İndiana

George Sand
Çevirmen:
Birsel Uzma
Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 12 dk.
Sayfa Sayısı:
360
Basım Tarihi:
2008
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Orijinal Adı:
Indiana
ISBN:
9789753295970
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·360 syf.··
2025 44. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 22:54
Aklımda Woland’ın bilmece tadındaki konuşmaları dolanırken, Indiana’nın ölümüne fedakâr aşkı yordu beni.. Her kitabın bir zamanı var; bu romanı yanlış zamanda okudum.. Indiana, toplumsal olarak bastırılmış, mutsuz bir evlilik içinde sıkışmış bir kadındır. Aşkı bir kurtuluş ihtimali olarak görür. Acı çeker ama hâlâ umut eder; çok umut eder, hep umut eder. Indiana, acı çeken kadındır. Roman, otobiyografik izler taşır. George Sand, Indiana’da kendi hayatından süzülen duygusal ve düşünsel deneyimleri romana aktarır. Sand ile Indiana arasında açık bir paralellik vardır: İkisi de erken yaşta yapılan, mutsuz evliliklerin yükünü taşır; ikisi de çareyi aşkta arar. Indiana, Sand’ın yaşadıklarının edebi bir yoğunlaştırmasıdır. Yazar, on sekiz yaşında Casimir Dudevant ile evlenmiş, bir süre sonra bu evliliği sonlandırmıştır. Yıllar sonra Frédéric Chopin ile uzun soluklu bir birliktelik yaşamış; bu aşkın izleri hem hayatına hem romanlarına sinmiştir. George Sand, döneminde Hugo ve Balzac gibi edebiyat devleriyle anılmış, hatta zaman zaman onlardan daha çok konuşulmuştur. Dostoyevski’nin "Yeraltından Notlar"da söylediği şu cümle, Sand’ın edebiyattaki etkisini açıkça gösterir: “O noktada, George Sand tarzında, açıklanamaz derecede yüce Avrupa inceliklerine dalıyorum.” Indiana = Romantizm + Toplumsal eleştiri + Erken feminist edebiyat + Psikolojik çözümleme. Romanda bu konular derin işlenmiş. Yazar, kahramanların ruh hâllerini dışarıdan betimlemek yerine, onların kendi seslerine teslim eder. Psikolojik çözümleme, anlatıcının hükmüyle değil; karakterlerin iç konuşmaları, tereddütleri ve itiraflarıyla şekillenir. Yazarın kalemi, edebi dili tartışılmazdır. Dönemin tablosu incelikle çizilmiş. Hatta Lelia kitabını da okumayı düşünüyorum, çünki romanda sadece acı çeken değil, aynı
Edebiyat
İndianaGeorge Sand · Oğlak Yayıncılık · 2008105 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2019 19:23
Dostoyevskinin de hayranı olduğu Fransız kadın feminist yazar Sand'in in bir aşk üçgeninde gelişen dönemin kadınlar üzerindeki geleneklerden kaynaklanan baskıcı yapısını ve muhafazakar ortamını anlatan eser. Romanda kadınların duygusalligi ve bağımlılığı ile kolay yonlendirilen yapısı göz önüne serılırken , erkek karakter ise ikiyuzlulugu ve makyavelci firsatciligi ile kötü olarak canlandırılmıştır. Romanın ana karakterinin hayatini karşılıksız aşkını onu en iyi anladığını ve güveneceği tek kişi olarak düşündüğü kuzeni ile beraber sonlandirarak etkileyici bir finalle bitirmiş.. Gorsellige uygun tabirleri ile romantizmi realizmle (gercekcilikle) anlatan başarılı bir kitap. Tavsiye.
