İnsanın içerisinde kimsenin görmediği ve de gösterilmek istenmeyen zamanla unutulmuş yaralar vardır. Bunlar zamanla derin uyku haline gelir, geçmişin ağırlığını taşır, hatıralarla var olur. Aynı zamanda bize kim olduğumuzu hatırlatır. Her şeye rağmen bu boşluklar manevi yönden bir eksiklik değil aynı zamanda yaşamın şekillendirdiği alanlardır bizler için. Çünkü gözle göremediğimiz her anlam o boşlukta toplanır.
Kerem, Bora, Özge ve Deniz…
Bolca yaşam çokça var oluş…
Kitabın içinde öyle cümleler var ki, felsefesi yoğun, zihninizin içinde dolanıp duruyor cümleler. İnsan olmanın çeşitli halleri içinde duygudan duyguya geçişte bir tahterevallinin tarafları gibi kimi inişte kimi çıkışta seyrediyor.
63 bölümden oluşan kitap, karakterlerin yaşamı, psikolojileri ve birbirlerini ile olan bağlarını anlatırken derinlikli bir tablo sunuyor. Her birinin içindeki “oyuk”ları ise görmek mümkün. Yaşamda da öyle değil mi, hepimiz birbirine dokunarak yaralıyoruz. Fakat yaşam boyunca bir bütünü oluşturmuyoruz, çokça boşluklar var içimizde. Doldurmaya çalıştıkça aslında derinliğini artırdığımız.