Kürt Meselesi

Kazım Karabekir
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı:
192
Basım Tarihi:
Nisan 2019
İlk Yayın Tarihi:
1994
Yayınevi:
 Truva Yayınları
ISBN:
9786059850896
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Kazım Karabekir
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2023 10. kitabı
Kazım paşanın kaleme aldığı bu eser tarihi bir gerçeği, batı ülkeleri ve kendilerini medeni sanan ülkelerin doğru bildiği yanlışları ortaya çıkaran bir eser niteliğinde olmakla beraber Milli mücadele ve Cumhuriyetin ilk yıllarında meydana gelen ermeni ve diğer ülkelerin kışkırtması ile meydana gelen Kürt isyanlarından da oldukça net bahsediyor. Kürt aşiretlerinin reislerini, isyanların nasıl başladığını ve nasıl sonuçlandığını, isyanların gerçekleştiği dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisindeki yol ayrılıklarını ve anlaşmazlıklarının ele alındığı bu eserin tek zayıf noktası kitabı okuyan herkesin ortak düşüncesidir ki; dili. Dil olarak yalın değil ağır bir dil kullanmış Kazım Paşa. Bütün okurlara saygılar, sevgiler :) Kitapla kalın.
Tarih
Kürt MeselesiKazım Karabekir ·  Truva Yayınları · 2019106 okunma
7/10
·192 syf.··
2023 8. kitabı
Milli Mücadele'nin efsanevi komutanı Kazım Karabekir'in dilinden okuması güzel olsa da, her ne kadar sadeleştirmeye çalışılsa da dili oldukça ağır bir kitap okurken çok fazla bilmediğiniz kelimeyle karşılaşabilirsiniz. Ancak günümüze nüfuz etmiş olan "Kürt meselesi"ni de anlamak da zorluk çekebilirsiniz çünkü içerik anlamında sürekli değişen bi konu var yakalayamıyosunuz en azından ben yakalayamadım:) Kürt Meselesi
1000Kitap
Kürt MeselesiKazım Karabekir ·  Truva Yayınları · 2019106 okunma
Kürt Meselesi
1/10
·192 syf.··
2022 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2022 00:00
Kazım Karabekir Çok istekle başladığım kitabı zorla bitirmiş oldum. Kelimelerini anlamadığım için ve birazda kopuk gibi geldi. Tabii bu benim fikrim Kürt Meselesi
Siyasi Tarih
Kürt MeselesiKazım Karabekir ·  Truva Yayınları · 2019106 okunma
5/10
·192 syf.··
2022 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2022 13:54
Kitabın içeriğini şahsen pek beğenmedim. Konudan konuya atlaniyor. Bir yanda Kazım paşamızın Kürtler ve kürt aşiretleri ile ilgili ihtarları, hatıraları, öte yanda Ermenilerin yaptığı katliamlar, bir diğer tarafta kimsesiz yetim çocuklar kitabin ana konulari arasinda. Bazı kisimlar ise paşanin günlüğü hüviyetinde. Bana dağınık geldi.
