Benim gibi yavaş okuyan birinin bile bir oturuşta bitirdiği, akıcı, hayaletler ve kargalarla tam Sonbahar’a ve spooky season’a uyan bir kitaptı. Konusunu çok akıllıca buldum, daha önce nasıl düşünememişler? Hikayeyi çok anlatmak istemiyorum spoiler olmaması açısından ama şunu söyleyebilirim gerçekten de çok tatlı, nahif, umut dolu bir kitaptı. Başlar biraz durağan bir gidişteydi hatta ortalara kadar öyle devam etti diyeyim ama sonları adeta sıcacık bir battaniye gibi sarmaladı beni. Aile içi ilişkiler ve ailenin beraber yaşadığı keder konusu çok dokunaklıydı bazı sahnelerde çok duygulandığım oldu.
Kapak tasarımına da ayrıca bayıldım bunu da eklemek istedim, mutlaka okumak istiyordum iyi ki de okumuşum. Okuması keyifliydi kesinlikle sıkılmadım, baş karakterler Florence ve Ben gayet eğlencelilerdi ama işte tam 5 yıldız hissini alamadım o yüzden 4 yıldız. Ashley Poston’ın The Seven Year Slip kitabını da çok merak ediyorum, onu da en kısa zamanda okumayı düşünüyorum.
Cringe dolu kitap
Kahveye "viz viz suyum" hitap etmesi benim
icin son noktaydi. Sacma sapan yazım seklinden kaynaklı guzel ve ilginc bir konunun icine etti. Sonbahar okumalarima baslayim derken ara verecem bu kitaptan sonra... kaç gun elime kitap alamadım
Kahveye “vız vız suyum” hitap etmesi benim icin son noktaydi. Sacma sapannyazim seklinden dokayi guzel ve ilginc bir konunun icine etti. Sonbahar okumalarima baslayim derjej ara verecem bu kitaotan sonra…
Arkadaşlar.. bir kara deliğin içine çekiliyor gibiyim. Yeni bir konuya ilgi duymaya başladım ve ALLAH'ımm.. çokk güzel!! Deli gibi ghost romance okumak istiyorum. Bayılıyorumm yanii! Sanırım kitaplığımdaki tüm kurguların pabucu dama atıldı. Epik fantastik kurgularım bana kitaplığımın içinden 'Hayırdır aşkısı??' diye yan yan bakıyorlar sanki. Yok yok şaka, hepsi benim bebeklerimm. Bu okuduğum üçüncü hayaletler, ruhlar vs. içeren kurgu vee ben gene düştüm yanii.. Bu konuyu inanılmaz keyifli, huzurlu, güzel ve güvenli buluyorum. Vallahi hakkımızda hayırlısı. Tamam epik karakterlere, fantastik karşı cinslere falan düştüğümüz oluyor da umarım kendimi özelliklere bunlara çok kaptırmam ahshsh. Kitabımıza geçelim yoksa heyecandan bayılcamm buralara.. Şimdi kitabı çok sevdim. Bunun sebebi; öncelikle diyaloglardaki hazır cevaplılıktı. Bence çok komik, tatlı ve gerçekten ince esprilerle doluydu. O yüzden çoğu zaman kıkırdayarak ve hatta fazlasıyla kahkaha atarak okuduğumu söylemeliyim. İkincisi: karakterleri, o sıcak aile ortamını çok sevdim. Yani cidden dinlediğim şarkılarla birlikte o anne ve babanın huzur içinde, yüzlerinde de yaramaz bir ifadeyle üç çift dolmuş, gülen gözlerin önünde dans edişini bende sanki onlarla izlemiş gibiyim. Tüm karakterler çok tatlı, duygusal, komik ve güzellerdi. Bir de sonu çok güzeldi. Cidden özellikle 260 sonrası sanırım yüzümde hep bir gülümseme vardı. Ne zaman kitabı bitirdim, o zaman yanaklarımın gevşediğini hissettim valla. Kısacası kitaptaki, karakterlerdeki o huzur, neşe, duygusal veya güzel anlar bir bir canlandı aklımda, kalbimde, gözümde.. Gerçekten sevdim ve keyifle okudum. Bir de bunların yanı sıra aslında paylaşmak istediğim ama beklentinizin düşmesini istemiyorsanız (spoi değil bu arada) geçmenizi önereceğim birkaç şeyde söylemek
Ölü romantikler daha çok adı yüzünden ilgimi çeken bir kitaptı. 9 puan belki fazlaydı ama verdiğim puan tamamen bana hissettirdiklerinden dolayı.
Kitap hayalet yazarlık yapan Florence'nin yeni bir romantik kitap yazmaya çalışmasını daha doğrusu kitabını mutlu sonra bitirmeye çalışmasıyla başlıyor ancak "mutlu son" florence için artık imkansız gibi. Çünkü o yakın zamanda yaşadığı bir ayrılıktan dolayı aşka olan inancını kaybetmiş. Florence'in bir özelliği de hayaletleri yani ölüleri görebilmesi ve ölümün hayatından hiç eksik olmaması. Yeni editörünün bir anda çok sevdiği babasının cenazesinde hayalet olarak belirmesinden anlayabiliyoruz bunu. (Merak etmeyin spoi vermedim arka kapakta yazıyor bu zaten.)
