Cem Sultan'ın gençliğinden başlayıp ölümüne kadar geçen sürede yaşadığı olaylardan kesitler sunan kitap ,güzel bir tarihi biyografi olmuş.
Fatih Sultan Mehmet'in ölümünün ardından başlayan taht oyunları ve abisi 2. Beyazıd ile aralarında başlayan taht oyununun detayları, başarısız isyan girişimi, Mısır'a kaçışı ince detaylar ile ele alınmış. Yıllar boyu yabancı devletlerin elinde Osmanlı aleyhine kullanılacak bir güç olarak görülerek kullanılmak istenen Cem Sultan'ın Rodos, Fransa, İtalya ve Papa ile olan maceraları ve pişmanlıkları sonrası ölümünü beklediği zamanların detayları kısa kısa işlenmiş.
Osmanlı tarihinde önemli bir yer edinmiş ve herkes tarafından bilinmesi gereken Cem Sultan.
Fatih’in ölümünden ,küçük oğlu Cem’in Fransa’daki ölümü ve naaşının Türkiye’ye getirilmesi arasındaki zaman diliminde Cem Sultan’ın yaşadıkları ve şiirlerinden örnekler.
Sultan CemAhmed Refik · Tarih Vakfı Yurt yayınları · 200912 okunma
Koca Fatih'in küçük oğlu Sultan Cem'in zorlu ve çileli hayatını anlatan harika bir kitap. Tarihi bir dönemi anlatmasına rağmen roman tadında gitmesi insanı sıkmıyor. Bu kitaptan çok şey öğrendim. Saltanat uğruna feda edilen bir hayat, defalarca yenilmesine rağmen hırslarını yenemediği için bile bile düşman eline düşmüş bir şehzadenin çileli hayatı. Yaptığı hatalardan pişman olmasına karşın o da artık geri dönüşün mümkün olmayacağını biliyordu. Ancak insan işte içinde hep bir umut taşıyor. Bu umut yıllar içinde oradan oraya savrulması ile iyice tükenip bir çile ve ızdıraba dönüşerek Sultan Cem'i Hakka kavuşturdu. Ancak cenazesi bile sorun haline geldiğinde bir şehzadenin ölüsüyle, dirisiyle ne kadar kıymetli olduğu anlaşılıyor. Bu zorlu hayatı heyecanla okurken arada Cem Sultan'a ait şiirlerin olması, onun ruhen ne durumda olduğunu daha iyi anlatıyor. Hatta Sultan Cem diyor ki ; Taşlarla döğünüb yürür akarsuyu gör / Rahm etmedi bu hâlime kâinatı gör..
Bu mısra gibi onlarca mısra ile Sultan Cem'in duygu dünyasını görebilirsiniz
Sevgili okurlar,
Benim naçizane tavsiyem bu değerli eseri okumanızdır. Okuduğunuzda yazdığım satırları daha iyi anlayacağınızı canı gönülden inanıyorum.
Fatih Sultan Mehmet Uzun Hasanla uğraşırken Sultan Cem'i Lalalarıyla birlikte geride bıraktı Hükümdardan uzun süre haber alınamaması üzerine Uzun Hasan'ın casusları Hükümdarın doğu seferinde ağır yenilgiler aldığının bilgisini duyuruyorlardı. Lalalar Sultan Cem'i başa geçirme gafletinde bulundular ancak Fatih Sultan Mehmet zafer elde etmişti. İstanbul'a döndüğünde olaylardan haberi vardı ve genç Sultan'a komplo olduğunu düşünerek Lalaları ve teşvik edenleri ortadan kaldırdı. Şehzade Mustafa'nın vefatı üzerine otorite boşluğu olmaması için Sultan Cem'i İstanbul'dan Karaman'a gönderdi bu gidişin bir daha dönüşünün olmayacağının farkında değildi. Fatih Sultan Mehmet'in şehadete ermesi üzerine Sultan Cem'e ve Sultan Beyazıt'a mektup gönderildi ancak Sultan Cem'e mektubu götüren ulak Sinan Paşa tarafından öldürüldü, haberi alan Sultan Beyazıt ise zaman kaybetmeden İstanbul'a geldi ve halk yeni