Çevirmen:
Nebil Otman
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 22 dk.
Sayfa Sayısı:
260
Basım Tarihi:
1982
İlk Yayın Tarihi:
1833
Yayınevi:
Indiana Üniversitesi Yayınları
ISBN:
4062443
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·260 syf.··
2018 2. kitabı
Bir kadına aşık iki adam. Aşkın psikolojini ve felsefesini anlatan fransız yazarın etkileyici anlatımıyla düşünce sınırlarınızı zorluyor. Oldukça güzel bir kitap. Felsefi ve psikolojik roman sevenlerin okuyabileceği eser.
LeliaGeorge Sand · Indiana Üniversitesi Yayınları · 198230 okunma
Kitabın özellikle Tanrı, aşk ve insan ruhu üzerine kurduğu asi ve huzursuz eden dili beni fazlasıyla rahatsız etti. Edebi anlamda güçlü cümleleri olsa da bir noktadan sonra o estetik yoğunluk benim gözümde değerini kaybetmeye başladı. Çünkü bir metin ne kadar güçlü yazılmış olursa olsun, insanın ruhunda sürekli bir sıkışmışlık ve huzursuzluk bırakıyorsa onunla bağ kurmak zorlaşıyor. Kitabın atmosferi de çok bogucuydu, İçinde uzun süre kalabileceğim, dönüp yeniden hissetmek isteyeceğim bir dünya olmaktan uzak..Sayfalar ilerledikçe merak değil, yalnızca zihinsel bir yorgunluk oluşmaya başladı. Ve dört yüz sayfa daha  sırf klasik olduğu için kendimi zorlayarak okumaya devam etmek istemedim.. Bence bazen bir kitabı yarım bırakmak, onu anlayamamaktan değil insanın kendi ruhunu korumayı tercih etmesinden kaynaklanıyor. Her eser, herkes için doğru zamanda ya da doğru ruh halinde karşılık bulmuyor. Benim için Lélia da tam olarak böyle bir deneyim oldu...
LeliaGeorge Sand · Milli Eğitim Bakanlığı · 199230 okunma
8/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2021 557. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2021 11:16
4 yıl aradan sonra (Şeytanlı Göl romanı sonrası) yeniden George Sand okumaya başladık. Beklediğim bir hikaye miydi aslında bilmiyorum ama mantığı biraz Yeşilçam kokuyordu desem abartmış sayılmam. Bir kadına aşık iki adamı anlatmasından. Sadece burası. Kitabın geri kalanı felsefik olarak ilerliyor ve 5 karakter üzerinden 5 farklı özelliği okuma fırsatı buluyoruz. Kitap elimde mevcut yani isteyen olursa seve seve. Kitap karakterleri ise şöyle özetlenebilir: -Lelia, yaşadıkları sonrası güven duygusunu kaybetmiş, şüpheci birisi. Olumsuz tarafıysa herkesin aynı olduğunu düşünmesi bana göre. -Stenio, Leila için sonsuz aşk duyan, aşkına karşı oldukça sadık ve duygusallığıyla ön plana çıkan karakter. Eminim bir karakter seçecek olsanız en son bu karakteri seçersiniz. Eminim buna yani. Gel gör ki sanki karşımda ayna vardı. -Trenmor, kötü bir hayatı, kumarı, dolandırıcılığı, sabit fikri ile ön plana çıkan bir karakter. -Magnus, bir din adamı olup dünyaya düşkünlüğüyle öne çıkıyor. Psikolojik ve felsefik olduğu için baskı altında tutulan şeylere de değinilmeden geçilmemiş haliyle bu karakter üzerinden. -Pulcherie, Leila’nın kardeşi olup bir beden işçisidir. Papaz Magnus gibi dünyevi zevkleri temsil ediyor. Genel anlamıyla zor karakterler ve dikkat çeken olaylar belli karakterlerle aktarılmış okuyucuya. Tabi biz Nebil Otman gibi 16 sayfa önsöz yazamayız, bu da onların nasıl ustalar olduğunu gösteriyor kanımca ama biz de dilimiz döndüğünce bir şeyleri anlatmaya çabalıyoruz belki birinin ilgisini çeker, kitabı bizden ister de bir faydamız dokunur diye. Hepimize iyi okumalar dilerim..
