Herkese Merhaba,
Hıctorical bir kitap okuyam dedim, eski kitapları okuyup bittirmem lazım , yoksa bitecek gibi değiller. Bende zamanında almışımda almışım ama eskiden bu fiyatlar yoktu, sahaflarda bir sürü ucuz kitap alabiliyorduk... bende o zamanlar almışım.
Gelelim kitaba, gelmesek mi acaba, aşırı sıkıcıydı ve asla beğenmedim. Bundan 10 yıl önce okusamda beğenmezdim. Ne hikaye güzel ne karakterler güzeldi. O kadar mallardı ikiside anlatılmaz yani. Erkek desen cahil cuhalla bır herif kaba safa, kız desen oda şımarık, gereksiz iyilik meleği filan... işte kız amcaının sapık fantezilerden kaçmaya çalışır ve bır ailenın yanında hızmetcılık yapar, kız aslında bir leydi ama ailesi ölüyor amcanın yanında kalıyor fılan neyse... işte kaldığı ailede baskın yaparlar herkes ölür, kızda kaçarken yakalanır ve başrol adamda kızı kurtarır. Hikaye böyle başlıyor hikayenın yarısı gereksiz yol da gecer... boş boş şeyler aşırı sıkıldım, işte adamda bu arada komutan zoraki komutanlık yapıyor tehhtil edildiği için ingilizlere çalışıyor fılan... kaldıkları kuleye gıderler . ve herkes kıza aşık fılan boşşşş... işte tartışmalar fılan seks yaparlar aşık oluyorlar... mutlu son fılan asla gecmedi. Hıc begenmedim aşırı boş bır kıtap..
Beni en cok sınırlendıren şeye gelelım; işte general var kıtapta , bu başrolu tuzaga ceken komutan olacaksın dıye kişi, neyse bu kızı görür görmez vuruldu, kendisi evli bu arada.. bır kısım bu adamın agzından okuyoruz. Adamın kızı düşünerek kendini tatmin etmesini okuyoruz , kusucaktım yanı ben niye bunu okuyorum lennnn haaa hemıde hıctorical kitaptaaaaa aşırı sınırlendım... benim için hictorical bazı krıterlerim vardır yani bunu yazamazsın hahahah işte sonra sonuna gelıyoruz... bu adam kıtabın sonunda kıza metresı olması ıcın teklıf edıyor işte rahat ettırım
Selam millet
#illekitapilehistoricalokuyoruz grubumuzun bu ay ki kitabı ile geldim
Resmen #historical okumak başka bir duygu diyebilirim ve seriye ilk kitabından tutuldum
Kitabın konusuna gelecek olursak
Iain MacKinnon ve kardeşleri İskoç olsalar da İngiliz kraliyetine hizmet etmeye zorunlu bırakıldılar. Kızılderililer kadar barbar ve güçlü olmaları onların bu kez lehine işlemişti.
Abenakileri ile karşı karşıya kalsalar da tecavüze uğrayacak hor görülen kadını öyle bırakıp gitmek asla içine sinmedi.
Annei ise babasını ve annesini kaybetmiş amcasının iftirasına maruz kalarak damgalanmış ve hizmetçiliğe sürgün edilmiştir. Bir leydi gibi büyütülen Annei kendini Abenakilerden kaçarken bulur. Güçlü bir kadın olarak dirense de karşına çıkan adamlardan kurtuluşu olmadığını bilir. Ta ki kendini kurtaran Iain’i görene kadar.
Kitabın yorumuna gelecek olursak
Ben bir tık Iain’a düşmüş olabilirim belki biraz daha fazla olabilir Tam bir İskoç Lordu. Barbar gibi gözükebilir hatta bir Kızılderili bile görünebilir ama tam bir savaşçı. Aşırı güçlü ve aşırı sağ duyulu. Zekası ve gözükaralığına hayran kaldım. Yazarın kalemi aşırı akıcı ki 390 sayfa bıraksalar beni bir günde bitebilirdi. Annei’e ise güçlü bir kadın karakterdi. Yaşadığı güçlüklerle başa çıkmayı çok güzel başardı.
