Slouching Toward Nirvana

Charles Bukowski
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
288
Basım Tarihi:
3 Ocak 2006
İlk Yayın Tarihi:
1 Ocak 2005
Yayınevi:
Ecco
ISBN:
9780060577049
Ülke:
Amerika Birleşik Devletleri
Dil:
İngilizce
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Bukowski’yle Aynı Masada
9/10
·288 syf.·
2026 1. kitabı
Charles Bukowski’yi neden bu kadar sevdiğimi bana bir kez daha hatırlatan bir kitap oldu. Onu okurken bir yazarla değil, gece yarısı bir barda yan masaya oturmuş, hayattan bezmiş ama hala söyleyecek sözü olan biriyle sohbet ediyormuşum gibi hissettim. Kitabı orijinal dilinde okudum ve iyi ki öyle yapmışım diyorum. Bukowski’nin dili süslü değil ama çok canlı; küfürlü, kırıcı, yer yer acımasız… ama bir o kadar da dürüst. Çeviride kaybolabilecek o ton, o ritim İngilizce metinde doğrudan insanın yüzüne çarpıyor. Bu kitap bir roman değil; denemelerden ve kısa yazılardan oluşuyor. Bukowski burada yazarlıkla, hayatla, insanlarla, yaşlanmayla ve sistemle hesaplaşıyor. Ama bunu asla “bilge bir adam” edasıyla yapmıyor. Her şey çok filtresiz, çok içten. Beğenmek zorunda değilsiniz ama okurken “rol yapmadığını” hissediyorsunuz bence onu özel kılan da bu. Bir Bukowski hayranı olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Slouching Toward Nirvana, onu anlamak için çok iyi bir kitap. Henry Chinaski’nin arkasına saklanmadan, doğrudan Bukowski’nin zihninin içine giriyorsunuz. Kimi yerlerde gülümsedim, kimi yerlerde “çok da haksız değil” dedim, kimi yerlerde ise rahatsız oldum ama sanırım Bukowski okurken tam olarak olması gereken de bu. Herkese hitap eden bir kitap değil, evet. Ama Bukowski’yi seven ya da ona bir şans vermek isteyenler için fazlasıyla samimi, sert ve gerçek bir okuma deneyimi.
1000Kitap
Slouching Toward NirvanaCharles Bukowski · Ecco · 20065 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Charles BukowskiYazar · 58 kitap
Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 - 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanlar ile depresyonu konu alması ve alkolizme yatkın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski'nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'ataşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Genelde sessiz bir çocuk olan ve bu özelliğiyle dikkat çeken Bukowski, bazen çıldırış noktasına geliyor kendinden hiç beklenmedik kabadayılıklar yapıyordu. İlkokul yıllarından itibaren korkusuz olan Bukowski, kendi yazdığı bir eserinde ilkokul öğretmenine "sevişelim" dediğini söylemektedir. Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu. Yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere gönderen Bukowski'nin yazıları hep geri gönderilmiştir. Ancak 24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yöntemlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü ABD'yi gezerek, çeşitli işlerde genellikle kısa vadeli çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. Hayatının diğer bölümlerinde olduğundan daha yoğun bir tempo ile açlık ile boğuşan ve kadınlarla zaman geçiren Bukowski daha sonra bu yıllarını Factotum isimli kitabında da anlatmıştır. Bu dönemdeki işlerinin kısa vadeli olmasının nedeni de düzen tanımaz kişiliği ve alkol bağımlılığıydı. Bukowski babasına olan nefretini onun aksine bir hayat yaşayarak göstermiş ve bir yazısında da bu yüzden bir hiç olmayı seçtiğini söylemiştir. O babasının aksine olduğu gibi görünen ve bir şey olmamayı hedefleyen birisi olarak kazandığı paraya önem vermiyor ve barlarda günü birlik bir hayat sürüyordu. Zengin Amerikalı kadınlarla ilişkiye girdiği dönemlerde onlara kaba dahi davransa etkiliyor onların evlerinde yaşamaya başlıyor ama bir türlü o hayata adapte olamayarak eski hayatına geri dönüyordu ki 1969'da da bunu, aç kalmayı seçtiğini söyleyerek ispat etmiş oluyor adeta. Ayrıca ömrünün çoğu denilebilecek kısmını da hipodromlarda geçirmiş ve bundan yazılarında sık sık söz etmiştir. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre ABD Posta İdaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeye devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmadan Postane ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda King ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler. Bukowski, Pulp romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken omurilikten yayılan lösemi sebebiyle San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Bu tip bir hayat yaşadığı için birçok kez tutuklanmış, dayak yemiş olan Bukowski hayatı, özgün dili ve tarzı ile Amerikan edebiyatına damgasını vurmuş, Türkiye'de ise ilk kez Sokak dergisi'nde çıkan öyküleri ile tanınmıştır.