İndianaGeorge Sand · Oğlak Yayıncılık · 2008105 okunma
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2023 62. kitabı
19.yy fransasının en ünlü kadın yazarı ve dönemin en ikonik kişiliklerinden biri olan george sand’den okuduğum ikinci kitap. flaubert, balzac, proust, jules verne gibi yazarlara ilham olan bu kraliçenin büyüklüğünü gördüm ve anladım Indiana’yı okurken. daha önce can yayınlarından çıkan Lavinia isimli kitapta iki öyküsünü okuyup çok sevmiştim ama george sand takma adıyla yayımladığı ilk roman olan Indiana’yı okumakla birlikte hayranlığım inanılmaz boyutlara ulaştı. Indiana bana karakteriyle olmasa da yaşadıklarıyla Emma Bovary’yi hatırlattı. Indiana’nın (madam delmare diye de bahsedebiliriz) “kitaplarda keşfettiği duyguları abartarak hayatına aksetmesi” ve sevgilisi tarafından “toplumu oda hizmetçilerinin okuduğu romanlardan mı öğrendiniz?” şeklinde eleştirilmesi aklıma direkt bovarizm kavramını getirdi. bu kitap madam bovary’den 24 sene önce yazılmış, belli ki madam delmare’ın flaubert’e ilham olduğu noktalar var. kitabın genel olarak çok karamsar bir havası varsa da sonuna eklenmiş olan anlatıcının ve romanın havasının değiştiği ekstra bölüm beklenmedik ve etkileyiciydi. 1830 temmuz devriminde geçen bu hikayede george sand’in yer yer yaptığı siyasi eleştirileri hayranlıkla okudum, insan ruhunu her konuda bu kadar iyi bilmesi ve bunu hiç de uzatmadan bu kadar iyi ifade edebilmesine bayıldım. okura geçirdiği duygular öyle yoğundu ki okurken başımın döndüğü yerler oldu. Indiana’nın saf ve cahil bir genç kız oluşuyla birlikte belli durumlardaki duruşu, cesareti o kadar etkiledi ki beni. kitapta anlatıcının çok net bir şekilde orada olması ve okur olarak bize sesleniyor olması da bayıldığım şeylerden, en sevdiğim anlatım tarzlarından biri. hem Indiana hem de diğer karakterler george sand’in hayatından izler taşıyor ve hepsi sayfalara dipnot olarak düşülmüş (oğlak
İndianaGeorge Sand · Oğlak Yayıncılık · 2008105 okunma
Puan vermedi·295 syf.··
2021 35. kitabı
Yenə hansısa səbəbdən və problemdən dolayı sevginin olmadığı bir ailə faciəsi...İndinanı qınamaq əslində o qədər də doğru olmasa da ona haqq qazandırmaq da doğru olmaz ,amma özünü o obrazın yerinə qoyanda az da olsa anlamağa çalışırsan... Burada Ralf oxuduğum əsərlər içərsində ən səbirli aşiq rolunda və çox dözümlü birisi. Seçimin ən sonda Ralf olması məni sevindirdi, xoşbəxtlikləri uzun çəkməməsinə rəğmən...
Edebiyat
İndianaGeorge Sand · Qanun Nəşriyyatı · 2014105 okunma

Yazar Hakkında

George SandYazar · 19 kitap
19. yüzyıl, şüphesiz, edebiyat tarihinde eleştiri ve nitelikli yapıtların üretimi alanında en önemli yüzyılıdır. Dönemin burjuva sınıfının zeka inceliği, iyi ile kötü yapıtı birbirinden ayırabilme gibi özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda, kendini diğer çağlardan ayıran farklı bir cemiyetin oluşumuna tanıklık ederiz. Elbette bu kadar değil; yayıncılık alanında devrim niteliği taşıyan değişimlerin getirdiği birçok yeni gazete ve dergilerin bu alana dahil olması ve üniversite çevresinin de bu edebî hareketlenmede kendine yer bulması, yeni polemiklerin oluşmasına ve bu dönemi diğer dönemlerden daha cesur ve üstün kılmasına sebeptir. İşte bu çağ, Tanrı’yı duyma ve güzelliğin sırrını anlama arzusuyla, insanlar için en büyük meselenin aşk ve açlık olduğunu yazdıklarıyla ısrarla savunan Aurore Dupin’in (Duderant Baroniçesi) doğduğu çağdır. Oğlak Yayınları tarafından yayımlanan "George Sand-Hayatımın Hikâyesi" adlı kitap, bizi dönemin bu önemli kadın yazarının belki marazî ruhuna değil ama dünyadaki seyahatine davet ediyor. Asıl adı Aurore Dupin olan Sand, 1804’te Paris’te doğar. İtalya ordusunda subay olan babasının 