Öfke Terbiyesi alanı konsunda oldukça iyi olduğunu düşündüğüm bir eser..
içersinde meditasyon, rahatlama teknikleri olumlu düşünmeye yönelik birçok bilgi yazıyor.. Ancak bana biraz kısa geldiğini söylemek isterim dsaha ayrıntılı olabilirdi.... Uyku problemleri yaşayan öfke sorunları olan insanları okumasını tavsiye ederim.. Güzel bir kişisel gelişim kitabıydı...
Aaron karmin, bu kitapla anlaşılır öğretiler,pratik ipuçları ve kanıtlanmış stratejilerle ne yapmamız gerektiği konusunda yol gösteriyor.
Kitabın bir kısmında öfkeli durumlarda ne yapmamız gerektiği diğer kısmında ise öfkeli bir insana nasıl yardımcı olacağımızla ilgili bilgi veriyor.
“Öfke geçici bir çılgınlıktır. Hükmetmeye bak yoksa o sana hükmeder.”
– Horatius
Aaron Karmin bu kitabında öfkenin tamamen yok edilecek bir şey değil, doğru yönetildiğinde bilgelik ve içsel güç kaynağı olabileceğini anlatır. Bunu başarmak için:
•Öfkeyi Tanı: Öfkenin nasıl çalıştığını, hangi tetikleyicilerle ortaya çıktığını fark et.
•Beden ve Zihin Dayanıklılığı: Düzenli uyku, sağlıklı beslenme, nefes ve gevşeme teknikleriyle öfkenin fiziksel etkilerini azalt.
•Duygusal Dayanıklılık: Hüsrana tahammül etmeyi öğren, kendini kabullen, affetmeyi dene.
•Olumlu Bakış Açısı: İç konuşmanı değiştir, özsaygı geliştir, olaylara esnek yaklaş.
•Sağlıklı İfade: Empati kur, savunmacı olmadan iletişim kur, beden dili ve tonunu bilinçle kullan, ihtiyaçlarını açık ve net dile getir.
Ana mesaj: Öfkeyi bastırmak yerine anlamak, yönlendirmek ve bilinçli şekilde ifade etmek, kişinin hem kendisiyle barışmasını hem de ilişkilerinde daha yapıcı olmasını sağlar.
"Öfke geçici bir çılgınlıktır. Hükmetmeye bak yoksa o sana hükmeder." - Horatius
Öfke Terbiyecisi okuyucuya, ilk yarısında kendi öfke anına yönelik uygulanabilir çözümler sunuyor; son yarısında ise karşısındaki kişinin öfke anında, onun bir dinleyicisi olarak veya öfkesinin direkt muhatabı olarak kişiye nasıl yanaşması gerektiği ile ilgili çözümler sunuyor.
Öfke, farketsek de farketmesek de her an tetiklenmeye hazır bir duygusal tepki olarak pusuda bekliyor. Kitapta bu öfkenin ev sahibiyken de karşı tarafıyken de yönetilebileceği bilgisine ilaveten, bunun nasıl başarılabileceği de zihinsel ve fiziksel bazı uygulamalarla ve stratejilerle destekleniyor.
Hızlıca, keyifle okunabilir akıcı bir kitap. Tavsiye edilen dialoglar, kitabın yazıldığı coğrafya ile aramızdaki kültürel farklılıklardan dolayı bizlerin tartışmalarında pratikte bir yer bulabilir mi emin olamasam da okuyucu kitapta mutlaka kendinden bir kesit bulacaktır.
Herkese keyifli okumalar.
Öfkenin oluşum nedenini keşfetmek, başa çıkmak ve süreci yönetme konusunda oldukça başarılı .Meditasyon teknikleri ve iyi bir dinleyici olmanın da sırlarını paylaşıyor.
Kitabı okurken alıntılar yaptığımda o kadar kişi sordu ki kitabı bana demek ki bir şekilde hepimiz ya çok öfkeleniyoruz ya da öfkeli insanlarla muhatap oluyoruz. O zaman herkese harika bir haberim var Kitabın ilk yarısında şahsi öfke durumlarında ne yapmamız gerektiği uygulamalarla desteklenerek anlatılıyor. İkinci yarısında ise öfkeli birisiyle karşılaştığımızda ona karşı tavrımız ne olmalı, o durumda neler yapmalıyız yine uygulamalarla desteklenerek anlatılıyor.