Tarih
Kürt MeselesiKazım Karabekir ·  Truva Yayınları · 2019106 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2023 230. kitabı
Kazım Karabekir / Kürt Meselesi. İki Halkı Çarpıştıran Haindir. Kazım Karabekir,1882'de İstanbul'da doğdu. Babası Mehmet Emin Paşa'dır. Fatih Askeri Rüştiyesini Kuleli Askeri İdadisini ve Erkan-ı Harbiye mektebini bitirerek, yüzbaşı rütbesi ile ordu da göreve başladı. İttihat ve Terakki cemiyetinin Manastır teşkilatında görev aldı. Harekat ordusunda bulundu. 1910'da Arnavutluk ayaklanmasının bastırılmasında etkili oldu. 1911'de Erzincan ve Erzurum'un Ermeni ve Ruslardan geri alınmasını sağladı. Sarıkamış ve Gümrü kalelerini kurtardı. Kurtuluş Savaşı'nda Doğu cephesi komutanlığı yaptı. Milli Mücadele'nin başlamasında ve kazanılmasında büyük katkısı oldu. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu. Bir yıl aradan sonra şeyh Sait isyanı bahane edilerek, Terakkiperver Cumhuriyet fırkası kapatıldı. Uzun yıllar yalnızlığa bırakıldı ve ömrünün son günlerinde İstanbul milletvekili olarak meclise girdi. 1946 yılında meclis başkanı oldu, 1948'de vefat etti. Doğu cephesi gibi önemli bir yerin komutanlığını yapan, Kazım Karabekir Paşa'nın hatıraları içerisinde yer alan, Kürt Meselesi, yayıncının ön sözde belirttiği gibi damadı Profesör Dr. Faruk Özerengin tarafından hazırlanmış, ancak anılarda yazılanların birilerinn hoşuna gitmemesi dolayısıyla, uzun süre mahkemelerde uğraşıldıktan sonra, ancak okuyucuyla buluşturulabilmiştir. Paşa, hem kendi görev dönemi, hem de babasının görevleri sırasında, Doğu Anadolu bölgesi'nde bulunmanın getirmiş olduğu avantajla, oradaki insan yapımızı iyi bir şekilde görmüş, halkla bütünleşmiş birisidir. Çıkarılmaya çalışılan Kürt meselesini daha başlangıçta, iyi bir şekilde tahlil ederek, hem Osmanlı devleti'ne, hem de yeni kurulan Türk devletine konuyla ilgili bazen açıktan bazen de şifreli layihalar sunarak, Kürtçülük konusuna dikkat çekmiş hatta
Kürt MeselesiKazım Karabekir ·  Truva Yayınları · 2019106 okunma
8/10
·294 syf.··
2024 155. kitabı
Kitabın adı daha farklı olmalıymış..Atatürk'e yakınlık duymayan Osmanlının son dönem padişahlarını göklere çıkaran öteki tarihçiler Kazım Karabekir'in söylemlerini kullanır. Öte yandan yanlış çevirilmediyse veya ekleme yapılmadıysa; 1- K.Karabekir ittihatçıydı 2- Harekat ordusunda O da vardı 3-Abdülahimit'i O da sevmezdi. 4- Vahdettin'i de sevmezdi kitaptan bir bölümle örnek verelim. "Kağızmanda maarif mektebinde gece bir müsamere verdiler. Umumi Harp zamanı yazılan eserlerden padişahların azametlerini gösteren temsiller. Muallimlerine dedim ki: Bugün milletime ve vatanıma ihanet eden bir padişahla da mücadeledeyiz. Neden bu oyunlarla talebeye ve seyreden halka fena ruh veriyorsun, hususiyle Elviye-i Selaseyi Ruslara kaptıran padişah idaresi,kurtaran ise milli idaredir...." Öte yandan musulu neden almadık diyenler burda K.Karabekirin sözlerine dikkat etmek lazım.. Ortak düşman olarak Atatürk'ü görünce sözde tarihçiler işine ne gelirse onu almış Paşanın kitabından...Kitaba dönersek; bazı kronolojik durumlar var.Paşa diyorki doğuya dair rapor yazdım gönderdim yıl 1917 sanırım( miladi çeviriler bazen yapılmış bazen yapılmamış nasıl iş anlamadım) 1926 doğu ayaklanmalarına ve partisinin kapatılmasına dair söylediklerinin realitesi tartışılır. Ermeni mezalimini anlatmış..İşgal yıllarında ruslarla işbirliği yapan aşiretleri ve ağaları yazmış şahsiyetleri hakkında notları paylaşmış... Ayrıca paşanın Cumhuriyetin kurucu kadrolarıyla anlaşmazlıklarını çarpıtıp nemalanmaya çalışanlar Türkyılmaz marşını ve kitabın sonundaki paragrafı tekrar okumalı... kelimeler yetmiyor ama çarpıtılan üstü kapanan çok konu varmış..meraklısına tavsiye ederim...
