Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
176
Basım Tarihi:
2022
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN:
9786254292453
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2024 16:07
#moliereokurları olarak bir süredir Moliere kitapları okuduk ve çok sevdik. Bu okuma serüvenimizi Moliere'i anlatan bir tiyatro eseri ile sonlandırmaya karar verdik ve George Sand'ın bu kitabını okuduk Kısaca Moliére kimdir dersek; sarayın döşemecisi olan babasından kalan işi yapmayı reddetmiş, kendisini tiyatro yazmaya ve oynamaya vermiştir. Cimri, Hastalık Hastası, Kibarlık Budalası gibi çok bilinen komedi oyunlarının yazarıdır. Sevdiğim yazarın hayatını böyle bir tiyatro eserinde okumak çok keyifliydi. Hayatı, yaklaşık 10 yıl arayla oluşan kısımları 5 perdede kaleme alınmış. İlk sahne, daha 30 lu yaşlarda yazdığı tiyatro eserlerini oynamak için seyahat etmeleriyle başlıyor. Eserde, uzun yıllar birlikte oynadığı oyun arkadaşlarına da yer verilmiş. İkinci sahnede ise 10 yıl geçmiş, Moliére ünlenmiş ve sarayda oynayacakları oyunun ön hazırlığında geçen olayları anlatıyor. Tiyatro ile geçen bir ömür yine bir tiyatro oyununda sonlanıyor... Keyifle okuduğumuz oyunların sahne öncesi hazırlığını yine tiyatro şeklinde okumak çok keyifliydi. Neredeyse tüm eserlerini okuduğumuz Moliére'in kendisini bir oyun içinde okumak ayrı güzeldi. Hem Moliére eserlerini hem de bu kitabı tavsiye ediyorum mutlaka göz atın derim
MoliereGeorge Sand · İş Bankası Kültür Yayınları · 202297 okunma
8/10
·176 syf.··
2022 176. kitabı
Yazardan okuduğum ilk kitap. George Sand takma adı, asıl adı Amantine Lucile Aurore Dupin de Francueil. Yani iyi ki de kendime takma bir ad bulmuş diye düşünmedim değil. Asıl adı telaffuz etmek epey bir güç de. Takma ad bularak erkek yayın dünyasında eserlerinin yayınlanma şansını daha da arttırmak istemiş. Yaşadığı dönemde erkek kıyafetleri giyip dolaşan bir yazar. Lâkin bunun için polisten izin almak gerekmiş ama Sand o izni almıyor. Ne kadar cesur olduğuna bakar mısınız! İlk kadın Fransız yazar olarak biliniyor. George Sand bu kitabında büyük tiyatro ustası Moliere'nin hayatını anlatıyor. Her bölüm ilerledikçe dram artıyor. İlkin komediyle başlıyor fakat son perdeye kadar bu hüzne bırakıyor yerini. Yazar kendi duygularını da katarak güzel bir tiyatro yazmış. Bir kitabi daha vardı bende. Onu da en kısa zamanda okuyacağım. #parlakmeltemkitapligi
MoliereGeorge Sand · İş Bankası Kültür Yayınları · 202297 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2024 8. kitabı
Komedi türünde, ders veren nitelikte tiyatro eserleri kaleme alan Moliere'i bu kez George Sand'ın bakış açısıyla Moliere'in hayatına ve duygularına odaklanarak tiyatro metni olarak okuyoruz. Oyun beş perdeden oluşuyor ve her bölümde Moliere'in hayatında önem arz eden olayları gündeme getiriyor. Ve okurken aklımdan şu düşünce geçti: 'Kaleme aldığı eserleri komedi ama şahsi hayatı tam bir trajedi.' Moliere, kaleme aldığı oyunlarını sahnelerken kumpanyasında oyuncu vasfı ile yer alan iki kız kardeş Armande ve Madeleine ile kalben bir mücadele içerisinde. Seçimini zannımca yanlış kardeşten yana kullanıyor çünkü Armande onu hiç sevmiyor. İkiyüzlü, fettan, sahtekar ve hoppa bir kadın Armande, kendisini çok seven Moliere'i ölüme götüren de o. Yasaklanan Tartuffe oyunu, diğer yan da Hastalık Hastası ve İnsandan Kaçan eserlerinin sahnelenmesi derken Moliere bitap düşüyor. Üstelik kim sadakat gösteriyor kim sahte davranıyor bunun ayırdına varmak da zorlanıyor zira karısı çok sinsi. Baba mesleğini icra ederken kendisini tiyatroya adıyor keza ömrünü verdiği tiyatroya kendi eseri olan Hastalık Hastası sahnelendikten sonra verem hastalığı nüksederek vefat ediyor, kimi kaynaklarda ise sahnede fenalaşarak vefat ediyor. Çevirisi olan birçok eserini okudum, sona George Sand'ın eserini saklamış olmaktan mutluluk duyuyorum. Şuan için son Moliere okumamız oldu grupça, eserlerinin çevirisi oldukça takibinde olacağım. Henüz tiyatro metni okumamış veyahut okumak isteyip nereden başlayacağını bilemeyen dostlara naçizane önerim Moliere'in eserlerini okuyunuz. Eminim seveceksiniz. Zira metinlerinde komediyi işleyen ama kendi hayatında trajik bir hayat süren Moliere okuyucusunu her metninde etkisi altına almayı başarıyor. Tavsiyemdir.
