üçlemenin ilki olan Sürgün kitabını geçen gün bitirdim ve incelemesini şimdi yazabiliyorum. hayatta kalma mücadelesi verilen, distopik kitapları zaten çok severim, hele 2000'lerin distopik kitaplarını daha da çok severim ve bu serinin önerilindiğini görünce yüksek bir beklentiyle başladım.
düşüncelerim (spoilersız)
çok fazla işlenmiş ve bilinen bir konusu var, ana karakter Alenna'nın yozlaşmış olan hükümet ile olan savaşı. diğer kitaplarını bilemem ama ilk kitap gayet sürükleyiciydi, yan karakterleri ve yaşadıkları dünyayı tanıdık. plot twist'i güzeldi, baymadı. zaten bu tarz kitaplarla yanlış gidemezsiniz.
düşüncelerim (spoilerlı)
kitabın ilk yarısı su gibi aktı, hatta devamı da öyleydi. ama ne yalan söyleyim, gri bölgeye giderlerken birazcık sıkılmıştım çünkü herkes bu yolculukta ya kaçırıldı ya da öldü. baya umutsuzluğa kapılmıştım çünkü bu durumdan nasıl kurtulacaklarını hiç bilemedim, fakat Alenna ve diğerleri bir yolunu buldular. hepsi de çok iyi dayandı gerçekten. Alenna
kitaptaki olaylar için hareket etmektense, kendi gibi davranıyordu ve bu bana çok samimi geldi yani aptal bir kız değildi. Liam ile ilişkileri hemen gelişti ama ben biraz daha direnmelerini isterdim, özellikle Gadya düşünülünce. gerçi iki karakter arasındaki ilişki bu kadar hızlı gelişince genelde serinin devamında bir şekilde ayrılmaları söz konusu olur :’) gerek biri kaçırılır, kavga ederler, araya üçünü bir kişi girer vs. umarım olmaz ama şu an ikinci kitabı okuyorum ve Emma diye bir karakter girdi hikayeye, bi şüphelenmedim değil. devam kitaplarında özellikle Gadya ve David’i kurtarmalarını istiyorum, şu yandaş James’in altından da bir şey çıkabilir gibi geliyor bana.
genel anlamda güzel bir başlangıç kitabıydı, diğer kitaplarını okumayı bekliyorum.