasıl yansıdığını görür gibi oldum.
Bu kitabı asıl önemli kılan belki de Alaın Fournıer'in 18 yaşında aşık olduğu ve erişemediği sarışın Yvonne'ye giden yolu anlatmasıdır. " Gerçekten gerçekten yeryüzünde bir tek o içimdeki fırtınaları dindirip barış sağlayabilirdi ama artık olanaksız !" diyerek söz ettiği Yvonne bu kitabın varlık sebebidir. 28 yaşında cephede ölen yazara dair bu bilgiye sahip olmasaydık bile kitap masumiyet diliyle, safi bir maceranın peşinde bizi koşturmayı, soluklandırmayı çocukça kalp çarpıntıları duymamızı başaracaktı .
Yazar karakteristik özelliklerini ve bir nevi kader çizgisini kitaptaki ana kahramanlara bölüştürerek çıkar karşımıza. Mekan ise tamamen otobiyografik konumlardan beslenmiştir.Karakterler kadar mekan da köy kasaba yaşantısı yazarın amaçladığı yalın anlatımı ve safiyeti adeta destekler niteliktedir. Bu nedenle masalsı tat romanın sonuna kadar hüküm sürer.
Kitabın yalınlığını, durgunluk olarak algılamazsanız bir serüvenin içine taşınmanız işten bile değildir. Kitap girift olmayı reddetmiş tam tersi yaşamın dinamiklerini sereserpe ortaya dökmüştür : unutulmaya yüz tutmuş arkadaşlık dostluk verilmiş sözler ve fedakarlık gibi. Tıpkı konuşlandığı bir dağ köyü ve bir ırmak kenarı gibi. Tavan arasında sararmış
Adsız ÜlkeAlain Fournier · Can Yayınları · 2019679 okunma
-Sunuş-
Adsız Ülke, çok genç yaşta (28) cephede ölen, Alain-Fournier'nin yazdığı tek romanı.
"Benim sanat ve edebiyat ilkem: çocukluk."
ALAIN-FOURNIER / 22 Ağustos 1906
Yazarın da söylediği gibi edebiyat ilkesi çocukluk. Kitapta bir dizi çocuk sayılabilecek - genç- insanlar üzerinden kurgulanmış. Yazarın kendi hayatından da izler barındırıyor. Akıcı, sürükleyici, pürüzsüz, sade ve duru bir anlatımla karşımıza çıkıyor. Okurken zorlanmıyorsunuz. Bir serüvene kapılıp gidiyorsunuz.
"Bir romandan çok bir uzun şiiri andıran bu yapıtın en önemli özelliklerinden biri de erkekler arasındaki sağlam arkadaşlık bağları ve onurlu insan ilişkileridir. Öyle ki, dostlar arasında verilen 'söz', yaşamın yerini almakta, ona yön vermektedir. Aslında romanın dönüştürücü düğümü Augustin'in , Frantz'a verdiği sözde somutlanmakta."
Sunuştan - Özdemir İnce
Kısaca konuya değinecek olursam, kitabımız anne ve babası öğretmen olan François ile Agustin Meaulnes arasındaki arkadaşlığı ve yaşanan olayları anlatıyor. Yatılı okula annesi tarafından bırakılan Agustin Meaulnes ile François oda arkadaşı olurlar ve aralarında dostluk başlar. Kitabın anlatıcısı François.
"Augustin Meaulnes'ün tam iyileşmeme rastlayan gelişi, yeni bir yaşamın başlangıcı oldu."(s.26)
Bir kaç gün sonra ortadan kaybolan Meaulnes'ün başına gelenler bir serüven edasıyla bizlere aktarılır. Aradığı biri mi yoksa kendisi mi? Gittiği yerde başına gelenler, uyuyup uyandığı köşk gerçek mi hayal mi? Sevdiği kız sahte mi gerçek mi? Uzun soluklu bir masal hissi uyandırdı bende.
Merak unsuru son sayfaya kadar sizi kitaba çekecektir.