Edebiyat-Tiyatro
MoliereGeorge Sand · İş Bankası Kültür Yayınları · 202297 okunma
6/10
·176 syf.··
2023 30. kitabı
Özellikle "Cimri" eseriyle hepimizin bildiği meşhur Moliere'in biyografisini "duygu" ağırlıklı olarak veriyor George Sand müstear ve Amandine Aurore Lucile Dupin gerçek isimli yazarımız. Garip ilişkiler yumağı şeklinde hızlı bir giriş yapılıyor, ekipte bir hanımefendi Madeleine ve onun kızı gibi takdim edilen Armande, aslında kardeşi ile Moliere farklı bir yakınlaşma içinde, baştan Madeleine ile ilişkisi var gibi gözükürken çocuğu gözüyle baktığı Armande'de gönlü var aslında. Moliere'in kumpanyası bir mecburiyetten bir yerde dinlenirken ülkenin kaderini değiştirecek komutanla karşılaşırlar, sonrasında Moliere'in işleri tıkırına girer sürekli saraya üretim yapmaya başlar, düzen değişir ve sahneler değişir. Bu sırada Armande Moliere'in karısı olmuştur, ancak imkanlar onu iyice züppe yapmış ve o Moliere'e sonsuz acılar vermektedir. George SandGeorge Sand
Dünya Klasikleri
MoliereGeorge Sand · İş Bankası Kültür Yayınları · 202297 okunma

Yazar Hakkında

George SandYazar · 19 kitap
19. yüzyıl, şüphesiz, edebiyat tarihinde eleştiri ve nitelikli yapıtların üretimi alanında en önemli yüzyılıdır. Dönemin burjuva sınıfının zeka inceliği, iyi ile kötü yapıtı birbirinden ayırabilme gibi özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda, kendini diğer çağlardan ayıran farklı bir cemiyetin oluşumuna tanıklık ederiz. Elbette bu kadar değil; yayıncılık alanında devrim niteliği taşıyan değişimlerin getirdiği birçok yeni gazete ve dergilerin bu alana dahil olması ve üniversite çevresinin de bu edebî hareketlenmede kendine yer bulması, yeni polemiklerin oluşmasına ve bu dönemi diğer dönemlerden daha cesur ve üstün kılmasına sebeptir. İşte bu çağ, Tanrı’yı duyma ve güzelliğin sırrını anlama arzusuyla, insanlar için en büyük meselenin aşk ve açlık olduğunu yazdıklarıyla ısrarla savunan Aurore Dupin’in (Duderant Baroniçesi) doğduğu çağdır. Oğlak Yayınları tarafından yayımlanan "George Sand-Hayatımın Hikâyesi" adlı kitap, bizi dönemin bu önemli kadın yazarının belki marazî ruhuna değil ama dünyadaki seyahatine davet ediyor. Asıl adı Aurore Dupin olan Sand, 1804’te Paris’te doğar. İtalya ordusunda subay olan babasının 1808’de görevi dolayısıyla Madrid’e gitmesiyle 1812’ye kadar bu şehirde kalır. Babasının ani ölümüyle birlikte Mayıs 1812’den itibaren büyükannesi ile yaşamaya başlayan Sand burada gramer, Latince ve bilim öğrenimi görürken aynı zamanda müzik eğitimi de alır. Ocak 1818’de Paris’teki İngiliz Dame Agustine Manastırı’na girmesiyle Sand’ın hayatında mistik bir süreç başlar. Bu süreçte, büyükannesinin ölmesiyle birlikte yazar kendini büyük bir boşlukta bulur ve annenin hegemonyasından da kurtulmak amacıyla bir imparatorluk baronunun oğlu olan subay Casimir Dudevant’la evlenir. Artık can sıkıntısının sık sık yer değiştirdiği, mutluluğun sorgulandığı, mutsuzluğunsa kâğıtlara teslim edildiği yeni bir süreç başlamıştır: Le voyage chez M. Blaise-1829... 