Her Komando kalbimde ayrı bir yere sahip şu an. İçerisi dolu dolu olaylar var ve asla sıkılmadan okudum. Hatta bittiğinde bir burkuldum. Üç kitaplık bir seri ve serinin devamında Iain’ın kardeşlerini okuyacağımız için mutluyum. Her birinin hikayesini ayrı ayrı merak ediyorum. Keşke yayınevi yeniden bassa da doya doya alıp tekrar okusam
Sizlere alıntı bırakarak kaçıyorum
#alıntı
Kadınları ile çocukları da savaşa katmak kuşkusuz en kötü günahlardandı. Masumiyetin özüne zarar vermeye ya da başlangıcındaki
MacKinnon kardeşleri seviyorum. Bildiğimiz historical romanslardan ayrı tutuyorum seriyi. 1750li yılların Amerikasında geçiyor çünkü. Cicili bicili lordlar leydiler yok. Savaşın hüküm sürdüğü tekinsiz topraklar var.
Iain MacKinnon ve kardeşleri topraklarından sürgün edilmiş ve yine onları sürgün eden İngilizlerin oyunu ile onlarla Fransızlara karşı savaşmak zorunda bırakılmışlar.
Anne Burness Campbell ise amcasının zulmüne uğrayıp bir hırsız olarak damgalanmış ve koloniye gönderilmiş.
Anne satılmış olduğu çiftlik baskına uğrayınca canını kurtarmak için kaçarken Iain O'nun kurtarıcısı olacaktır. Bundan sonrası ise yalanlar, düşman aileler, sadakat, tutku ve savaş dolu bir hikaye.
TeslimiyetPamela Clare
Ve işte bu ayın favori kitaplarından birinin yorumunu yapıyorum. Sonunda vakit bulabildim. Seriyi çok uzun zaman önce duymuş ama bir türlü diğer kitapları toplayıp okumaya başlayamamıştım. Nihayet tamamladım ve bir kez daha neden daha önce okumadım diye kendime kızdım. Gerçekçi bir kurgu, tutkulu karakterler ve nefes kesen olaylar. Okunmasını şiddetle tavsiye ederim.
Annie babasını kaybettikten sonra hayran olduğu amcasının annesini öldürdüğüne tanık olur. Amcası tarafından sürgün edilen ve hizmetçi olarak satılan genç kızın hayatı darmadağın olmuştur. Amerika'nın vahşi doğasında Kızılderililer ile savaşan kahraman iskoç savaşçılarından bir grubun yolu Annie ile kesişir. Kızılderililer Annie'yi öldürmek üzereyken Iain MacKinnon canı pahasına öne atılıp genç kızı vahşilerin elinden kurtarır. Sınırların ve yasakların olmadığı bu savaşta hayatta kalmak imkansızken Annie günlerce hayatını kurtaran İskoç ile saklanıp güvenli bir yere ulaşmayı umar. Üstelik bu adam düşman klandandır. Birlikte geçirdikleri günlerde tatlı dokunuşlar, bakışlar, farkındalık tutkuyu ateşler. Böylesine vahşi ve siyasi olarak çöküntü yaşayan bir ortamda aşk kadar insanı savunmasız bırakan bir şey yoktur.
"Ben senin için nereyi güvenli buluyorsam oraya gideceksin."
Annie kolları arasında kasıldı. "Ben burada güvendeyim."
"Hayır, Annie. Benim hakkımda düşündüğün şeylerin çoğu doğru. Ben bir barbarım. Kalırsan yatağına girip senden bir öpücükten fazlasını almam uzun sürmez. Sen de biliyorsun. Bak, kalbin ne kadar hızlı çarpıyor! Burada kalırsan olacaklar belli."
Çok çok eskilerden bir historical romanla geldim. Uzun zamandır Pamela Clare okumak istiyordum ama bir türlü elim gitmiyordu. 2013 yılında (aldığım notlara göre ilk o zaman okumuşum. O zamanlar bir deftere her şeyi yazardım hangi tarihte aldığımdan, kaç günde okuduğuma kadar ) ilk okuduğum zamanlar çok beğendiğimi hatırlıyordum ve zihnimde bir kaç sahnesi baya netti. Kesinlikle netmis o sahneler bu arada. Okurken bu kadar hatırladığıma bile şaşırdım.