padişahını karşıladı. Şehzadeler arasında savaş oldu ve Sultan Cem yenildi. Karaman'a doğru kaçtı Mısır'a gitti Hac vazifesini yerine getirdi, abisi Beyazıt'a affını istedi ancak Beyazıt reddetti. Karamanoğlu Kasım Bey teşvik etmesiyle birlikte şansını tekrar denemek istedi Anadolu'ya geçerek Konya'yı kuşattı ve Beyazıt'ın yaklaşması üzerine kuşatmayı kaldırdı tekrardan Mısır'a gitmeyi düşünüyordu yollar Beyazıt tarafından tutulmuştu. Kardeşi Sultan Cem'e masrafların karşılanması üzerine Kudüs'te yaşaması teklif edildi ancak Karamanoğlu Kasım Bey başta olmak üzere yanındaki kişilerin teşviki üzerine Rumeli üzerinden saltanatını sürdürmesini önerdiler ve Rumeli'ye geçmek için Rodos Şövalyeleriyle anlaştı onların gemisiyle birlikte Rodos'a geldi. Halk Fatih'in şehzadesini merak ediyordu ve büyük coşkuyla karşılandı. Sultan Cem cülus ettiği takdirde şövalyelerle ebedi olarak barış içinde
Sultan CemAhmed Refik · Kapra Yayıncılık · 202112 okunma
Osmanlı tarihinde Cem Sultan,ayrı bir yere sahip olmuştur. Padişahlığın kendisine nasip olmadığı bir şehzadenin birçok padişahtan daha bilinir,sevilir olması onun bu yerini gösterir bir durumdur.
Genç yaşında taht sevdasıyla ağabeyi Bayezid ile mücadeleye girişmiş;yenilmiş ve Mısır,Mekke ve ardından Rodos şövalyeleri vasıtasıyla papalığın eline düşmüştür. Kendisine taht müyesser olmayan “Sultan” Cem,elemli ve acı seneler geçirdiği,oradan oraya bir mahpus gibi sürüklendiği Frenk diyarında ruhunu teslim ederek azad olur.
Eserde Sultan Cem’in acıklı öyküsü yer alıyor . Oldukça akıcı bir anlatım söz konusu. İçerik her ne kadar acıklı da olsa kuru bir anlatım onu akademik bir tarihi anlatıdan öteye geçirmezdi. Eserin belki de en büyük artısı bu.
Biz de merhumum papağanının duasıyla bitirelim yazıyı:”Allah Cem Sultan’a merhamet eylesin!”
Kitapta fazla fazla ayrıntı verilerek anlatılan olayın özeti şudur ki zeki geçinen "Cem Sultan" keferenin sözüne kanıp gözünü dünyalığa dikince koskoca Osmanlı ele güne madara olmuş... Bu olayı hep çok acı bulmuşumdur. Acaba taht Bayezid'e değil de Cem'e geçseydi neler farklı olurdu?
Sultan CemAhmed Refik · Kapra Yayıncılık · 202112 okunma
Cem Sultan… II. Bayezid ile tutuştuğu devlet kavgasını kaybeden ve bununlada bitmeyen bir hayat serüveni. Taht mücadelesinin aktarıldığı harika bir eser. Sayfa sayısı az bir çırpıda okuyup bitirebilirsiniz. Tarih sevenlere tavsiye ederim
Fatih Sultan Mehmedin göz bebeği biricik oğlu Sultan Cemin hazin hayatı.
Tarihi biyografik bir eser. Söz konusu kişi ise Doğu Roma İmparatorluğunu yıkan Peygamberin duasına nail olan Fatih Sultan Mehmet Hanın Tahta çıktıktan sonraki oğlu Şehzade Cem.
Naif bir kişiliği olan, şair bir ruha sahip sultan cem, babasının Hristiyan alemine ödettiği bedeli oğluyla ödedi ama kendisi göremedi.
Mısır ile başlayan sürgün hayatı Rodos Şovalyeleri ile devam edip Fransa ve papa arasında gidip gelmelerle son bulmuş hüzün ve yalnızlık dolu bir hayat.
İlk beyazidin başına Timur, ikinci beyazıdın başına da sultan cem hadisesinin gelmesi bana göre kaderin bir terennümü.
