Nereye Gitsem Gökyüzü Benimdir

8,5/10  (2 Oy) · 
12 okunma  · 
4 beğeni  · 
341 gösterim
"Ben hayatı, yaşamak için değil, matem içinde sonsuz bekleyişe göre düzenlenmiş Acem ülkesinde nafile zamanlar bekledim... Severek ve ümit ederek... Bize çok benzeyen, bir uçtan diğerine savrulan kültürleri içinde hiç yabancılık çekmedim. Bize hiç benzemeyen toplumsal bezginliklerine yabancı kaldım. Büyük bir coşku ile gittiğim ülkeden derin bir hayal kırıklığı ile ayrıldım. Kolayca halledilebilecek, insana dair nice sorunun Kafdağının arkasına gömülmesini, sosyal özgürlüklerin beş para değeri olmamasını hüzünle izledim."


Okuduğunuz bu kitap kimseyi öfkelendirmek için yazılmadı. Kendi çaresizlikleri ile yola çıkmış genç bir insani yardım görevlisinin, görev yaptığı ülkenin çaresizlikleri ile baş etme hikâyesinin unutulmaması için yazıldı. Daha iyi yaşamak için daha kötüsünü inşa etmiş olanların pişmanlıklarını hatırlamak için yazıldı. Nereye giderse gökyüzünün sahibi olduğuna inanan kederli sürgünleri anmak için yazıldı. Ve İnsanlığın büyük macerasına kendi küçük tecrübesi ile eklendi.

(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2011
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9786055411107
  • Yayınevi:
    Kırmızı Yayınları
  • Kitabın Türü:
mısra 
 12 Ara 2016 · Kitabı okudu

Şafak Pavey’in kitabı olduğundan tesadüfen görene kadar haberim yoktu. Oldukça ilgimi çekti. BM barış gönüllüsü olarak, reform hareketlerinin görüldüğü 2000’li yıllarda büyük bir heyecanla gittiği İran’da başından geçen olayları, izlenimlerini anlatmış.

Anılarını ‘Faydasız Balkonlar Diyarı’, ‘Hicap Hikayeleri’, ‘Nükleer Gurur’, ‘Diplomat Hayatı’, ‘Azınlıklar’, ‘Havuz ve Estetik’, ‘Sanat, Müzik, Sinema’, ‘Hanım Hanım Bacağını Veriver Bi Zahmet’; Wikileaks İran Belgesi’ vd. gibi başlıklar altında toplayarak İran’ın sosyal yaşamı, hava kirliliği, halk sağlığıyla ilgili haberlerin gündemde olmaması, petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip İran’da halkın iyi bir yaşam sürememesi, ilk başlarda doğru uygulamakta ve alışmakta zorlandığı, rejim muhafızları tarafından uyarıldığı hicapla ilgili yaşadıkları, yabancı diplomatların durumları, tatillerin çok olması nedeniyle işini yapamaz hale gelmesi, üç bin yıllık Persopolis kültür, sanat ve tarih mirasının izlerinin silinmekte olduğu, kadınlara ait yasaklar, bireysel yasaklar, yasakların bir şekilde nasıl delindiği, geçici evlilik izni, kadınların estetik operasyon düşkünlüğü, yasaklardan kaçan mültecilerin bazen iade edilip cezalandırılmaları, orada görev yapacak olanlar için hazırlanmış İranlı’ların davranışlarının analizinin yer aldığı eden Wikileas belgesi, istemeden tanık olduğu iki idamın onda bıraktığı izler, havaalanında güvenlik memurlarının kendini tacize varan işkence dolu kendisini çok yaralayan ve dayanamadığı aramaları, bunun son bulması için verdiği uğraş sade, akıcı, bazen hüzünlü, bazen mizahi bir dille okuyucuya aktarıyor.

Havaalanında yaşadığı eziyetlere dair yaptığı iç hesaplaşmasında, bol seyahat içeren mesleğini yaparken bir yandan nelerle karşılaşacağını düşünüp endişelenmesine rağmen, diğer yandan da bir yolunu bulup bununla savaşarak, bu uygulamaya son vereceği düşüncesi baskın gelmektedir. Onun bu yanı yaşamında da insan hakları, barış gibi konularda çalışmalar yapmasında etkili olmuştur.

Başına gelen tren kazasını araştırdığımda hasta bir arkadaşının tedavisi ve sonrasında trene binmesinde yardım ederken bir kolunu ve bir ayağını kaybeden Pavey’i, Ortadoğu, Güney Batı Asya ve Kuzey Afrika’daki çatışma bölgelerindeki zor durumda olan insanlara, insani yardım çalışmalarında bulunmasını, onlar için uğraş vermesini, kendisiyle barışık yaşama güçlü bakışını saygıyla karşıladım.

Kitabın arka kapağından alıntı: “Okuduğunuz bu kitap kimseyi öfkelendirmek için yazılmadı. Kendi çaresizlikleri ile yola çıkmış genç bir insani yardım görevlisinin, görev yaptığı ülkenin çaresizlikleri ile baş etme hikâyesini unutmaması için yazıldı.”

İyi okumalar…