Kitapta ölüm teması çok fazla işleniyor. Romantik okumak diyince aklıma gelen şey okurken zıplaya zıplaya dolaşmak veya evde sessiz çığlıklar atmak ama bu kitapta hiç de öyle şeyler yaşamadım. Hatta ağlayacaktım bir ara. Ama sonra yazar öyle bir şekilde bağladı ki sonu kalakaldım. Ölüme rağmen mutlu olan ana karakterimiz gibi ben de mutlu hissettim kendimi. Ne kadar ilk 150-200 sayfa kitabın adındaki ölü kısmını taşısa da sonunda romantikler kısmının da hakkını verdi kesinlikle.
Yazarın kitabın sonuna koyduğu okuyucu rehberi kısmı var bir de. O KADAR TATLIYDI Kİ ANLATAMAM. Neyi neden yazdığını ve samimiyetini bana resmen hissettirdi.
İlk başlarında sıkılsak ve okurken sürünsek bile bazı kitaplar dönüp bakınca çok güzel hatırlanıyor. Bu da benim için öyle oldu. Bir şans vermenizi tavsiye ediyorum.
Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederimm. Umarım hep güzel hatırlayacağınız ve kendinizden parçalar bulacağınız kitaplar okursunuz ve o kitaplar sonsuza dek yaşar.
Ölü RomantiklerAshley Poston · Yabancı Yayınları · 2024240 okunma
Florence Day, aşk romanı yazarıdır ve eslim tarihi vardır o da çok yakın zamandadır. Ne yazık ki, kalbini paramparça eden bir ayrılıktan sonra, Florence artık aşka inanmamaktadır. İnanmadığı şeyi yazmak onun için zordur. Yeni editörü, uzun boylu ve yakışıklı Benji Andor, son romanını bitirmek için ihtiyaç duyduğu ek süreyi vermeyi reddettiğinde, Florence'ın bu kitabı bitirmesi gerekmektedir. Florence, annesinden telefon aldıktan sonra, tüm dünyası durur. Çok sevdiği babası vefat etmiştir. Mümkün olan en kısa sürede memleketine gitmesi gerekmektedir. Florence, on yıldır ilk kez Mairmont'a geri dönmüştür. Florence ve babası çok özel bir ortak noktayı paylaşıyorlardı ve o da hayaletleri görmeleriydi. Bu Florence'ın istediği bir şey değildi, aslında ergenlik yıllarını mahvetmiştir. Ama cenaze evinin basamaklarında onu bekleyen bir hayalet gördüğünde şok olur ve orada olduğu için onun da aynı şekilde kafası karışık görünüyordu. Ve her şey o noktada değişmeye başlar.
Ölü RomantiklerAshley Poston · Yabancı Yayınları · 2024240 okunma
Ölü Romantikler
Zavallı Florence ve hayali arkadaşları.
Florence ve hayaletleri.
Aşka olan inancınızı kaybettiğinizi düşündüğünüzde ölmüş editörünüzün hayaletine aşık olabilir miydiniz ?
Bu kitap gerçekten muhteşemdi desem yine de az kalır mükemmelin ötesinde. Kitabı başladığım gibi bitirdim elimden bırakmak mümkün olmadı. Hayal kırıklıkları, yalanlar, gizemler, aile desteği ve harika dostlukların sizinle olduğu bir hikaye.
Florence aşk romanları yazan bir hayalet yazardır. Editörü İle konuşmak için yayınevine geldiğin de onun yerinde yeni yakışıklı bir adamla karşılaşır onun aksine bu adam maddeli listeli kullanan cinsten bir adamdı kendisi ise yapışkan not kullanan cinste bir kızdı.
Editörü Benji Ardor teslim tarihinden önce taslağı kısa süre içerisinde göndermesini istiyor ama henüz kitap bitmiş değil ve geçmişte yaşadığı ilişkisinden dolayı da bitecek gibi durmuyor görüşme istediği gibi geçmeyince Rose ile paylaştığı evine geri döner. O akşamın gecesinde Rose ile kafa dağıtmak için bara gider orada eski erkek arkadaşı ve ihaneti ile bir kez daha yüzleşmek zorunda kalır kendisini dışarı atması ile Benji ile karşılaşır saniyeler süren bir öpücüğün arkasından annesinin araması ile babasının vefat haberini alır. Doğruca kasabaya döner bu kasabaya bir daha döneceğini hiç düşünmemişti.
Eskiden burayı ne kadar sevse de artık hiçliğin timsaliydi. Geçmişte yaşadığı hayalet olaylarından dolayı burayı terketmek zorunda kalmıştı. Ama hayaletler ile konuşmak onun babası ile olan ortak yönüydü. Ailesi bir Cenaze evi işleri ile uğraşıyordu. Florence eskiden bir hayaletin ölüm gerçeğini ortaya çıkardığı için suçlanmıştı kasabada dedikodular yayılmaya başladığın da buradan gitmiş ve gölge yazar olarak hayatına devam etmişti ama şimdi yine buradaydı.