1831 yılı Sand’ın edebiyat yaşamına artık iyiden iyiye atıldığı yıllardır. Paris’tedir ve daha şimdiden Balzac, Latouche, Felix Pia gibi birçok yazarla ilişki kurmuştur. Kocasından da ayrılan George Sand’ın kendini dönemin edebiyat ortamında var etme mücadelesinde ilk ürünü Jules Sandeau ile 1831 Aralık sonunda yayımlanan Pembe ve Beyaz adındaki romandır. Bu romanda imza J.Sand’a aittir (bu mahlas, sevgilisi olan Jules Sandeau’dan gelir.) Ve ertesi yıl, G.Sand imzasıyla büyük ilgi uyandıran "Indiana" ve "Valentine" adlı iki romanı yayımlanır. 1833’ten 1835’e kadar çağın en büyük şairlerinden Alfred De Musset ile bir ilişki yaşar. 1838’e kadar olan süreçte Sand birçok roman yazar. Bunlardan en önemlisi 1837 tarihli "Mauprat"tır. Görüldüğü üzere Sand’ın hayatı sürekli yazmak ve zamanın önemli kişilikleriyle yaşanan aşklarla geçer. Kısa süren ilişkiler ve bunların getirdiği açmazlar, onu kısa süreli de olsa insancıl (!), biraz da yavan bir mistisizme yönlendirir. Bu dönemde en uzun ilişkisini yaşayacağı Chopin ile tanışır. Nohant-Paris arasında yazmaya devam eder. Daha çok sosyalist eğilimli olan bu yeni romanlar pek hoş karşılanmaz. Biraz da bu durumun getirdiği farklı bir duyarlılıkla kır romanları yazmaya başlar. Bu dönemin en önemli romanı: "Şeytanlı Göl"dür. Hep Tanrı’yı aradı ama... 1848’de başlayan ihtilalle birlikte Sand, politik hayata karışma arzusuyla kendini tekrar Paris’te bulur. Kısa süreli bazı siyasal çalışmalardan sonra 1849’da bir daha dönmeme kararı üzerine Nohant’a gider ve politik hayattan kendini soyutlayarak daha çok tiyatro eserlerine yönelir. Bu alandaki önemli eserleri, "Claudie", "Mauprat", "Flaminio" ve "Maitre Fauilla"dır. Nihayetinde sade ve sakin bir yaşamın içindedir artık. 1856’dan itibaren Nohant’ta yazarak, botaniğe merak sararak ve tiyatro düzenleyerek vaktini geçirir. Bu sakin yaşam içinde hayatına tesadüf eden en önemli olay, 1857’de Flaubert’le tanışmasıdır. Sand, ölümüne kadar kâh aşk romanı kâh kır romanları yazmış, geriye onlarca ilişki, yüzlerce yapıt ve sonuçsuz kalan Tanrı arayışını bırakmıştır. George Sand, coşkun ve ihtiraslı tabiatıyla yaşadığı dönemin neredeyse bütün edebi ve toplumsal cereyanlarına sürüklenmiş, Musset ve Chopin gibi büyük dehalarla girdiği ilişkilerle (yapay da olsa) yazdıklarına bir estetik duygusu kazandırmayı becerebilmiş bir kadın yazar olarak XIX. yüzyıl edebiyatında iz bırakabilmiştir. Sonuç olarak bence, onun yazarlığını ne Baudelaire’in: "George Sand; tüylerim diken diken olmadan düşünemiyorum bu aptal yaratığı, o ki hiçbir zaman sanatçı olamadı." sözü derecesinde aşağılayabilir ne de M. Caro’nun: "George Sand; şüphenin ince azabına karışan öyle insan üstü emelleri temsil ediyor ki..." sözü mertebesine kadar yüceltebiliriz. Ama Sand’ın hayat hikayesi hiç şüphe yok ki yazar olsun olmasın, birçok insanın hayretle ve imrenerek bakabileceği bir ihtiras ve özgürlükle örülüdür. Hayatımın Hikayesi - George Sand