Araştırma-İnceleme-Siyaset-Politika
Kürt MeselesiKazım Karabekir · Emre Yayınları · 1994106 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2020 3. kitabı
Truva Yayınları "İki halkı çarpıştıran haindir." kapak sözü ile kitap sizi içine alıyor. Meseleyi uzun zamandır merak ediyordum. Kimi okusam diye düşünürken Karabekir Paşa'dan geldi cevap. Okuduğum yayının dili baya ağırdı. Meclis konuşmalarını okurken kendimi birinci meclisin kıyısında hissettim. Doğu illerinde bu kadar uzun süre yaşamış birinin Kürt meselesi ile ilgili görüşleri, buralarda yapılan Ermeni mezaliminin boyutları, istatistikler, Musul konusu, aşiretler hakkında bilgiler, aşiretlerin ayrıntıları, köylerin ve halkın durumu, vb daha neler neler... "Bölgede yol yoktur. Sanayi, ziraat de yoktur. Yollar, köprüler, geçitler yapılmalı. Zirai ıslah için gerekirse mektepler açılmalıdır... Ermeniler, İngilizler, Rusların bölge üzerinde emelleri, ayrıntılı raporları mevcuttur..." Diyerek alıntı ile bitireyim
Kürt MeselesiKazım Karabekir · Emre Yayınları · 1994106 okunma
Puan vermedi·276 syf.··
2022 48. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2022 20:48
Öncelikle kitapta Kürt meselesine dair çok az şey olduğunu söyleyerek incelemeye başlamak isterim. Kitabın birinci bölümünde Karabekir Paşa İstiklal mahkemelerinin bir oldu bitti ile meclisten geçirilip icraate konulmasını tenkit ediyor . Terakkiperver Fırkasının muhalif olarak Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından uğradığı tacizler, Falih Rıfkı , Yunus Nadi gibi isimlerin attığı iftiraların kendisinde bıraktığı etki ve Mustafa Kemal Paşa'nın da muhaliflere karşı duyduğu rahatsızlık hayrete düşürüyor Karabekir Paşa'yı . Yaşadığı hayal kırıklığını üstelemeden dile getirip kitabın ikinci bölümünde Ermenilerin Müslümanlara yaptığı zulümleri belgelerle anlatıyor . Esas mesele Doğudaki Kürt meselesi ise yüzeysel bir şekilde veriliyor . Burada yaşayan kimsesiz çocukların bakımı ve eğitimi üzerinde duruyor kitabın sonuna dek . Ancak sorun şuradaki Kürt meselesinin özüne hiç değinmiyor. Kürtçe konuşan halkın kendisini Türk hissetmesini sağlamak onun nazarı ile çözüm olabilir ama ben bu noktada kendisine katılmadım .. Çok fazla belge olması sıkıcı gelebilir ancak önemli bilgiler de içerdiğinden okudum ...