Ama şu anki ben, bazı sahnelerden rahatsız oldu. Bu yüzden tam puan vermeyeceğim. O sahneler o şekilde ilerlemeseydi benden tam puanı alırdı orası kesin.
Iain İskoç bir asker. İngiliz bir general tarafından tuzak kurularak ona hizmet edilmeye mahkum ediliyor. O ve iki kardeşi ile birlikte. Connor ve Morgan. (Daha sonra bunların hikayelerini de sonraki iki kitapta okuyacağız bu yüzden onları daha dikkatli okuyun derim )
Ya hizmet edecek ya da öldürülecek. Iain de kardeşlerini böyle bir şeye maruz bırakmamak için kabul ediyor ve nefret ettiği İngilizler adına İskoçların her daim yanında olan Fransızlara karşı savaşmak durumunda bırakılıyor ve her anından da nefret ediyor.
Tatlı Annie’miz ise amcasının zülmünden kaçan ve hırsiz damgası yiyerek köle olarak satılan biri. Tam olarak köle olarak satıldığı bir çiftlik evine saldırı sırasında kaçarken Iain tarafından bulunuyor. Böyle bir macera ile kitaba giriş yapılıyor ve ben bir kaç saat içinde nasıl bitirdiğimi bilemedim bile.
Tek sıkıntım Annie’nin bu kadar olayları saklamasaydı, halbuki gerçekten hırsız bile değil. Amcasının ihanetine maruz kalan biri ve birçok çirkin detaylar var oralar hakkında.
Neyse genel olarak bir İskoç aşığı olarak birkaç sahne dışında olaylar hoşuma gitti. O olaylara istinaden bir puan kıracağım
Yazarı ilk kez okuyorum. Iskoçlar la olan hikayeleri daha çok seviyorum çünkü daha çok ağız dalaşı oluyor. Ama bu kitapta tam anlamıyla o zitlasmayi bulamadim. Yoğun bir ask ta okumadim.kitap 3 kitaplık bir seriymiş. Diğerlerini de okuyacağım. Umarım onlar daha zevkli olur.
Çok güzeldi. Karakterler, dönem, olaylar, savaşın anlatılması, hikayenin derinliği,yan karakterler... Hepsi güzeldi. Sömürge zamanı amerikasında geçiyor ve baş kahramanımız Ian İngiliz ordusunda mecburi binbaşılık yapıyor. Kendisi muhteşem bir iskoç. Geçtiği dönem ve koşullar itibariyle diğer historicallardan epey bir farklıydı. Hiç bu dönemde geçen bir kitap okumamıştım. Yazarın dili de çok akıcı, hikaye su gibi ilerliyor. Gereksiz tripler, saç baş yolduracak gururlu tavırlar, öküzümsü erkek tavırları yok. Ian tam bir centilmendi. Annie'yi korudu, kolladı, çok sevdi, çok da nazikti. Annie'de çok akıllı, kendine bilen, tatlı bir kızdı. Böyle şımarık olmayan karakterleri seviyorum.
Tek sorun ben bunu pdf indirip okudum ve arada tam 17 sayfa atlanmıştı. O süreçte olanları bir konuşma esnasında öğrendim ama yine de üzüldüm. Bazı kitaplarda pek fark etmiyor ama bu kitap sayfa atlanabilenecek boşlukta değil. Dolu dolu yazılmış.
Son olarak bu Mackinnons Rangers serisinin ilk kitabı. Sırada diğer iki kardeşin kitapları var. Sabırsızlıkla bekliyorum.
Teslimiyet
Pamela Clare
Iain MacKinnon İngiliz kraliyetine hizmet etmek zorunda bırakıldı ama vicdanı onu Abenakilerin elinde kaçınılmaz bir ölümle karşı karşıya kalmış güzel bir kadını kurtarmak için harekete geçirdi. Emirlere karşı çıktı; kardeşlerini, adamlarını ve görevini tehlikeye attı... Bir kadın için. Ama Annie'nin tatlı vücudunu kollarıyla sararken hiç pişmanlık duyamıyordu. Kadının ondan bir şey sakladığını hissetse de kalbine engel olabilmek için çok geçti. Aşkta ve savaşta öyle anlar olur ki yapılabilecek tek şey... Teslimiyet'tir.