Öncelikle herkes öfkelenebilir. Öfke hissetmek oldukça insansı bir durumdur. Önemli olan bu duygu ile nasıl başa çıkacağımızı bilmektir. Neden öfkeleniyoruz? Önce kaynağı tespit etmek sonra suyun önünü kesmek gerek. Yani öfkenin bizi ele geçirmesine izin vermemeliyiz. Çünkü öfke aynı zamanda geçici bir histir belki 15 dakika sonra geçecek bir hiç için geri dönüşü olmayan bir yola girebileceğinizi unutmamalıyız. Atalarımızın dediğini unutmamak gerek " Hırs(öfke) gelir göz kararır, hırs gider yüz kızarır".
Öfke, korku, stres... tüm bu duygular bize ait ve hayatımızın bir parçasıdır. Hayır ya ben öfkeli değilim, ben korkmam, stresli olduğumu da nereden çıkardın gibi inkar durumlarının hiç bir sorunu çözmedigini aksine her şeyi daha da büyütüp kontrol edilemez durumlara neden olabileceğini çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ancak sadece sorundan değil çözümlerden de bahsediyor. Ama önemli olan kitapta tavsiye edilenleri sürekli ve düzenli olarak yapabilmek. Çünkü ihtiyaç duyduğumuzda yani öfke anında çözümlerin akla gelebilmesi için onları sürekli tekrar etmek gerekiyor...
Dili sade, akıcı ve tatminkar bir kitap ben çok faydalandım umarım okuyan herkese de faydası dokunur...
İnsanın hayatında duygular oldukça önemli bir yer kaplar. İnsan, duygularına göre önemli kararlar alır, hayatına şekil verir ve davranışlarını değiştirir. İnsanın kararlarını, hayatının yönünü ve davranışlarını etkileyen önemli duygulardan biri de öfkedir. Olumlu bir şekilde kullanıldığı takdirde insanın dış tehlikelere karşı korunmasını sağlar. Ancak olumsuz şekilde kullanılırsa insan hayatında oldukça büyük yıkımlara yol açar.
Öncelikle herkes öfkelenebilir. Öfke hissetmek oldukça insansı bir durumdur...
İnsanız, aynı duygu da kalmıyoruz elbette.. Önemli olan bu duygu ile nasıl başa çıkacağımızı bilmektir. Neden öfkeleniyoruz? Önce kaynağı tespit etmek sonra suyun önünü kesmek gerek. Yani öfkenin bizi ele geçirmesine izin vermemeliyiz. Çünkü öfke aynı zamanda geçici bir histir belki 15 dakika sonra geçecek bir hiç için geri dönüşü olmayan bir yola girebileceğinizi unutmamalıyız.
Öfke ateş gibidir: Yakıt olmadan hayatta kalamaz. Ateş gibi, denetimsiz öf k e de kontrolden çıkarak büyük hasara ve acıya neden olabilir. Fakat yine tıpk ı ateş gibi, öfk e de hayatımızda tanınabilir, kontrol edilebilir ve yönetilebilir. Öfkenin yanması nı sağlayan yakıt birçok kaynaktan gelebilir - iştek i veya evdek i sorunlardan, dünyayla ilgili hayal kırıklıklarından, karşılaştığı mız zorlukların üstesinden gelemememizden. Alevleri söndür me teknik l eri, zihninizi ve bedeninizi kontrol altına almanıza bağlıdır.
Öfkenin bir nedeni olduğu fikrini kabul edebilirseniz, o zaman her hüsranda değeri bulabilirsiniz. Bu değeri bulmak, öfkenizi anlamanıza ve onu daha uyumlu yollarla ifade etme nize olanak sağlayacaktır. Unutmayın, öfkeyi yok edemezsiniz.
Hayatta her zaman hüsran, acı, kayıp ve başkalarının öngörü lemeyen eylemleri olacaktır. Bunu değiştiremezsiniz. Ancak bu tür
Öfke, her insanın başlıca sorunlarından birisi. Genel anlamda nasıl başa çıkmamız gerektiğinden, öfkeli anımızda nelere dikkat etmemiz gerektiğinden bahseden bir kitap. Kişisel gelişim ve psikoloji üzerine okuma yapmayı seven kişilerin okuması gereken kitaplardan bir tanesi.
