ManifestoEdip Yüksel

·
Okunma
·
Beğeni
·
588
Gösterim
Adı:
Manifesto
Alt başlık:
İslami Reform İçin
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
275
ISBN:
9944143202
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ozan Yayıncılık
Muhammed peygamberin ölümünden sonra çok sayıda olumsuz gelişme oldu. Ruhbanlar, İslam’ı yalnızca Allah'a özgülemek yerine, onu 'kutsal' ortakların bir ürünü haline dönüştürdüler:

·Allah +

·Muhammed +

·Muhammed Peygamber’in arkadaşları +

·Muhammed Peygamber’in arkadaşlarının arkadaşları +

·Mezhep kurucuları +

·Mezheplerin sonraki önderleri +

·Belli bir mezhebin ilk uleması +

·Belli bir mezhebin son uleması; vb, vb.

Ortaçağa ait Arap / Hıristiyan / Yahudi kültürlerinin bileşkesinden oluşan bu anlayış, son peygamberin ilettiği din güya bu imiş gibi, insanlara Allah'ın kuşkudan arınmış dini diye sunuldu. Oysa gerçekte Allah'ın insanlara seslenme aracı olarak Muhammed Peygamber’e indirdiği son ve geçerli tek ileti Kuran idi; orada şöyle deniyordu:

"Onu sana Biz okuyacağız. Bizim okumamızı izle. Sonra onu açıklamak ta Bizim işimiz." (75:18-19)

Bu kitap; hayatını, Kuran’dan yola çıkarak yeni bir din anlayışının ortaya çıkmasına adayan bir tektanrıcının Müslüman halklara manifestosudur.
Muhammed peygamberin ölümünden sonra çok sayıda olumsuz gelişme oldu. Ruhbanlar, İslam’ı yalnızca Allah'a özgülemek yerine, onu 'kutsal' ortakların bir ürünü haline dönüştürdüler:

·Allah

·Muhammed

·Muhammed Peygamber’in arkadaşları

·Muhammed Peygamber’in arkadaşlarının arkadaşları

·Mezhep kurucuları

·Mezheplerin sonraki önderleri

·Belli bir mezhebin ilk uleması

·Belli bir mezhebin son uleması; vb, vb.

Ortaçağa ait Arap / Hıristiyan / Yahudi kültürlerinin bileşkesinden oluşan bu anlayış, son peygamberin ilettiği din güya bu imiş gibi, insanlara Allah'ın kuşkudan arınmış dini diye sunuldu. Oysa gerçekte Allah'ın insanlara seslenme aracı olarak Muhammed Peygamber’e indirdiği son ve geçerli tek ileti Kuran idi; orada şöyle deniyordu:

"Onu sana Biz okuyacağız. Bizim okumamızı izle. Sonra onu açıklamak ta Bizim işimiz." (75:18-19)

Bu kitap; hayatını, Kuran’dan yola çıkarak yeni bir din anlayışının ortaya çıkmasına adayan bir tektanrıcının Müslüman halklara manifestosudur.

(Bu inceleme, kitabın kendisini inceleten, kitabın kendi içindeki sözlerdir.)
Müslümanlar köle ya da cariye sahibi olabilir?


