Notes From Underground

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·139 syf.··
2019 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2019 17:44
Ana 2 bölümden oluşan derin mevzuların anlatıldığı ve çokça düşünen Dostoyevski'nin adeta bilinç altına yapılan bir yolculuk olarak değerlendiriyorum açıkçası bu kadar açık, net ve berrak olarak ne hissettiğini ve bilinçaltının derinlerinde neler yattığını anlatan bu kadar vurucu bir kitap okumadım çok çok beğendim ikinci bölüm de daha çok kurguya geçildi ve bir yolculuğa bilinçaltı yolculuğuna çıkmış oldum. Not olarak bu kitabın Şule yayınlarından okunması üzerine tavsiyeler aldım ancak burada olmadığı için ekleyemedim ben Şule'den okudum. Çevirmen Süha Girgin.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Olympia Yayınları · 2017159,3bin okunma
9/10
·140 syf.··
2025 146. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 23:38
Bu kitabı okurken kendime kaç kez kızdım, kaç kez sustum, kaç kez içimden “evet, ben de böyle hissediyorum ama dile getirmeye korkuyorum” dedim, bilmiyorum. Çünkü Yeraltından Notlar sadece bir karakterin iç sesi değil; bence bastırdığımız, sakladığımız, hatta kendimize bile itiraf edemediğimiz tüm duyguların çırılçıplak hali. Dostoyevski’nin “yeraltı adamı”, ilk başta bana itici geldi. Kendini beğenmiş, pasif, alaycı, hatta itiraf etmeliyim ki biraz da zavallı buldum. Ama sayfalar ilerledikçe bu duygular değişmeye başladı. Çünkü aslında o adamın içinde korkunç bir yalnızlık, derin bir kırgınlık ve insanlara –ve belki en çok da kendine– karşı büyük bir hesaplaşma vardı. Kitap boyunca şu cümle kafama kazındı: “Ben hasta bir adamım… Alıngan bir adamım… Bir hiçim aslında.” İşte bu cümleyle birlikte “yeraltı”nın sadece bir yer değil, bir ruh hali olduğunu anladım. Kendi iç dünyasında boğulan, hiçbir yere ait hissedemeyen, dışarıdan bakınca her şey yolunda gibi görünen ama içinde sürekli çelişen bir zihin. Çünkü bazen biz de dışarıya karşı güçlü, mesafeli, hatta soğuk görünürken içimizde kırılmış, sevgisiz kalmış bir çocuk taşıyoruz. Ve bu kitap o çocuğun sesiydi sanki. Anlatımın zaman zaman sert, itici ve rahatsız edici olduğunu kabul ediyorum. Ama rahatsız edici oluşu gerçek oluşundan. Süslü, romantik bir anlatım bekleyen biri için zor bir kitap olabilir. Ama kendinle yüzleşmeye hazır olan biri için çok değerli. Yeraltından Notlar, beni duygusal olarak zorladı. Ama iyi ki okumuşum. Çünkü insan bazen kendi karanlığına bakmalı, oradaki yalnız sesi duymalı. Ve Dostoyevski bunu öyle bir yapıyor ki, ne tam kızabiliyorsun ne de unutabiliyorsun. Kitabı bitirdiğimde bir süre hiç konuşmak istemedim. İçimde bir şey susmuştu, bir şey çözülmüştü belki. Tam olarak ne olduğunu hâlâ
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
İki dünya arasında mıydım ne?