Kürt MeselesiKazım Karabekir · Emre Yayınları · 1994106 okunma
7/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2020 646. kitabı
Tarihden ders alınsa tekerrür edermiydi sözü ile musamma Karabekir Paşa'nın o günden bugünlere ışık tutan görüşleri düşünceleri. Yapılan yanlışlar emperyalist ülkeler tarafındanTürklerin uyuduğu vakitlerde kurdukları tuzaklar. Uyanık olunmaz ise yine bu devlete kartı Kürt kartını kullanabileceklerinin anlatıldığı eser. #KitapŞuuru
Kürt MeselesiKazım Karabekir · Emre Yayınları · 1994106 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Kazım KarabekirYazar · 48 kitap
Musa Kâzım Karabekir (23 Temmuz 1882, İstanbul - 26 Ocak 1948, Ankara), Türk orgeneral ve siyasetçi. İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde dünyaya gelmiştir. Babası Mehmet Emin Paşa ile Ali Fuat Paşanın babası İsmail Fazıl Paşa amca zade oğullarıdır. Aynı soydan gelir. Kâzım Karabekirin Çocukları ikiz ve 1941 yılında 59 yaşında ona tekrar baba olma sevincini yaşatan Timsal (26 Ocak 1941-) adlarında üç kızıdır. 1902'de Harbiye'yi, 1905'te Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni birincilikle bitiren Karabekir, 1907'de Enver Paşa ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Manastır şubesini kurdu. 1909'da 31 Mart Olayını bastırmak için kurulan Hareket Ordusu'na katıldı, 1912'de Balkan Savaşı'na katıldı.Ve başarıya ulaştılar. Birinci Dünya Savaşı Başlarında Kâzım Karabekir Avrupa'nın genel bir savaşa sürüklendiği bu dönemde Kâzım Karabekir görevli olarak Paris'te bulunmaktaydı. Fakat bu durumu fark eden Kâzım Karabekir, 14 Temmuz 1914'te İstanbul'a geri dönerek; 3 Ağustos 1914'te Genel Kurmay II. (İstihbarat) Şube Müdürü olarak görevlendirildi. Karabekir'in savaş konusundaki düşünceleri; "İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kuvvetlendirmek, Boğazlardaki kuvvetleri desteklemek, Savaşa girmekten mümkün olduğunca kaçınmaktı." Kâzım Karabekir, Genel Kurmay'daki görevini devam ettirirken, Konya'ya bir soruşturma sebebiyle gönderilmişti. 29 Kasım 1914'te "Üç Yıl Hazerî Kıdem Zammı" alarak; 9 Aralık 1914'te Yarbay rütbesine yükseltildi. Yarbay Kâzım Karabekir, 6 Ocak 1915'te Mürettep I. Kuvve-i Seferiye K.'ı olarak İran Harekatına gönderildi. Karabekir, Halep'e geldiğinde, III. Ordu'nun Sarıkamış'da büyük bir felakete uğramış olduğunu, komutasına verilen kuvvetlerin Doğu Cephesi'ne kendisinin de Süleyman Askeri Bey'in yerine Irak Havalisi Kuvvetleri K.'lığına ve Basra Valiliğine atandığını öğrendi. Böylece Süleyman Askeri Bey'in yerine geçmek üzere İstanbul'a gelmiştir. Çanakkale Cephesi'nde Kâzım Karabekir Kazım Paşa, 6 Mart 1915 tarihinde İstanbul'a gelince V. Kolordu'ya bağlı İstanbul Kartal'da bulunan XIV. Tümen Komutanlığına atanmıştır. Bu görevde bulunduğu esnada Kâzım Karabekir, Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarının tahkimatı ile uğraşmıştır. Ancak XIV. Tümen'in Çanakkale'ye - Gelibolu'ya - gönderilmesi ile bu bölgede Seddülbâhir ve Kereviz Deresi'ndeki (12-13 Temmuz 1915) savaşlarda bulunmuştur. Kâzım Karabekir'in Kereviz Dere'de bulunduğu sıralarda Fransızlar, Haziran'dan