MİKAİL MUTASARRIFOĞLU
“Yalnız umudu yaşar insan. Yeter ki umut için çıksın yola. Peyniri, ekmeği, kuru soğanı almasın isterse. Umudu katık yapıp yer.”
“Her insanın mutluluğu tıp uzmanlarının görüntüleyemediği bataryasında saklıdır.”
✏ Sedat bey, Mikail Mutasarrıfoğlu, Asya Ahenk Başıbağlı, Hanife, Galip, Malik, Namık bey, Mahmut, Zehra, Musa, Mevhibe, Simin Hüsrevzade, Sitare hanım, Yıldız bey ve diğer karakterler ile farklı bir yolculukta yer aldık. Öncelikle bu eserin yazarın ilk eseri olduğunu söylemek istiyorum. İlk kitap olmasına rağmen anlatımı çok güzeldi. Okuyucu yorulmadan okuyor ancak puntolar biraz daha büyük olsaydı daha güzel olurdu.
✏ Sedat ve Mikail’in diyalogları güzeldi, hele parola kısmı avukatlar sohbet ederken onların yanında oturuyormuş gibi sohbetlerini güzelce dinledim. Yalnız o patlama anı ve sonrası her şey birbirine karışıp Mikail beyin hayatı çok farklı boyutlara gitmeye başlayınca büyük merak ve heyecan ile acaba ne oldu, sonunda ne olacak diyerek kendime sorarak okumaya devam ettim. Patlama olan alanda bulunan bir delil üzerinden dna testi yapılıp çıkan sonuca bende şaşırdım Mikail gibi… ancak o bulunan delil bana mantıken yanlış geldi. O şekilde bir şey olur mu bilemiyorum ama onun cevabını yazardan almak isterim.
✏ Olumsuzluklar içinde yaşanmış bir evlilik sonrası yaşanan ayrılık ve gizlenmiş ya da unutulmuş sırlar, Mikail’in içinden kendi ile hesaplaşması ve bu kendinin bile bilmediği farklı sırlar sonrası başına gelecekleri nereden bilebilirdi… Bir babanın kızı için çabalaması, uğraşması ve sonucunun ne olacağını bilmeden bir araştırma yapıp ta onun için bir şeyler yapma çabası da ayrı bir güzeldi. Görevini yerine getirmeye çalışan iki polis ve onlarında bazı yaşanmışlıkları nedeniyle kendi iç hesaplaşmaları sonrası vicdanı ile