Adı:
Şekerfare
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
235
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051712772
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Merhaba, ben Şükran Tanay. İsmim tanıdık geldi mi? Gelmedi tabii, nereden gelecek. Hafızanızı hiç boşuna zorlamayın, beni tanımıyorsunuz. Ben de ünlü ve zengin olma hayaliyle yırtmaya çalışıp yırtamayan milyonlarca insandan biriyim sadece.

Her şey Şekerfare isimli hikâyemi bir film şirketine sattığım gün başladı. Düşünsenize, yazdıklarım film olacak, ben de ünlü olup çılgın gibi para kazanacaktım. Boğazdaki yalıma gelen misafirlere “Çok rutubet oluyor” diye yalandan söylenip gittiklerinde verandada göbek atacaktım. Yengeç yiyip şampanya içecek, paparazziye yakalanırsam menajerimi arayıp fotoğrafları ellerinden aldıracaktım.

Hayaller Kim Kardashian, gerçekler Şükran Nanay. O pırıl pırıl görünen film dünyasında başıma gelmedik şey kalmayınca Şekerfare isimli bir kitap yazıp yaşadıklarımı bir bir anlatayım dedim. Hem belki bu sefer kitaptan yırtarım, kim bilir?
Kitapta en beğendiğim nokta mekanın Ankara olması. 7 göbeği deniz kenarı insanı olan bir insanım. Ankara'dan başka memlekette yaşayamam. Hele ki bana Ankara aşkını aşılayan bir şarkının sözlerine kitap sayfasında rastlamam gözlerimi doldurdu. Ama hepsi bu kadar . Kitapta hoşlanmadığım nokta ise sürekli bir kocan kadar konuşa atıflarda bulunmalar böyle bir efendim nasıl söylesem başarıyla gururlanmalar falan. Ayrıca sözde kendi kendisiyle dalga geçmiş kitapta.Çok sırıtmış yani. Keşke hiç bu işlere girişmeseydi, benim adıma daha başarılı bir kitap olacaktı.
İşinden atılan Şükran'ın arkadaşı Meryem'in de etkisiyle, yazdığı Şekerfare adlı hikâyesini film şirketlerine göndermesiyle başlayan bir macera... Araştırmadan bilmeden yapılan işler insanın başına neler açıyor görüyoruz bu hikayede... Bazı yerlerde güldüm evet ama çok da bana hitap eden bir kitap olmadı. Gene de emeğe saygı...
Kocan Kadar Konuş isimli kitabı aracılığıyla tanışmıştım yazarın kalemiyle. Öyle güçlü kahkahalar atmıştım ki iş yerinde,üst kattaki arkadaşlar koşarak gelip “Noluyor,neye gülüyoruz?” diye sormuşlardı. Aynı kitabın ikincisi de ilki kadar olmasa da komik olunca,geçirmekte olduğum zor günlerime kısa bir mola deyip biraz gülmek amacıyla bu kitabı seçtim. İtiraf ediyorum,beklediğim kadar komik değildi ya da ben zor gülüyorum;bilemedim hangisi...Son elli sayfada gülebildim. Kitabın içinde yazarın kendi reklamını yapması başta itici gelmiş olsa da sonradan düşününce kimseyle itişmemek adına kendi ismi ve kitabını kullandığına karar vererek bunu da hoş karşıladım,hatta ince bir düşünüş.Bunun haricinde okumama değdi. Günlük konuşma diliyle,gayet samimi bir havada yazılmış yine. Üstelik konusu da çok tanıdık. Kimbilir belki de beni,seni,kuzenimizi,komşumuzu ya da akrabamızı anlatıyor. Sıcacık ve sürükleyici anlatımıyla bir oturuşta okuyabilirsiniz,eğer eteklerinizden çekiştiren bir çocuğunuz yoksa. Sosyal mesajı aileye yönelik ve yine çok tanıdık;hatta iddia ediyorum hepimizin evine hitap eden bir sosyal mesaj. Ne olursa olsun ailemizin her zaman yanımızda olduğunu,kuru kalabalıktansa az ama öz insanın yeterli olduğunu Şükran’ın yaşadığı hayal kırıklığı ile öyle ustaca vermiş ki... hiçbir şey olmasa bile,sırf bunun için okunmalı. Tavsiye mi? Tabi ki ediyorum. Kitapla kalın.
Bir Kocan Kadar Konuş değildiyse de güzeldi. Başlıyor ve bir çırpıda okunup bitiyor insanı yormuyor ve bittiği zaman tatlı bir mutluluk hissi bırakıyor
Şebnem Burcuoğlu'nun kendinden de biraz bahsettiği bu kitap Şükran adında tatlı mı tatlı, saf mı saf bir kızın pinti bir yapımcıyla anlaşıp film senaryosu yazmaya çalışması ve yaşadığı zorlukları anlatıyor. Meryem kankisi ile hayaller kuruyorlar ama günümüzde de dendiği gibi hayaller başarı hayatlar aşağı:) Şükran Tanay da yaşıyor bunları. Mükemmel abisi ile yarışmaya çalışıyor ama onda da başarısız. Neye el atsa başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bir de aşık oluyor her şey bitmiş gibi. Ah Şükran ah! Kocan Kadar Konuş kitabı kadar iyi değildi ama bana göre piyasadaki birçok kitaptan daha başarılı.
Yazarı daha önce yazmış olduğu Kocan Kadar Konuş 1 ve 2 adlı kitabından tanımayan yoktur diye düşünüyorum. Kitapları okumamış olanlar varsa bile filmini ya izlemişlerdir ya da bir şekilde bir parça görseline denk gelmişlerdir. Hâlâ herhangi bir tanışıklık yoksa hem kitaplardan hem sinemadan uzaksınız demektir bence, bir an önce silkelenip hayata karışın
Kitabın konusuna gelecek olursak, hayatını abisinin gölgesinde geçirmiş ve onun başarılarının yanında kendisini daima sönük hissetmiş Şükran'ın işten kovulduktan sonra gittiği parkta, filmi yapılan Kocan Kadar Konuş kitabını okuyan bir kadın görmesi ve yakın arkadaşının gazına gelerek daha önceden yazmış olduğu yazıları yapım şirketlerine göndermesi ile başlayan bir serüveni anlatıyor.
Başta da söylediğim gibi oldukça keyifli bir kitaptı, okurken birçok kez kahkaha atmama sebep oldu. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum :)