Konuyu kopya ettim çünkü çok güzel özetti
Benim hislerime gelince yazarın kalemini beğendim. Aslında bu tür kitaplara bayılıyorum okurken hiç Sıkılmadan sürekli okumak öyle eğlenceli ki Ian da okumak öyleydi. Romantik bir savaşçı. Kızı gördüğü an ki tuttumu herseyi riske atması ve onu o zorlu anlarda koruması ısıtması ve diğer yaptığı mükemmel detaylar okurken sıcacık hissettirdi
Ve Annie ailesini kaybedişi suçlanması ve tercihleri onu Ian a getirdi. Karektere bayıldım seçimlerini çok beğendim ve hikayeyi sevdim kesinlikle serinin ilk kitabı etkileyiciydi sanırım devam kitaplarında kardeşleri anlatacak çok heyecanlıyım
Iain MacKinnon İngiliz kraliyetine hizmet etmek zorunda bırakıldı ama vicdanı onu Abenakilerin elinde kaçınılmaz bir ölümle karşı karşıya kalmış güzel bir kadını kurtarmak için harekete geçirdi. Emirlere karşı çıktı; kardeşlerini, adamlarını ve görevini tehlikeye attı... Bir kadın için. Ama Annie'nin tatlı vücudunu kollarıyla sararken hiç pişmanlık duyamıyordu. Kadının ondan bir şey sakladığını hissetse de kalbine engel olabilmek için çok geçti. Aşkta ve savaşta öyle anlar olur ki yapılabilecek tek şey... Teslimiyet'tir.
Tarihi aşk romanları seviyorum o tarihlerde yaşamak isterdim özellikle İskoç ırkının efsane ve savaşçılarının olduğu kitapları güzel bir kitap severek okunabilir
Iain MacKinnon İngiliz kraliyetine hizmet etmek zorunda bırakıldı ama vicdanı onu Abenakilerin elinde kaçınılmaz bir ölümle karşı karşıya kalmış güzel bir kadını kurtarmak için harekete geçirdi. Emirlere karşı çıktı; kardeşlerini, adamlarını ve görevini tehlikeye attı… Bir kadın için. Ama Annie’nin tatlı vücudunu kollarıyla sararken hiç pişmanlık duyamıyordu. Kadının ondan bir şey sakladığını hissetse de kalbine engel olabilmek için çok geçti. Aşkta ve savaşta öyle anlar olur ki yapılabilecek tek şey.
Teslimiyet’tir.
️
O kadar güzeldi kiiii! Tarif edebilir miyim bilmiyorum. Film izliyormuşum gibi bir historical okudum. Yazarın inanılmaz akıcı bir dili vardı. Sanki üç kitaplık bir seriyi aynı romana sığdırmış fakat bunu o kadar yeterli yapmış ki tek kitapta kurguyu yeterli buluyorsunuz.
İain ahh İain o kadar o kadar iyiydin ki. Annie, için göğüs gerdiğin şeyler, zekanla alt ettiğin sorunlar, gücünle karşısına çıktığın tehlikeler.. Allah’ ım her birini nasıl anlatayım. Gönlümde barbar imparatorluklar kurdun.️
Annie de İain’ a yakışacak kadar iyi bir karakterdi. Gözüme batan bir tarafı olmadı. Yan karakterler de İain kadar iyiydi ve serinin diğer kitaplarında onları okuyacağım için çok heyecanlıyım. Yazarın kitaplarını okuma rüyam hiç bitmese keşke.
Historical severler için gözüm kapalı tavsiye ediyorum. Üzücü olan iki şeyden birincisi basımı yok o yüzden nadirkitap veya sahaflara bakın. İkinci şey ise, @koridoryayınları ‘ nın artık bu tarz kitaplar basmıyor oluşu. Tülaaayyyyy nolur özüne dön tülayyyyy.
Addio.