itibaren Zığın Dere ve Kereviz Dere bölgelerinde taarruzlar yapmakta idi. Fransızların amacı, Türk Ordusu'nun dikkatini güney bölgesine çekmekti. Böylece Ağustos ayında Anafartalar'a yapılacak olan çıkarmanın başarısını garanti altına almak istiyorlardı. Fransızların planı amacına ulaştı ve Türk Kuvvetleri'nin çoğu güney bölgesine kaydırıldı. Bu amacın gerçekleşmesi için İngilizler I. Tümen ile Türk kanadına, Kereviz Dere bölgesine, 12 Temmuz sabahı saat 07:00'da taarruza başladılar. Türk Tümenleri batıdan itibaren XI., I., VII. ve IV. Tümenler cephede, VI. Tüm. geride bekletilmekte idi. VII. Tümen cephesine taarruz eden İngiliz Tümeninin her iki günündeki taarruzları da başarısızlıkla sonuçlandı. IV. Tümen cephesine taarruz eden Fransızların taarruzları ise beklemedeki VI. Tümeninde bölgede kullanılması üzerine gelişme gösteremedi. Birkaç metrelik ileri geri hareketler şeklinde gelişen muharebede oldukça fazla kan döküldü ve Türk kaybı 9700 kişiye ulaştı. Karabekir, Kereviz Dere Muharebeleri sırasında V. Kolordu Komutanlığına bağlı - yarbay rütbesiyle - XIV. Tümen Komutanı olarak bulunmaktaydı. Bu görevi sırasında 6-13 Ağustos 1915 Muharebelerinde de görev almıştır. Bu muharebeler sırasında düşman Arıburnu ve [Anafartalar] bölgesine, çıkarma ile takviye ederek yapacağı taarruza karşılık güney cephesinden Türk Kuvveti kaydırılmasın diye 6-7 Ağustos günleri bu cephenin merkezine Kirte istikametine taarruzlar düzenlediler. Ancak her iki taarruzda zayiat verilerek püskürtüldü. Sonraki küçük çaptaki taarruzlarda sonuçsuz kaldı. Bundan sonrada bu cephede düşmanın tahliyesine kadar mevzii muharebeleri devam etti. böylece düşman, çıkarmanın ilk günü almayı plânladığı [Alçıtepe]'yi ele geçiremedi. Her yönden sayıca üstün olmasına karşın Türk direnişi karşısında sadece 5. Km. ilerleyebildi. Bu muharebeler sırasında düşmana karşı 3,5 ay başarıyla savaşan Karabekir, askerî kişiliği açısından takdir toplayarak Muharabe Gümüş Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi ve "Miralay" (Albay) rütbesine yükseldi. Ayrıca Almanya'dan İkinci Rütbeden Kron Dö Braş Kılıçlı Nişanını, Osmanlı'dan da Gelibolu Şeref Nişanını ve Muharebe Madalyasını aldı. Kâzım Karabekir Paşa, Eylül 1915 - 9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri'nde Güney Grubu Komutanlığına bağlı II. Bölge Komutanlığı'nda XIV. Tümen Komutanı olarak görevlendirildi. Muharebeler devam ettiği sırada XIV. Tümen 11 Ocak 1916'da bölgeden ayrıldı. Kâzım Karabekir'in 1915 Sonrası Askeri ve Siyasi Faaliyetleri Sırasıyla komutanlar; solda VI. Kolordu Komutanı (Mirliva), Korgeneral Ali Hikmet Ayerdem, ortada I. Ordu Komutanı (Ferik), Orgeneral Kâzım Karabekir Paşa, sağda 4. Tümen Komutanı (Miralay), Sıtkı Uke. Çanakkale Cephesi'ndeki taarruz savaşlarının, siper muharebelerine dönüşmesi ile birlikte Karabekir Paşa, Gelibolu'dan alınarak 26 Ekim 1915'te İstanbul'daki I. Ordu Kurmay Başkanlığı'na atandı. Daha sonrada VI. Ordu Kurmay Başkanı olarak Irak Cephesine gönderildi. Bu arada Kâzım Karabekir Paşa, Gelibolu'daki başarılarından dolayı "Üç Yıl Savaş Zammı" alarak 14 Aralık 1916'da "Mirliva" rütbesine