Ramón zihninden de olsa beddualar etmek, onu hayali küfürlere boğmak, dilsiz öfkesini kusmak istiyordu ama öfkeli çağrısına tek bir sözcük bile cevap vermiyordu. Bütün hakaretler var olmayan dilinin ucuna gelip ıska geçiyordu..
.
.
"Sartre, cehennem başkalarıdır diyor ve haklı da. Sorun şu ki ben bazı zamanlar başka biri oluyorum yani cehennemin kendisi oluyorum; ben kendi cehennemimim."
.
.
Hastaların çoğu, talihsizliklerinin büyüklüğünü hazmetmeye çalışırken kendilerine, "Neden ben?" diye soruyordu ancak narsisizmle yüklü bu soruyu yıllar önce çöpe atmış olan Teresa, onları başka bir yöne, ölüm korkusunu besleyen tatmin edilmemiş arzuların temeline çekmeye çalışıyordu...
.
.
Merhabalar sevgili kitap dostlarım Düşünün , ekmeğinizi konuşmaktan çıkarıyorsunuz... Düşünün, ömür boyu en hararetli tartışmaların baş kahramanı sizsiniz... Sonra bir gün geliyor ve konuşma yetiniz elinizden gidiyor... Her tartışmanın sessiz çığlığı, en sevdiğiniz menülerin uzaktan hayranı oluyorsunuz... Çünkü artık bir diliniz yok... Düşünmesi bile ne kadar korkunç değil mi... Ancak Ramón için, bu imkansız tablo hayatının gerçeği haline geldi bile... Ramón ve yürek burkan hikâyesiyle tanışmak için hazırsanız başlıyoruz
.
.
Ramón, cevval bir avukattır. İki çocuğu ve eşiyle birlikte hayal ettiği hayatı yaşamaktadır. Derken birgün, dilinin, bir irin yuvasına döndüğünü fark eder . Teşhis bellidir... Adı bile insanı ürpertmeye yeten o vahim hastalığa yakalanmıştır.. Dil kanseridir ve maalesef dilinin tamamı kesilmelidir... Sonrası dediğinizi duyar gibiyim... Terapiler, tedaviler ve aklın sınırlarını zorlayan bir mücadele... Ölümün soğuk nefesini ensesinde hisseden Ramón için, çalışanlarının aldığı sarı başlı Amazon türünden bir papağan , sessiz çığlığına ses olabilecek midir? Ne dersiniz?