Erin Watt, aslında iki yazarın (Elle Kennedy & Jen Frederick) ortak takma adı. Yani bu kitap bir işbirliği ürünü.
Kâğıt Prenses, tam anlamıyla “ne okuyorum ben ya?” diye başlayıp sonra bağımlısı olduğun, elinden bırakamadığın, ama bir yandan da “bu ilişki sağlıklı mı be kardeşim?” diye sorguladığın türden bir roman.
Yani düşün:
Zenginlik var.
Lüks malikâne var.
Beş tane yakışıklı, sorunlu erkek var.
Ve bu beş Royal çocuğun ortasına düşmüş, sokaklardan gelen, ayakta kalmaya çalışan bir kız var. Ella Harper.
Ve kız bu ortamda ezilmiyor. Aksine “hadi oradan” diyerek savaş açıyor. İşte bu kısmı sevdim.
Peki Bu Kitap Ne mi Hissettiriyor?
Sanki Netflix dizisi izliyormuşsun gibi. Her bölüm olaylı, sürekli bir “ne olacak şimdi?” hali var.
Reed? Karma karışık. Sinir oluyorsun, sonra üzülüyorsun, sonra bir bakmışsın seni de tavlamış. Toxic ama cazibeli.
Ella? Başta çok “strong female lead” gibi gösteriliyor ya hani…
Hani o “her zorlukla tek başına baş ederim, kimseye eyvallahım yok” havası…
Ama gel gör ki, bazı sahnelerde öyle çelişkili davranıyor ki insan durup “Ella sen kimsin, ne yapmaya çalışıyorsun tam olarak?” diyor.
…
Bu kitap saf romantik kaçamak isteyenler için değil. Bu kitap dram sevenlerin, toksik ilişkilerde bile karakter derinliği arayanların kitabı.
Ve evet, klişe yerler var ama yalan yok: okurken aşırı sardı.
Bazı sahnelerde “yeter be” dedim, bazı yerlerde “of bu sahne beni yıktı.”
Ama sonuç?
Sürükleyici mi? Evet.
Devamını okur musun? Koşa koşa.