Kocan kadar konuş ikilemesinden tanıdığımız Şebnem Burcuoğlu yine çok sempatik bir hikayeyle okuyucusuyla buluştu. ‘Şekerfare’ adından da anlayacağınız üzere şeker tadında akılda güzel bir izlenim bırakan hoş bir eser olmuş. Sevgili dostum Kübra’nın vasıtasıyla tanıştığım bu güzel eser tam da şu ana uygun plajda güneşlenirken ya da bahçenizde balkonunuz da akşam kahvesi keyfi yaparken, hiç olmadı kısa yolculuklarınıza eşlik edebilecek, okurken sizi gülümsetecek hayli hoş bir Hikâye 
Biliyorsunuzdur daha önceki iki kitabını da beyazperdeye taşıyan ve bu anlamda senaristlik ünvânınıda hanesine ekleyen sevgili Şebnem Burcuoğlu bu kitabında film sektörünün zorluklarından hayli dem vurmuş ve bunuda hayli tii ye alarak yapmış diyebiliriz. Hatta kitabın muzur karakterlerinden olan Meryem’in ağzından kendisine de hayli giydirme yapmış, bir nevi kendisiyle dalga geçmiş demek daha doğru olur sanırım.
Kitabın ana karakteri Şükran ve hikayeyi ondan dinliyoruz, kankası ve yol arkadaşı dediğimiz çocukluk dostu Meryem var bir de hangimizin böyle bir dostu olmamıştır ki  Ve Ali her ne kadar kendine ya da okuyucuya itiraf etmekte zorlansa da Şükran’ın kalbini kazanan jönümüz. Hikâye bu üçlünün etrafında dönüyor genelde, tabi yan karakterlerimiz de var ama onları okuyunca siz eklersiniz artık.
Herkesin seveceği bir hikâye yazmak ve sonrasında bunu bir filmle taçlandırmak hem çok zor hem de hayli beceri isteyen bir iştir ve bir çoklarımızın da (bende dahil) hayalidir diyebiliriz. Sanırım Burcuoğlu bu anlamda herkesin iç sesine kulak vermiş ve durumu komediye dönüştürüp bizi hem gülümsetip hem de düşündürmek istemiş. Benim nazarımda bu konuda hayli başarılı olduğunu düşünüyorum. Daha önce ki deneyimlerini ve tarzını da beğendiğim yazar yine güzel bir eser çıkarmış ortaya. Sanırım bu eserini de beyaz perdeye taşıma potansiyeli hayli yüksek, bu haliyle bile bu kadar gülümsettiyse izlerken ki halimi hayal edemiyorum.
Bu arada nacizane eleştirim; bazı bölümlerde kendinden ve daha önceki kitaplarından bahsettiği kısımlar biraz fazlaca olmuş ve okurken sanki çok mu reklam içerikli diye düşünmeden edemiyor insan.
Velhasıl beğendim mi evet beğendim tavsiye eder miyim tabi ki ederim. Ağır kitaplarınızdan sıkıldıysanız ve ufak bir molayla gülümsemek isterseniz aklınızı hafifçe oyalayacak güzel bir komedi olarak Şekerfare’yi okuyabilirsiniz. John Lennon ait “Hayat, sen plan yaparken başına gelenlerdir” aforizması ise kitabın ana fikrini özetlemek adına tam kıvamında kullanılmış diyebilirim.
Bu tatil günlerinde bol okumalı zamanlar geçirmenizi dilerim, bir sonraki kitap yorumunda görüşmek üzere sevgili kitapseverler :)
Kocan Kadar Konuş kitaplarını ne kadar da severek okumuştum.Ama bu kitap benim için tamamen hayal kırıklığıydı.Özellikle kendi kitaplarından bahsedip övdüğü sayfaları okuduğumda büyük hayal kırıklığı yaşadım. Çok yapay geldi. Hem hikaye,hem içindeki karakterler. Asla sevemedim.
Yine gülmekten gözlerime yaşlar dolan nefis bir Şebnem Burcuoğlu klasiği daha kıyak bir eser yararlanmanızı şiddetsiz bir şekilde salık veririm. :)
Kafa dağıtmak için bire bir bence.Gülerek okudum ve nöbette bir kitap bitirdiğim görülmüş şey değildir.Öyle çok beklentiye girmeye gerek yok.Bir şey kazandırmıyor belki ama kaybettirmiyor da.Her bölümün film tanıtımıyla başlaması da gayet hoş olmuş.
Kocan Kadar Konuş'un sahibi Şebnem Burcuoğlu'nun üçüncü kitabı. Bir senaristin ilk filminin serüvernini anlatan edebi olmayan fakat oldukça samimi bir kitap.
"Öyle biri değildir," dediğiniz herkesin aynen öyle biri çıkması insanı kadrolu deli yapıyor, orası bir gerçek. Bazen bir adet tüylü yeşil bamya bile bazı insanlardan daha değerli olabiliyor.
'' Kız düz manyak. '' Halbuki alakası yok , kız manyak değil , sadece kızın öyle bir anı denk geldi sana.
Uzaylıları da tanımayıverelim. Hem şart mı yeni birileriyle iletişime geçmek? Tanış,samimi ol,huyunu suyunu öğren, güven,kazığı ye, hop başa dön. Çok teşekkürler, daha önce tanınmışı var.
"Zeki insanlar fikirleri, orta seviye zekâlılar olayları, düşük zekâlılar ise insanları konuşurlar, diye bir laf vardır. Bilir misiniz?"
Bir işe başlama hevesinizi kursağınızda bırakanlara ''Son heves bükücü'' diyorum ben.Bunlar hevesinizi eklem yerlerinden büküp,kırıp,parça pinçik edip elinize verirken heves de haspam,veremli gibi elinde ipek bir mendille bir köşede küçük küçük öksürerek ölümünü bekler. Kırılıp yok olmak fıtratında vardır hevesin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şekerfare
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
235
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051712772
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Merhaba, ben Şükran Tanay. İsmim tanıdık geldi mi? Gelmedi tabii, nereden gelecek. Hafızanızı hiç boşuna zorlamayın, beni tanımıyorsunuz. Ben de ünlü ve zengin olma hayaliyle yırtmaya çalışıp yırtamayan milyonlarca insandan biriyim sadece.

