Benim asıl kızdığım şey, en sinirli anlarimda bile icimde bir ofke ya da hincin bulunmamasi, butun cartcurtlari yalnizca gonlumu hos tutmak icin yapmamdi.
"And, indeed, I will ask on my own account here, an idle question: which is better-cheap happiness or exalted sufferings? Well, which is better?"
"Şimdi de kendi kendime şu lüzumsuz suali soruyorum: kolay elde edilmiş bir saadet mi, yoksa insanı yücelten ıstırap mı daha iyidir? Evet, hangisi daha iyi?"
"Why, to tell long stories, showing how I have spoiled my life through morally rotting in my corner, through lack of fitting environment, through divorce from real life, and rankling spite in my underground world, would certainly not be interesting; a novel needs a hero, and all the traits for an anti-hero are EXPRESSELY gathered together here, and what matters most, it all produces an unpleasant impression, for we are all divorced from life, we are all cripples, every one of us, more or less."
"Bir köşeye çekilip ahlak bozukluğumla bütün bir ömrü nasıl heba ettiğimi, kötücül, boş gururum yüzünden yaşayan âlemle her türlü bağı keserek nasıl yeraltına çekildiğimi uzun bir öykü gibi anlatmanın hiçbir ilginç yanı yok elbette; hem romanda bir kahraman olmalıdır, halbuki benimkinde bir kahramanın tersi olan ne kadar özellik varsa kasten bir anti kahramanda toplanmış."
Keşke sadece tembellik yüzünden hiçbir şey
yapamasaydım. Tanrım, o zaman kendime ne büyük saygı
duyardım. Tembellik de olsa belirli bir özelliğe sahibim, buna
eminim diye kendime saygı duyardım. Benim için,
"Kim bu
adam?" diye sorulunca "Tembelin biri."cevabını verirlerdi ki,
bunu duymaktan da son derece hoşlanırdım. Benim de
kendime göre bir niteliğim, hakkımda söylenecek söz olurdu.