Yaygın olarak uygulanan kölelik Kuran tarafından
kaldırılmıştır (4:25,92; 5:89; 6:10; 8:67; 24:32-33;
58:3; 90:1-20). Kuran köleliği büyük bir günah
olarak değil, günahların en büyüğü olarak kabul
eder. Kölelik, ölmeden önce tövbe edilmediği
sürece affedilmeyecek olan Allah'a ortak koşmaya
eşdeğerdir. Kuran su götürmez şekilde Allah
dışında bir efendi (rab) kabul etmeyi reddeder.
Birinin efendisi olduğunu iddia etmek Allah
olduğunu iddia etmek ile aynıdır (12:39-40; 3:64;
9:31). Muhammed'in vefatından onyıllarca sonra
krallar, ve kralların köleleri dini önderler,
Yusuf'un arkadaşının efendisine atıfta bulunuşunu
(12:41,42) çarpıtarak köleliği yeniden
canlandırmak ve haklı çıkarmak istediler. Ama
Yusuf'un Allah dışında hiç kimseyi efendisi veya
rabbi olarak nitelendirmediğini, ve hapishane
arkadaşlarına, adaletsizliği ve üzerlerindeki sahte
efendilik iddiasını reddederek özgürlüğe ulaşmaya
çalışmalarını tavsiye ettiğini gözden kaçırdılar
(12:39-40).
16:75-76 ayetleri köle biri ile özgür birini
karşılaştırır ve özgür biri olmanın önemini
vurgular. Nitekim Kuran, insanlar üzerindeki
efendilik iddiasından dolayı Firavun'u lanetler
(79:15-26). Allah Yahudileri kölelikten kurtarmış
ve özgürlüklerinin, özlem duydukları yiyecek
çeşitliliğinden daha önemli olduğunu
hatırlatmıştır (2:57-61). Kuran, Muhammed'i barış
zamanında düşmanlarını yakalayıp hapse
atmaması için uyarır, ve bu davranışa sadece
savaşa katılanlara karşı izin verir (8:67). Kuran,
ortak koşanların köleleri olduğu gerçeğini kabul
eder (24:32; 16:75), ve köleleri özgürlüklerine
kavuşturmayı müslümanların bir niteliği ve
etkinliği olarak değerlendirir (90:13).
Köleliğin acısını en çok çeken, ve Musa'nın
önderliğiyle Allah tarafından kurtarılan (Mısır'dan
çıkış 1:13-14) Yahudilerin, sonraları
köleleştirmeyi kutsamaları ve bu uygulamayı
kutsal kitaplarına sokmaları ironiktir (Mısır'dan
çıkış 21:26-27; Levililer 25:44-46; Yeşu 9:6-27).
İsa'nın köleliğe hiçbir zaman göz yummamasına
rağmen, St. Paul, modern Hristiyanlığın kurucusu,
"Din kitlelerin afyonudur" Marksist özdeyişini
haklı çıkarırcasına, bir yerde efendilerin
kölelerine iyi davranmasını öğütler (Koloseliler
3:22), ve kölelerden efendilerine karşı "korku ile
itaatkar olmalarını" ister (1Petrus 2:18; Efesliler
6:5; 1Timoteyus 6:2; Koloseliler 3:22; Titus 2:9).
Dinin ayrıcalıklı sınıflar tarafından insanları
köleleştirmek veya onlardan yararlanmak
amacıyla kullanılması, Güney Afrikalı
başpiskopos Desmond Tutu tarafından berrak
şekilde tarif edilir: "Misyonerler Afrika'ya
geldiğinde, onların Kitab-ı Mukaddes'i, bizim ise
toprağımız vardı. 'Gözlerimizi kapayalım ve dua
edelim' dediler. Gözlerimizi açtığımızda, bizim
Kitab-ı Mukaddes'imiz, onların ise toprağı vardı".
Dini önderleri tarafından hipnotize edilen Müslümanların büyük bölümü, büyük bir tutkuyla izlemeye
çalıştıkları dinin, Muhammed döneminde Ebu Cehil (cehaletin babası) ve Ebu Leheb'in (kızgın ateşin
babası) izlediği dinden bir farkı olmadığından habersiz durumda. Bununla birlikte, Kuran'ın mesajı bir
kez daha ışıldıyor ve çoktanrılık ile cahilliğin karanlığını yok ediyor.
Resim, animasyon veya heykel yapma büyük
bir günahtır.
Bu, tektanrıcılık üzerindeki sığ anlayışın diğer bir
yansımasıdır. Kuran, çizim yapmayı veya
canlıların 3 boyutlu modellerinin yapılmasını
yasaklamaz. Süleyman Peygamber'in evinde
heykeller vardı, ve tektanrıcı idi (34:13; 42:21).
"Bir erkek karısını "boş ol" diyerek boşayabilir. "