Cem Sultan hem başkaldırının hem de mücadelenin sembolü. Hem hüznün hem de gurbetin sembolü. O öldükten sonra bütün çilesini şiirler yazarak dünyaya duyurmuştur. Dönemin vahşi hiristiyan topluluğu ise dün neyse bugün de aynı şekilde kalmaya devam etmiştir.
Fatih tahta çıktıktan sonra cemin doğması aslında Tahtın yasal sahibinin kendisi olduğuna inandırılması ve inanması, bütün olayların başlandıgıcıdır aslında.
Eser tarafsız kalmaya çalışan bir yazarın güzel sözleriyle devam etmiş ve bu tarihi biyografik esere fazla müdahale etmeden okura sunmuştur.
Sultan CemAhmed Refik · Kapra Yayıncılık · 202112 okunma
Cem Sultan ile ilgili yazılan belki de en objektif kitaptır.Cem Sultan'ın ve Bayezid 'ın siirleri ile de süslenmiş hikaye.Okurken neden diye sormadan tarihi sorgulamadan edemiyor insan.Cok çok güzeldi.
Kitap gerçekten sağlam kaynaklardan yazılmış ,
Sultan Cem’in hayatını olabildiğince objektif bir şekilde okuyucuya sunmuş diyebilirim dili de sade o dönemin diliyle yazılmış olan şiirleri anlayamayabilirsiniz onun dışında genel konu
gayet anlaşılır bir dilde
Payitahtta başlamış olan hikaye yine orada bitiyor arada ki Anadolu , Mısır , Rodos , İtalya, Fransa serüvenleri gerçekten acıklı okurken duygulandım diyebilirim özellikle papağan kısmında
Ahmet Refik Altınay, Türk tarihçi, yazar, şair, Darülfünun tarih müderrisi ve yüzbaşıdır. Tarih öğretmenliğindeki tecrübesini; gazete ve dergilerde yayınladığı araştırma dizileri ve tarihi hikâyeler yoluyla daha geniş kitlelere tarihi okutma ve sevdirmek için kullanmış bir yazardır. “Tarihi sevdiren adam” sıfatıyla anılır. Çalışmaları ağırlıklı olarak Osmanlı Devleti üzerinedir.
Ahmed Refik, 1880 veya 1881 yılında İstanbul′da doğdu. Beşiktaş Askeri Rüştiyesi′ni ve Kuleli Askeri İdadisi′ni bitirdi. Babası Sultan Abdulaziz′in Vekilharcı Ürgüplü Ahmet Ağa′dır. Ahmed Refik, Toptaşı Askeri Rüştiyesi ile Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi′nde coğrafya öğretmenliği yapmıştır. Dört yıl süren bu görevden sonra 1902 yılında Harbiye Mektebi Fransızca öğretmenliğine nakledildi. 1903′de birinci mulazım, 1907′de yüzbaşı oldu. Bu yıllarda bazı gazete ve mecmualarda ilk yazılarını yayınlamaya başladı. İrtika, Malumat, Hazine-i Fünun, Mecmua-i Ebuzziya bu yayınlardan başlıcalarıdır. Ayrıca Tercüman-ı Hakikat ve Millet gazetelerinin başyazarlığını yaptı. Vak′anüvis Abdurrahman Şeref Efendi′nin ölümü üzerine Tarih Encümeni Başkanlığı′na seçildi. Ünlü tarihçi hayatının son yıllarını sefalet içinde geçirdi. Değerli kütüphanesini parç parça sattı. Sonunda 10 Ekim 1937′de öldü. Vasiyeti gereği cenazesi Büyükada′nın Tepeköyü mezarlığına defnedildi. Çağdaşları tarafından "Tarihi Sevdiren Adam" diye nitelendirilen Ahmed Refik, dünya tarihinden çocuk kitaplarına kadar geniş bir sahada kalem oynattı. Akıcı bir üslupla yazdığı ve "Geçmiş Asırlarda Türk Hayatı" başlığı altında yayınladığı "Bizans Karşısında Türkler", "Sokullu", "Cem Sultan", "Alimler ve Sanatkarlar", "Kadınlar Saltanatı", Felaket Seneleri", "Lale Devri" gibi eserleriyle büyük bir ün kazanmıştır.