İlginç, ilgi çekici, romantik ve sadık bir hikayesi var Meaulnes'ün ...
"**İnsan bağışlanamayacak kadar ağır bir suç işledi mi, bir yandan dayanılmaz acılar çekerken, bir yandan da,
Adsız ÜlkeAlain Fournier · Can Yayınları · 2019679 okunma
Bu kitabı beğendiğim için kendimden kuşku duymalı mıyım? İyi bir okuyucu değil miyim yoksa? Diye düşünmedim değil. Zira kitap hakkında pek iyi yorumlar yoktu. İyi ki kitabı okuduktan sonra bakmışım yorumlara. Kimi oldukça gömmüştü üstelik. Dilini, çevirisini iyi bulmadıklarını söylemişler. Bu önemli mi peki? Bence Hayır.
Kitap bende çok iyi hisler, duygular bıraktı. Bazı farklı kelimeler kullanılmıştı evet ama beni rahatsız etmedi. Betimlemeleri, yer yer heyecanın yerini sakinliğin aldığı, kelimeleri adını koyamadığım tuhaf bir huzurla doldurdu içimi. Kendimi tam olarak esere verdiğim için oldu belki de bilmiyorum. Oldukça hüzünlü, karamsar bir havası da var. Belki de ben bu tür kitapları daha çok seviyorumdur. Genel olarak gerçekten kitabı çok beğendim. Farklı konusu, içerisinde işlediği arkadaşlık, aşk, gizem vs değişik şeyler benim çok hoşuma gitti. Şimdiye kadar bu eseri neden görmedim, adını duymadım şaşırıyorum. Bence hakettiği değeri görmüyor. Yazarın tek eseri. Yazdıktan 1 yıl sonra vefat etmiş.Bu çok üzücü olmuş. Keşke başka eserler verebilseydi. Konusu; Fransa’nın Sologne bölgesinde yaşayan François Seurel!in ağzından hikayeyi okuyoruz. Yakın dostu Augustin Meaulnes dört gün boyunca ortadan kaybolmuştur. Döndüğünde yaşadıklarını anlatır ve gittiği yeri bulmaya çalışırlar. Fakat o yerin ismini bilmediğinden bunu yapmak kolay olmaz. Oldukça merak ettiren sonuna kadar gizemini koruyan bir romandı. Ben beğendim ve tavsiye ediyorum. Okuyup okumamak size kalmış. Kitapla kalın..
Fransız yazar Fournier'in 1914'te cephede ölmeden önce yayımlanan tek romanıdır. Yazarın kendi yaşamımdan izler taşıyan eser, Fransız edebiyatının klasikleri arasında gösterilmektedir. Konusu; Fransa'nın Sologne bölgesinde geçen roman, kahramanımız François Seurel'in anlatımıyla, kasabada dört gün boyunca kaybolan yakın dostu Meaulnes'un yaşadıklarını anlatır. Geri döndüğünde unutamadığı malikineyi, genç kızı, insanları tekrar bulmak için yola çıkarlar. Ancak ülkenin ne adını biliyorlardır ne de tam yerini...
Adsız Ülke arkadaşlık üzerine okuyacağınız hiç kuşkusuz en iyi romanlardan biridir. Dönemin Fransa'sı hakkında genel bilgiler veren, köy yaşamı ve aşk kavramını vurgulayan bir yönü var. Yazarın hayal gücünün sınırsızlığı kitabı ruha dokunan bir esere çevirmiş. Ancak temposu yer yer düşmesiyle çok kolay okunan bir kitap olduğunu söyleyemem hatta yer yer sıkıldığım noktalar oldu. Düş ve gerçek arasında gidip gelen bir anlatım üslubuna sahip. Aşırı derecede önerdiğim veya baş yapıt bunu okumalısınız mutlaka dediğim bir kitap değil. Ama adı ve değeri çok bilinmeyen farklı bir kitap tanıtmak istedim sizlere. Ayrıca ilgilenenler için sinemaya uyarlanan filimide mevcuttur.
