kitabı çok sevdiğimi söyleyebilirim. karakterler 18 yaşında ve lise öğrencisi. erkek olan devlet lisesi futbol takımı kaptanı. kız ise özel lisede amigo takımı kaptanı. klasik futbolcu ve amigo kız aşkı. ama burada farklı lisedeler, biri kenar mahalleliyken biri lüks içinde. ama ikisi de kaybolmuş, kırılmış, mutsuz…
erkek karakter penn’in herkese, her şeye karşı öfkesi çok içine çekti beni. ve ağzı cidden bozuk ve çok eğlendim bu durumla. genç olması ve tamamen duygusal tepkiler vermesi bazı durumları anlaşılır kıldı. o yüzden gözüme hiç batmadı onunla ilgili herhangi bir şey.
kadın karakter daria ise… ah kızım. seni cidden sevdim, anladım. senin mahvoluşunla mahvoldum yavaş yavaş. yazar daria'nın güvensizliğini, mutsuzluğu, yaşantısını çok iyi ele almış. daria’yı inanılmaz özgün buldum.
Daria ve Penn'in bu kadar karmaşık olmasını hiç beklemiyordum. böyle bir hikaye okuacağımı asla beklemiyordum. Ayrıca, şu anda lise öğrencilerini rahatsız eden ciddi bir soruna dikkat çekiyor, içten ölürken dışarıya sunulan mükemmellik fikri. bu roman herkesin saklamak istediği sırları ve kendi parçaları olduğunu, ancak bir ortak noktada teselli ve anlayış bulabileceklerini de örnekliyor. Yine de her şeyden çok, hikaye boyunca ele alınan aile konusunu seviyorum. Aslında hikaye sadece Daria hakkında değil, Followhills'in hikayesidir. Bu aile, ailelerin en zor zamanlarda bir arada olmalarını, affetmelerini, unutmasalar bile bozulanları onarmak için adım atmalarını örneklemektedir. Çünkü davranışlarından hoşlanmasanız bile aile sevgisi koşulsuz olmalıdır.
sadece yazarın cümleleri -yor eki ile bitirmesini sevmedim. geldim yaptım vs yerime geliyorum yapıyorum vs kullanmasını sevmedim. puanı ondan kırdım.