Kitabın başında yarı kurgu yarı gerçek diye belirtilmiş .Kurgu kısmında zengin , dindar ve muhafazekar bir adamın tuttuğu metresi ve evdeki eşini sürekli kıyaslamasıyla geçiyor .(yazar modaya uymuş )Muhtemelen şimdiki yönetim döneminde yazılmış bir kitap sürekli dindar kesime bir gönderme var bolca . Gerçek olan kısımda ise karakter rüyasında sürekli geçmişe dönerek Kurtuluş Şavaşından kesitler veriliyor .Dedelerimizin vatan uğruna yaptığı fedakarlıklar vs ..açıkcası işin kurgu kısmıda süreli metres ve eş arasında git geller kıyaslamalarla geçiyor o kadar basit bir anlatımı varki sıkıldım okurken ben .
Kitabın geneliyle ilgili ise ...yazarın zekice birleştirdiği güzel altını çizebileceğiniz cümleler var .Onun dışında okunmasada kaybedilecek bir şey yok .:)
Üstün Dökmen ‘in gayet sade bir dil kullanarak yazdığı güzel bir eseridir.Toplumdaki değişimi ,yozlaşmayı gözler önüne seriyor .Kurtuluş savaşında askerlik yapan ve vatanımızı savunan üç asker (Mehmet, Cafer ,Niyazi )ve onların tonlarının yaşamları kurgulanmış Metris tepe adında (Eskişehir’in Bozüyük yakınlarında )bir yerin adının günümüzde nasıl metrestepe ye evrildiğini esprili bir dille okuyucu anlatıyor. Zamanla yitirilen değerler ,uğurun canlar verilen vatan toprakları ,köy Enstütülerinin önemi ve kapanması ,kadına yönelik şiddet ve taciz,günümüz ahlak anlayışı ,Taraf olma zorunluluğu ,aşk ,ilişkiler ,metreslerin dünyası ,eşlerin iç dünyaları ve duyguları ,insanoğlunun menfaat düşkünlüğü ,toplumsal değerlerin çöküşü ,kitapta hepsine yer verilmiş çok beğenerek okudum kitap için Üstün Dökmen ‘e. çok teşekkür ederim.
Yazar bazen dini olguları küçük düşürücü ifadelere yer verse de kısmen toplum nezdindeli olgular sebebiyle haklı sayılmakta. Zira toplumda ki algıların aldığı yargılardan bahsetmekte.
Üstün Dökmen' in kaleme aldığı bu eser bilindik bir konunun içinde basit bir kurgu etrafında, parantez içlerinde mesajlarla dolu, paragraflarla dolu kitabı.
Zengin adam bir metres tutuyor ve bu esnada kendisiyle hesaplaşıyor, metreslerin dünyasına giriliyor ve karakterlere ona göre şekilleniyor. Hem bu konu eleştiriliyor hem de aşk, ilişki durumu, duygu ve düşünceler karakterlerin iç dünyasında çarpışıyor...
Zamanla anlamını yitiren değerler... Uğrunda canlar verilen vatanın Metristepe' si gün geliyor Metrestepe oluyor. Gerçekler bazen göründüğü gibi değildir.
"Metristepe nasıl Metrestepe oldu?
Kurtuluş Savaşı’nın yapıldığı alanlardan biri de Bozüyük yakınlarındaki Metristepe’dir. Kurgu bu ya, bir inşaat firması, 2000’li yıllarda Metristepe yakınlarında, villalardan oluşan bir site yapar, "Metristepe Manzaralı Villalar” diye satılır evler. Sitenin adı Metristepe’dir ancak birçok varlıklı erkek metresini bu villalara yerleştirdiği için olsa gerek, sitenin adı zamanla "Metrestepe Villaları”na çıkar. Bu villalarda, Metristepe Savaşı’na katılanların torunları oturmaktadır şimdi. Bu romanın kahramanı Nurşen, Metrestepe villalarına yerleşen sakinlerden biridir ancak hayatın ona neler getireceğini bilememektedir."
Geçen hafta söyleşisine katılma şansı yakaladığım Üstün DÖKMEN hocamızın dili gibi kalemi de çok akıcıydı. Kitapta kadın erkek ilişkileri, kadına şiddet, hayata ve insana dair birçok psikolojik saptamalar, cahillik, ahlak anlayışındaki yozlaşma, Kurtuluş savaşı, köy enstitülerinin kapatılması ve daha birçok toplumsal konu ince vurgularla satır aralarına yerleştirilmiş. Beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Kitap yazılalı on yıl olmuş olmasına rağmen güzel ülkemde bazı konularda bir ilerleme kaydedememişiz.
Bol kitap okumalı güzel günler dilerim...
Bazı toplumsal gerçekleri tokat gibi okuyanın suratına çarpıyor...İlk eş ve ikinci eş ,buna ister metres ister imam nikahlı eş ister kuma ,ne derseniz deyin ama metres dendi mi durumun hemen farklılık gösterdiğini ve o ikinci eş konumundaki kadına hangi gözle bakıldığını çok güzel anlatmış.Ve bence erkekler cephesinde yaşanan duygusal ve psikolojik çelişkileri bir erkek gözüyle çok güzel dile getirmiş.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. 2. İnönü savaşına sahne olan Metristepe'ye, hayali olarak günümüzde toplu konutlar yapılıyor ve erkekler o konutları metreslerini kapatmak için kullanınca ismi metrestepe oluyor. Kitap isminin espirisi kısaca bu. Bir çok psikolojik tespitler yapılarak,kadın erkek ilişkisinde ve evlilikle alakalı güzel incelemelerde bulunularak,Kurtuluş Savaşı'ndaki ecdad ile günümüz insanının vefasızlığı kıyaslanarak, yer yer tarihi olaylar hakkında resmi bilgiler verilerek hazırlanmış güzel bir roman.
Üstün Dökmen, (d. 1954, İstanbul). Türk akademisyen, psikolog, yazar ve televizyon programcısı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde profesördür.
1971 yılında Ankara'da Cumhuriyet Lisesi'ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü'nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988'de doçentlik, 1995'de profesörlük derecesini aldı.
Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995te ise profesörlük derecesi aldı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde öğretim üyesidir.
TRT'de Küçük Şeyler adlı bir programı hazırlıyor ve sunuyordu.
Dökmenin çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerinin yanı sıra dört bilimsel, bir de şiir kitabı vardır. Bu kitaplar sırasıyla; Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi: Kuruluşu, Gelişmesi, Çalışmaları , Okuma Becerisi İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma , İletişim Çatışmaları ve Empati , Sosyometri ve Psikodrama adlarını taşımaktadır. Şiir kitabının adı Selam dır. Meslektaşı Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmenle evlidir; iki kızı bulunmaktadır.