Terör ve giyotin bu iki kavram diyince aklımıza (tarih okuyanlar için) Robespierre gelir. Adeta bu iki kavramla ismi özdeşleşir olmuştur fakat dönemi ve kendisi hakkında çokta detaylı bir bilgi bilmeyiz. Genelde tarih kitapları Fransız Devrimi sonrası Robespierre’nin gelen diktatörlüğünden ve genelde bir çok ölümlerden onu sorumlu olduğundan bahseder. Kendisinin yönetim dönemi de esasında 1793-94 dönemidir, bu ara dönemde bazı siyasi terör olayları olmuştur ve evet Robespierre bundan sorumludur fakat Robespierre bir sebep değil sonuçtur.
Fransız Devrimi öncesinde aslında sağlam bir avukatlık kariyeri vardır, fakirin hakkını savunan, din adamları ve soylu kesimlerinin aşırılıklarını eleştiren, evlilik dışı doğmuş insanların velayet hakkını savunan (kendisi de bu tarz ilişkiden dünyaya gelmiştir) bir halk adamıdır. Bastille Baskını sonrası kralın meclisi toplaması onun hayatının dönemeç noktası teşkil eder. Çünkü kendisi bir zamandan beri politik konular üzerinde çok yoğun işler yürütmüştür onun dediğim dedik tavrı ve alt sınıftan gelen insanları canhıraş savunması kendi memleketinde Arras’ta çok düşman kazandırmıştır. Bu durumun zararını çekmiştir ve az daha seçimlerde kaybedecek bir duruma gelsede bir kaç oy farkla seçilmiştir. Paris’in yollarını tutan Robespierre için mücadele yeri meclistir. Meclisten umduğunu bulamayan kral 16.Louis kapatma girişimlerinde bulunsa da meclisin 3.grubu (burjuva, işçiler ve köylüler) bu duruma şiddetle direniş göstermiş ve kurucu meclisi ilan etmiştir. Cumhuriyet öncesi dönemde Robespierre çok aktif görevlerde bulunmuştur hatta idamın kaldırılması, köle ticaretinin yasaklanması, deniz aşırı ülkelerdeki kolonilere devrimden siyasi hakların onlarada verilmesi, evlilik dışı doğan çocuklara velayet hakkının tanınması, fikir hürriyeti, basın