"Demek istediğim güzel kadın;
Herkes aynı şeye bakar ama herkes aynı şeyi görmez."
İlk önce konudan biraz bahsetmeliyim sanırsam. Ana karakterimiz Ukde, annesinin babasını kendisinin gözleri önünde öldürmesiyle bir yıldır depresyonumsu bir duruma takılı yaşıyor. Annesi hapiste, babası da mezarda tabii. Bu arada bazı gerçekler öğreniyor ve kat kat daha fazla suçluluk duygusu biniyor kızın üzerine. Sonrasında bir kaza geçiriyor ve kendini 1998 yılında, 25 yıl öncesinde buluyor. Anne babası henüz evli değil bu tarihte, Ukde de rahme düşmüş değil. Ukde annesinin babasını öldürmesinin önüne geçmek için çabalıyor, bunun tek yoluysa (öğrendiği gerçekler sonucu) ikisinin hiç evlenmemesini sağlamak. Tabii ki plan yapmasa olur mu, asla olmaz. Ama terslikler alıp başını gidiyor ve Ukde âşık oluyor. Evet. 1998'de. Henüz doğmamışken ve kendisinin doğmasını engellemeye çalışırken.
Buradan sonrası spoiler.
Ukde'yi sevemedim. Sevmek için çok çabaladım ama olmadı. Kızım, senin baban annene tecavüz etmiş, hem de annen en yakın arkadaşıyla nişanlıyken. Anneni ondan ayrılıp kendisiyle evlenmeye zorlamış ve sen doğmuşsun. Madem böyle düşünüyorsun, madem bunları biliyorsun, neden "Babam dünyadaki en iyi babadır, onu çok seviyorum!" triplerinde geziyorsun acaba? Sana sinirlenmekten doğru düzgün okuyamadım kitabı. Hani anlarım, babandan nefret etmek çok kolay bir şey değil diyelim, insan bir oturur düşünür sana yapılsa hoş mu? Hadi düşünemedin, en yakın arkadaşına veya kızına bu yapılsa git çocukla evlen tavsiyesi mi vereceksin? Annen evlenmek zorunda kalmış maalesef, dönem şartları işte. Aklını kullan biraz. Ayrıca kitap boyunca en olmamasını istediğim şey gerçekleşiyor. Belliydi zaten. Normal zamanda, gerçek hayatında amca dediği; babasının en yakın arkadaşıyla flört ediyor. Birbirlerinden