LeliaGeorge Sand · Milli Eğitim Bakanlığı · 199230 okunma
Lelıa
7/10
·472 syf.··
2021 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2021 00:32
Asıl adı Amandine Aurore Lucile Dupin olan George Sand'ın 1833 yılında yazıp 1839 yılında değişiklikler yaparak daha da ağırlastırdığı bir kitap Lélia. Gerçekten ağır ve okunması zor bir kitap. Kitap çeşitli hisleri temsil eden beş kişi arasında geçiyor. *Lélia: yaşadığı hayattan ve ilişkilerden edindiği olumsuz deneyimlerle erkeklere ve yaşama karşı güvensiz, hatta bu yüzden Tanrı'yı inkâr aşamasına gelmiş bir kadın olarak şüphe, çile ve tanrıtanımazlığı: *Stenio: Lélia'ya olan tutkulu aşkıyla ve bu aşka olan inanılmaz sadakatiyle şiiri, duygusallığı, sadakati; *Trenmor: Yaşadığı sefih bir hayat sonucu her şeyini kumarda yitirip, bir dolandırıcılığa adı karışan ve 5 yıl kürek hapsine çarptırılıp burada kendisini tekrar bulması ve olgunlaşması ile herkesi doğru yola çekmeye çalışması ile çileyi, fikirde direnişi; *Magnus: Papaz olmasına rağmen dünya zevklerine (özellikle Lélia'ya) düşkünlüğüyle inandığı dinin huarfeleri arasında kalmasıyla hurafeyi, baskı altında tutulan arzuları; *Pulcherie: Lélia'nın sosyetik fahişe olan kızkardeşi. Bunsan da anlaşılacağı gibi dünyevi zevkleri, duyuları temsil etmektedir. Kitabı oldukça dikkatli okumak gerekiyor. Zor ama okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Baskısı yok ama sahaf sitelerinde bulunabiliyor. Okuyun, zihniniz şenlensin.
Edebiyat
LeliaGeorge Sand · Milli Eğitim Bakanlığı · 199230 okunma

Yazar Hakkında

George SandYazar · 19 kitap
19. yüzyıl, şüphesiz, edebiyat tarihinde eleştiri ve nitelikli yapıtların üretimi alanında en önemli yüzyılıdır. Dönemin burjuva sınıfının zeka inceliği, iyi ile kötü yapıtı birbirinden ayırabilme gibi özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda, kendini diğer çağlardan ayıran farklı bir cemiyetin oluşumuna tanıklık ederiz. Elbette bu kadar değil; yayıncılık alanında devrim niteliği taşıyan değişimlerin getirdiği birçok yeni gazete ve dergilerin bu alana dahil olması ve üniversite çevresinin de bu edebî hareketlenmede kendine yer bulması, yeni polemiklerin oluşmasına ve bu dönemi diğer dönemlerden daha cesur ve üstün kılmasına sebeptir. İşte bu çağ, Tanrı’yı duyma ve güzelliğin sırrını anlama arzusuyla, insanlar için en büyük meselenin aşk ve açlık olduğunu yazdıklarıyla ısrarla savunan Aurore Dupin’in (Duderant Baroniçesi) doğduğu çağdır. Oğlak Yayınları tarafından yayımlanan "George Sand-Hayatımın Hikâyesi" adlı kitap, bizi dönemin bu önemli kadın yazarının belki marazî ruhuna değil ama dünyadaki seyahatine davet ediyor. Asıl adı Aurore Dupin olan Sand, 1804’te Paris’te doğar. İtalya ordusunda subay olan babasının 1808’de görevi dolayısıyla Madrid’e gitmesiyle 1812’ye kadar bu şehirde kalır. Babasının ani ölümüyle birlikte Mayıs 1812’den itibaren büyükannesi ile yaşamaya başlayan Sand burada gramer, Latince ve bilim öğrenimi görürken aynı zamanda müzik eğitimi de alır. Ocak 1818’de Paris’teki İngiliz Dame Agustine Manastırı’na girmesiyle Sand’ın hayatında mistik bir süreç başlar. Bu süreçte, büyükannesinin ölmesiyle birlikte yazar kendini büyük bir boşlukta bulur ve annenin hegemonyasından da kurtulmak amacıyla bir imparatorluk baronunun oğlu olan subay Casimir Dudevant’la evlenir. Artık can sıkıntısının sık sık yer değiştirdiği, mutluluğun sorgulandığı, mutsuzluğunsa kâğıtlara teslim edildiği yeni bir süreç başlamıştır: Le voyage chez M. Blaise-1829... 