10/10
·140 syf.·
2020 2. kitabı
HER ŞEYİ FAZLASIYLA ANLAMAK BİR HASTALIKTIR. Edebiyatın psikoloğu olan, çağ açıp çağ kapatan, yeni bir tür oluşturup o türün bir mevsimi olan yazarın koltuğunun karşısındayız. Israrla kaçan aynamızı yüzümüze tutuyor. Bu eser bir tutum olarak, modern Rus toplumunun kaçınılmaz olarak ürettiği türden sorunların bir örneği. Rasyonel egoizm ve diğer tehlikeli totaliter ütopya vizyonları (ki vizyonsuzluğun alası) dünyanın hiçbir ikliminde, hiçbir çağında, MÖ, MS kendine yer bulamaz. Dünya daima zehir saçan kötülüklerle doluydu ve gitgide daha da kötü olacağına neredeyse şüphe yok. Her türlü dogmacılığı doğruyor bu kitabında Dostoyevski, acımasızca eleştiriyor. Zaten dünümüzü, bugünümüzü bir kolaçan edersek başımıza ne gelmişse bu dogmatizmden gelmiştir. Sosyal etkileşimlerden mahrum olan bir Rus'un Avrupa'ya geçişinden sonra düşünce dünyasında oluşan çatlaklardan sızan güneşin bir yansımasıdır bu eser bana kalırsa. Dünyayla ilişki kurma çabası içerisindedir, ancak başarısızlığı onu yerin daha da altına itmektedir. Farklı renkler, diller, ırklar, etnik kökenler... Her birey iki türlü yaşam arasında sıkışmış ve bu sıkışıklığın arasında bir yaşam idame ettirme uğraşında. Yani bir nevi iki yüzü var, çelişkileri var, korkuları var, sanrıları, tanrıları yaa neler neler... İnsan bu görüntü itibariyle sınırlı, ruhsal bir varlık olarak sonsuzu temsil eder. Her zaman farkına varamadığımız gerçeklerimiz var. Bir bütün olarak zevklerin, üzüntülerin, iyilerin, kötülerin zaman içerisinde şekil değiştirebildiği, dozunun artıp azalabildiği garip bir döngünün içerisindeyiz. Normal bir insan başarı ve mutluluğu arzular ve bunun için çabalar. Bulunduğu toplumun içinde zamanla izole olduktan sonra sınırların, zincirlerin izin verdiği yere kadar üst üste binen olgulara hayat verir. Ne olabilir
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
'birküçücükaslancık
Puan vermedi·160 syf.·
2024 30. kitabı
*spoiler vermeden mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışacağım.* 'ne oldu, nereye gidiyor, kimden bahsediyor bu adam..' derken, birden aslında hepimizden bahsettiğini anlamaya, içimizde sakladıklarımızı bir nebze olsun belirginleştirmeye çalıştığına ve sağlam bir silleyle bize kattığı farkındalıklara şahit oluyoruz. okurken içinde; seni, beni, bizi bulacağın türden. sayfa sayısına aldanıp (hoş dostoyevski neticede..) çerezlik zaten demeyin. sizi çekirdek diye çıtlar..
Alıntı
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018159,3bin okunma
#Fyodor Mihayloviç Dostoyevski#
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2021 16:54
İnsanın "Yeraltı" kafasının içidir... Kafasının içindeki mağaradır... İç dünyasındaki korkak benliğidir... Dostoyevski, beynin sınırlarını zorlayan bir eserle çıktı karşıma. Aslında bu eser her anlamıyla sınırları zorluyor; vücut bulmak için, anlamak için, anlamlandırılmak için... Öncesinde kitabın genel hatlarından bahsedeyim. (Ayrıca Yeraltından Notlar kitabını veya herhangi bir kitabını okumadan önce onu iyi tanımanızı yani hayatı ile ilgili derin bir araştırma yapmanızı öneririm. Zira Dostoyevski'nin düşünce tarzını, iç dünyasının biraz bilmeden eserlerini anlamakta zorlanabilirsiniz. Ben biraz zorlandım çünkü :) Kitap iki kısımdan oluşuyor: "Yeraltı" ve "Notlar" olmak üzere Dostoyevski girişte ikisinin de tamamen hayal ürünü olduğunu ve söylüyor (her ne kadar inanamasam da bu söylediğine...) #gerisi spoiler içerebilir# Bu eser Dostoyevski'nin Sibirya sürgününden sonra yazdığı eserler arasındadır. Yani o idamdan kurtulup hayatının dönüm noktasını yaşadıktan sonra yazdığı eserlerden... Kitabın içeriğine gelecek olursak: kitabı okuyorsunuz, anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyorsunuz (özellikle "yeraltı" kısmını) ortada karakter var ama karakterin adı yok. "kim bu adam?" diyorsunuz. Cismi var ama ismi yok. Ama kendi kendinize şöyle diyorsunuz: "o karakter bir sembol. O aslında sen, ben, biz... Çelişki yaşayan... Hayatı anlamaya, anlamlandırmaya çalışan... Kendi iç dünyasıyla, benliğiyle sürekli kavga halinde olan... Benliğindeki korkaklık belki de o karakter..." Sonra kitap sana sesleniyor! İnsanın en büyük mahzeni, en büyük yeraltısı, en büyük kara deliği, beynidir! kafasının içindekilerdir! ruhundaki hiçliğidir! Aslında hepimizin bir yeraltı dünyası yok mu? Bize bizi, hayatı, her şeyi sorgulatan bir yeraltı...