Her şey Şekerfare isimli hikâyemi bir film şirketine sattığım gün başladı. Düşünsenize, yazdıklarım film olacak, ben de ünlü olup çılgın gibi para kazanacaktım. Boğazdaki yalıma gelen misafirlere “Çok rutubet oluyor” diye yalandan söylenip gittiklerinde verandada göbek atacaktım. Yengeç yiyip şampanya içecek, paparazziye yakalanırsam menajerimi arayıp fotoğrafları ellerinden aldıracaktım.

Hayaller Kim Kardashian, gerçekler Şükran Nanay. O pırıl pırıl görünen film dünyasında başıma gelmedik şey kalmayınca Şekerfare isimli bir kitap yazıp yaşadıklarımı bir bir anlatayım dedim. Hem belki bu sefer kitaptan yırtarım, kim bilir?

Kitabı okuyanlar 65 okur

  • Merve Bakır
  • Şevval  Demirci
  • melek kaplan
  • EMÇ
  • Handan Akdeniz
  • Bilgesu Türkeli
  • Mehtap Gundem
  • Cansu Oz
  • Ellyf
  • Öznur Durgut

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (3)
9
%6.1 (2)
8
%30.3 (10)
7
%24.2 (8)
6
%12.1 (4)
5
%9.1 (3)
4
%3 (1)
3
%0
2
%0
1
%6.1 (2)