Bir Fransız kasabasında yaşayan Seurel'in yakın dostu ortadan kaybolur ve 4 gün sonunda geri döner.
Kaybolan Meaulnes adını bilmediği bir yerde gördüğü bir genç kızı,malikaneyi,insanlarını unutamaz ve tekrar oraya gitmek ister.Ancak ülkenin ne adı biliniyor ne de oraya nasıl gidildiği.
Yakın arkadaşıyla ülkeyi bulmak üzere sözleşir ve en uygun zamanı bulunca yola çıkacaklardır.Bilinmeyen bir yere nasıl gidilir neden gidilir bu soruların cevaplarını bulabilirler mi?
Adsız ÜlkeAlain Fournier · Can Yayınları · 2019679 okunma
Yine benim mi sanat ve edebiyattan anlamadığım ya da gerçekten eserin hiçbir derinliğinin olmadığını kavrayamadığım bir dilemma içerisindeyim. Kitap bitmek bilmedi. İnatla okudum. Belki dedim güzel bir şeyler olur, aman heyecanlanır. Size ciddi söylüyorum, içim çürüdü. KOZMOS ÇARPSIN ÇÜRÜDÜ. Dili berbaaat ya da çeviren berbaaat, yok insan özünü anlatıyo falan diyo özetinde ama benim özüm böyleyse sıçarım öyle öze afedersiniz. Bu kadar inceleme de yeter bu lanet kitaba. Okuyup da beğenenlere tek bir lafım yok ama dediğim gibi ya ben,m edebiyat ve sanat anlayışım yok ya da gerçekten kitap biraz şey..........
Çok erken yaşta vefat eden Alain Fournier adındaki yazarın tek kitabı olan Adsız Ülke, otobiyografik özellikler de taşımakta.
Arkadaşının ağzından, dört gün boyunca ortalıktan kaybolan Koca Meaulnes'ün yaşadıklarının anlatılmasıyla başlayan eser, tahmin edilmesi zor yerlere gidiyor.
Merak uyandırıcı bir konusu olmasına rağmen içine girmekte biraz zorlandım, fakat bu kadar kötü yorumu hakettiğini de düşünmüyorum. Arkadaşlık üzerine okuyabileceğiniz bu romana herkes gönül rahatlığıyla bir şans verebilir.
Günümüze göre değerlendirirsem bir klasiğin olması gereken sıkıcılığa sahip olup bununla beraber kendini okutacak kadar da akıcı bir kitaptı diyebilirim. Kendi zamanına göre düşünecek olursam; okurlarının neden bu kadar sevip klasik olarak nitelendirdiğini anlamak zor değil diyebilirim. Duygusal, romantik, sert bir kitap ve içerisinde yine bu tanımlamalara uygun bir hikaye bulunuyor. Meaulnes’un ve Seurel’in 'çocukluk'tan yetişkinliğe geçişini düşsel ama bir o kadar da gerçekçi anlatmış bulduğumu söylemeliyim. Çok fazla ve ayrıntılı bir yorum yapamıyorum, çünkü ne diyeceğimi bilmiyorum, beni oldukça etkiledi kitap.
Önerir miyim, evet, ama herkes kesinlikle okumalı der miyim, hayır. Böyle bir kitaptı. Klasik olarak adlandırılması doğal ama her klasik gibi herkese hitap etmeyebilecek bir kitaptı. Ben beğendim ve okuduğum için mutluyum.
Adsız ÜlkeAlain Fournier · Can Yayınları · 2019679 okunma
Alain-Fournier, Fransız yazar ve asker. İki defa film olarak uyarlanan ve Fransız edebiyatının klasiklerinden sayılan Adsız Ülke yazmış olduğu tek kitaptır.
Adsız Ülke romanını 1913 yılının başlarında tamamladı. Nouvelle Revue Française (Temmuz-Ekim 1913 tarihleri arasında) adlı edebiyar dergisinde yayımlandı ve daha sonra kitap olarak piyasaya sürüldü. Roman, Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi fakat ödülü kazanamadı.