Öykü Uçları Çok Çok Kısa Öyküler

9,5/10  (2 Oy) · 
4 okunma  · 
2 beğeni  · 
590 gösterim
Öykü Uçları, Ali Teoman'dan bir son kurşun: Gene tam hedeften vuruyor.

Ali Teoman'ın Yapı Kredi Yayınları'na emanet ettiği dosyalardan biri de Öykü Uçları idi. "Çok çok kısa öyküler"den oluşan kitap yazarın sekizinci ve son öykü kitabı.

Teoman, dosyasını şu sözlerle YKY'ye teslim etmişti: "Öykü Uçları - Çok Çok Kısa Öyküler'i de Kırık Kalpler Terzihanesi kitabından sonraki üçüncü yeni öykü kitabı olarak ele alabilirseniz çok sevinirim. Yeni öykü yönelimim (tabii eğer ömrüm olursa) bu yönde ilerleyebilir. Biraz Samuell Beckett'in 'foirades'ı gibi..."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    64
  • ISBN:
    9789750826740
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Özge Yaylak 
09 Oca 2017 · Kitabı okumadı · Beğendi · 10/10 puan

Ali Teoman bir çırpıda okunan, çırpınan hayatları anlatmakta. Fakat "İlk Günah" öyküsünü asla unutmam. -İnsansız Konağın İkonu kitabını da tavsiye ederim.

Kitaptan 3 Alıntı

tabula rasa 
09 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dur! Durma! Ardındaki kuduz itler, die dir auf den Fersen sind, yetişebilirler sana. Ensende hissetmek onların soluğunu: Kimi zaman her şeyden tiksiniyorsun, her şeyi olduğu gibi bırakmak ve kaçıp gitmek istiyorsun uzaklara. İnsanlar canını sıkıyor, sevgileriyle, sevgisizlikleriyle seni boğuyorlar. Bozuk plak gibi kendisini yineleyip duruyor yaşam. Bütün bildikle­rini unutmak ve yeniden başlamak istiyorsun yaşama: Depart au zero, start from scratch, tabula rasa. Ama ancak peri masalla­rında olur bu, sen ise kendi kabusunun içine hapsolmuşsun: Perfectly imprisoned in thine own chest. Bu göğsü yırtmaya bir bıçak gerek, büyük bir bıçak, keskin bir bıçak, ipekten bir kı­lıç:
A sordid sword, un triste sort dont tu ne te preoccupe pas. You can't be bothered about that, can you?

Öykü Uçları, Ali TeomanÖykü Uçları, Ali Teoman
tabula rasa 
09 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ağbi, diyordu, ağbi, sen onun kokusunu bilir misin, ele avuca sığmaz o ruh, bir anda burun deliklerinden kafatasının en ücra köşelerine sokuluveren, beyin kıvrımlarının kuytuluklarına sinen o kes­kin buhur? Hani ağır kokulu ciğerci dükkanlarının yeşil si­neklerin uçuştuğu donuk vitrinlerinde gördüğün, bildin mi? Hani şu morumsu kızıl kılcal damarlarla kaplı, hani şu soğuk ve pörsük? Senin, ağbi, ve benim ve bu tekinsiz sokakları ar­şınlayan herbirkeslerin. Ha bir eksik, ha bir fazla, ne çıkar? Sonunda o izbe vitrinin mülevves mermerinde yatmayacak mıyız hepimiz? Hepimizin göğsünü yırtan aynı kör bisturi olmayacak mı? Aynı habis iştahayla izale edilmeyecek mi bikrimiz?

Öykü Uçları, Ali TeomanÖykü Uçları, Ali Teoman
tabula rasa 
09 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Unutuş galip gelecek, nesnenin yazıya dökülmemiş öyküsü yitip gidecek seninle birlikte. Yalnızca bunun için bile değmez mi yazmaya bu önemsiz ayrıntıları? Nesnenin suskun varoluşu değilse nedir bizim yaşamımıza ayırt edici damgasını vuran?
İnanmayacaksınız, geçenlerde durup dururken çatlayı­verdi mutfak penceresinin camı!

Öykü Uçları, Ali TeomanÖykü Uçları, Ali Teoman