1000Kitap
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2026 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 12:55
Zihnin Karanlık Odası "Yeraltından Notlar" sanki birinin gecenin üçünde kendiyle kavga ederken tuttuğu günlük gibi. Kimseyle barışık değil; ne toplumla, ne akılla, ne de kendisiyle. Sürekli haklı olmak istiyor ama aynı anda kendinden de nefret ediyor. Okurken "bu adam çok zor biri" diyorsun ama sonra anlıyorsun ki asıl rahatsız eden söyledikleri değil, tanıdık gelmesi. Bazen "ya sus artık" diyorsun, bazen de "bunu ben de düşünüyorum ama söylemeye cesaret edemem" diye yakalanıyorsun. Dostoyevski burada iyi bir insanı değil, dürüst bir zihni anlatıyor. Bitince rahatlamıyorsun ama kendinle de ilgili bir kaç hoş olmayan gerçek kulağına fısıldanmış oluyor ve o fısıltı insanın kulağında uzun süre kalıyor.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
8/10
·140 syf.··
2020 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2020 13:00
Yeraltından notlar, insanın iç dünyasına ulaşan bir eser. Dostoyevski’nin bundan bir önceki eseri olan “Suç Ve Ceza” insanın ruhen ve davranışsal olarak yansımalarına yer vermesinden sonra bu eserinde yine insanlığı kaleme alarak onlara asla yaranılamayacağını, nankör bir varlık olmaktan kendini geri alamayacağını ve daha da önemlisi bu şekilde davranırken bile kendini hala rahatça insan sayabilecek canlılardan söz etmiş. İki bölümden oluşan bu eser ilk bölümünde insanların davranışlarını ve davranış sonrasında ufak tefek sorular içine saklanmış vefadan, duygulardan ve yapılması gerekenlerden ya da yapılmaması gerekenlerden fark ettirmeden kalem ucu değdirerek şaheser koymuştur ortaya. İnsanlar kendi içlerine çekilerek ruhen kendini iyi hissettirecek düşünceleri eyleme çevirmektedir bunu hepimiz biliyoruz. Bazı insanlara kötülük iyi geliyor ve sonucu da yine kötü doğuruyor. Dostoyevski, cesurca bu insanların iflah olmayacağını ve buna aldanan insanların da hiçbir şekilde kendini insan olarak göremeyeceğini vurguluyor. Aslında felsefi açıdan daha geniş bir pencereden baktığımız zaman vermek istediği mesajı anlayabiliyoruz lakin insanların duygusal yaklaşımı ve vicdani hisleri yazarın dediklerini tersine sergileyecek eylemlere yön verdiğini söyleyebilirim. Kitabı okumaya başladığımda, incelemememi nasıl yazsam diye düşünüyorum aslında okuduğum çoğu kitapta bunu düşünüyorum ama felsefe yorumlaması daha farklı. Okurken, yazarın kendini ve tecrübelerini yıpranmış bir hayat gibi yansıtması insanın içini burkuyor. Çünkü tadını ve tecrübesini almış ve bundan sonra yaşamdan bir şey beklemiyorum der gibi dökülen kelimeleri biraz düşündürüyor. Paylaştığım bir alıntıda, “Ruhumda, cinayet işlenmiş gibi bir ağırlık var”(117) sanki bütün duygularını ve söylemek istediğini tek
Felsefe
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
10/10
·152 syf.·
2023 115. kitabı
Ya gereğinden fazla bir bilinç düzeyine sahip olsaydınız? Dostoyevski 1864 yılında kaleme aldığı bu eserinde tam olarak böyle bi adamı anlatıyor. Kitap, bu adamın felsefi, psikolojik ve toplumsal  iç hesaplaşmasını etkileyici bir dille aktarıyor. Karakterimiz modern dünyaya ayak uyduramayan ve toplumun kendisini anlamadığı düşünen bir adamdır ki bu anlamda günümüz insanının pek çoğunun ruhuna dokunuyor . Dostoyevski,eserinde modern dünya ve insan dogasi arasındaki çelişkiyi karakterin monologlari aracılığıyla öyle müthiş aktarıyor ki kendisine olan hayranlığım bi kat daha arttı. Uzun zamandır okuyup da bu kadar etkilendiğim bi kitap olmadı doğrusu, muazzamdı. Okuyunuz , okutturunuz cok cok tavsiyemdir ..
