Her çevirdiğim yaprakta bunca boş yere geçen zamanıma bakıp hayatımı sorguladım. Böyle ulvi bir fikir adamını nasıl olurda 23 sene sonra keşfettim. Üzülürüm dostlar geçen zamanıma üzülürüm..
Kitabımız biz okurlarına "ideal bir kulu" takdim ediyor. Konu konu ayırılmış ve güzel bir sıralama ile istifademize sunulmuş. Bilhassa "Sır güllerinin açtığı bahçe" ve "Kulluk Kitabı- Bendeginame" bölümleri beni oldukça etkiledi. Öyle ki aynı sayfayı 3,4 defa okuduğumu bile söyleyebilirim. Hatta sizi Muhammed İkbal'le güzel bir yolculuğa davet ediyorum;
#43724263
Ayrıca;
-Güzelliğin değerini hangi gönül idrak ve takdir etti; onun ay'ı kimin evini tavaf ediyor..?
-Bu kölelerin inancına göre Kur'an eksiktir. Çünkü müslümanlara köleliğin usul ve adabını öğretmiyor..
'alıntıları beni oldukça etkiledi. Kitapta bulunan kölelik bahsini okurken kendi yaşamımı bile sorgulattı.
Bilmiyorum bu iletiyi okur musunuz ama şayet okuyup bu kitap hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız "düşünmeden okumanızı tavsiye ederim" Eğer okuyup begenmediyseniz gelin beni bulun harcadığınız zamana karşılık size kitap hediye edeyim.. :)
-İlk 30 sayfası İkbal’in biyografisinden oluşuyor. Ve biyografiyi okumak zevkliydi kitabı çeviren güzel anlatmış ikbali.
- iki üç satırlık beyit mi diyim şiir mi diyim bilemedim ama bu şekilde yazılmış konu konu giden yazılardan oluşuyor. Ama yazılanlar sanırım kendi dilinde olsaydı ya da öyle okumuş olsaydım sanırım daha tesirli olurdu. Bazı beyitler çok tesirliydi ama her çeviri bu başarıyı bazen yakalayamadı bende bu satırlarda.
- mesneviye benzer beyitler var ama dediğim gibi tercüme olması dolayısıyla tüm sözler tesirli olamıyordu bazen.
- Bazı yerler benim fevkimde yazılmış olan yerlerdi anlayışımın daha o kıvamlara gelmediği yerler.
- Ve bölüm bölüm olan kitapta en beğendiğim yerler son bölümlerdi ama yine tekrar olan bazı yerler sıkıcı olabiliyordu.
Muhammed İkbal’in dört risalesi bu kitapta buluşmuş. Aforizmayı hatırlatan parlak cümlelerle dolu, bir müslümanın yaşadığı asrın aldatma ve vahşeti karşısındaki hayret, ızdırap ve çözüm önerilerini içeren, okurken düşündüren bir eser. Meraklısına tavsiye edilir.
İlk defa Muhammed İkbal okumuş oldum. Mevlana Celaleddin Rumi'den etkilendiği o kadar belli ki; ama taklit etmiyor. Kendine özgü fikirleri, tespitleri hayranlık uyandırıcı. Bütün kitaplarını okuyacağım bir âlim daha tanımanın mutluluğuyla kitabı bitirmiş bulunuyorum.
Beni bu hararetsiz, aşk ve heyecansız asırda yarattılar. Toprağıma fırtınalı bir can nefhettiler. Hayat boynumda bir ipe benziyor. Sanki beni darağacına çektiler.
Ben secde etmiyorum, dost kapısının toprağını kirpiklerimle süpürüyorum.
— Mᴜʜᴀᴍᴍᴇᴅ İᴋʙᴀʟ ☾⭑
Böylesi derinlikte bir insanla bu kadar geç tanıştığım için gerçekten hayıflanıyorum. Kendisine Pakistan'ın Mevlâna'sı demeleri boşuna değil. Tasavvufi yönü yanında âlim, filozof, siyasetçi özellikleriyle de ön plana çıkarak kendini yetiştirmiş bir mütefekkir.
Benlik felsefesinin sahibi, Pakistan'ın kuruluşununda mimarlarından...