1808’de görevi dolayısıyla Madrid’e gitmesiyle 1812’ye kadar bu şehirde kalır. Babasının ani ölümüyle birlikte Mayıs 1812’den itibaren büyükannesi ile yaşamaya başlayan Sand burada gramer, Latince ve bilim öğrenimi görürken aynı zamanda müzik eğitimi de alır. Ocak 1818’de Paris’teki İngiliz Dame Agustine Manastırı’na girmesiyle Sand’ın hayatında mistik bir süreç başlar. Bu süreçte, büyükannesinin ölmesiyle birlikte yazar kendini büyük bir boşlukta bulur ve annenin hegemonyasından da kurtulmak amacıyla bir imparatorluk baronunun oğlu olan subay Casimir Dudevant’la evlenir. Artık can sıkıntısının sık sık yer değiştirdiği, mutluluğun sorgulandığı, mutsuzluğunsa kâğıtlara teslim edildiği yeni bir süreç başlamıştır: Le voyage chez M. Blaise-1829... 1831 yılı Sand’ın edebiyat yaşamına artık iyiden iyiye atıldığı yıllardır. Paris’tedir ve daha şimdiden Balzac, Latouche, Felix Pia gibi birçok yazarla ilişki kurmuştur. Kocasından da ayrılan George Sand’ın kendini dönemin edebiyat ortamında var etme mücadelesinde ilk ürünü Jules Sandeau ile 1831 Aralık sonunda yayımlanan Pembe ve Beyaz adındaki romandır. Bu romanda imza J.Sand’a aittir (bu mahlas, sevgilisi olan Jules Sandeau’dan gelir.) Ve ertesi yıl, G.Sand imzasıyla büyük ilgi uyandıran "Indiana" ve "Valentine" adlı iki romanı yayımlanır. 1833’ten 1835’e kadar çağın en büyük şairlerinden Alfred De Musset ile bir ilişki yaşar. 1838’e kadar olan süreçte Sand birçok roman yazar. Bunlardan en önemlisi 1837 tarihli "Mauprat"tır. Görüldüğü üzere Sand’ın hayatı sürekli yazmak ve zamanın önemli kişilikleriyle yaşanan aşklarla geçer. Kısa süren ilişkiler ve bunların getirdiği açmazlar, onu kısa süreli de olsa insancıl (!), biraz da yavan bir mistisizme yönlendirir. Bu dönemde en uzun ilişkisini yaşayacağı Chopin ile tanışır. Nohant-Paris arasında yazmaya devam eder. Daha çok sosyalist eğilimli olan bu yeni romanlar pek hoş karşılanmaz. Biraz da bu durumun getirdiği farklı bir duyarlılıkla kır romanları yazmaya başlar. Bu dönemin en önemli romanı: "Şeytanlı Göl"dür. Hep Tanrı’yı aradı ama... 1848’de başlayan ihtilalle birlikte Sand, politik hayata karışma arzusuyla kendini tekrar Paris’te bulur. Kısa süreli bazı siyasal çalışmalardan sonra 1849’da bir daha dönmeme kararı üzerine Nohant’a gider ve politik hayattan kendini soyutlayarak daha çok tiyatro eserlerine yönelir. Bu alandaki önemli eserleri, "Claudie", "Mauprat", "Flaminio" ve "Maitre Fauilla"dır. Nihayetinde sade ve sakin bir yaşamın içindedir artık. 1856’dan itibaren Nohant’ta yazarak, botaniğe merak sararak ve tiyatro düzenleyerek vaktini geçirir. Bu sakin yaşam içinde hayatına tesadüf eden en önemli olay, 1857’de Flaubert’le tanışmasıdır. Sand, ölümüne kadar kâh aşk romanı kâh kır romanları yazmış, geriye onlarca ilişki, yüzlerce yapıt ve sonuçsuz kalan Tanrı arayışını bırakmıştır. George Sand, coşkun ve ihtiraslı tabiatıyla yaşadığı dönemin neredeyse bütün edebi ve toplumsal cereyanlarına sürüklenmiş, Musset ve Chopin gibi büyük dehalarla girdiği ilişkilerle (yapay da olsa) yazdıklarına bir estetik duygusu kazandırmayı becerebilmiş bir kadın yazar olarak XIX. yüzyıl edebiyatında iz bırakabilmiştir. Sonuç olarak bence, onun yazarlığını ne Baudelaire’in: "George Sand; tüylerim diken diken olmadan düşünemiyorum bu aptal yaratığı, o ki hiçbir zaman sanatçı olamadı." sözü derecesinde aşağılayabilir ne de M. Caro’nun: "George Sand; şüphenin ince azabına karışan öyle insan üstü emelleri temsil ediyor ki..." sözü mertebesine kadar yüceltebiliriz. Ama Sand’ın hayat hikayesi hiç şüphe yok ki yazar olsun olmasın, birçok insanın hayretle ve imrenerek bakabileceği bir ihtiras ve özgürlükle örülüdür. Hayatımın Hikayesi - George Sand