Babasının cenazesi için
Kitap benim beklentilerimi aştı, aynı anda hem gülüp hem ağladığım bir yer bile oldu. Zaten gözyaşları eşliğinde hem çok hüzünlü hem de çok mutlu bir kitap diye hikaye atığımda bunu anlamıştınız muhtemelen.
Kızımız Florence çok ünlü bir yazarın hayalet yazarlığını yapıyor. Annnesi ile babası uzun yıllar süren mutlu bir birlikteliğe sahip olduğu için yıllarca kendi doğru kişisini bulacağını düşünmüş ancak yaşadığı kötü bir ayrılık yüzünden aşka inanmayı bırakmış. Eee kızımız romantik yazarı olunca bu işleri de etkiyor tabii, yazdığı son kurguya bir türlü mutlu son veremiyor. Bu sırada aşırı yakışıklı yeni editörü ise kitabı bir an önce teslim etmesi konusunda baskı yapıyor. Derken kızımızın babası ölüyor ve yıllar önce neredeyse kaçarak terk ettiği kasabasına dönmek zorunda kalıyor. Aaa söylemedim değil mi? Florence hayaletlerle konuşabiliyor. Küçükken bu yeteneği ile bir cinayetin çözülmesine yardım etmiş ama bu bir deli olarak adının çıkmasının da ilk adımı olmuş tabi ki. Eee bu kız oradan kaçıp büyük şehirde rahat etmesin de ne yapsın? Bu arada ailesi de cenaze işleri yapıyor. Hatta bir yerde herkes beni Wednesday olarak görüyordu ama ben siyah giymeyi sevmiyorum tarzı bir şey bile diyordu. Neyse tüm bunlar yetmezmiş gibi yakışıklı editörü Benji kapıda belirmesin mi hem de hayalet olarak? Ve yarım kalmış kitabını tamamlamazsa dünyada kalacağı öbür tarafa geçemeyeceği gibi bir sorun var. Aşk sahiden ölmüş olabilir mi?
Benji kapıda belirdiği an dedim ki kötü sonla biterse kitabı bırakırım. İflah olmaz bir romantik olarak olarak 381826263 tane film izledim ve böyle olaylara biraz hakimim. İkilinin diyalogları azıcık ilerlediğinde dua etmeye başladım Allahım bir şeyler olsun diyerek çünkü bu ponçik yüreğim en sonunda vedalaşmamızı kaldırmazdı. ( aslında detay verdim şu
Ölü RomantiklerAshley Poston · Yabancı Yayınları · 2024240 okunma
İlk 90 sayfada sıkılan, sayfaları göz ucuyla çeviren ve bir hayalete aşık olmak mı? Diye düşünen kendime gülümseyerek bakıyorum çünkü kitabın sonundan bildiriyorum ki gerçekten çok güzel bir kitap okudum.
Elbette sonunu tahmin etmek kolaydı ama duyguları ve imkansızlıkları çok güzel aktaran birçok yerinde gözlerimi dolduran bir hikaye oldu. Aşk öldü demiştin, ölü değil misin? Kısmı özellikle... Bu sahneye kalbimi bıraktım diyebilirim
Kitapta çok üstünkörü geçilen bir cümlede uzun uzun durdum. Yazarın söylediği gibi şuanda hayatımızın başrolündeyiz ve zamanla yan rollere düşeceğiz.
Daha önceleri Ashley Poston ın
Kitap Kurdu ve Çirkin kitabını okumaya çalışmış ama pek ısınamayınca da çok nadir yaptığım birşeyi yapıp kitabı yarım bırakmıştım. Dolayısıyla yazarın kitaplarına karşı biraz önyargılıydım. Ama bu kitap o kadar güzel övgüler almıştı ki, e bir de hayaletler vardı, bende dayanamayıp yazara bir sanş daha vereyim dedim, iyi ki de demişim aferin bana :) zira çok sevdim, pek sevdim. Başlar biraz yavaş aktı ama sonrası su gibi aktı gitti. Florence in kelime oyunlarına bayıldım, özellikle ailesinin ölümle ilgili yaptığı tüm kara mizaha bayıldım. (ki olaya babaları dahildi yahu) Çok özel ve güzel bir aileydiler özellikle baba. Adam babalık, kocalık, arkadaşlık, .... çıtasını arşa taşımış ve zirvedeyken de bırakmış.:)
Benji de çok tatlıydı tabiki, onu da es geçmeyeyim.
Hikaye filmini ve kitabını çok sevdiğim Keşke Gerçek Olsa yı anımsattı bana. Bu da fazlalık bilgi paylaşımı olsun filminin adı da #justlikeheaven izlemediyseniz, tavsiye ederim.
Velhasılı karakterlerini, cenaze evini, kelime oyunlarını ve de başka herbirşeyleri çok sevdiğim bir kitap oldu kendileri.