İsmini daha önce işitmiş Müslüman bir fikir adamı olduğunu bilmeme rağmen açıkçası böylesi ender bir kişilik olduğunu tahmin etmezdim. Sözleri ve fikirleri insanı hem düşündürüp hem de âdeta yakıp geçiyor. Özellikle Tasavvufi şekilcilikten çıkıp özümsemiş bir Aşk adamı olduğunu hissettiriyor. Üzerine söz söylemediği bir konu neredeyse yok diyebilirim. Özellikle İslâmi mevzulardaki görüşleri gerçekten çok kıymetli.
Muhammed İkbal, üzerine uzun uzun yazılacak bir isim. Fakat malûmunuz olduğu gibi incelemeleri okuyan kişi pek az bu yüzden buraya kadar anlattıklarım anlayana ve merak edene yeterli kanaatindeyim.
Ufuk açıcı bir eser olan Kulluk Kitabı mı şiddetle okumanızı öneriyorum. Ve eseri daha açıklayıcı kılacak olan Ali Nihad Tarlan'ın eser üzerine bir önsözü ile burada incelemeyi noktalıyorum.
Fî Eminillah.
☾⭑
Bu eserde İkbal, umumi olarak şu fikirleri telkine çalışır;
1. İslâm'da Allah'ın birliğine iman, insanın benliğini yükseltir Müslüman, ilme iman etmeli fakat onu aşk ile techiz etmelidir. Tasavvufi hakikatlerde insanın rehberi, temiz vicdan olmalıdır.
Allah'a gönül bağlayan müslümanın kaderi kendi elindedir Milletlerin tarihi ispat ediyor ki, umumiyetle
Muhammed İkbal (d. 9 Kasım 1877 - ö. 21 Nisan 1938), Pakistanlı İslam alimi, şair, filozof ve politikacı.
Şiirleri çağdaş Urdu ve Fars edebiyatının en önemli yapıtlarındadır. Allâme İkbal olarak da bilinir. Hindistan'daki müslümanların bağımsızlık mücadelesine ilk defa dile getiren kişidir.
1873'de Pakistan'ın Pencap eyaletine bağlı Siyalkut kentinde doğan Muhammed İkbal, mutasavvıf bir anne ve babanın oğlu olarak dünyaya geldi. İlk eğitimini Kur'an üzerine aldı.
Kur'an eğitimini medresede tamamladıktan sonra, Arapça ve Farsça hocasının yönlendirmesiyle İslam edebiyatıyla ilgilenmeye başladı. Lahor'da yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra Doğu Dilleri Fakültesi'ne hoca olarak tayin edildi. Bu yıllarda Muhammed İkbal'in şiirleri de yayınlanmaya başlandı.
1905'de Londra'daki Cambridge Üniversitesi'nin felsefe ve iktisat bölümünden mezun oldu. Londra'da üç sene kadar kalan İkbal, burada Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi'nde hocalık yaparken, bilhassa Londra'da ilgi görmesine sebep olacak çeşitli İslâmi konularda bir dizi konferans verdi. Yine Londra'da kaldığı müddet içinde hukuk üzerine okuyan İkbal, savcılık diplomasını aldıktan sonra Almanya'ya giderek Münih Üniversitesi'nde felsefe dalında doktora yaptı.
1908'de Hindistan'a döndüğünde, yazı ve şiirlerine hayranlık duyanlar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.
Şiirlerinde Mevlânâ'nın etkisi büyüktür.
Muhammed İkbal ülkesinin siyasetine de katılmış ve halkını bu konularda yönlendirmişti. Onun bu konudaki düşüncesi ise, "Siyaset; çalışmak, izzet ve şerefe davet etmektir" şeklinde idi.
Müslüman Hintli mücahitler adıyla yazdığı şiirleri Hindistan'daki müslümanların hareketlenerek İngiliz sömürüsüne başkaldırmalarında ve Pakistan'ın kuruluşunda büyük tesiri olmuştu. Bu yönüyle İkbal, Mehmet Akif Ersoy'a da benzetilmiştir.
Kurtuluş Savaşı yıllarında, zor durumda Pakistan halkını, Türk halkının milli mücadelesine destek vermek için örgütlemiş, milli mücadelede kullanılmak üzere Pakistan halkından 1.5 milyon sterlin toplayıp Ankara hükümetine yollatmıştır. Bu paralarla daha sonra Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından şimdiki İş Bankası kurulmuş ve önemli bir bölümü Cumhuriyet Halk Partisine verilmiştir.
Uzun süren bir hastalıktan sonra 21 Nisan 1938'de vefat etti.