yükseltildi ve "Paşa" oldu. Mirliva Kâzım Karabekir Paşa, Almanya'dan ikinci kez "Alman Demir Salib Nişanı" alarak; 24 Nisan 1916'da Kut'ül Amara'yı kuşatmakta olan XVIII. Kolordu K. olarak görevlendirildi. Bu cephedeki başarılarından dolayı Kâzım Karabekir'e 8 Şubat 1917'de yeniden "Altın Muharebe Liyakat Madalyası", "İki Yıllık Kıdem Zammı" verildi. Kurtuluş Savaşı İstiklal Savaşı'nı başlatan komutanların arasında ilk Anadolu'ya geçen oldu. 19 Nisan 1919'da Trabzon'a geldi. 1878'de 93 Harbi sırasında Rus Çarlığına kaybettiğimiz Sarıkamış, Kars, Ardahan, Artvin ve Batum'u Eylül 1920'de kurtarıp, Türkiye'nin doğu sınırlarında Misak-ı Milli'yi gerçekleştirdikten sonra kendisine TBMM tarafından 31 Ekim 1920'de Ferik (Korgeneral) rütbesi verildi. Yine bu dönemde, Kurtuluş Savaşı'nı başlatmış olan ve İstanbul'dan gelen telgrafla 9. Ordu müfettişliğinden azledildiğini öğrenen ve artık sivil olmasının Kurtuluş Savaşı'nı tehlikeye düşürmesinden endişe eden Mustafa Kemal Atatürk'e, İstanbul'dan bizzat kendisine gönderilen ve "Mustafa Kemal Paşa'yı tutuklaması"nı emreden telgrafa rağmen Ben ve kolordum emrinizdedir Paşam! diyerek, destek ve moral vermiştir. Ardından Erzurum Kongresi'nin düzenlenebilmesi için büyük gayret gösterdi ve askeri güvenliği sağladı. Kurtuluş savaşında önemli başarılar kazanan Kâzım Karabekir Paşa Atatürk tarafından takdir edilmiş ve büyük önem kazanmıştır. Mustafa Kemal Paşa "Kâzım Karabekir Paşa ve adamları Kurtuluş Savaşı'nda canları pahasına savaşarak galip geldiler. Bu galibiyet sadece onların değil bütün Türk milletinin galibiyetidir." demiştir. Sovyetler-TBMM İlişkileri açısından Kâzım Karabekir Paşa Sovyetlerle imzalanacak dostluk antlaşması için Bekir Sami Bey başkanlığında bir delegasyon, 11 Mayıs 1920'de Ankara’dan hareketle 19 Temmuz 1920'de Moskova'ya ulaştı. Dostluk antlaşmasının esasları 24 Ağustos 1920'de hazır olmakla beraber, Bekir Sami Bey’in bu antlaşmayı imzalaması mümkün olmadı. Çünkü Sovyetler, Bitlis, Van ve Muş illerinin Ermenistan’a terkedilmesini istediler. Fakat Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Kuvvetleri Eylül 1920'de taarruza geçip, Brest Litovsk Barış Antlaşması ile Türkiye'ye verilen ve Misak-ı Milli hudutları dahilinde olan Sarıkamış, Kars, Ardahan, Artvin ve Batum’u aldıktan sonra Gümrü'yü de ele geçirince, Menşevik iktidarı altındaki Ermeni hükûmeti barışa yanaşmak zorunda kaldı ve 3 Aralık 1920 de Ermenistan'la Gümrü Barış Antlaşması imzalandı. Bu arada, Bolşevikler de Ermenistan’da iktidarı ele geçirmişlerdi. Bu şekilde Ermenistan meselesi kendiliğinden çözümlenmiş oluyordu. Kazanılan bu zaferler üzerine Sovyetler Milli Mücadele'ye daha fazla önem vermeye başlamışlardır. 