Öfke, ateş gibidir: Yakıt olmadan hayatta kalamaz. Ateş gibi, denetimsiz öfke de kontrolden çıkarak büyük hasara ve acıya
neden olabilir. Fakat yine tıpkı ateş gibi, öfke de hayatımızda tanınabilir, kontrol edilebilir ve yönetilebilir. Öfkenin yanmasını sağlayan yakıt birçok kaynaktan gelebilir - işteki veya evdeki
sorunlardan, dünyayla ilgili hayal kırıklıklarından, karşılaştığımız zorlukların üstesinden gelemememizden. Alevleri söndürme
teknikleri, zihninizi ve bedeninizi kontrol altına almanıza bağlıdır.
Öfkenizi kontrol etmeyi öğrenmek bir beceridir. Yeni bir beceri öğrenirken, hemen uzman olmayacağınızı ve yeni becerinin otomatik bir davranış haline gelmesi için pratiğin gerekli
olduğunu unutmamak önemlidir. Bunu akılda tutarak, ilk aşamalarda istediğiniz gibi gitmezse pes etmemeniz gerektiğini unutmamak önemlidir.
Öfkenin bir nedeni olduğu fikrini kabul edebilirseniz, o zaman her hüsranda değeri bulabilirsiniz. Bu değeri bulmak, öfkenizi anlamanıza ve onu daha uyumlu yollarla ifade etmenize olanak sağlayacaktır. Unutmayın, öfkeyi yok edemezsiniz. Hayatta her zaman hüsran, acı, kayıp ve başkalarının öngörülemeyen eylemleri olacaktır. Bunu değiştiremezsiniz. Ancak bu tür olayların sizi etkilemesine izin verme şeklinizi değiştirebilirsiniz.
"İncelemelerim kendime kattıklarımdan ibarettir; sadra şifa niyetine."
Öfke, acı verir. Acı veren her düşünce,gün gelir çatlak bulduğu bir yerden çıkıverir. Kurtulmak istediğimiz acıların dışa vurumudur öfke. Kaldıracak gücümüz olmasa bile yıllarca halledeceğimize olan inancımızla üstlendiğimiz durumların, ben demeye çekinip geri plana attığımız kendimizin -iç sesimizin -, yok saydığımız duygularımızın, uğradığımız her türlü şiddete sessiz kalışımızın çığlığı; aslında öfkenin namıdiğeridir.
Her bir kabın alabileceği miktar belliyken, üst üste doldurmaya çalıştığımız bu etmenler tükenmişlik hissini peyda ediverir ve kalkıp toparlanacak hal bile bulamazken kendimizde, tam bu an harekete geçmenin tam da vaktidir. Doldu bu, kalkmaz yerinden denilirse eğer zamanla doldurmak istenilen her ne varsa taşmaya başlar daha da kuvvetle. Yaşanmışlıklarla beslenen öfkenin dışa vurumu da böyledir işte.
Bu birikimler insan analiz etmeye de götürür kişiyi, her şeyi kişisel algılamaya başlamış bulur kendini. Kendince doğru yaptığından emin olduğun durumlarda karşı tarafın davranışını kendine addetmen kendine haksızlık. Elinden geleni yaptıysan karşılaştığın tavırdan sen sorumlu değilsin. Herkesin gerçeklik algısı kendi gerçeği maalesef; doğru ya da yanlışın, iyi ya da kötünün kişiye göre değişitiği şu dünyada. Bu durum, kendini geri planı atmadır aslında. En büyük hata burada yapılıyor iste. Önceliği kendine vermek bencillik sayılmamalı, gerçek bu değil. Düşecek olan bir uçakta bile kendi canından değerli olan bebeğinden önce kendini korumaya al derler ya, o misal. İyi bir eş, anne, çalışan...olabilmek için önce kendi ihtiyaçlarına karşılık vermeli insan.
Öfke, ateş gibidir. Yakıtı da cümlelerde yer alan bu alt mesajlardır. Yakıt olmadan öfke can bulamaz. Öfkenin bir nedeni