Ernest Hemingway, öne çıkan Kadınsız Erkekler, Zamanımızda, Kazanana Ödül Yok gibi öykü kitaplarıyla modern öykünün kurucularından biri olmuştur.Hemingway, öykülerinde sade, dümdüz bir anlatımla, diyaloglara sık sık yer vererek, bambaşka öyküler yazılabileceğini göstermiş. Yinelemeler, yarım bırakılmış cümleler ve örtük anlatımla, metne gizem ve merak kazandırmayı başarmış.
Betimlemeleri sadece fiziksel atmosfer yaratmada kullanan Hemingway, kişilik çözümlemelerinden de uzak durmuş. Kitap boyunca, yazarın anlattığı olaylara karşı soğukluğu, tarafsız duruşu benim için çok şaşırtıcı oldu.
Sanki, gördüğü bir şeyi aktarmak tek amacıymış gibi hissettim.Gazeteciliğinin etkisi mi diye de düşündüm.
Hemingway öyküleri çok geniş bir coğrafyada geçiyor.
Kimi öyküde kendinizi Afrika'da vahşi hayvan avında, kimi öyküde İspanya İç Savaşı'nda, kimi öyküde de İtalya'da İkinci Dünya Savaşı'nda buluyorsunuz
Paris ve Küba da önemli öykü mekânları yine.
Boksörler, boğa güreşçileri,aslan avcıları sık sık çıkıyor karşınıza öykülerde.
Savaşlarda, hayatın normal akışından kopmuş insanların acılarını, özlemlerini anlatmakta özellikle çok başarılı Hemingway.
Serserileri, dışlanmışları da anlatır yazar.Yine hiç taraf tutmadan.
Nick Adams karakteri öykülerde, defalarca karşımıza çıkıyor bu da bir süreklilik yaratmış.
Dolaysız anlatım, anlatıcının olaylara, temaya mesafeli duruşu, Hemingway öykülerinin en belirleyici niteliği sanırım.
İlk dönem öyküleri, çocukluğunu geçirdiği Michigan'da geçerken, aralarında Kızılderililerin de bulunduğu bir arkadaş grubunun yaşadıklarını anlatır, Hemingway.
Kitapta bir arkadaşının çocuğu için yazdığı iki fabl da bulunuyor.
Kitabın sonunda ise yazarın daha önce hiç yayımlanmamış kurmaca eserleri toplanmış.Dört tanesi kısa öykü, üç tanesi ise Hemingway'in hiç