1831 yılı Sand’ın edebiyat yaşamına artık iyiden iyiye atıldığı yıllardır. Paris’tedir ve daha şimdiden Balzac, Latouche, Felix Pia gibi birçok yazarla ilişki kurmuştur. Kocasından da ayrılan George Sand’ın kendini dönemin edebiyat ortamında var etme mücadelesinde ilk ürünü Jules Sandeau ile 1831 Aralık sonunda yayımlanan Pembe ve Beyaz adındaki romandır. Bu romanda imza J.Sand’a aittir (bu mahlas, sevgilisi olan Jules Sandeau’dan gelir.) Ve ertesi yıl, G.Sand imzasıyla büyük ilgi uyandıran "Indiana" ve "Valentine" adlı iki romanı yayımlanır. 1833’ten 1835’e kadar çağın en büyük şairlerinden Alfred De Musset ile bir ilişki yaşar. 1838’e kadar olan süreçte Sand birçok roman yazar. Bunlardan en önemlisi 1837 tarihli "Mauprat"tır. Görüldüğü üzere Sand’ın hayatı sürekli yazmak ve zamanın önemli kişilikleriyle yaşanan aşklarla geçer. Kısa süren ilişkiler ve bunların getirdiği açmazlar, onu kısa süreli de olsa insancıl (!), biraz da yavan bir mistisizme yönlendirir. Bu dönemde en uzun ilişkisini yaşayacağı Chopin ile tanışır. Nohant-Paris arasında yazmaya devam eder. Daha çok sosyalist eğilimli olan bu yeni romanlar pek hoş karşılanmaz. Biraz da bu durumun getirdiği farklı bir duyarlılıkla kır romanları yazmaya başlar. Bu dönemin en önemli romanı: "Şeytanlı Göl"dür. Hep Tanrı’yı aradı ama... 1848’de başlayan ihtilalle birlikte Sand, politik hayata karışma arzusuyla kendini tekrar Paris’te bulur. Kısa süreli bazı siyasal çalışmalardan sonra 1849’da bir daha dönmeme kararı üzerine Nohant’a gider ve politik hayattan kendini soyutlayarak daha çok tiyatro eserlerine yönelir. Bu alandaki önemli eserleri, "Claudie", "Mauprat", "Flaminio" ve "Maitre Fauilla"dır. Nihayetinde sade ve sakin bir yaşamın içindedir artık. 1856’dan itibaren Nohant’ta yazarak, botaniğe merak sararak ve tiyatro düzenleyerek vaktini geçirir. Bu sakin yaşam içinde hayatına tesadüf eden en önemli olay, 1857’de Flaubert’le tanışmasıdır. Sand, ölümüne kadar kâh aşk romanı kâh kır romanları yazmış, geriye onlarca ilişki, yüzlerce yapıt ve sonuçsuz kalan Tanrı arayışını bırakmıştır. George Sand, coşkun ve ihtiraslı tabiatıyla yaşadığı dönemin neredeyse bütün edebi ve toplumsal cereyanlarına sürüklenmiş, Musset ve Chopin gibi büyük dehalarla girdiği ilişkilerle (yapay da olsa) yazdıklarına bir estetik duygusu kazandırmayı becerebilmiş bir kadın yazar olarak XIX. yüzyıl edebiyatında iz bırakabilmiştir. Sonuç olarak bence, onun yazarlığını ne Baudelaire’in: "George Sand; tüylerim diken diken olmadan düşünemiyorum bu aptal yaratığı, o ki hiçbir zaman sanatçı olamadı." sözü derecesinde aşağılayabilir ne de M. Caro’nun: "George Sand; şüphenin ince azabına karışan öyle insan üstü emelleri temsil ediyor ki..." sözü mertebesine kadar yüceltebiliriz. Ama Sand’ın hayat hikayesi hiç şüphe yok ki yazar olsun olmasın, birçok insanın hayretle ve imrenerek bakabileceği bir ihtiras ve özgürlükle örülüdür. Hayatımın Hikayesi - George Sand