3 Aralık 1920'de TBMM Murahhası sıfatıyla Gümrü Antlaşması'nı imzaladıktan sonra; 18 Ekim 1921'de biten Kars Konferansı'na Türkiye Baş Murrahası olarak katıldı. Ayrıca bu konferansa başkanlık yaparak; 13 Ekim 1921'de Sovyetler Birliği ile Kars Antlaşmasını imzaladı. Kütahya-Eskişehir Muharebelerinden hemen sonra yapılan Sakarya Savaşı sonrasına denk gelen bu andlaşma ile Batum'un Sovyetler Birliği'ne terkedilmesi karşılığında karşı taraftan belli miktarlarda silah, cephane ve altın alınacaktı. Milletvekilliği 15 Ekim 1922'de Ankara'ya gelen Kâzım Karabekir, Edirne Milletvekili sıfatı ile 30 Ekim'den itibaren meclis çalışmalarına devam etti. 17 Şubat 1923'de Türkiye'de ilk defa toplanan İzmir İktisat Kongresine başkanlık yaptı ve 29 Haziran 1923'de TBMM'nin İkinci Devresi'nde İstanbul Milletvekili seçildiği dönemde; Doğu Cephesi komutanlığı görevini de fiili olarak devam ettirmekte idi. 21 Kasım 1923'de "Milli Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı" görülenlere verilen yeşil ve kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kâzım Karabekir Paşa 21 Ekim 1923'de "1.Ferik" (Orgeneral) rütbesine yükselerek, son askeri görevi olan I. Ordu Müfettişliğine atandı. 26 Ekim 1924'de bu görevinden istifa ederek sadece siyasi alanda faaliyet gösterdi. Kâzım Karabekir, 9 Kasım 1924'te CHP'den istifa ederek 17 Kasım'da TPCF (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası) kurucuları arasında yer aldı ve bir süre sonra da bu partinin genel başkanı oldu. Korgeneral (Ferik) İsmet Paşa Hükümeti'nin Takrir-i Sükun Kanunu çıkarmasından sonra Doğu'da Şeyh Said İsyanı çıkmış ve bu isyanda TPCF'nin de rolü olduğu iddia edilmişti. İsmet İnönü başkanlığındaki hükûmet tarafından bu olay bahane edilerek 5 Haziran 1925'te Bakanlar Kurulu kararı ile tüm muhalif gazeteler ve partilerle birlikte TPCF de temelli kapatıldı. Ayrıca Kâzım Karabekir, Haziran 1926'da Mustafa Kemal'e düzenlenen İzmir suikasti girişimi ile ilgili olarak tutuklandı ve İstiklal Mahkemesi'nde idam ile yargılanıp, beraat etti.[2] 1927'de TBMM'nin ikinci Dönemi sona erince milletvekilliği son buldu, ve ordu açığında iken 5 Aralık 1927'de "Müşir" rutbesine hazırken emekliye sevkedildi. Bu dönemden sonra uzun bir süre politikadan uzaklaştırılarak inzivaya çekilmek zorunda bırakılan Karabekir Paşa, yönetimle olan anlaşmazlığı yüzünden sıkıyönetim altında tutulması istenen 84 kişilik "muhalifler" listesinin başında yer aldı.[3] 10 sene sürekli takip ve gözaltında tutuldu ve hatıralarını yazdığı "İstiklal Harbimiz" adlı eseri zamanın hükûmetinin kararıyla "Takrir-i Sükun" kanunu uyarınca toplatılıp yakıldı[4]. Belki de en sıkıntılı yıllarını bu dönemde geçiren Kâzım Karabekir, sıkıntılı günlerin ardından Atatürk'ün vefatının ardından 26 Ocak 1939'da İstanbul Milletvekili seçildi. 1943 yılında yeniden milletvekili oldu ve 5 Ağustos 1946'da yapılan TBMM başkanlık seçimlerinde Meclis Başkanı seçildi. Kâzım Karabekir, 26 Ocak 1948 yılında 66 yaşında iken geçirdiği bir kalp krizi sonucu, Ankara'da vefat etti. Törenle Cebeci Askeri Şehitliği'ne defnedilen cenazesi sonraki yıllarda Devlet Mezarlığı'na nakledilmiştir. Kâzım Karabekir Paşa, askerlik yaşamı boyunca büyük başarılar kazanmış ve bu başarıları sonucu Türkiye'nin bugünkü Kuzeydoğu sınırlarını çizen bir Türk Komutanı ve siyasi bir kişiliktir. Ayrıca Bulgarca, Fransızca, Almanca ve Rusça konuşabilmekteydi. 1. Dünya Savaşı sonunda Mustafa Kemal Paşa ile birlikte efsanevi üne sahip olan en önemli komutanlardan biri, Kâzım Karabekir Paşa'dır.