Prometheus

Carl Kerenyi
Başkaldıran İnsan
Mythologos ve trajedi şairi, filozoflara göre çok daha cesur çıkmıştır. Var olan dünyanın değiştirilemez bir gerçeği olarak, insan varlığının isyan etmek zorunda kalacağı bir sınır olduğunu kabul etmiştir. İsyan - işte insan varlığına özgü bir azabın, adaletsizlik azabının kaynağı. İnsanoğlunun hayvanlarla ortak fiziksel acıları vardır. Bunların varoluş bakımından öneminden son trajedi Lyomenos'ta bahsedilmektedir. Fakat her ne kadar insanoğlu bir hayvan gibi eziyet çekse de, özel varoluş biçimi onun bir adaletsizlik hissi ile de acı çekmesini gerektirir. Keyif ve acıdaki varoluşları Zeus'un düzeniyle mükemmel bir uyum içinde olan hayvanlar böyle bir adaletsizlik duygusu hissetmezler.
Sayfa 99 - Pinhan·Kitabı okudu
Kültür-Sanat
Absürt
Hayvanlar ateşsiz yaşamaktadır - hayvan varoluşunun doğası bunu gerektirir. Yani insan varoluşunu insani yapan Prometheus idi: insanlar savunmasız, acı çeken, hayvanlar gibi ölümlü fakat hayvanlar gibi itaatkar olmayan varlıklar olarak kaldılar. Özgür, fakat yine de cezalı ve zincire vurulmuş; Prometheus'un insanoğluna sunduğu varoluş biçimi budur.
Sayfa 100 - Pinhan·Kitabı okudu
Kültür-Sanat
Reklam
"Yunan tanrılarının içinde, insanoğlu ile ilişkisi bakımından en dikkat çekici olanı Prometheus'tur. Prometheus, Hıristiyan Kurtarıcı ile en çarpıcı benzerliğe ve en çarpıcı kontrasta sahiptir. İnsanoğlu için, diğer Yunan tanrılarının hepsinden çok aracılık yapar, insanlarla birlik olur. İşte benzerlik de buradadır. Fakat Mesih, beşerî varlığa bir insan olarak katlanmıştır. Onun bütün misyonu insanoğluyla olan yakın bağına dayanmaktadır. Onun durumunda paradoks, onun, bir beşerin, insanlarla birlik olması değildir. Paradoks, Hıristiyanların onun bir tanrı olduğu inancına sahip olmasıdır. Prometheus ise hiçbir zaman beşer olarak ortaya çıkmamıştır. O mitolojik bir varlıktır ve hiçbir zaman başka bir şey olmamıştır, sonradan mitolojiye mal edilmiş biri olması söz konusu değildir. Onun tanrılığı apaçıktır. Onun durumunda paradoks, insanların davalarını savunduğunda ve bir tanrı olarak, insan varlığının ayırıcı özelliklerinden haksızlık, azap ve aşağılama gibi acılar çektiğinde başlar. Paradoks, açık bir şekilde, onun insanoğluyla olan bağıdır. Nasıl ki, Mesih'in ilâhîliği Hıristiyan inancının esasını oluşturuyorsa, aynı şekilde Prometheus'un insanoğluyla olan bağı da Yunan düşüncesinin dünyaya bakışının esasını oluşturur."
Sayfa 25·Kitabı okudu
Corona
Aischylos -bize ulaşan metinlerinde- erkeklerin Prometheus'un şerefine ve onun prangalarının yerine çelenk takmaya başladıklarını aktarmaktadır. Bu nedenle çelenk takmak: Yunanvari bir insan varoluşuna katlanış anlamına gelmektedir. Prometheus için bir çelenk getirmeye gerek yoktu. Çelenkleri her yerde yetişen eğreltiotu yapraklarından ayıran, şekilleriydi: bükümlü olmaları. Yunancada buna korone deniyordu. Yunancadan alınmış olan Latince corona'nın anlamı ise "çelenk"tir.
Sayfa 134 - Pinhan·Kitabı okudu
Kültür-Sanat
"İnsanoğlunun hayvanlarla ortak fiziksel acıları vardır. Fakat, özel varoluş biçimi, onun, bu ortak acılar yanında bir adaletsizlik hissi ile de acı çekmesini gerektirir. Keyif ve acıdaki varoluşları Zeus'un düzeniyle mükemmel bir uyum içinde olan hayvanlar böyle bir adaletsizlik duygusu hissetmezler, ateşe de ihtiyaç duymazlar. Prometheus insanoğlunu çok seviyordu, daha farklı hareket edemezdi çünkü bu onun doğasında vardı. İnsanların sahip olmaktan yoksun bırakıldığı ateşi getirdi. Yani insan varoluşunu insanî yapan, Prometheus idi: insanlar, savunmasız, acı çeken, hayvanlar gibi ölümlü fakat itaatkâr olmayan varlıklar olarak kaldılar. Özgür, fakat yine de cezalı ve zincire vurulmuş; Prometheus'un insanoğluna sunduğu varoluş biçimi budur. Çünkü insan, insan olduğu, sui generi* olarak ortaya çıktığı andan itibaren, -tabiatı, davranışları, acı çekişi ile insan varlığını ifade eden Prometheus'un mitologeminde de aynı şey söz konusudur- ateşten yoksun oluş, çare bulunması gereken bir eksiklik meydana getirmiştir. Bu durumda insanoğlu itaat edemez duruma gelir. İtaatsizlikten kaynaklanan acılar da hayvanlarınkini aşan türden farklı bir azaptır, bir bakıma cezaya dönüşürler."
Sayfa 100 - *sui generi: kendine özgü, nev'i şahsına münhasır·Kitabı okudu
Bronislaw Malinowski
"İlkel bir toplumda var olduğu haliyle, yani yaşayan ilkel şekliyle mit, sadece anlatılan bir hikaye değil yaşanan bir gerçektir. Nitelik olarak günümüzde, örneğin bir romanda okuduğumuz kurgudan farklıdır, aslında yaşayan, ilkel çağlarda yaşandığına inanılan ve o günden beri dünyayı ve insanlığın kaderini etkileyen bir gerçektir. İnançlı bir Hristiyan için Kutsal Kitap'taki yaradılış hikayesi, cennetten kovulma ve Mesih'in çarmıha gerilerek kendini insanlığın kurtuluşuna adaması neyse, ilkeller için de mit odur. Bizim kutsal hikayemiz nasıl ayinlerimizle ve ahlak anlayışımızla yaşıyorsa ve inançlarımızı ve davranışlarımızı yönlendiriyorsa, ilkeller için mit de aynı şeyleri yapmaktadır."
Sayfa 14 - Pinhan·Kitabı okudu
Din
Reklam
Reklam