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2024159,3bin okunma
Rahatsız Edici Bir Okuma Keyfi
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 00:00
Dostoyevski'nin bu kısa ama yoğun eseri, okuyucuyu gerçekten de alışılmışın dışına çıkaran, rahatsız edici bir deneyime davet ediyor. Kitabın başkahramanı ve anlatıcısı... Ah, o adam! Onu sevmek şöyle dursun, okurken sık sık yerimde kıpırdandığımı ve __( Albert Camus 'un Yabancı kitabındaki Meursault karakterini saymazsak)__ bu kadar antipatik, ukala ve sinir bozucu bir karakterle daha önce karşılaşmadığımı itiraf etmeliyim. Kitap, adeta dar ve loş bir odanın, yeraltı dehlizinin penceresinden dünyaya bakan, kendi içine hapsolmuş bir adamın monoloğu şeklinde ilerliyor. Bu adamın iç dünyası o kadar çetrefilli, çelişkilerle dolu ve hesaplaşmalarla boğuşuyor ki, sayfaları çevirdikçe hem nefret ediyor hem de garip bir şekilde, insana dair o karanlık köşeleri bu kadar pervasızca açığa vurduğu için ona hak veriyorsunuz. Zira o, hepimizin zaman zaman yeltendiği, ancak medeniyetin cilası altında saklamayı tercih ettiği bencil ve alçakça düşünceleri, sansürsüzce yüzümüze çarpıyor. İşte kitabın dehası da tam bu noktada yatıyor: Anlatıcının beni bu denli rahatsız etmesi, aslında Dostoyevski'nin insan psikolojisini ne kadar ustaca deşifre ettiğinin bir kanıtı. Karakterin aşırı bilinçlilik hali, eylemsizliği ve sürekli kendini aşağılayıp sonra da yüceltme çabası, modern insanın çıkmazlarını acı bir mizahla sunuyor. Bu rahatsız edici üslubun ardında, eserin verdiği mesajlar ise oldukça çarpıcı ve düşündürücü. Kitap, özgür iradenin değerine, rasyonel çıkar hesaplarının her zaman insan doğasını açıklayamayacağına ve bazen sırf keyfimiz istediği için, hatta acımızı tatmin etmek için bile "2 kere 2 eşittir 4" gibi kesin bir doğruya isyan edebileceğimize dair güçlü bir savunma yapıyor. Kitap, mantığın ve bilimin her şeyi çözebileceği inancına karşı, insanın irrasyonel ve duygusal
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
Kendini Seven Tek Bir İnsan Yok mu Şu Dünyada?!
Puan vermedi·140 syf.··
2025 15. kitabı
Benim bu Fyodor Dostoyevski denen adama takıntım var biliyorsunuz. Yani adam resmen oturmuş, almış kalemi eline, bakın ey insanoğlu, siz aslında ne kadar ezik ve ne kadar iğrençsiniz ama bunu kendinize bile itiraf edemiyorsunuz demiş. Kitap bu kadar net. Ama ben bu Yeraltından Notlar 'ı bitirdiğimde, ilk yaptığım şey camdan dışarı bakıp acaba ben de mi bu "Yeraltı Adamı'yım?!" diye ciddi ciddi düşünmek oldu. Gecenin onikisi Allah aşkına! O yeraltı adamı var ya. O isimsiz dahi taslağı bizim en büyük düşmanımız o. Çünkü bizim içimizdeki o sürekli kuruntu yapan, her şeyi analiz edip kendine acı çektiren, kimseye yüz vermeyen ama aslında en çok ilgi bekleyen o pisliği temsil ediyor. Okurken resmen, "Aynen kanka, bu tripleri ben de lisede atıyordum ama sen hâlâ aynı teranedesin, kendine gel!" :) diye bağırmak istiyorsun. Ama bağıramıyorsun, çünkü o bir kitap karakteri ve sen de tam olarak onun anlattığı gibi utangaç, kibirli ve yalnız hissediyorsun! Tövbe ya Rab! Adam, ben kötü bir insanım bundan zevk alıyorum, ama aslında iyi olmak isterdim, ne kadar acı çekiyorum, ne kadar zekiyim!! Üçgeninde sürekli dönüp duruyor. Tıpkı hepimizin bir türlü tam kopamadığı, içten içe kuruntu yapmaya devam ettiği o takıntılı ruh hali gibi. Ne ondan vazgeçebiliyoruz, ne de onun varlığını tam kabul edebiliyoruz! Kronik bir kaşınma hali bu. :) 2×2=4'e bile kafa tutması yok mu?! Hastalık! Ciddiyim. Hayır, ben istemiyorsam 2×2=5'tir! diyor. Neden!? Özgür iradesi zedelenmesin diye! Ulannn, senin özgür iraden matematik kuralıyla mı zedeleniyor? Gidip kendine bir hobi bul, sosyalleş, biraz hava al! Ama yok. O oturacak, o pis, rutubetli yeraltında kendi varoluşsal utancını kemirecek. Ama biliyor musunuz? Ben bu kitapta, o adamın o içten gelen, dürüst acısını sevdim. Sahte iyilik maskeleri takan yüzlerce karakterden
1000Kitap
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.