Kuran'ı terkeden ve ciltler dolusu hadis ve sünnet
kitaplarına uyan mezheb uleması, evlilik
sözleşmesini erkeğin ağzından çıkan bir kaç
sözcük ile bitirecek şeriat yasaları çıkardı.
Boşanma aylar süren bir olaydır; erkeğin ağzından
çıkan bir iki sözcüklük bir deklarasyon değildir.
Bir kadın "Boş ol" diyerek, ya da bunu 3 kez
tekrarlayarak boşanamaz. Bu kolay ve tek taraflı
boşanma mutsuz evlilikler yaratmış, pek çok
aileyi yok etmiştir. Kızgınlık anında aslında
kastetmeden talak (boşamak) sihirli sözcüğünü
dile getirerek eşlerini "boşayan" bir çok erkek,
umutsuzca bir çözüm aramış (fetva), evliliklerini
kurtarmak için çözümü de mollalar ve kadılardan
satın almıştır! Problemin kendisini ilk olarak
yaratan sınıf, çözümden de en çok kar elde eden
sınıf olmuştur
esbabı nüzhul denen sayısız öyküler uydurdular,her ayetin nedne indirildiğini açıklıyormuş gibi yapıp ilahi iletinin anlamını çarpıttılar yada kapsamını daralttılar
Son derece zalim bir din devletinin güdümünde pek çok insan, İngilizce 'his' zamirine atfen Hislam
dediğimiz sistemi kurma işine soyundu. Allah'ın kitabına ekleme yapma veya ona katılma şansları yoktu
ama hadis sayesinde bidatın, hurafenin, uydurmanın ve çarpıtmanın kapıları sonuna kadar açıktı.
Buhara'dan bir adam çıkıp kulaktan dolma söylentileri Muhammed peygamberden iki yüz yılı aşkın bir
süre sonra toplamaya başladığında dinsel hurafelere ve uydurmalara son derece uygun bir coğrafya ve
toplum yapısı vardı. O insanların kendileri ve ana babaları mezheb savaşlarına ve kıyımlara katılmışlardı.
Dinsiz, Hristiyan ve Yahudi pek çok kişi kuşkulu nedenlerle İslama girmişti, ve onların çoğu, yeni dini
özümsemeden, eski kültürünü ve dinden beklediğini İslama taşımayı yeğlemişti. Seçkinler kendi dini
duruşlarını haklı gösterip kabul ettirmek amacıyla dini, kültürel ve politik görüşlerine ait uygulamaları bu
yeni hadis, sünnet, tefsir ve fetva modası sayesinde bol bol pazarladılar.
Din uleması, imamlar ve onların kör izleyicileri, Kuran'ın bulunduğu fiziksel ortama (üzerinde
Kuran ayetlerinin yazılı olduğu deri veya kağıt parçalarına) azami derecede saygı göstermelerine
rağmen Kuran'ın mesajına olan inanç ve saygılarını kaybettiler. Kuran ayetleri duvarlarda yüksek
yerlere asıldı, dokunulacakları ya da ele alınacakları zaman abartılı saygılar sunuldu, ama aynı
ayetler yol gösterici olarak nadiren başvuru kaynağı sayıldı. Muhammed'e yakıştırılan binlerce
hadisin oluşturduğu çelişkili ve karmakarışık labirentler içinde onların da kafaları karıştı ve mezheb
kitaplarının saçma ayrıntıları arasında kayboldular. Kuran'a ara sıra atıfta bulundukları zaman da, bu
çoğu kez kötüye kullanma amacını taşıyordu. Kutsal savaşlar ilan edebilmek veya saldırganlığı
haklı çıkarmak için ayetleri bağlamlarından koparıp slogan olarak kullanma gibi...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Manifesto
Alt başlık:
İslami Reform İçin
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
275
ISBN:
9944143202
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ozan Yayıncılık
Muhammed peygamberin ölümünden sonra çok sayıda olumsuz gelişme oldu. Ruhbanlar, İslam’ı yalnızca Allah'a özgülemek yerine, onu 'kutsal' ortakların bir ürünü haline dönüştürdüler:

·Allah +

·Muhammed +

·Muhammed Peygamber’in arkadaşları +

·Muhammed Peygamber’in arkadaşlarının arkadaşları +

·Mezhep kurucuları +

·Mezheplerin sonraki önderleri +

·Belli bir mezhebin ilk uleması +

·Belli bir mezhebin son uleması; vb, vb.

Ortaçağa ait Arap / Hıristiyan / Yahudi kültürlerinin bileşkesinden oluşan bu anlayış, son peygamberin ilettiği din güya bu imiş gibi, insanlara Allah'ın kuşkudan arınmış dini diye sunuldu. Oysa gerçekte Allah'ın insanlara seslenme aracı olarak Muhammed Peygamber’e indirdiği son ve geçerli tek ileti Kuran idi; orada şöyle deniyordu:

"Onu sana Biz okuyacağız. Bizim okumamızı izle. Sonra onu açıklamak ta Bizim işimiz." (75:18-19)

Bu kitap; hayatını, Kuran’dan yola çıkarak yeni bir din anlayışının ortaya çıkmasına adayan bir tektanrıcının Müslüman halklara manifestosudur.

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • İbrahim Yusuf Pala
  • Furkan Yıldız
  • Emin Tekin
  • Roni Can Işık
  • Bugra Onalan
  • Eren İlhan
  • Ömer Karahasanoğlu
  • Adnan SULAR
  • Okan Kaya
  • KEMAL MUSTAFA AKINCI

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (4)
9
%20 (2)
8
%20 (2)
7
%10 (1)
6
%10 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0